İyi Okumalar 🦋
_________________
~hyunjin~
M: "Zombi değiliz"
Kıyafet mağazasının arka tarafındaki dar giyinme alanında, askılardan düşmüş tişörtlerin, yere saçılmış kotların ve kırık aynaların arasında öylece duruyorduk, birbirimize bakıyor, kimsenin ilk kelimeyi söylemeye cesaret edemediği o tuhaf sessizliği yaşıyorduk, sanki birazdan biri "şaka yaptım" diyecek ve her şey eski haline dönecekmiş gibi.
Bir süre bizi zombi sanarak korkan ikilinin sarılmasına ve sakinleşmelerine izin verdik. Garip bir şekilde üzerimizde lanet varmış gibi bizi akıllısı bulmuyordu.
Saçları turuncu olan beden hala diğerinin kollarına yapışmıştı, tırnakları neredeyse kollarına batacaktı. Gözleri sürekli kapıya kayıyor, her seste irkilerek daha da küçülüyordu.
Siyah saçlı olan ise... dik durmaya çalışıyor, omuzlarını geriye atıyor, yüzüne "ben korkmuyorum" ifadesi yerleştirmeye çalışıyordu ama dizlerinin titremesi onu ele veriyordu.
CB: "Biz... şey yapıyorduk"
Boğazını temizleyerek konuşmaya çalıştı siyah saçlı. Ama Jisung kendisini öne atarak onun konuşmasını durdurmuş ve kayan ağzıyla konuşmaya başlamıştı.
J: "Şey yaptığınız belli zaten. Dünya yıkılırken millet deli gibi si-"
Minho, yanında duran tombul yanaklının başına hafif şaplak attığında Jisung başını tutarak yarıda kesmişti cümlesini. Bu sefer durum garipti. Kabinin içinde yarı çıplak birilerini görsem ben de aynısını düşünürdüm.
CB: "Ben Changbin, Jeongin ile burada tanıştık. Hayatta kalmak için buradayız."
J: "Soyunma odasında hayatta kalmak.. ne kadar erotikik"
Jeongin daha fazla yanlış anlaşılma olmasın diye ağlamaklı bir sesle konuştu.
IN: "Biz sadece saklandık..."
Felix, Jeongin'in fazlasıyla korkutuğunu anladığı için yanlarına yaklaştı ve sesini olabildiğince yumuşak tutarak konuştu.
F: "Korkmana gerek yok. Jisung'un kanında alkol olduğu için zombiler bize kokudan yaklaşmıyor"
Jisung böbürlenmek adına omzularını dikleştirdi. Felix'in söyledikleri işe yaramıştı. İki beden de derin bir nefes alarak rahatlamışlardı.
IN: "Her şey o kadar ani oldu ki. Mağazada kıyfet bakıyorduk. Sonra aniden camdan insanların çığlık atarak koştuğunu gördük. Mağaza sahibi bakmak için dışarıya çıktığında biz umursamadık. Kıyafet denemek için kabinlere girdik ama aniden köpek gibi davranan bir insan mağazanın camına atlayarak kırdığında çığlık çığlığa aynı kabinin içinde saatlerce saklandık. Korkudan hareket edip üzerimizi bile giyinemedik"
Changbin, hala sarıldığı bedeni onaylamak için başını hızla salladı. Yine de yaşıyor olmaları umut verici bir şeydi. En azından koca şehirde yalnız değildik.
CB: "Açlıktan veya şu kuduz köpek gibi davranan insanlar tarafından öldürülene kadar burada mı kalacağız?"
Felix duydukları yüzünden hemen gözlerimi aradı, ben de istemsizce başımı hayır anlamında salladım, bu şehirde hayatta kalmanın ne kadar rastlantısal olduğunu düşünüyordum, bir mağazaya girip saklanmak, yanlış zamanda yanlış yerde olmamak kadar basit şeyler yaşamla ölüm arasındaki fark olmuştu.
M: "Artık yalnız değilsiniz. Birlikte hareket edeceğiz. Elbet kaçış yolu veya başkalarıyla iletişim kurmanın yolunu bulacağızdır"
Jisung kollarını iki yana açarak neşeyle bağırdı.
J: "Ailemize hoş geldiniz."
...
Geceyi mağazanın arka deposunda geçirdik, kapıları masalarla kapatıp zar zor yanan ışıkları tamamen kapadık, herkes yere çökmüş haldeydi, şehirden gelen sesler gece ilerledikçe daha da tuhaflaştı. Ama güvenli bir yerde olduğumuz için korkmadık. Sadece içimizde endişe vardı.
Jisung yerde yatmıştı, kafası Minho'nun botuna dayanmıştı, Minho her seferinde ayağını çekiyor, Jisung tekrar yerde kıvrılarak ona yaklaşıyordu.
M: "Çekil"
J: "Soğuk"
M: "Git Changbin'e sarıl. O sarılmaya müsait birisi"
Jisung başını zeminden kaldırarak Jeongin'in yanında duran kaslı bedene baktı. Ne kadar kaslı gözükse de özünde bebek gibi birisiydi Changbin.
J: "Ben senin dibinde yatacağım"
Jisung inatçı bir şekilde başını tekrar Minho'nun dizine yasladığında, Minho bıkkın bir nefes vererek kollarını önünde birleştirdi.
Felix ise bana yaslanmış, başı omzumdaydı, nefes alışı uyuduğu için yavaşlamış, düzene girmişti ama uykuda bile parmakları tişörtüme tutunuyordu, ben ise tavana bakıyor, yarın diye bir şey olup olmadığını düşünüyordum.
Sabah, her zamanki gibi parlak bir güneşle değil, gri bir ışıkla geldi. Şehir... daha da kötü görünüyordu sanki. Yola çıktığımızda yürümek zorundaydık, arabalar çalışmıyordu, sokaklar enkaz doluydu. Bu da attığımız her adımda şehrin ne kadar mahvolduğunu görmemize neden oluyordu.
Bakışlarım önümüzde yürüyen bedenlere kaydığında Jisung'un sendeleyerek yürüdüğünü fark ettim, Minho da bunu fark etmişti.
M: "Sarhoşluk geçiyor"
Jisung duraksayarak alkol ve uykusuzluk yüzünden morarmış gözleriyle Minho'ya baktı.
J: "Hemen soju bulmalıyız"
F: "Zombiler senden kaçıyordu çünkü kanında alkol vardı. Yani kanının kokusu kirlenmişti"
M: "Aynı etkiyi yaratacak bir şey bulmamız lazım."
Hepimiz dağılmış şehrin ortasında adımlarımızı durdurarak düşünmeye başladık. Kanımızda alkol etkisi yaratacak bir şey bulmalıydık. Ya da kanımızın kokusunu bastıracak.
IN: "Yakınlarda özel bir hastane var. Belki orada bir şeyler bulabiliriz"
M: "Denemekten zarar gelmez"
Aldığımız ani kararla hastane binasına doğru yürümeye başlamıştık. Gerçi öncesinde de bir rotamız yoktu. Öylece yürüyorduk bir umut bir şey buluruz diye.
Neyse ki hastane çok da uzakta değildi. Birkaç dakika sonra Jeongin'in yönlendirmesiyle oraya varmıştık.
Hastane binası uzaktan bile ürkütücüydü, camları kırılmış, acil servis kapıları açık kalmış, içeriden ağır bir dezenfektan ve çürümüşlük kokusu geliyordu, yerler sedye tekerleği izleriyle doluydu.
İçeri girdiğimizde herkes bir şey bulma umuduyla dağıldı, Minho ve Jisung ilaç dolaplarına yöneldi, Changbin ve Jeongin acil giriş kapısını tuttu. Çok fazla ses çıkarsa ve zombiler bu tarafa gelirse haber versinler diye.
Felix ve ben ise öylece hastane koridorunun ortasında kalmıştık. Yorgun gözleriyle bana baktığında ona biraz daha yaklaştım.
Ona yaklaştıkça otomatik olarak elimi cebime attım. Kıyafet mağazasında üzerimizi değişmiştik ama aldığım montun cebine benim için önemli olan o kutuyu da atmıştım.
Elimle küçük kutuyu tuttuğumda, Felix'in o güzel ve iri gözlerine baktım dikkatlice. Artık şimdi zamanı gelmişti.
H: "Felix ben.."
Cebimdeki kutuyu çıkarmadan önce yere baktım. Zeminde cam yoksa dizimin üzerine çökmek. Ona romantik olmasa da düzgün bir evlenme teklifi etmek istiyordum.
Tam yere doğru eğilecektim ki önünde durduğumuz, acil çıkış merdiveninin kapısı açılmıştı. Ağır kapı sert bir şekilde açıldığında refleks olarak elimi Felix'in beline sardım ve onu kendime doğru çektim.
C: "Anestezin var mı? Var, ameliyat odan var mı? Var. Altı üstü bir ameliyat yapacaksın işte"
S: "Zombi salgını ortasındayız be adam! Sen hala burun estetiği yaptırmaya mı geldin!"
İki kişi birbirine bağıra bağıra içeri geçtiklerinde hepimiz duraksayarak onlara bakakaldıl.
J: "YENİ KARAKTERLERLERİN KİLİDİ AÇILDI"
Jisung heyecanlı bir şekilde konuştuğunda bizi farketmeyen ikili duraksayarak bize taraf dönmüşlerdi. Üzerindekilere bakılırsa biri doktordu. Diğeri ise ameliyata gelmiş olmalıydı konuşmalardan anladığım kadarıyla.
S: "İnsanlar.."
Doktor olan fısıldadığında başımı onaylar anlamda salladım. Öyle bir duruma gelmiştik ki önümüzde insan gördüğümüzde şaşırıyorduk.
Jisung yanımıza yaklaşarak elinde tuttuğu küçük antiseptik alkol şişesini pantolonunun cebine attı ve elini önümüzdeki ikiliye uzattı. Dünyanın sonu gelse bile bu çocuk alkole olan bağımlılığından kurtulamayacaktı.
J: "Merhabalar ben Jisung, arkadaşlarım Hyunjin, Felix. Şurada kendisini bilim adamı sanan kişi Minho. Kapıda korkusuzca zombi nöbeti tutan kişiler ise Changbin ve Seungmin"
_____________________
Bence önce hepimiz Chan'ın ameliyatına yardımcı olalım da sonra zombileri hallederiz. Önemli olan ameliyat çünkü slmdlsmfldmfşeöf
Yorum sayısı düştüğü için artık sık yb atmayacağım sorry 😔. Biliyorsunuz dedektif oyununu kaybettiniz ve bu sizin cezanız. Önecki bölümün de bu bölümün de yorum sayısı 500 olmadan yb yok. 😔