İçeriğe geç

SKZVIVOR

Bölüm 2 · 5 dk okuma

SKZVIVOR

Bölüm 2

{2} Buradan gitmemiz gerekiyor

İyi Okumalar 🦋

_____________

Zombiler yaklaşırken Hyunjin bir an donakalmıştı. Kollarının arasına sıkı sıkıya sarılmış olan Felix'ın nefesini göğsünde hissediyor, kalbinin sesi kafatasının içinde yankılanıyordu.

O ana kadar hiçbir şeyin kusursuz akışını bozamayacağını düşünmüştü ama şimdi... her şey elinde tuttuğu mum alevi kadar savunmasızdı.

Bir adım, bir hırıltı, bir nefes kadar yakındalardı ölüme. Ya da bunun adı her ne ise...

O an içgüdü devreye girdi. Avuç içi terlemişti, metal kaygandı ama sıkıca kavradı. Çünkü şu an başka tutunabileceği silahı yoktu.

Zombilerden biri, yüzü yarı çürümüş, dudağının altından siyah bir sıvı süzülen, diğerlerinden daha hızlı hareket edeni bir anda önüne atıldığında Hyunjin nefes bile almadan bütün gücüyle savurdu şamdanı.

Tok bir ses yankılandı karanlık restoran salonunda. Şamdan zombinin kafasına çarptığında kemiklerin çatladığı, etin ezildiği o ses tüm salonu doldurdu.

Canavar geriye sendeledi, bu gece için Hyunjin'in özel hazırlattığı masanın üzerine düştü. Mumlar devrildi, yemekler yere saçıldı.

Felix'in boğuk bir çığlığı kulaklarında yankılanırken Hyunjin, "Koş" diye fısıldadı. Çünkü artık anlamıştı karşısındaki canavarların sese tepki verdiklerini.

Arkasına bile bakmadan elini ona sıkıca sarılan, korkudan titreyen Felix'in eline kenetledi.

İkisi hızlıca koşmaya başladıklarında Hyunjin adımlarını durdurarak Felix'in elini bıraktı ve görüş açısının zar zor olmasına bakmayarak güzel surata baktı.

H: "Koş Felix. Arkana bile bakmadan koş"

Felix dehşete düşmüş bir şekilde gözlerini sonuna kadar açarak başını hayır anlamında salladı.

F: "Sen de geliyorsun! Sensiz bir adım bile atmam"

Nefesleri çığlık atmak için çırpınıyordu ama ikisi de sadece fısıldayarak konuşabiliyorlardı. Çünkü en küçük yanlışta ölümle burun buruna gelebilirlerdi.

H: "Koş Felix ben de arkandan geleceğim"

Hırıltıların yaklaştığını duyduğunda Hyunjin eli ile Felix'i sırtından itti koşması için. Küçük olan ise daha fazla bekleyemeyerek hızlı adımlar atmaya başladı. Her adımında dönüp arkasına bakıyor, Hyunjin'i kontrol ediyordu.

Felix'in uzaklaştığını gören Hyunjin ise diğer masaları devirmeye başladı. Bir masa, bir sandalye, bir şamdan...

Her biri zombilerin üzerine düşüyor, birkaç saniyeliğine bile olsa onların ilerleyişini yavaşlatıyordu.

Karanlıkta kemiklerin kırılma sesi, boğuk iniltiler ve masa bacaklarının çatırdaması duyuluyordu. Görüş açısı yoktu ama sesler bile tüylerin diken diken olmasına yetiyordu.

Restoranın arka çıkış kapısına ulaştıklarında cam kapıların dışındaki karanlık şehri ilk kez gördüler.

Felix nefes nefese bir şekilde kapıyı açmak için ittiğinde kapalı kapının çıkardığı demir şınqırtısı sesi tüm salonda yankılanmıştı. Korku dolu bakışlarla arkasına baktığında Hyunjin de onun yanına varmıştı sonunda.

Büyük beden zaman kaybetmeden kapıya omzunu vurdu. Birkaç darbeden sonra cam çatladı, bir sürü darbeden sonra ise tamamen kırıldı.

İkisi de nefes nefese bir şekilde kendilerini dışarı attılar ve şehrin ölüm çığlıklarıyla ilk kez karşılaştılar.

Sokaklar bomboştu. En işlek caddeler'den birinde olmalarına rağmen..

Gökyüzü garip bir griyle kaplanmıştı, sanki şehir bir anda renklerini kaybetmişti. Uzaklarda, ters çevrilmiş arabaların yanından dumanlar yükseliyor, rüzgar o dumanı caddelere sürüklüyordu.

Bir zamanlar kalabalık olan o cadde... şimdi sadece rüzgarın taşıdığı bir fısıltıyla doluydu sadece

Felix'in küçük parmakları titreyerek Hyunjin'in elini yakaladı sıkıca. Tenleri temas ettiğinde birbirlerine sıkıca tutunarak yavaşça adımladırlar.

Boş bir caddenin ortasında, kırık vitrin, cam parçaları arasından yürüdüler öylece. Ne söyleyecek sözleri vardı ne de donup kalacak zamanları.

Yerde devrilmiş bir çiçek tezgahının yanından geçerken solmuş güllerin üzerine damlamış kan gibi siyah lekelere baktılar. Bu sıvıların kime ait olduğunu biliyorlardı. Az önce bunu tecrübe etmişlerdi.

Yavaş adımlarla caddenin meydanına geldiklerinde öylece boş meydanda durdular elele tutuşarak. Uzaktan hafif siren sesleri duyuluyordu. Her yer kan göletleriyle doluydu ama hiçbir yerde ceset yoktu..

Karşılarındaki araba yolu ise 4 arabanın birbirine çarpışı ters çevrilmeleri sonucu tıkanmıştı. Sanki onlar romantik bir akşam yemeği yerken şehirde dünyanın sonu yaşanmış gibiydi...

F: "Herkes nerede? İ-insanlar nerede Hyunjin?"

Hyunjin'in gözleri meydanın diğer tarafında yan yatmış bir otobüsün açık kapısında donup kalmıştı. İçinde kimse yoktu. Sadece koltukların arasında kan lekeleri, yere düşmüş bavullar, dışarı savrulmuş eşyalar vardı.

Hyunjin, Felix'in elini biraz daha sıkıca tuttu. Sevdiği adamı biraz daha kendisine doğru çekti ve onu göğsüne bastırdı.

H: "Bilmiyorum... her ne olduysa... artık buradan gitmemiz gerekiyor."

Sarışın olan başını Hyunjin'in göğsünden kaldırmadan onaylar anlamda salladı. Gideceklerdi tamam.. ama nereye?

Öylece birbirlerine sıkıca sarılmış bir şekilde meydanın ortasında durdular. Şehri aydınlatan sokak lambaları olmazsa göz gözü görmeyecek kadar kararmıştı hava.

F: "Restorandakiler neydi? Biz de mi öyle olacağız. Dünyanın sonu mu geldi Hyunjin?"

Sona doğru küçük olanın sesi titrediğinde Hyunjin onu biraz daha kendisine doğru çekti, büyük eliyle sırtını okşayarak saçlarının arasına sıcak bir öpücük bıraktı.

H: "Bilmiyorum güzelim.. bilmiyorum. Seni dünyanın sonuna kadar seveceğim dediğimde şaka yapmıyordum bak"

Hyunjin ortamı yumuşatmak adına kötü espirisini ortaya attığında Felix tatlı bir şekilde kıkırdayarak yanağını uzun olanın kaslı göğsüne sürttü.

Kabanlarını alamadan çıkmışlardı ve soğuk hava iliklerine kadar işliyordu ama birbirlerine sarıldıkları sürece sorun yoktu.

Hyunjin aklına bir şey gelmiş bir şekilde gözlerini kocaman açarak ellerini Felix'in omuzlarına sardı ve onu kendisinden uzaklaştırarak, sokak lambası altında parlayan güzel yüze baktı.

H: "Madem dünyanın sonu, Felix sana bir şey sormak istiyorum"

Küçük olan hemen başını onaylar anlamda salladı ve büyüğünün gözlerinin içine baktı. Her konuştuklarında, nefes aldıklarında burunlarından ve ağızlarından sıcak duman çıkıyordu.

Hyunjin tek elini takım elbisesinin cebine atarak tekrar kutuyu sıkıca tuttu ve derin bir nefes alarak dudaklarını Felix'in alnına bastırdı.

Acelesiz, uzun ve sıcak bir öpücük bıraktıktan sonra alnını onun alnına yasladı.

H: "Dünyanın sonuna sevgili olarak değil de, en azından nişanlı olarak girelim istiyorum"

Felix'in gözleri yaşlarla parlamıştı anında. Hyunjin tam cebindeki kutuyu çıkaracakken sessiz sokağın boş duvarlarında tekrar hırıltı sesi yankılanmıştı.

Bu sefer fazlasıyla kısık geliyordu. Ya uzaktaydı ya da sadece tek bir yaratık vardı.

İkisi de endişeyle etraflarına bakınmaya çalıştılar. Hyunjin elini cebinden çıkararak Felix'i sıkıca sardı ve sesin geldiği tarafı bulmaya çalıştı.

Hırıltı ve yere sert basan adım sesleri giderek yakınlaşıyordu...

Çok geçmeden ışığı sürekli yanıp sönen, bozuk sokak lambasının altında tek kolu olmayan, yürüyüşü fazlasıyla eğri ve yüzünün yarısı kanla dolu olan bir beden göründü.

Felix gördüğü korkunç yüz yüzünden, suratını hemen Hyunjin'in göğsüne gömmüştü. Büyük olan ise endişeyle etrafına bakındı kendisini korumak adına bir şeyler bulmak için.

Her geçen saniye zaman daha daralıyor, düzensiz adımlar daha da yaklaşıyordu onlara.

Hyunjin göğsüne sokulan bedenin etrafına kollarını sıkıca sararak elinden geldiğince küçüğünü korumaya çalıştı. Silahı yoksa tekmeyle dalacaktı.

Bu sefer daha aydınlık bir ortamda bu iğrenç suratı görmek onu daha da korkutmuştu. Dünyaya neler oluyordu?

Hyunjin, onlara bir nefes kadar uzak olan canavara tam tekme atacakken, karşısında dikilen canavarımsı şeyin kafası vücudundan ayrılıp yere düşmüştü.

Dağılmış gri derili kafa yere düştükten saniyeler sonra ise tek kolu olmayan bedeni de yere düşmüştü.

M: "YEHUUU 71. KİLL"

__________________

Favori karakterim geldii södmsödödl

Bu ficde tüm karakterler favori. Dram, kaos, ayrılık, fedakarlık dolu bir fic olacaktı bu kitap aslında.

Ama sonra dedim ki sikerler..

Keenblue tarzımı değiştirmedim ve yine kaosun kıçına tekmeyi basarak onu kendimden uzaklaştırdım ve yazın bize terapi olacak o fici yazdım.

Sizce diğer karakterleri nasıl göreceğiz?

Bölüm sonu

2 yorum