İçeriğe geç

Skalf

Bölüm 9 · 6 dk okuma

Skalf

Bölüm 9

Saklı Günlük

Benim için efsanenin sonu beklenmeyen ve ilginç bir şekilde bitmişti. Beyazlarla kaplı Hernot kasabasının karlarının altında böyle bir efsanenin yatması... Anlatılanlara , efsanelere , hem korkunç hemde garip her bir olayı yerlilerin normal karşılaması . Bunun ucunda bir şey olması lazım. Herkesin inanmasını sağlayan bir durum ya da olay. Peki neydi bu ? Herkesi inanmaya iten bu şey neydi ?

Duvardan destek alırken elini sızlayan dizlerinin üzerine götüren büyükannem yavaşca doğruldu ve acısının arasından cılız bir sesle konuştu. " Peki, sen ne düşünüyorsun Rüya ? Sence Skalf efsanesi gerçek mi ? "

Tüm bu gariplik işin içine karıştığında ve söylentileri de hesaba katarsak bir şeyler efsaneye dayanıyor olabilir fakat tamamiyle her şey doğru olmazdı. Kulağa hala gerçeklikten uzak bir hikaye gibi geliyordu.

Duvara yaslanmış , beklenti içinde bana bakan büyükanneme döndüm.

" Bilemiyorum büyükanne. Hala inanılmayacak bir hikaye gibi geliyor kulağa. "

Büyükannem ağır ağır başını sallayarak " anlıyorum " diye yanıtladı. Yavaş yavaş kapıya yaklaştı ve masanın hemen yanında durdu. Kapı koluna elini koyduğunda bir şeyler hakkında düşünüyor gibiydi. Sanki emin olmaya çalışıyor ya da yanlıs bir hareket yapmaktan korkuyordu. Bu tür bir şeyle cebelleştiğinden emindim.

Son kararını vermeden ikimizi de dikkatle inceledi. Meryem neler olduğunu anlamaya çalışıyor gibi bakarken ben sessiz kalıp yapacağı hamleyi izlemeyi tercih ettim fakat bu beklenmedik bir tercihti. Kuşağının altından sararmış , yıpranmış kalın bir defter çıkardı ve tek bir nefeste aklında toplayabildiği her şeyi söyledi. " Bunu bodrumda buldum. Bu defter bir günlük ve çok eski bir defter. Yazan kişinin ismi efsanede bahsedilen kişiyle aynı. Fatih. "

Meryem büyükannemin sözlerine karşılık olarak " İyide herhangi birisi Fatih isminine sahip olabilir. " dedi.

Büyükannem korkuyla karışık endişe duyguları içerisindeyken şu sözleri sarf etti. " İşte sorun burada. Herhangi birisi ismine sahip olabilir fakat aynı olaylardan bahsetmesi akıl karıştırıcı. Burada yazılanların dalga geçilmesi ya da hikayenin yeniden derlenmesi için yazıldığını düşünmek mümkün değil. Ayrıca çok eski bir defter ve çizilenler , anlatılanlar..." diye yanıtladı.

' Şu kasabaya geldiğim andan itibaren bir günüm normal geçse şaşarım ! '

Büyükannemin elinde ki deftere bakmak için uzandım. Kapağı düz sararmış bir kağıtla kaplanan defterin üstünde iki küçük baykuş figürü çizilmiş ve aralarına karalanmış ince bir yazı vardı.

" Gölge. "

Eski defterin sayfaları dağılmasın, zarar görmesin diye çok uğraşmama rağmen içindeki katlanmış küçük kağıtların çoğunu zemine düşürdüm. Sayfaların üstüne yazan el yazmalarında anlamsızca karalanan boşluklar, defalarce kez yazılan kelimeler ve anlayamadığım çesitli canavar çizimleri yapılmış, bazıları tehlikeli olarak işaretlenirken bazıları zararsız olarak belirtilmişti. Daha dikkatli bakıldığında deney sonuçları adı altında bir sürü bilgi veren sayfalarda bulunuyordu.

" Bu...bunlar gerçek mi ? " dedim ani bir ürpertiyle. Değişik yaratık çizimlerinden biri bulunan sayfalardan birini elime aldım. Karışık ve ürpertici çizimler canlının kafasını siyah akan bir sıvı gibi göstermiş, dişlerini olduğu kısımda karakalem izleri sivrilmişti. Gözlerinin olmasını beklediğim yerde iki kocaman beyaz bir delik vardı. Kararsız ve aceleyle atılan çizgiler gövdeye geldiğinde tamamiyle karışmış, iki yana uzattığı ince kolları birkaç defa zikzak çizmişti. Sayfanın yarasını kaplayan ince ve oldukça kesici duran pençeler yaratığın her iki tarafınıda kapsıyordu. Tüm sayfaya ve arkasına göz attığımda üstünde tehlikeli ya da başka bir seviye olarak sınıflandırılma yapılmamıştı. Kağıdın her iki yanını da kapsayan büyük ve kaygıyla atılan çizgiler iki cümleyi oluşturuyordu :

" Benim suçumdu. Her şey benim suçumdu. "

Çizilen resimler ve yazılanlardan bu günlüğü yazan kişinin iyi şeyler yaşamadığına dair bir tahmin yürütebilirdim fakat her ne yaşadıysa üzerinde korkunç etkiler bırakmış olmalı.

İstemsizce birkaç gün önce gördüğüm , kanla kaplı beyaz önlüğü ile yürüyen garip şahıs geldi aklıma ve söylediği sözcükler aklımda birkez daha yer etti. ' Yardım et ! '

' Bir alakaları yoktur umarım. '

Meryem çizilen kağıtları soğuk kanlı karşılasa da omzumun üstünden elimdeki kağıda bakmak için yaklaşmıştı ve nefesi yarıda kesildi. Ona yavaşca döndüğümde gözleri büyümüş şok içinde kağıda kilitlenmiş haldeydi. Kağıdı herhangi bir soru bile sormadan elimden alıp avucunun içinde kalan kısımı kırıştırmış , neredeyse sayfayı parçalamak için hazırda bulunuyordu.

İstemsizce onu sakinleştirmek için harekete geçtiğim fakat beni hafifçe kenara ittirip büyükannemin yanına ilerledi ve sinirli bir şekilde konuşmaya başladı.

" Bunu ne zaman buldun ? "

Büyükannem bu tepkiyi beklediğini belli eden bir sakinlikle " Birkaç yıl oldu. " diye cevapladı.

Meryem elindeki kağıdı iyice sıkarak " O gün bize nelerin saldırdığını farkında mısın ? Bu sayfalarda neredeyse birkaçı detaylı bir biçimde açıklanıp nasıl kurtulacağımıza dair açıklamalar yapılmış. " dedi.

Büyükannem başını hızla iki yana sallayarak " Eğer onu size verseydim. Nehiri geçmeye kalkardınız. " diye yanıtladı.

Meryem artık daha fazla kendisini tutamadı. " O gün oylamayla karar verildi. Sen onu bize vermesen de biz çoktan nehiri geçmiştik ..."

Meryem'e şok içinde bakan büyükannem " Ne yaptınız siz ? " diye sordu korkuyla.

Verilen cevap odadaki herkesin kanını dondurdu. " Eğer onu bize önceden verseydin. Yüzde bir dahi olsa... Belki de kurtulabilirlerdi. Birisi kalanımızı kurtarmak için kendini feda etmek zorunda kalmazdı. Belki bir iki can dahi olsa kurtulabilirlerdi. "

Büyükannem Meryem'in dedikleri üzerine " Hayır " dedi. " Kurtulamazlardı. Uzun zamandır o tarafa hiç geçilmedi fakat orada korkunç bir şeyler yattığını herkes farkında. Bu çocukların üstesinden gelebileceği bir durum değil Meryem. "

Tartışmanın ortasına aniden sorduğum soruyla dalmış oldum ancak nedenini öğrenmem gerektiğini düşünüyordum.

" O halde neden hala ciddi bir yardım istemediniz. Bu işler için uzman olan birimlere başvurmanız daha iyi olmaz mıydı ? "

" Haber verdik. " diye yanıtladı büyükannem. " Fakat kontrol edildiğinde tehlikeli alan olarak adlandırdığımız yerde hiçbir şey bulunamadı. Ölüm olmadı. Görülen garipliklerin hiçbiri yaşanmadı. "

İşin bu yanı oldukça ilginçti. Eğer yaşanılan gariplikler fark edilseydi muhtemelen bir soruna sebep olabilir ama tehlikeli alanda bunun farkındalığına sahip yaratıklar varsa...

Deney sonuçlarının altında böyle bir şeyden bahsedilmiyor. Fatih'in bunu gözden kaçırmış olacağını düşünmüyordum. O halde sebebi ne olabilirdi ? Yaratıkların çoğu belki belirli bir seviyede zekaya sahip olabilirler ya da başka bir durum kaynaklık ediyordu. Bir şeyleri gözden mi kaçırdı ? Ya da dışarıdan hiç yardım istemediler mi ? Eğer aklı başında ise uzman birilerine haber vermemek mantıklı bir karar değil, o halde ne olmuş olabilirdi ?

' Şuanda iyi kötü varabilecek tek sonuç düşünüldüğünden daha korkunç bir şeyle yüzleşiyor olabiliriz ve yüksek ihtimalle garipliklerin farkedilmesi onlar için bir tehdit teşkil ediyor . '

Bu konunun üzerine fazla düşünmüştüm fakat farklı bir seçenek aklıma gelmemişti. Arada bir Meryem ile büyükannemin devam ettiği tartışma yüzünden odağım sarsılsa da aniden sorulan bir cümle benim dikkatimi çekmişti. " Bize önceden vermeliydin bu defteri. " Büyükannem aynı savunmayla karşılık verdi. " Verirsem nehiri geçmek için bahaneniz olacaktı. "

" Peki neden şimdi vermeye karar verdin ? " dedim aniden. " Şuan nehiri geçmeyeceklerinin garantisi ne ? Kaybolanları hala aramaya devam edecekler ? "

Meryem onaylayarak başını salladı.

" Eğer hala yaşıyorlarsa onları orada bırakamayız. İyi kötü yeterli kişi sayısına hala sahibiz fakat gerçekten fikrini ne değiştirdi ? "

Büyükannem cevap vermek için ağzını açmıştı fakat odamın kapısı aniden çalındı. Dışarıdan büyükbabam yavaşça kapı kolunu çevirip içeri girdi. " Sabahten beridir ne bu tantana. Başım şişti. Yarım saattir aşağıda bekliyorum sizi. Çay bil- "

Gözü yerde dağılan kağıtlara varınca aniden sustu. " Ah ! Anladım. Hanım yerimi ve zamanı mıydı şimdi bunun ?"

Biraz sesini kıstı ve " Ayrıca söylemeyeceğiz diye anlaşmamış mıydık biz ? " dedi birden. Her şey duyuluyordu ama neyse. Büyükannem derin bir nefes alıp " Benden birisi istedi. " diye cevap verdi. "

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.