İçeriğe geç

Skalf

Bölüm 7 · 8 dk okuma

Skalf

Bölüm 7

Efsane l

Olayların üzerine birkaç gün geçtiği halde Meryem ilk gün ki gibi gelip evi her gün ziyaret etmeyi hiç ihmal etmedi. Açıkçası merak ediyordum, bunu sadece tehlikede olduğumu düşündüğü için mi yapıyordu ? Şahsen hergün bu ayazda dağa çıkabilmek, çok zor değil mi ? Gerçi bazen büyükannemin ya da büyükbabamın istediklerinide alıp geliyordu. Eve illaki lazım olacak şeyler var.

' İyide bunu neden benden istemiyorlar ki ? '

Elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyordum. Sabahleyin, öğleyin, akşam ama en az iki öğün Meryem burada olduğu için kişi başına düşen iş fazla olmuyordu.

Meryem , eskiden buraya bu kadar uğruyor muydu ? " diye sordum laf arasında. Büyükbabam " Geliyordu arada sırada ama hemen giderdi. Sen olduğun için biraz kalmaya çalışıyor."

'Buraya geldiğim iki gün süre içerisinde bir arkadaş edineceğimi hiç düşünmezdim. Başka bir sebep olabilir ama şuanlık böyle olsun demek istiyorum. '

Ziyarete her geldiğinde mutlaka odama uğrar, yaptığı araştırmalar hakkında bilgi verip uyarıda bulunur, hatta grubunun başına gelen korkunç olayları anlatmaktan keyif alırdı. Şehirden getirdiğim belirli şeylere göz atmak isterdi ama özellikle ilgisini çeken kitaplardı. Masanın üstünde ki raflara mutlaka bir göz atar ve elimde kitap gördüyse ' Ne okuyorsun ? "diye sorardı sürekli. Bende biraz konusundan bahseder ve birkaç ilginç sahneyi anlatırdım. Meryem'in ilgisi her gün arttığından " Hangi kitap en çok ilgini çekiyor ? " diye sordum bir gün. Meryem raflara göz atıp siyah kapaklı bir kitabı işaret edince kitabı dikkatlice çıkarıp " Okuyabilirsin. " dedim. " Bitirince geri getirirsin. "

Meryem'in neşesi yüzüne yansıdı. Bende ister istemez ' Keşke kitabı ödünç verme işini aklıma daha önce getirseydim. ' diye geçirdim.

Ancak günüm tabi ki her zaman böyle geçmedi. O korkunç olayın üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin kafamın bir köşesinde sorgular ve ürperirdim. Dedikleri her kelime zihnimin içine işlemiş ve gittikçe anlamsız bir kargaşaya dönüşmüştü. 'Işık ' Her ne hakkındaysa sonu bitmez bir bilmeceydi. Olayların yaşandığı gün ona doğru düzgün sorular soramamıştım. Olayı bir daha dile getirmek istemiyor gibi olsa da bir şeyleri bilmem gerektiğini düşündüm. Daha ne kadar kayıtsız kalabilirdim ?

"Meryem son olaylar hakkında soru sormamın sakıncası var mı ? "

Meryem yavaşça başını kaldırdı. Beklediğimden farklı bir tepkiyle kaşları havaya kalktı. Neyseki rahatsız olmuş gibi durmuyordu. Anladığını belirtmek ister gibi başını sallayıp " Tabi. Hangi konu kafanı karıştırdı ? Eğer bildiğim bir şey ise sana cevap verebilirim " diye cevap verdi.

Dikkatle düşünmeye başladım. Hangi soruları ilk olarak sormalıydım ?

" 'Işık' bu kelime hakkında bir fikrin var mı ? "

Meryem maalesef dercesine başını iki yana sallayınca sözüme devam ettim.

" Muhtemelen silüetler hakkında da bilgin yoktur. Peki şu son anda gelen kişi sanırım 'Adem ' diye seslenmiştin . Tam olarak kimdi o ? "

İşte o zaman ifadesi biraz değişti.

" Sorun değil. Anlatmasanda olur. "

Meryem kısaca " Hayır. " diye cevap verdi. " Sorun o değil. Direkt konuya girecek olursak hiç skalder efsanesini duydun mu ya da herhangi bir söylenti ? Hepsi aynı yere çıkar aslında ama farklı görüşler vardır. "

' Skalder ' tanıdık bir kelime değildi. " Skalder efsanesi ? Duyduğumu sanmıyorum."

Meryem benimle tekrar göz teması kurduğunda galiba merakımı fark etti. "Bekle." dedi." Cevaplayacağım. Bu hem korkunç hem de gizemli bir olaydır fakat olayların doğruluğu hakkında kesinlik yok. Bunu aklından çıkarma. "

Skalf efsanesi, biraz eskiye dayanır. İki kardeşin bu kasabaya ilk kez gelişiyle başlar. Büyük olan kardeş Fatih, küçük kardeş ise Selimdi. Anlatılanlardan yola çıkınca ikisinin uzun bir süre burada kaldığı söylenir. İlk başta kasaba sakinleri tarafından garip karşılanırlar. Ebeveynler sürekli çocuklarına onlardan uzak kalmalarını gerektiğini söyler fakat ilk zamanlarda neden bu kadar temkinli olduklarına dair bir belirti yoktur. İki kardeş çok kısa zaman içinde kendilerini kabul ettirir. Fatih hastane de tercih edilen bir doktor iken Selim ise eczacı olarak yoluna devam etmiştir. Her ikiside iyi üniversiteleri bitirmiş fakat neden kırsal bir kesime geldiği bilinmez. Şimdi genel bilgiler bunlardı. Olaya gelelim. Fatih gecikmek üzere olduğu bir gün evinin önünde hızla ilerleyen iki çocuğu vadiye - şu anki ismi ' Alan ' - giderken gördü. Başta oyun oynadıklarını sanmıştı ve acele etmesi gerektiğinden hızla evden çıktı . İkindi vakitlerine doğru Fatih çıkış saati geldi. Evine dönerken tenha bir bölgede bir kadının karmaşa çıkarmasına şahit oldu. Doğruca evine gitmek isteyen Fatih sabahki çocukları yaralı görünce bundan vazgeçer ve karmaşanın okduğu yere yaklaşır. Dört kişi hem öfkeyle birbirlerine bağırıyor, bir yandan da çocukların önünde duran birini ağır laflar ediyor, daha çok yaklaştığında iki cocuğun önünde duran genç oğlanın yavaşça başını eğip geri adım atmasına şahit oldu. Yaşlı adam en sonunda sinirlenip bastonunu havaya kaldırınca Fatih dikkatle adamın bastonunu yakalıp elinden alır. Tabi dört kişide aniden şok olur. Yaşlı adam söylene söylene Fatih'in elinden bastonunu geri ister fakat Fatih bunu reddeder. Aniden bastonu adamı yüz hizasına kadar kaldırarak " Biraz oturmalısınız. " der ve diğer üç kişiye " İhtiyara biraz su getirin. Yazıktır bağırmaktan boğazı kurumuştur şimdi " deyip adamı en yakın banka oturmasını sağlar. Arkasından iki kişi öfkeyle yaklaşır. " Kardeşim sen bizim işimize niye burnunu sokuyorsun ! "

Fatih iç çekip " Siz niye mahallenin ortasında kavga edip herkesi rahatsız ediyorsunuz ? " diye cevap verir. " Hem küçücük iki çocuğa ne yapıyordunuz ? "

Çocuğun babası olduğu düşünülen kişi hızlı hızlı Fatih'e yürürken Selim de aniden bir köşeden çıkıp gelir. İşte o zaman adam bir şey yapmaya cesaret edemez.

Fatih duvarın dibine sinmiş , ağlayan iki çocuğa dikkatle yanaşır. Bir yandan yaralarını incelerken bir yandan da onlar neler olduğunu anlatmalarını ister. İki çocuktan büyük olan olayları kesik kesik anlatmaya başlar. " Biz başta sadece evin bahçesinde oyun oynuyorduk. Sonra kardeşim topu dışarıya kaçırdı. En son o topu aradığımızı fakat hala evin yakınlarında olduğumu hatırlıyorum. O saatten sonrası net değil her şey bulanık. Sadece garip gölgeler hatırlıyorum. " Bir solukta hızlıca cümleleri sıralarken Fatih sabırla dinlemeye devam eder. " Ben gözlerimi büyük derenin orada açtım fakat her yerim ağrıyordu ve biraz kanama vardı. Kardeşim ise baygındı. O sırada bize bir adam yaklaştı. Tanımıyorduk onu . Başta yardım etmek istediğini söyledi fakat bizi kasabaya tam tersi yola doğru yönlendirdi. Bende kaçmaya karar verdim. Sonra - " Kız orada tıkandı. Fatih korkarak " Sana bir şey yaptı mı ? " dedi sessizce. Kız başını iki yana salladı. " Yapmaya kalktı ama abim geldi bir anda. " Fatih soluğunu bırakarak genç oğlana döndü. " Kim olduğunu hatırlıyor musun ? " Genç oğlan başını iki yana salladı. " Yüzünü göremedim. Annem normalde polise gidecekti ama büyük babam kızın dediklerine inanmadı. Ayrıca böyle bir olayın duyulmasını istemediler. Babamda ona destek çıktı. " Selim genç adamın omzuna elini koyup sıvazladı. Büyükbabası olduğu söylenilen kişi ise sertçe ayağa kalkıp " Kız kesin yalan söylüyor, başka yerlere gittiler de sonra korkup geri geleceklerdi. Bu kızı neden dışarı çıkarttılarsa ! Çocuğun dediği hiçbir şey akla yatkın değil. " dedi bir ağızdan. Kız tekrar ağlamaya başlayınca Fatih çocuğu sakinleştirmek için onunla konuşmaya çalıştı. Selim ise yaşlı adamı ve çocuğun babasını sertçe süzmeye başlamıştı. Fatih en sonunda Selim 'e " Polisi ara. " dedi tek kelimeyle. Abisininde , annesinin de içine su serpilmişti fakat iki çocuk hala korkuyordu. Fatih tek düze bir sesle " Çocukların dediğinde şüpheli şeyler var ama daha ciddi durumlar var. Özellikle kızın ayağındaki yara ; derenin yakınında vahşi bir hayvan pek görülmez değili mi ? Hadi değilim bir hayvan saldırdı. Nasıl kurtulacak ? Bu bir bıcak harası ya da kesikte değil. Başka bir şey. Çocuk yüksek ihtimalle yalan söylemiyor işin içinde başka bir şey var. " deyip düşüncesini dile getirdi. Bu olayın yaşandığı günün akşamında polisler çocuğun babasını ve büyük babasını götürmüş çocuklar ise hastaneye bırakılmıştı. Selim ve Fatih denilene göre evlerine dönmüşler. "

Meryem cümlesini bitirdiğinde kapının kolu yavaşça çevrildi ve büyük annem içeri girdi. Meryem'e gülümseyerek " Şu aralar çok duyulan efsaneyi anlatıyorsun bakıyorum. Sence bu hikayenin iyi tarafı mı doğru ? Kötü tarafı mı ? " dedi merakla. Meryem biraz düşünüp " Fatih 'in dedikleri kadar kötü birisi okduğu tarafında değilim ama iyi olduğu da mantıklı gelmiyor. " dedi. Büyükannem yatağın köşesine oturdu ve düşüncesini dile getirdi. " Ben iyi birisi olduğunu düşünüyorum. Çocukluğumdan beri de öyle düşünürdüm. " Meryem bir şeyker demek isterken ben istemeden araya atlamıştım. " Bu efsane ne kadar zamandır anlatılıyor ? "

Büyük annem " Eski bir Efsanedir ama şu anda daha çok dilde dolaşıyor. diye cevapladı. " Muhtemelen son zamanlarda yaşananlardan dolayı.

Başımı yana yatirıp " Neden ki ? " diye sordum. Meryem bilge bir edayla " Çünkü hikayenin sonunda Fatih 'e neler olduğu bilinmiyor. Açıkçası çok fazla gizem var. Ölüp ölmediği bile bilinmiyordu ama bir insan bu kadar uzun zaman yaşayamaz diye düşünebilirsin fakat ' Adem ' diye bağırdığım zamanı sormuştun. O kişi Adem değildi. Adem birkaç gün önce ortadan kayboldu. En kötüsü ise kaybolan tek kişi Adem değil. Herkeste tek bir isim veriyor ya da duyuluyor demek daha doğru olur.

Fatih.

Her şeyin ucu bu efsaneye dayandiriliyor. "

Evet, kulağa gerçekten inanılmaz geliyordu ve bende inanmakta zorluk çekiyordum ama bu kasabada bir şeyler oluyordu. Eninde sonunda bu işin içine bende karışacaktım . Bu yüzden efsanenin geri kalanını da bilsem iyi olacağını düşündüm " Geri kalanını anlatmayacak mısın ? "

Meryem " Anlatacağım. Senin başka sormak istediğin bir şey var mı ? " dedi kısa keserek. "

" Yok. Hadi anlat. " Dedim. " İyice meraklandırma insanı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.