Kafam gerçekten karışmıştı. Büyükbabamın ve Meryem ' in söyledikleri üzerine düşünürken neden bu kadar ciddileştiklerine dair tahminler yürütmeye çalışıyordum. Fakat gideceğimiz yerde bu kadar tehlike olan ne olabilirdi ? Gerçi tam olarak nereye gideceğimiz hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Meryem " Sabret, sadece ırmağa kadar gidip geleceğiz. Diğer tarafına zaten geçmemiz mümkün değil. " dedi ani bir açıklamayla. İnce bir ip gibi vadiye kadar uzanan su yoluna baktım. Akışı takip ettikçe suyun sesi güçleniyordu.
' Gideceğimiz yer fazla uzakta olmasa gerek.'
Vadi ile yürüdüğümüz açık alanın tam birleşimine doğru ağaçlar sıklaşmış, rüzgar ve soğuk sertleşmeye başlamıştı. Belki bir kez daha şansımı denemeliydim. Bir kez daha. Ne kaybedebilirdim ki ? " Meryem gerçekten gitmeli miyiz ? İllaki şimdi. "
Meryem birkaç adım önümde benim yetişmemi beklerken " Biliyorum,
şuanda hava şartları olsun, durumun olsun, zorlanıyorsun fakat biraz daha dayan. Seni temin ederim ki buraya seni boşuna getirmiyorum ve bir şey daha, gözünü dört aç buradan sonrasında. Herhangi garip bir şey görürsen , duyarsan ya da hissedersen bana haber ver ve yolları aklına kazı. Acelemiz olduğundan sana şimdi anlatamam . Güneş batmadan eve dönmeliyiz ama evde her şeyi anlatacağım. "
Verilen cevaba kafamı sallamakla yetindim. Onu ikna edebileceğimi düsünmüyordum. Bu durumu bir an önce halledip geri dönmek istiyordum fakat asıl terslikler birkaç adım sonrasında başıma gelmeye başladı. Hava ağırlaştı ve ani bir şekilde soğudu. Adımımı atığım yerdeki karlar çökünce bir ayağım ufak bir çukura girmişti. Bunlar ufak tefek aksiliklerdi fakat en sonunda vadiye yaklaştıkça gerilmeye ve kötü hissetmeye başladım 'Neden kaynaklanıyor bu ? '
Açıkçası kafamda kurduğumu düşünmüştüm fakat görmezden gelmek mümkün değildi.
Meryem ' in bana " Garip bir şey hissedersen bana haber ver. " dediği anı hatırlayınca ona söyleyip söylememek arasında düşünmeye başladım. Bana öyke geliyor olabilirdi ama riske atmasam iyi olacağına kanaat getirdim. " Meryem. "
Fakat aramızdaki mesafe, önüme bakmayı düsünmediğim süre boyunca santim santim arttı ve oldukça uzun bir açıklığa sebep oldu. Yinede pes etmeyip tekrar seslendim.
" Meryem ! " Hatta öncesinde söylediğim şeyleri tekrar tekrar söyledim. " Geri dönmeliyiz. Beni duymuyor musun ? "
Fakat bir yararı yoktu. Benden bir metre ilerde gidiyor ve giderek mesafeyi açıyordu. ' Bu sefer neler oluyor ? '
" Meryem beni duymuyor musun ? "
Cevap gelmedi.
" Hey ! Bu şekilde mesafe açılırsa tehlikeli olmaz mı ? "
Yine cevap gelmedi.
Dönüş yolunu görebiliyor olsaydım...
" Meryem.."
Aniden sert bir rüzgar yüzüme çaptı. Darbenin şiddetiyle geriye sendeleyip gözlerimi kısmak zorunda kaldım fakat büyük bir hata yaptığımı anında fark ettim. Kaybetmiştim. Şu koca dağlık bölgede Meryem'i kaybetmiştim.
'Tam da yeriydi. '
" Nereye gittin ? Meryem !"
' Bu soğuğun ve karın ortasında beni bırakıp gitmiş olamazsın ! '
Evet, şimdi ne yapacaktım. Kavis çizen kar parçaların oluşturduğu beyaz sisi izlemeye devam mı edecektim ? Yoksa yürümeyi deneyip yol bulmaya mı çalışacaktım ? Yakın çevrede dolaşmak riskli olsa da olduğum yerde durmaktan daha makul geldi. Dolaştım , yürüdüm ve sadece herhangi birisini görmeyi ümit ettim. Herhangi biri. Ancak uzun süre boyunca kimse görünmedi
'Hava gittikçe soğuyor. Hareket et , hareket et. '
Beremin altından saçlarım savruluyor, her bir rüzgarın ardından atkıyı daha da sıkı tutmak zorunda kalıyordum.
' Cidden ne yapmalıyım ? Geri dönüş yolunu bulamam. '
Sınırsız gözüken sise bakmayı sürdürürken önümden dikilen iki ağacın arasında bir gölgeyi fark ettim. Adımları neredeyse hiç ses çıkarmıyordu. Sessizce ilerliyor , yavaş yavaş daha da net hale geliyordu. Sonunda iyi gözüken bir mesafeye ulaştı fakat onu görür görmez kesin bir kanıya vardım : ' Bu terslikleri anlamaktan gına geldi. '
Genç yaşlardaydı. Kırmızı kan çenesinden beyaz önlüğüne damlıyor, yüzünün her yanını kirletiyordu Gözlük camının bir tanesi çatlamıştı. Saçları ıslak ve ağır hava şartlarına rağmen onu soğuktan bitirecek kadar ince giyimliydi.
Beni fark ettiğinde bembeyaz olan kolunu öne uzattı ve zar zor nefes alır gibi hırıltılı bir sesle " Yardım et." dedi.
Uzatılan eli dikkatlice tuttum. Buz gibiydi. Korkutucu derecede soğuktu.
" Yardım et. Böyle olacağını bilseydim... "
Adam yavaşca dengesini kaybedip yere yığıldı.
' Kahretsin. Ne yapacağım şimdi ? '
Kan miktarı normal değil eğer kanaması varsa durdurmam gerek fakat akan kanlar ona mı ait ? Eğer yanlış seçim yaparsam başımı belaya girebilir ama ... Bırakamam. Bu kadar acı çektiğini gördükten sonra istesemde istemesemde bırakamam. O gözler acının yanında bir sürü şeye sahip gibi duruyordu.
'Doğru olanı yap . Onu bırakamazsın . '
Evet biliyordum. Bırakamazdım. Son kararımı verip kanın en çok yoğunlaştığı yeri kontrol edecektim fakat önlüğü kaldırdığımda yara falan bulamadım.
" Hey ! Sana yardım edeceğim ama bana yardımcı olman lazım. Yaranın nerede olduğunu söyleyebilir misin ? "
" Hayır. " dedi fısıltıyla. " Yaram yok ama beni buradan çıkarman gerek. "
Kafama bir çok soru işareti gelmişken " Ne demek istiyorsun ? " dedim endişeyle. " Neden bahsettiğini anlamıyorum burası dediğin ne ? Ayrıca seni çıkarabilmiş olsam bile soğuğa dayanabilecek misin ?"
Tekrardan başını salladı.
" Hayır , kastettiğim bu değil. "
" O halde ne ? " diye sordum. " Acele etmezsen hayatın tehlikeye girecek. "
Onun yüzüne tekrar baktığımda eski ifadesi yavaş yavaş siliniyordu.
" Sadece çıkar beni şu durumdan ! "
O gözler aniden beyaza döndü. İrkilerek kendimi geri çektim. " Kimsin sen ? " dedim şüpheyle. " Ya da nesin ? "
" Rüya . "
" Işık "
" Rüya ! "
" Sen "
" Rüya ! "
"Misin ? '
" Rüya kendine gel artık. Rüya ! "
Derin bir kabustan kalkmış gibi hissettim. Tam karşımda Meryem dikiliyor ve korkuyla bana bakıyordu. İki elini omzumu koyup aniden beni tekrar sarstı. " Rüya . İyi misin ? Ne oldu ? Bir şey mi gördün ? Rüya ! "
" Allah canını almasın. Kafam sallanmaktan bir hal oldu."
Meryem korkuyla " Rüya ! İyi misin? Aniden yere çöktün. Resmen ayakta rüya görüyor gibiydin. " diye sordu tekrar.
Olanlar birden hafızama doldu. " Sen gitmemiş miydin Meryem ? Senin gittiğini gördüm. "
Çevreme bakmak için kafamı kaldırdığımda hala sık ağaçların bulunduğu yerde olduğumuzu anladım. Meryem neler olduğunu anlamaya çabalarken " Hayır, ben her zaman buradaydım. " diye cevap verdi. " Sen burada dururken birkez bile ayrılmadım. "
Az önceki olanları anlamaya çalışırken olayın etkisi beni tesiri altına almıştı. Çok gerçekçiydi ve yolun ortasında neden böyle bir şey olsun ? " Sen gitmiştin. Gözden kaybolmuştun. Uzun süre etrafta dolandım. Sonra ... sonra bir gölge gördüm. Yaralıydı ya da üzerine kan sıçramıştı bilemiyorum. Yardım istedi. Anlamsızca bir şeyler dedi. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Ben... "
Meryem beni tekrar sarstığında " Sakin ol. Gördüklerinin ne olduğunu bilmiyorum ama gerçek bile olmayabilirler. Kafanı toplaman lazım. Sen kesinlikle açık hedef olabilirsin. Şimdiden garip bir şeyler olmaya başladı. "
Hala karın üzerinde otururken başımı elimin arasına aldım. " Eve gitsek olmaz mı ? " dedim son defa. Artık uğraşmak istemiyordum. Meryem kendisi buna izin vermek istese de belirli sebepleri olduğunu anlayabiliyordum.
" Üzgünüm, biraz daha dayan. Biraz duralım dinlen. Belki de sana neden ısrar ettiğimin sebebini şeritlere varınca anlatmam daha iyi olur. Evi beklemezsem daha iyi olacağını düşünmeye başladım."