Sert rüzgarlar beremin altından çıkan saçlarımı savururken kasabaya son bir kez daha göz attım. Yeni olduğum ortama karşın tamamiyle uzak hissediyordum. Karın ortasında kendi başıma nereye gideceğimi bilmeden yürüyor gibiydim.
Tamamiyle umutsuz.
Burası gerçekten benim için iyi olacak mıydı ?
' Umutsuzluğa kapılma. '
Aklımdan geçen düşünceyi hüsranla karşıladım. Çünkü kendime vereceğim cevabı çok iyi biliyordum.
' Fazla umutlanma. '
Burada yeniydim ve nasıl adapte olacağım Allah bilir ?
Eski hayatımım yenisi ile bir bağlantısı bulunmayacaktı. İnsanlar , girdiğim ortamlar , evim hepsi aniden değişmişti ve ben en başından eskiyi arar duruma düşmüştüm.
' Kendine gel , en başından bu kadar karamsarlık benim kaldırabileceğimden fazla.'
Kapıya yavaşça iki kez vurdum. Dedemi ve büyükannemi sık sık görürdüm. Bize geldikleri her seferinde hal hatır sorar durumumu merak ederlerdi. Kısacası iyi insanlardı fakat kasabadaki durumlarından haberdar değildim. Meryem'in tepkilerinden bir şey anlayabilir miyim bilmiyordum. Onlara karşın bir nefret sergilemiyor gibiydi. Gerçi düşüncemin tam aksine çitleri geçtiğimiz andan itibaren gülümsemeye başlamıştı. Bu iyiye işaret değil mi ? Belki güzel bir başlangıç olabilir fakat beni iyi karşılayacaklarını sanmıyordum. Sonuçta buraya bir ceza yüzünden geldim. Haketmediğim bir ceza yüzünden !
' Düşündükçe sinirleniyorum. '
Ellerimi demir kapının üstüne koydum. Kanatlarını iki yana açmış ve her bir kısmı ince ince işlenmiş mükemmel bir baykuş figürüne bakakaldım. Bir tokmak için fazla güzeldi fakat dışarıda daha fazla donmak istemediğimden çok kısa bir an buna kafa yordum. Tokmağın alıp fazla sert olmamasını dikkat ederek iki defa vurdum. İçeriden aceleyle kapıya gelen adım seslerini duyduğum da kendimi büyükannem ya da dedemi görmeye hazırlamak için derin bir nefes aldım. İçeriden saçlarına ak düşmüş , siyah kazağını gelişi güzel üstüne geçirmiş büyükannem bizi görünce iç çekerek " Sonunda geldiniz. Bizde endişelenmeye başlamıştık. " deyip rahatça girebilmemiz kapıyı biraz aralamıştı. " Meryem, Rüya'ya yolu bulmasında sen mi yardım ettin ? "
Meryem kafasını kaldırdı ve atkısını çözmeyi bıraktı. " Evet. Nereye gideceğini bilmiyordu. Yolu tarif etsem de karda yolunu bulmakta zorlanacağını düşündüm. " Büyükannem ,Meryem'in dedikleri üzerine kızın omzuna dostça iki defa vurdu. " İyi yapmışsın kızım. Kaybolmasından korkmuştuk. Salih Amcan kızı duraktan almayı unutmuş apar topar çıkacaktım bende şimdi. "
Meryem " Allah'tan tam zamanında gelmişiz yoksa yolda karşılaşmayabilirdik." dedi hafifçe gülümseyerek ve hemen sonra kapıya doğru dönecekti ki " Meryem, kızım biraz dur soluklan. Yemek ye de öyle dönersin evine. " dedi büyükannem .
Parça parça kar kalıntılarını silkip ayakkabılarımızı camlı küçük bir rafa yerleştirdik. Çantamı bana gösterilen yere koyduktan sonra montumuzu ve atkımızı hızlıca çıkarıp mutfağa yürüdük.
Perdeler hafifçe çekilerek sağlam bir iple bağlanmış, oda ince bir ışık hüzmesiyle aydınlanmıştı. Işık alanı yeteri kadar aydınlatsa da yetişemediği kısımları sobanın alevi halletmişti.
Ortam ılıktı. Rahatlatıcı ve huzurluydu. Ocağın başında yemekler pişiyor; kokular etrafa yayılırken masaya tabak , bardak ve çatallar yerleştiriliyordu. Tüm bunların merkezine küçük bir vazo koyulmuş, vazonun içine yarısına kadar su doldurulup yapraklarını bembeyaz açan minik çicekler koyulmuştu. Geldiğim yere karşın burası oldukça huzurluydu.
. . .
Büyükannem " Valizleri hemen ilerideki odaya koyabilirsin. Hem sobayı senin için açtım. Biraz geniş bir oda. Rahat rahat yerleş. Bir sıkıntı yaşarsan hemen söyle olur mu ? " dedi.
Ben başımla onaylayıp teşekkür ettim. Tam çıkaracaktım ki diğer elimdekini Meryem kaptı. " Yardım edeyim olur mu ? " Yüzüme baktığında ani şaşkınlığı yanlış anladığını tahmin etmiştim. " Tabi sorun olmayacaksa. "
Farkında olmadan elimi iki yana salladım. " Hayır , sorun değil. Şimdiden çok teşekkür ederim. "
Bize tarif edilen odaya geldik. Büyükannemin dediği gibi geniş ve ferah bir odaydı. Sağolsun, evin merkezinde soba yandığı için evin bir kısmı zaten ılıktı. Daha fazla donmayacaktım. Kapıya geldim ve yatağın hemen yanına yerleştirilen komidine vardığımda valiz ve bavulların bir kısmını oraya koymuştum. Başımı kaldırıp kalacağım yeri dikkatle inceledim. Duvara sabitlenen ufak, tahta bir kitaplığın karşısına yatak yerleştirilmiş, yatağın üstüne de pencerenin lila renginde perdeleri ince bir iple bağlanmıştı. Kapının sol tarafından üç adım ötede bir çalışma masası yerleştirilmiş , üst rafına kitapları koyabilmek için uzun bir raf oluşturulmuştu. Eski birkaç kitap rafın köşesinde duruyordu. Yerde duran birkaç kutuyu alıp kapının sağ tarafındaki dolabın üstüne koydum. Elimde ki küçük çantayı yatağın üstüne bırakıp biraz dinlenebilmek için yatağın üzerine oturdum.
Meryem etrafına bakarken bir yandan beni de dikkatle izliyordu. Kapıyı arkamızdan yavaşça itti ve masanın sandalyesini çekip karşıma oturdu.
" Burayı nasıl buldun bakalım ? "
Düşünecek halim bile yoktu. Biraz uykusuz hissediyordum. Bu yüzden ilk aklıma gelen cevabı verdim. " Soğuk, hava gerçekten soğuk. "
Meryem yorgun olduğumu anladı fakat belirli sebeplerden soru sormayı bırakmıyor gibiydi.
" Ne yazık ki hava şartlarına yapılabilecek bir şey yok ama konu bu değil. Büyük şehirde yaşadığını söyledin. Normal şartlar altında bizim kasabaya kentten fazla gelen olmaz. "
Sözleri tam istemediğim duruma nokta atışı yaptığı için konuyu bir an önce geçiştirmek istedim. " Buraya kendi tercihimle gelmedim Meryem. "
Net bir şekilde cevaplamak istemediğimi anlayınca konuyu değiştirmeye karar verdi. " Neyse , kafana takma . Burası soğuk olabilir ama yeni gelenler buraya hemen ısınır. Eminim sende alışacaksın. "
Dediklerini inanmak istesem de bir bilinmezlik hissediyordum ve bu korkutucu.
" Umarım, alışabilirim. Of ! Üstüme şimdiden yorgunluk çöktü. "
" Bekle ! " dedi aniden. " Dinlenmeni bende isterdim ama önce sana bir şey söylemeliyim ya da göstermek daha doğru olur. "
Çalışmayı durdurmamak için elinden geleni yapan başım artık kısa devre yaptı.
" Neyden bahsediyorsun ? "
Meryem kolumu kavrayarak " Gel. " dedi. " Önce bu işi garanti altına alalım. Sonra istediğin kadar dinlenirsin. Seni temin ederim. Seni oyalamak için yapmıyorum. Bu önemli bir konu. Diğerlerine haber verip evden çıkmamız lazım. "
" Bir dakika , bir dakika ! Daha eve yeni geldim. Neden hemen dışarı çıkıyoruz ? "
Meryem kapıya geldiğinde " Sonunda anlayacaksın. Gel, evden birisine haber verip gitmemiz lazım. Çok uzun sürmeyecek. Sadece bir yeri görmeye gideceğiz. " diye cevap verdi. Kapıya kadar zorla yürürken " Gerçekten mi ? Yarın gidemez miyiz ? Neden illaki şimdi ? "
Evin kapısına yaklaştığımızda Meryem büyükanneme durumu açıkladı fakat her ikisinin halleri aniden değişti. Büyükannemin gülen yüzü ciddileşirken büyükbabam daha sert bir duruş sergiledi. " Dikkatli olun. Sadece yolları öğret gel. Akşam olmadan dönün mutlaka. Tamam mı ? "
Büyükannem büyükbabamın dediklerini desteklerken sonuna şu cümleyi ekledi. " Gariplik fark edersen hemen geri dön. "
Meryem her ikisini de bakıp " Geleceğiz. Şimdi gitmek istemezdim ama ne yazık ki ne olacaği belli olmuyor. Biz beklemelerini umarken onlar bir canı çoktan alabilir ve şuanda ki en kolay hedef o olabilir."
' Ne hedefi ? Ben kasabaya gelmedim mi ? Gelir gelmez neyin içine düştüm ben ? '

