Durağın arkasinda yetişmiş çam ağaçları , dallarını trenin ardına kadar uzatmıştı. Oluşturduğu büyük bir gölgelik alan olduğu gibi beyaz örtü de bu alanda zayıfca kendisi belli ediyordu.
Büyük bir trene göre alt sınıfların bazıları atkılarını boyunlarına dolamış ve başlarına yünlü şapkalarını geçirip küçük bir grup halinde inmişlerdi fakat tek inenlerin onlar olduğunu düşünürken görevlilerden birkaçı yük vagonuna ilerleyip büyük karton kutuları durağın köşesine - taştan yapılmış bir yapının içine -koyduklarını görmüştüm. Yapmaları gereken işleri hassasiyetle yerine getirirken birkaç saniye gözlerim onlara takılı kalmıştı ki kısa sürede görüş alanım kapandı. İçine beyaz kalın bir kazak giyip üzerine yeşil bir kaban geçirmiş orta boylarda bir kız gözüme takıldı. Beyaz yünlü beresinin altından çıkan kızıl saçları boynuna kadar uzanmış , sol kulağının hizasından beyaz atkısının altına kadar inen uzun, ince bir kesim oluşturulmuştu ve bu şekil normalden farklı dursa bile gerçekten onda güzel duruyordu.
' Kasabadan birisi mi ? Tren vagonların da onu görmedim ve inenlere göre giyim tarzı buraya aşina gibi duruyor. ' Cidden hava buz kesiyordu. Hatta birkaç demirin buz tuttuğunu ve elimi koysam yapışabileceğini düşündüm. Soğuktandır ki , yeni geldiğim kasabada gideceğim evin ılık olmasını isterken buldum kendimi fakat ısınmak şöyle dursun yeni bir sorunu daha ancak şimdi fark ediyordum. Yolculuk boyunca bir defa bile aklıma gelmeyen bu soru beni cidden zor duruma düşürecekti.
' Benim gideceğim ev nerede ki ? '
Anlık gelen bu soruyu bir köşeye atamayacağıma göre bende yolcuları takip etmeye başladım. İllaki bir yere çıkacağımızı düşünüyordum fakat onların gittikleri yönün kasabanın tam tersi istikameti olduğunu farkına vardığımda zorunlu olarak durdum. Tren ile durağa gelmeden önce kasabayı görmüştüm. O halde kasaba arkamızda kalmış olması gerekir değil mi ?
' Bu çok büyük bir sorun teşkil ediyor. '
Ben hangi yöne gitmem gerektiğini hatta gideceğim evin neye benzediğini bile bilmezken yolumu bulmaya çalışıyordum. ' Belki ev, konak merkezine yakındır ? Sanki kasabanın biraz yukarısında olduğunu söylemişlerdi. Burada mı beklesem belki gelip almayı planlıyorlardır ? Of ! Ne yapacağım ben ? Buraya geleceklerini hiç sanmıyorum. Düşün , düşün , düşün ! '
" Gazeteler ? "
Az önceki kırmızı saçlı kıza ait olduğunu düşündüğüm ince bir ses işittim. Yolcuların gittiği yola kısa süreliğine bakmayı bırakıp neler olduğunu anlayabilmek için arkama döndüğümde kızın bir şeye sinirlendiğini gördüm. Kız görevlilere sertçe bakıp açıklama beklerken görevlilerin her biri kıza ne diyeceklerini bilemez halde bakıyorlardı. İçlerinden kızı dinleyen birisi öne çıkıp durumu harfi harfine anlattığında arkadakilerde yüksek ihtimalle neye " Evet öyle oldu. " dediklerini bile bilmeden başlarını salladılar.
" Onlar akşam treniyle getirilecek sanırım. Bu sabah bir sıkıntı olmuş maalesef bize bu konu hakkında hiçbir bilgi verilmedi. "
Kız " Boşuna mı geldim şimdi ben buralara kadar " deyip eliyle alnını sıvazladı. " Neyse yapacak bir şey yok. Bilgi için teşekkür ederim. Şimdiden kolay gelsin. "
Görevliler trene doğru yürürken az önce sorusuna açıklık getiren kişi " Rica ederiz " diye cevaplayıp trene geri döndü ve bindiği vagonun kapısını kapatmadan önce son bir anons duyurusu yaptı.
" Gidecek olan yolcu kalmasın. "
Kız geldiği yoldan geri dönerken ellerini koyu yeşil montunun cebine yerleştirip karda dikkatle yürümeye özen gösteriyordu fakat ilerlediği yön kalabalığın gittiği tarafın tam tersiydi. ' Evet , yanlış anlamamışım kasaba tam tersi tarafta.' Çabuk karar vermem gerekiyordu. Yoksa kalabalığı ve kızı kaybedecektim. Gerçi konak bölgesinde yine tarif ederler ama bu soğuğa daha fazla maruz kalmak istemiyordum. ' O halde kız burada yaşıyor gibi, ona sormaktan ne zarar gelir ? '
Uzun süre kalabalığa bakıp şimdi kıza sormaktan başka çare kalmadığını anlayınca hemen dönüp yanına gidecektim ki o çoktan durumu fark etmişti.
" Afedersin ! İki de bir sağa sola bakınıp duruyorsun. Konaklama bölgesine mi gideceksin yoksa kasabaya mı ? "
" Kasabaya gideceğim " diye yanıtladım.
Kız önce beni bir baştan aşağı süzdü. Resmen ilik ilik inceleniyormuş gibi hissetmiştim. ' Ne vardı ki bu kadar incelenecek ? Of ! İyice üşümeye başlayacağım. '
Aniden yapılan incelemesini bitirdi ve birkaç soru sordu. " Siz buraya ilk defa mı geldiniz ? Tanıdıklarınız mı var ? Genelde konaklama için kısa süre dinlenirler burada. Kasabaya ihtiyaç dışında fazla uğruyan yoktur. "
Kızın söylediklerini dinledikten sonra kısa yanıtlarla sorusu cevaplamaya uğraştım.
" İlk gelişim. Ani bir olay sonucu akrabaların yanına gönderildim diye bilirim sanırım. Salih Yılmaz'ı tanıyor musunuz ? Evin biraz kasabanın yukarısında olduğunu duymuştum sadece. "
Kız kara çakılmış gibi ansızın durup " Onların torunu musun yoksa ? " diye bağırdı. " Baştan desene o zaman farklı yoldan gideceğiz. Kasabanın dışında evleri. Biraz yüksekte. "
Kız elini omzuma hafifçe koyup işaret parmağını ağaçların arasında hafif bir yükseklikte bulunan uzak bir evi gösterdi. Ulaşılamayacak kadar uzak değildi ama göz korkutuyordu. " Ciddi misin ? "
" Korkarım ki evet. "
Derin bir nefes alıp durumu idrak etmeye çalışırken " Sanırım yolu halledebilirim teşekkür ederim ama zaten buraya kadar boşuna gelmişsin bir de senden o eve kadar gelmeni isteyemem. Gerçekten üşütebilirsin. Halledebilirim gibime geliyor. " dedim geri dönmesini isterken.
Kız önce bir düşünse de sertçe kafasını iki yana salladı. " Gidemezsin. Birden fazla çıkış var ve bazı yollar karda kapanmış olabilir. "
Bulabileceğimi söylemeye çalışsam da kendimi dinletemedim. Gerçi ben bile yolu bulabileceğime inanmıyordum.
Etrafta yoğun bir sessizlik hakimken sadece botlarımızın karda çıkardığı sesi ve rüzgarın sertçe uğultusunu duyabiliyorduk.
Belirli bir mesafeyi katettikçe aşağıda ufak ufak gözükmeye başlayan kasabanın küçük evleri baş gösterdi. Derenin çevresine küçük bahçeli, renkli evler inşa edilmiş; ufak görünen sokak lambaları patikaları süslemişti. Diğerlerinden farklı olarak kasabanın merkezine büyük bir bina inşa edilmiş hemen önünden derenin üstüne köprü yapılmış ve patikalar güzelce her yönden büyük yapıya bağlanmıştı.
Dağlara yakın olan kesimlerde taşların üstünde nadiren turuncu kürklü hayvanların birkaçı görünüyordu. Etrafımı merakla incelerken " Nasıl buldun ? " diye sordu yanımda ki kız.
" Beklediğimden daha güzel. " diye yanıtladım.
" Artık burada mı yaşayacaksın yoksa kısa süreli mi geldin ? "
" Yüksek ihtimalle uzun süre buradayım." dedim biraz üzülürken.
" Maide ninenin yanında kalacaksın değil mi ? " diye sordu sakinleştiren bir seste.
" Evet, onları tanıyorsun galiba. "
Kız yavaşça başını sallayıp " Düşündüğün gibi evleri yukarıda olduğu için bir ihtiyaç olduğunda beni ararlar. Çabuk yorulduklarından genelde bir yerden davet almadıkları sürece artık kasabaya fazla inmiyorlar. Bu yüzden sık sık o eve uğrarım. Bundan sonra seninle de çok karşılaşacak gibiyiz. İsmini öğrenebilir miyim ? " dedi yumuşak bir sesle.
" Tabi , ismim Rüya. Senin ki ? " dedim yakınlığına yavaş yavaş alışırken. Onun gibi davranan diğer insanlar yapmacık bir hava vermiyordu.
" Meryem . " dedi hafifçe gülümserken . " Bizim kasabamıza hoş geldin. Bir sorun olursa her zaman sorabilirsin. "
Hernot durağının arkamızda kalmasıyla uzun ve sık ağaçların sayısı azalmış, dağın yamacında tek katlı üst tarafı üçgen bir ev net bir şekilde görülmeye başlamıştı. Birisi üçgen kısımda ve üçü altta olmak üzere 4 pencerili küçük bir evdi. Yanında yükselen dev gibi bir ağaç ve evin önünde iki tane uzun sokak lambası yükseliyordu. Evin kapısı oldukça eski görünmesine rağmen sağlam duruyordu. Hemen altına da üç basamak merdiven yapılmıştı. Küçük ama güzel bir evdi bence.
O ana kadar aslında iyi ilerlemiştim fakat kendi huzurumu kaçıran yine ben olmuştum. İster istemez aklımda bir cümle yankılandı. " Burada beni hoş karşılayacaklar mı ? Özellikle onlar. Büyükannem ve büyükbabam. İyi insanlardı ama ... Bilemiyorum. Buraya keyfi gelmedim sonuçta. '
