İçeriğe geç

Siyahtan Beyaza

Bölüm 16 · 5 dk okuma

Siyahtan Beyaza

Bölüm 16

Geri dönüş…

Sabah oldu. Bu gün tatildi ve ailemle Melis ile Murat amcanın evine kahvaltıya gidecektik.

Üzerime sade beyaz bir tişört, altıma da siyah bir pantolon giymiştim. Son zamanlarda havalar soğuktu, o yüzden üzerime deri ceketimi aldım.

Babamla Murat amca, aynı şirkette çalışıyorlardı ama bundan öncesinde de tanışıyorlarmış. O yüzden sık sık birbirleri ile görüşüyorlar ve çok yakın arkadaşlar.

Arabaya bindik ve Melis ile Murat amcanın evine doğru gittik. Vardığımızda kapıyı çaldık ve kapıyı açan kişi Melis’ti…

Her zamanki sıcak gülümsemesiyle karşıladı bizi. Bir insan nasıl bu kadar güzel olabilir diye düşündüm. Sonrasında eve girdik, kahvaltı masası çoktan hazırlanmıştı ve çok güzel görünüyordu. Babam Murat amca ile sarıldı.

-“Nasılsın Murat?”

+“İyiyim, iyiyim…”

Babam Melis’e kısa bir süre baktı ve sonrasında tekrar Murat amcaya döndü. “Annesi gelmiş diye duydum,” diye fısıldadı babam ama ben yakınlarında olduğum için duydum. Murat amca sadece başını sallamakla yetindi. Babam da destek verircesine onun omzunu sıktı. Annem konu dağılsın diye masanın çok güzel göründüğünden bahsetmeye başlamıştı.

-“Melis, sen mi hazırladın kızım?”

+“Babamla birlikte hazırladık Nalan teyze.”

Murat amca sohbete katıldı.

-“Çoğunu o yaptı. Bu gün onun elinden güzel bir kahvaltı yiyeceğiz.”

Melis gülümsedi ve bizi masaya davet etti. Hepimiz masaya oturduk. Melis benim yanımda oturuyordu.

Ailelerimiz konuşurken sessizce bana seslendi.

-“Berk.”

+“Neden fısıldıyorsun?”

Fısıldadığını fark etmemişti sanırım. Sonrasında normal sesle konuşmaya başladı.

-“Daha iyi misin, yaran nasıl?”

+“Merak etme, daha iyiyim. Benden o kadar kolay kurtulamazsın.”

İlk defa bunu söylediğimde yüzünde bir gülümseme oluşmuştu.

-“Başına falan bir şey mi çarptı? Çünkü ne zaman bunu söylesem ‘Gerizekalı benim derdin o mu?’ diyordun.”

+“Çok istiyorsan söyleyeyim. Gerizekalı be-”

Elimle susmasını işaret ettim.

-“Şştt sakin. Sadece merak ettim, söyle demedim.”

Melis’in yüzünde yine bir gülümseme oluştu.

Kahvaltı bittikten sonra sofrayı toparladık ve hep birlikte dışarı çıktık. Sahilde sohbet ederek yürüyorduk. Bir anda telefonum çaldı.

Arayan kişiyi görünce şaşırdım, Kağan arıyordu çünkü.

Kağan benim en yakın arkadaşımdı. Her şeyimi ona anlatırdım. Önceden bizim okulda okuyordu ama ailesi ile şehir değiştirdiğinde mecburen okuldan ayrılmıştı. Yine de biz iletişimi asla kesmemiştik.

Telefonu açtığımda her zamanki şekilde telefonu açtı.

-“Nasılsın gerizekalı?”

Onun sesini duymak iyi gelmişti, yüzümde bir gülümseme oluştu.

-“Ben iyiyim, sen nasılsın?”

+“Ben de iyiyim. Sana mükemmel bir haberim var!”

-“Neymiş o mükemmel haber?”

+“İstanbul’a geri dönüyoruz!”

Bunu duyduğum anda şok oldum.

-“Sen ciddi misin?”

+“Tabikide ciddiyim.”

-“Bu mükemmel bir haber!”

+“Evet öyle… Senin sevgilin oldu mu lan hiç?”

-“Yok olmadı.”

+“İyi, yine bana kaldın.”

-“Oğlum yapma ya. Okuldakilerin hepsi bizi gey sanmıştı bir ara.”

+“Olsun be yakışıklım, ne olcak?”

Kendimi gülmemek için tuttum ama başaramadım.

-“Yapma canım benim tamam mı? Okuldakilere bir daha katlanmak istemiyorum.”

Telefondan Kağan’ın oflama sesini duydum. Gülmeden edemedim.

-“Çok mu seviyordun lan beni?”

+“Sevebilirdim ama hakkını kaybettin.”

Gülmeye devam ettim. Melis bana ne oldu dercesine bakıyordu.

-“Ne zaman geleceksin peki gerizekalı?”

+“Bu akşam uçakla gelicez. Yarın okula tekrar kayıt olucam.”

-“İyi bari erkenmiş.”

+“Ne oldu, çok mu özledin beni?”

-“Valla ne diyeyim, özledim galiba… Neyse, ben dışarıdayım, yarın gelince konuşuruz.”

+“Tamamdır Berk’im. Görüşürüz.”

Telefonu kapattım. Melis bana meraklı bir şekilde bakıyordu.

-“O kimdi?”

+“Kağan. Yarın geri dönüyormuş.”

-“İyiymiş. En yakın arkadaşın dönüyor.”

+“Evet… Kağan ile görüşmeyeli baya oldu. Arkadaştan öte kardeşim o benim için.”

-“Ortağın geldiğine göre okulda tekrar terör estirmeye başlarsınız. O gittikten sonra çokta zorba değildin açıkçası.”

Melis bunu söylerken gülmüştü.

-“Zorba olmamı istiyorsun sanırım.”

+“Zorba olmanı istemiyorum, sadece şakaydı.”

-“Tamam… ama ne yalan söyleyeyim, Kağan geldikten sonra okulda tekrar terör eser ama sana dokunmayız merak etme.”

Melis yüzümdeki sırıtışı gördü ve kaşlarını çatarak konuştu.

-“Yoksa bana yine ‘Sen sakinsin,’ mi diyeceksin?”

+“Yok yok asla, tövbe ettim ben. Sen sakin falan değilsin, sen hepimizden fenasın.”

-“Aferin.”

Annem bir anda bize döndü.

-“Siz orada ne konuşuyorsunuz bakalım?”

+“Kağan İstanbul’a geri dönüyormuş anne. Onu konuşuyorduk.”

Annem ve babam Kağan’ı çok severdi. Onlar için Kağan’ın benden bir farkı yoktu.

-“Gerçekten mi? Çok sevindim. Kağan’ı gerçekten çok özlemiştim, gelsinde ona yine tatlılar yapayım.”

Annem, Kağan ne zaman bize gelse tatlı yapardı. Ama ben istediğimde ‘Yarın yaparım,’ diye diye geçiştiriyordu.

-“İyi bari Kağan gelince tatlı yeriz biraz.”

+“Aşkolsun Berk, ben sana tatlı yapmıyor muyum?”

-“Yapıyorsun annecim ama Kağan’a yaptıklarınla bana yaptıklarının sayısı arasında dağlar kadar fark var.”

Dalga geçtiğimi bildiği için gülmeye başlamıştı. Kağan burada olsaydı “Kıskanma lan, benim annem de seni benden çok seviyor. Acaba anneleri mi değiştirsek?’ derdi.

Melis’ten…

Bir süre daha sohbet edip, yürüyüş yaptıktan sonra herkes evlerine dağıldı.

Eve gittiğimizde artık çok yorulmuştum ve hemen kendimi yatağa attım. Öyle bir uyumuşum ki babam beni uyandırdığında akşam yemeğini hazırlamıştı.

Babamla yemeği yedikten sonra tekrar annemin konusu açılmıştı.

-“Buluşmadan sonra seni daha aradı mı baba?”

+“Yok aramadı.”

-“Dava açtı mı?”

+“Onu da yapmadı.”

-“İyi. Belki de annelik taslamak için yapmıştır.”

+“Sanmıyorum. Zamanla öğreniriz… ama merak etme, seni benden asla alamaz.”

Yüzümde bir gülümseme oluştu.

-“Biliyorum…”

Bir süre daha sohbet ettik sonra ikimizde yattık. Sabah olduğunda ise her zamanki gibi kahvaltımızı yaptık, birlikte vakit geçirdik ve akşam olunca tekrar yattık.

Uyandığımda okula gitmek için hazırlandım. Artık Kağan bizim okula gelecekti. Berk acaba ona sevgili rolümüzden bahsetmiş miydi?

Hazırlanıp okula gittiğimde Buse hemen yanıma geldi ve bana sarıldı.

-“Bu hafta sonu hiç görüşemedik. Seni çok özledim.”

Buse’nin bu tavrına güldüm.

-“Sadece iki gündü kanka.”

+“Olsun, benim için iki yıldı. Sen beni hiç özlemedin mi yoksa?”

Buse yine benek gibi davranmaya başlamıştı. Ona sıkıca sarıldım ve yanağından öptüm.

-“Özledim özledim.”

Sarılmamız bittikten sonra sıramıza oturduk. Sonra Berk sınıfa girdi, ben de onun yanına gittim.

-“Kağan’a bizi söyledin mi?”

+“Evet, söyledim. Çok mutlu oldu.”

Sınıfta başkaları da olduğu için yine sevgili gibi davranıyorduk. Berk’in rol yaptığımızı mı söylediğini yoksa sevgili olduğumuzu mu söylediğini merak ediyordum. Berk bunu anlamış olacak ki, kulağıma eğilip fısıldadı.

-“Rol olduğunu söyledim.”

Başımı ‘tamam’ anlamında salladıktan sonra tekrar sırama oturdum.

Bir süre sonra sınıfın haber vericisi olan Mert sınıfa hızlıca girdi.

-“Çocuklar Kağan geri dönmüş!”

Bir anda herkes şaşırmıştı. Benim şaşırmadığımı gören Buse bana döndü ve haberimin olup olmadığını sordu, ben de haberimin olduğunu söyledim.

Sınıftaki herkes bahçeye çıkmaya başladı. Buse de beni çekiştirerek sınıftan çıkarttı. Okul koridorunu gördükten sonra şoka uğradım çünkü bir sür kişi bahçeye çıkıyordu.

Buse ve ben bahçeye indiğimizde herkes birinin etrafında toplanmıştı. Bu tabikide Kağan’dı. Bir süre sonra Berk’te geldi ve Kağan’ın karşısına geçti. Kağan gülümsemeye başladı.

-“Nasılsın yakışıklı, iyi misin?”

+“Sen gelince daha iyi oldum.”

Sonrasında birbirlerine sarıldılar. Okulun tüm kızları şimdi ikiye ayrılacaktı. Berk’i sevenler ve Kağan’ı sevenler. Aslında Berk’i sevenlerde Kağan’ı sevmeye başlayabilirdi çünkü herkes bizi sevgili sanıyordu. Kağan, Berk’e bakarak konuşmaya başladı.

-“Ben yokken sevgili yapmışsın.”

+“Evet… ne yapalım, aşık olduk bir kere.”

Berk bunu söylerken bana bakıp göz kırpmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.