İçeriğe geç

Siyah Zarf

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Siyah Zarf

Bölüm 3

SZ|3.BÖLÜM

Her siyah beyaz fotoğraf şeffaf bir penceredir aslında acıya açılan... |

Ezgi ve benim sarıldığım fotoğrafı görmem ile kalbimdeki acının sızlaması bir olmuştu. Arkasını çevirdiğimde şu yazı ile karşılaşmıştım.

"Bilemezsin kim dost, kim düşman.

Bazen tuttuğun eldir seni arkandan vuran."

"Bazen tuttuğun eldir seni arkandan vuran.." diyerek fısıldadım.

"S-sen nasıl yaparsın bunu bana Gaye!"

Ezgi'nin o gün kurduğu cümleler beynimin içinde yankılanırken ellerim ile kulaklarımı kapadım. Hayır, hayır bunları duymak istemiyordum.! Ellerim kulaklarımı kapatır bir vaziyette yere çömeldim. Dizlerimi iyice karnıma doğru çekerken başımıda eğdim.

Gitmiyordu işte. O sesler beynimin içinden defolup gitmiyordu.

Ellerim titremeye, bedenim havanın sıcak olmasına rağmen üşümeye başlamasıyla tir tir titredim. Ayağa bile kalkacak, yatağıma bile uzanacak bir halim yoktu şu an. Sanki oraya yapışmış kalmıştım. Git gide halim azalmaya başlarken bedenimi soğuk zemine bıraktım. Gözyaşlarım yüzümü es geçip yere damlarken hafifçe burnumu çektim.

. . .

"Gaye!" Asiye'nin beni sarsmasıyla göz kapaklarımı araladığımda korkuyla bana bakan gözleriyle karşılaştım.

"İyi misin kuzum?" Dediği şeyle yattığım zeminden doğrulmaya çalıştığımda kolumun ve boynumun ağrısıyla kısık bir sesle inledim.

Asiye hemen elleriyle bana destek olurken gözündeki korku ve merak karışımında olan bakışlarını bana atmaktan çekinmiyordu.

Yatağıma oturduğumda Asiye'de hemen yanıma bana dönük bir şekilde oturmuştu. Ellerimi avucunun içine alıp "Ne oldu? Neden yerde yatıyordun?" Anlatacak bir durumda değildim. Ve sürekli ona yalan söylemekte istemiyordum. Ellerimi avucundan çekip omzuna koydum. "Ben biraz dinlensem olur mu? Yarın okul var biliyorsun."

Üzerime gitmeyeceğini biliyordum. Böyle zamanlarda benim ona gidip anlatmamı bekler beni zorlamazdı. İşte bu huyunu çok seviyordum. Gözlerini hafifçe yumdu ve geri açtı. Ayağa kalkıp yanağıma bir öpücük bıraktığında "Hadi dinlen bakalım iyi uykular." Diyerek odamdan ayrıldı.

Onun gidişiyle yataktan kalktım ve balkona çıktım. Balkona her çıktığımda artık gözlerim o siyahlar içindeki adamı arıyordu. Biraz etrafa göz gezdirdikten sonra onun yine orada olduğunu gördüm. Bu sefer gitmeyecektim. Bu sefer bi fotoğrafı daha kaldıramazdım.

. . .

"Evet, tatlım çok güzel olmuş." Elimdeki a4 kağıdını masaya bıraktığımda arkadaki öğrencimin çizimine göz gezdiriyordum.

"Hocam şurasını yapamadım." Eliyle gösterdiği kısma baktığımda kalem kutusundan bir kurşun kalem alıp çizemediği yere yardım ettim.

"Şu an iyi gözüküyor. " dediğime gülümseyen yüzüyle karşılık verdiğinde bende ona gülümsedim.

Zilin çalması ile tüm sınıf çıkarken bende masanın üzerinde duran çantamı alarak kantine gittim.

"Merhaba Selin hanım." Çocuklardan birine tost uzatırken bir yandan gülümseyerek "merhaba hocam" demişti.

O öğrencilerle ilgilenirken ben bir bardak alıp içine nescafeyi katıp üzerine de sıcak su döktüm. "Sana kolay gelsin." Kahvemi alarak bahçeye çıktığımda kimsenin olmadığı bir yer bularak oraya oturdum. Kahvemi masanın üzerine bıraktım ve çantamdan bana gelmiş olan fotoğrafları çıkarıp dizimin üzerine koydum.

Bunları kimin gönderdiğini bulmam lazımdı!

"Onlar ne Gaye?" Yanımdan gelen sesin sahibine baktığımda Sedat'ı görmem ile hemen fotoğrafları çantamın içine attım.

"Hiç, hiç bir şey Sedat." Gözlerini kısıp yanımdaki sandalyeye oturduğunda üzerimdeki tedirginliği belli etmemek adına kahvemden bir yudum aldım. Sıcak fincan ellerimin arasında dururken hafif yanmanın verdiği acı ile masaya geri bıraktım.

"Yorgun gözüküyorsun, gece uyumadın mı?" Kafamı evet anlamında salladım.

Uyuyamamıştım.

"Neden bir sorun mu var?" Parmaklarımla masanın üzerinde ritim tuttururken gözlerimi ona sabitledim.

"Hayır bir sorun yok. Uyku tutmadı sadece."

"Gaye, bir şey olursa her zaman burdayım." Ona bakıp hafifçe gülümsediğimde telefonuma bildirim gelmesiyle çantamı karıştırdım. Telefonu çıkarıp baktığımda Elif'ten mesaj geldiğini gördüm.

Elif: Okul çıkışı seni bekliyorum :)

Gaye: Tamam canım :)

Aslında gitmeyi hiç istemiyordum. Gidersem ona her şeyi anlatmak zorunda kalıcaktım. Ve ben buna cesaret edemiyorum. Yüzüm düşmüş olacak ki Sedat elini omzuma koydu.

"Gaye ne oldu?" Gözlerim onun kahverengi gözleriyle buluşunca derin bir nefes aldım. "Gerçekten şu aralar seni hiç iyi görmüyorum. Ve endişeleniyorum. "

"Endişelenecek bir durum yok Sedat. Sadece şu sıra okul kurs derken yoruluyorum o kadar." Anladığını belli eden bir biçimde kafa sallayınca içimden bir oh çektim. Üstelememesine sevinmiştim. Sedat ile okulda tanıştmıştık. O matematik öğretmeniydi. Okula geldiğim ilk günden beri hep o yardımcı olmuştu bana.

Kahvemi bitirrdikten sonra Sedat ile vedalaşıp öğretmenler odasına gittim.

Masa başında oturan meslektaşlarıma başım ile selam verirken Asiye'yi görmenin verdiği mutluk ile ona gülümsedim. Direk yanındaki boş sandalye otururken elimi elinin üzerine koymuştum. "Çay getireyim mi sana yorgun gözüküyorsun?" Kafasını hayır anlamında salladı.

"Birazdan kantine ineceğim o zaman alırım ben balım." Elini hafiften sıkıp gülümserken "Benimde bugünlük derslerim bitti. Birazdan çıkacağım. Çıkmadan seni göreyim dedim." Diyerek cevap vermiştim.

"İyi yaptın canım. Ee eve mi gideceksin?" Yüzümün önüne gelen saçımı kulağımın arkasına sokarken Asiyenin sorusuna da cevap vermiştim. "Yok bir işim var ondan sonra eve geçerim." .

"Tamam balım." Ayağa kalktım ve yüzünü kaplayan saçlarını elimle çekip yanağına öpücük bıraktım.

. . .

"Anlatmaya devam etmek ister misin Gayecim?" Ellerimi dizlerimin üzerine koydum ve karşımda oturan Elif'e baktım. Ona güvenebilir miydim? Sanırım güvenebilirdim. Peki anlatabilir miydim? İşte bundan emin değildim.

"Gaye yapabilirsin." Ona kafa sallayıp derince bir nefes aldım. Yapabilirsin Gaye.. artık bu durumu birine anlatabilirsin. Sen suçlu değilsin. Buna inanman lazım.

"Her şey geçti sanmıştım. Ezgi onu unutmuş. Bir sorun kalmamış diye düşünüyordum. Doğum günü geldi çattı Ezgi'nin. Çok mutluydu artık. Onun için üzülmüyor sanıyordum. Ama yanılıyormuşum. O aşkını içinde yaşamaya devam ediyormuş. Doğum gününü kutladık herkes yavaş yavaş dağılırken, sadece Ezgi'nin en yakın arkadaşları kalmıştı. Biz kendi aramızda takılacaktı yani. Ama bir sorun vardı. O da oradaydı."

"Ben düşünüyorum ki eğlencesine beni istiyor. Meğerse beni takıntı haline getirmiş. Tabi benim hiç bir şeyden haberim yok.. en fazla 10 kişi falanız işte. Ezgi yanıma geldi dedi ki "Gaye ben dayanamıyorum Asaf'a açılacağım.

Engel olamadım Elif. Gitti ve açıldı.."

Elif gözlerini iyice açarken "ne yaptı reddetti dimi?" Dedi. Hayır anlamında salladım kafamı.

"Aksine kabul etti. O da hoşlanıyormuş ondan. Böyle olunca hem Ezgi adına mutlu olmuştum hemde benlik bir sıkıntı yok diye sevinmiştim. O gün onlar mutlu mutlu eğlenirken ben partiyi yaptığımız binanın çatısına çıkmıştım. "

Sesimin titrediğini fark eden Elif masanın üzerinde su dolu bardağı bana uzatırken itiraz etmeden aldım. Bir kaç yudum içip sakinleştiğimde anlatmaya devam etmiştim.

"Çatıya çıkıp etrafımı izlediğim sırada arkamdan omzuma doğru çarpan nefesi fark ettiğim gibi korkuyla kendimi ileriye çektim. Arkama baktığımda bana gülen Asaf'ı gördüğümde biraz da olsa sakinleşmistim. Ama sakinleşmem değil daha çok korkmam gerekirmiş."

3 yıl öncesi;

"Sen miydin Asaf? Korkuttun." Gülümsemesi yüzüne iyice yayılırken yanıma yaklaşıp aramızdaki tüm mesafeyi kapatmıştı. Kendimi geriye çekmeye çalışsamda bileğimi öyle sıkı tutuyordu ki ondan kurtulamıyordum.

"Asaf kendine gel! Bırak beni." Diğer eli saçlarımda dolaşırken yüzüme bakmaya devam ediyordu. "Ben zaten kendimdeyim güzelim."

"Asaf bırak dedim lütfen." Bileğimi daha sıkı kavrarken yüzü yüzüme yaklaşıyordu. Kafamı sağıma çevirdiğimde ufak bir kahkaha atıp bileğimi bıraktı. Ondan kurtulmamla elimle bileğimi ovarken kızgın yüzüm onun alayla bakan yüzüne çevrildi.

"Güzelim, niye zorluk çıkarıyorsun? Seninde beni istediğini biliyorum."

Dişlerim sıkmamla sızlamaya başlarken ona bir tokat attım. "Lan-"

"Şşt" parmaklarını dudaklarmın üzerine bastırırken kalbimin hızla atması bir olmuştu. "Ezgi'yi sorun ediyorsan etme. Ona çaktırmadan da ilerletebiliriz."

Yüzünü yüzüme yaklaştırırken elini belime koydu. Ben kendimi zorla çekmeye çalışsamda ondan kurtulamıyordum. Kahretsin!

"Asaf!" Arkamızdan gelen sesi duymasıyla beni bırakması bir olmuştu. Yavaşça arkasını döndüğünde bende oraya bakıyordum. Ezgi.. işte şimdi her şey daha da berbatlaşacaktı.

İyice yanımıza gelip aramızdaki mesafeyi en aza indirdiğinde beni görmesiyle yüzü en sert halini almıştı.

"Allah ikinizinde belası versin!" Demesiyle dudaklarımı aralayıp konuşacağım sırada yüzüme attığı tokat ile elim hızlıca yanağıma gitti.

"Hele sen Gaye. Sen ya sen. Aklım almıyor. Kardeşim dedim sana kardeşim.." elim hâlâ yanağımdayken o hıçkırarak ağlıyor ve ağzına ne gelirse söylemeye devam ediyordu. Ne diyecektim şimdi ona? Tek kelime bile edememiştim.

Bölüm sonu

1 yorum