İçeriğe geç

SİYAH LOTUS

Bölüm 2 · 6 dk okuma

SİYAH LOTUS

Bölüm 2

Yaklaşan Zaman

Yol yorgunluğunu biraz olsun üzerimden atmak için lavaboya ilerlediğimde, yorgun olan esası dinlendirmek için zihnime konan her şeye en pozitif yanıtları verdim. Avucuma dolan suyu yüzüme çarptırdıktan sonra akıp giden damlalar, bu arzuma yardım ediyordu gibiydi. Serinliyordum fakat bundan da öteye hafifliyordum.

Biraz evvel annemin kızgın şekilde yeniden mutfağa ilerleten ortam istemsizce beni de aynı galeyana getirse de aklım onda kalmıştı. İşimi bitirdikten hemen sonra yanına gitmek için hareketlendiğimde, dışarıdan gelen klasik seslere zıt olacak şekilde evin içi oldukça sessizdi. Mutfak kapısına koyduğum elime yaslandığımda, annemin yemek hazırlıklarıyla uğraşını izledim bir süre. Aslında onu, onun zannettiğinden çok anlıyordum. Eski toprak dediğimiz annelerimiz, herkesten fazla taşımıştı bu dünyanın taşlarını. Hor görülmeler, kıyaslaştırılmalar, hakaretler, ötekileştirmeler... Kendilerini bir bireyden öteye, çocuk doğurma ve iş koşma makinası olarak hissettirilmeye zorlanmışlardı adeta. Ve bu sadece benim annemde değil, zamanın çoğu kadınlarında geçerliydi... Onların gözlerinden akan her bir yaş, küçük, büyük fark etmeksizin bütün çocukların gönlüne bir alev gibi düşüyordu.

"Anne..." diye sakin bir tonda çağırdım en sonunda. Evet, çok yakında kendi yuvamı kuracağım için ziyadesiyle mutlu olsam da ne olursa olsun annemden ayrı olacak olmak sarsmıyor değildi.

"Hıı..." diye mırıldandı.

"Ne yemeği hazırlıyorsun?"

"Patates yemeği işte Nurdan, pilavın yanında yersiniz."

Sessiz kaldım. Dudaklarıma konan tebessüm, anılarımdaki tüm hüzne rağmen zıt yöne çalıştı. Canımız her ne kadar başka başka şeyler çekse de elimizde olana şükrü sunduğumuz yılların çocuklarıydık her zaman. Şu anki dönem de biraz daha iyi olsa da farklı da sayılmazdı. Kapıya yaslanmayı bırakıp yanına ilerledim daha sonra. Ne tepki vereceğini o an kestiremesem bile tamamen gönlüme doğanı dinleyerek etrafına doladım kollarımı. Kalbimdeki o üşüyen sıcaklık, yeniden harlanmaya muhtaçtı. Soymuş olduğu patatesleri dilimlediği bıçağını aniden durdurup bekledi bir süre. Daha sonra işe devam etmeyi hedefler gibi yeniden işe koyulsa da sarılışım devam edince bir kez daha durdu. Nefes seslerine odaklı bir şekilde gözlerimi kapattığım o an, bir hıçkırık sesi balyoz gibi çarptı kulaklarıma. Hemen anneme baktım. Sarılışım gevşer gibi olduğunda, benim de gözlerimi tuzlu sularla yakmaya hazırlayan bir sarılış aldım karşılık olarak. Üşüyen ve harlanmaya muhtaç o sıcaklığım vardı ya? Tam şu anda kıyafetlerimi ıslatan yaşlarla ısınıyordu. Titreyen kalbim en çok ne için kırık hissediyordu emin değildim. Yaşabilecekken yaşayamadıklarımıza mı ya da hiç yaşama olanağı bile olamayanlara mı? "Ah benim Geberik kızım," dedi sırtıma koyduğu elini hareketlendirdiğinde. "Sarı kızım..." Hiçbir şey söyleyemeden onu dinlemeye devam ettiğim sırada, "Daha dün aldım seni erik ağacının tepesinden, şimdi sana çağırdığımda ne erik ağacında bulabileceğim seni ne de çatıda," dediğini işittim.

Bahsettiği günler gözlerimin önüne geldiğinde, titreyen çeneme rağmen kusursuzca gülümsedi dudaklarım. Cesaretim ve gücüm birleşince, yaramaz bir çocuk olmuştum tüm kardeşler arasında. Hayvanlardan korkmaz, aksine onlarla daha haşır neşir olurdum. Öyle ki annem bir yere gittiğinde gözü arkada kalmasın diye her zaman beni yanında götürürdü. "Öyle söyleme anne, sen çağırdığında ben gelirim senin yanına."

"Gelir misin?" dedi sarılmamızı sonlandırıp, kollarımdan tutarak gözlerime baktığında. Ben de onunki gibi kırmızıya bürünmüş olmalıydım ki çehremi inceledi bir süre. Sonra ne düşündü pek anlamasam da dudaklarındaki tebessüm soldu yavaşça. "Hemen gelme. Biraz özlet kendini. Hem önce evliliğinin tadını çıkar. Mahir'le güzel zamanlar geçirin, aile olacaksınız siz." Kollarını benden ayırdığında, açık bir şekilde yutkunup yarım bıraktığı işe döndü. "Daha sonra... Daha sonra ben sana alo dedim mi, gel."

Konuyla bağlantılı bir şey söylemedim o an. Neden böyle bir şey dediğini bilmesem de altında yatan her şeyi biliyor gibiydim. Belki de babamla yaşayamadığı o hayatı çocuklarının yaşamasını istiyordu, belki de hayatı bana zehir eden diğer kişilerle karşılaşmamı istemiyordu? Ya da belki de sadece gerçekten de öyle istiyordu?

Durum her ne olursa olsun elbet ortaya çıkardı ya da zaman kendi kurallarını satranç tahtasına dizip, bir şekilde oynardı. Kimin şah kimin mat olduğu ise oyunun sonunda ortaya çıkardı.

Ama benim, artık daha fazla mat olma gibi bir düşüncem yoktu.

"Yardım edeyim mi?" diye sordum sessizliğimi kırıp.

"Yok. Zaten az kaldı. Git üzerini değiş, yoldan geldin."

"Tamam."

Öylece çıktım yanından. Odaya yeniden geçtiğimde ayarladığım kıyafetlerimi kucağıma alıp, banyoya geçtim hemen. Hızlı ama rahatlatıcı bir duşun ardından odaya daha geçmemiştim ki, Nuray elinde bir şeyle geldi yanıma.

"Mahir'in aradı. Ararsın."

Uzattığı telefonumu aldığımda, "Bana bak," dedim dönüp gidişini durdurarak. "Hayrola ne bu hareketler?"

"Bir şey yok abla, canım sıkkın. Senlik olay değil."

"Ne oldu? Annemle tartışmanızdan mı böylesin?"

"Yok." Elini havada sallayıp kaşlarını çattı o an. "Babama kızgınım da işte annemle çatıştık."

"Niye? Ne oldu yine?"

Konuşmaya girmeden evvel dönüp, arkasına bakındı. Gözleri geldiği andakinden daha durgun baksa da kaşları öfkesine öfke katmış gibiydi. "Dışarıda kesemediği ahkamını yine anneme, bize kesti. O gittiğinde ben de öfkelenip söylenmeye başladığımda annem de beni susturmaya çalışınca ona patladım ben de. Zaten o sırada sen geldin."

"Ayberk'le Yaser de orada mıydı?"

"Ayberk vardı. Yaser arkadaşlarıyla top sahasına gitmişti zaten."

"Şu çocukların da psikolojilerini bozacaklar en sonunda ya!" Onun kadar öfkeyle dolmuştum o an aslında ama sessiz de kalmalıydım. Kasılan çenemi rahatlatmak adına yanağımla oynar gibi yaptığım sırada, "Tamam kızım," diyerek konuyu kapatmak istedim. "Zaten biliyorsun aile durumunu kaç yıl oldu. Maddi zorluklar yüzünden aile içi de çengelli bulmacaya döndü. Kim kime takarsa."

"Aman ya..." diyerek devirdi gözlerini.

"Neyse git anneme sofrayı kurmakta yardım et. Eniştenle konuşup geliyorum ben de."

"Nurcan yardım etsin."

"Nuray..."

"Öff..."

Arkasını dönüp gittiğinde, elimde kalan çıkardığım kıyafetleri sepete atıp, odaya geçtim ben de. Başımda gevşeyen havluyu yeniden düzelttikten sonra, yatağa uzanıp, sevdiğim adamın numarasını tuşladım hemen. Nurcan, masada dönüp bana bakındıktan hemen sonra kalemini kitabını bırakıp odadan çıktı hemen. Aralık kalan kapıyı kapatmak için yeniden ayağa kalktığımda ise Mahir'in cevabı duyuldu.

"Alo."

"Alooo," dedim uzatarak. "Napıyorsun hayatım?"

"İşte moladaydım da sesini duyayım demiştim güzelim, sen ne yapıyorsun, geçtin mi köye?"

"Evet evet, zaten mesaj atmıştım arabaya bindiğimde de eve varınca ben haber veremeden sen aradın."

"Olsun canım, ne önemi var önce sonranın. Sağ salim vardın ya o yeter."

"Yaa..." Gülümsedim ve bu ses tonuma da yansıdı. Onun da gülüşünü duyduğumda kalbimde akıp giden şeyler ruhuma dokundu. Aile evinde istediğim şekilde konuşamıyor oluşumdan ötürü ona, onun da sevdiği cilveleri yapamıyordum fakat o, bunu da anlıyordu. "Yemeğini yedin mi?"

"Daha var, şimdi öyle çay molası falan. Zaten birazdan biter. Sen yedin mi?"

"Bizimkiler hazırlıyor şimdi, birazdan geçeceğim ben de."

"İyi bakalım hayatım. O zaman ben seni tutmayım, zaten çağırırlar beni de şimdi. Git karnını doyur, aç kalma."

"Tamam ama sonraki molada da müsait olursan ararsın. Az konuştuk."

Kıkırtıyla gülüşünden sonra derin nefes alışını dinledim huzurla. "Olur, ararım. Zaten çok az kaldı düğünümüze. Sonra rahat rahat, uzun uzun çok konuşacağız."

"Ayy evet..." Hiç yapmıyormuş gibi hayalini kurup heyecanlanmadan edemedim. "O zaman görüşürüz sevgilim. Seni seviyorum."

"Hadi görüşürüz Nurdan'ım. Ben de seni çok seviyorum. Arayacağım seni."

"Tamam, kapatıyorum."

"Tamamdır karıcım." Son sözlerin ardından durmadan hoplayan kalbime götürdüm elimi. Yüzümde kendini otomatik gösteren otuz iki dişli tebessümüm, dilim adına haykırıyordu her şeyi. Gerçekten de artık dünyanın bana da güldüğü günler çok daha yakınımdaydı ve o zamanlara, sevdiğim kadar beni seven o adamla kavuşacaktım.

Bölüm sonu

7 yorum