İçeriğe geç

SİYAH KUĞU

Bölüm 8 · 3 dk okuma

SİYAH KUĞU

Bölüm 8

Kusursuz Tiyatro

Gece şömine karşısında atılan o duygusal imzalar, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yerini rasyonel bir soğukluğa bırakmıştı. Lara, gözlerini açtığında karşısındaki aynada dağılmış saçlarını ve hala parmağında duran o mühür yüzüğü gördü. Dün gece Gökhan’ın omzunda ağlamış, ona zırhının arkasındaki küçük kızı göstermişti. Şimdi ise o açık vermiş olmanın getirdiği savunma dürtüsüyle hızlıca ayağa kalktı. Siyah Kuğu zırhını yeniden kuşanma vaktiydi.

​Aşağı indiğinde Gökhan, koyu gri bir takım elbise içinde, elindeki espresso bardağıyla ada mutfağa yaslanmış, önündeki tabletten borsa grafiklerini inceliyordu. Dün gece kaşına yapıştırılan yara bandı ve gözlerindeki yorgunluk olmasa, o kırılgan anları hiç yaşamamışlar gibi duruyordu.

​"Günaydın, müstakbel karım," dedi Gökhan, başını tabletten kaldırmadan. Sesi yine o alaycı, mesafeli tona bürünmüştü.

​"Günaydın," dedi Lara, adımlarını masaya doğru atarken. "Buzdolabındaki o soğuk tavrını şöminenin yanında mı unuttun, yoksa sabah gün ışığı Karahan disiplinini mi tetikledi?"

​Gökhan bardağını masaya bırakıp yavaşça Lara’ya doğru yürüdü. Tam önünde durup parmak boğumuyla Lara’nın çenesini hafifçe kaldırdı. "Dün gece bir ateşkesti Lara. Ama savaş alanındayız ve sabah oldu."

​Lara cevap vermek üzere dudaklarını araladığında, kapının açılma sesi ve ardından koridorda bastonun bıraktığı sert tıkırtılar yankılandı.

​Karan alelacele mutfağa girdi, yüzü kireç gibiydi. "Gökhan... Baban. Ekrem Bey kapıda."

​Lara’nın vücudu bir anda kaskatı kesildi. Ekrem Karahan; sosyetenin ve alt dünyadaki dengelerin en tekinsiz, en gaddar figürlerinden biriydi. Bu evliliğin gerçekliğini denetlemeye geldikleri aşikardı.

​Gökhan’ın gözlerindeki alaycı ifade bir saniyede yok oldu. Lara’nın belini tek bir hamlede kavrayıp kendine doğru çekti. Yüzleri arasındaki mesafe sıfırlandığında, fısıltısı Lara’nın dudaklarına çarptı:

​"Oyun başladı, Kuğu. Şimdi bana öyle bir bak ki, bu adama seni bu evde zorla tutmadığıma inandırayım."

​Devasa salona giren Ekrem Karahan, keskin bakışlarıyla etrafı süzüyordu. Arkasında iki korumasıyla dururken, gözleri mutfaktan çıkan çifte kaydı. Gökhan’ın eli Lara’nın belinde sıkıca duruyor, Lara ise başını hafifçe Gökhan’ın omzuna yaslamış gibi görünüyordu.

​"Ekrem Bey," dedi Lara, sesine en tatlı, en özgüvenli tonu vererek. "Haber verseydiniz, kahvaltıyı sizin için hazrılatırdık."

​Ekrem Karahan bastonuna dayanarak onlara yaklaştı. Bakışları önce Gökhan’ın kaşındaki yara bandına, ardından ikisinin arasındaki o gerilimli ama tutkulu duruşa takıldı. "Sosyete Rüzgar’la aranızdaki mevzuları konuşuyor. Sahte bir nikahla ailemizin adını lekelemenize izin vermem Gökhan."

​Gökhan, Lara’yı daha da kendine çekip boynuna, tam şah damarının üzerine tüy kadar hafif ama yakıcı bir öpücük kondurdu. Salondaki zaman bir anlığına durdu. Lara’nın nefesi tıkandı, elinde olmadan Gökhan’ın gömleğinin yakasını sıktı.

​"Sahte olan tek şey haberler, baba," dedi Gökhan, başını Lara’nın boynundan kaldırıp babasının gözlerinin içine bakarken. "Lara benim yanımda. Kendi rızasıyla, benim karım olarak. Ve kimsenin bunu sorgulamasına izin vermem. Senin bile."

​Ekrem Karahan uzunca bir süre ikisini süzdü. Yüzündeki sert çizgiler hafifçe yumuşadı ama şüphe tamamen silinmemişti. "Göreceğiz," dedi soğukça. "Haftaya gerçekleşecek lansmanda bu uyumu basının karşısında da görmek istiyorum."

​Büyük kapı Ekrem Karahan’ın arkasından kapandığında, Lara kendisini tuttuğu nefesi dışarı bıraktı ve Gökhan’ın göğsünü iterek geri çekildi.

​"Harika bir performanstı Karahan," dedi Lara, nefes nefese. "Özellikle boyun kısmı."

​Gökhan’ın dudakları hafifçe kıvrıldı. "Rol yapmıyordum Lara. Babam bir açık arıyordu ve ben ona aradığı resmi verdim."

​Lara tam arkasını dönüp odasına çıkacakken, kapıdaki güvenlik görevlisi elinde siyah, zarif bir kargo kutusuyla içeri girdi. "Lara Hanım, size geldi."

​Lara kaşlarını çatarak kutuyu aldı. Mutfak adasının üzerine bırakıp kapağını açtı. Kutunun içinde siyah tüllerin arasında, altın sarısı mühürlü eski bir dosya duruyordu. Dosyanın üzerinde annesinin ilk harfleri kazınmıştı.

​Lara’nın elleri titremeye başladı. Dosyayı açtığında, yıllardır kayıp olan annesinin yurt dışındaki son izlerine ve adına açılmış gizli bir hesaba ait belgelerle karşılaştı. Ve belgelerin en altında, tek bir imza vardı: Gökhan Karahan.

​Lara başını hızla kaldırdı. Gözlerindeki o az önceki yumuşaklık yerini dondurucu bir öfkeye bıraktı.

​"Sen..." dedi Lara, sesi titreyerek. "Annemin nerede olduğunu biliyordun. On beş yıldır aradığım kadının izini sen elinde tutuyordun ve bunu bana söylemedin!"

​Gökhan kutudaki belgelere baktı, yüzündeki o sarsılmaz ifade ilk kez çatladı. "Lara, dinle... O dosya göründüğü gibi değil."

​"Yaklaşma bana!" dedi Lara, geri adım atarak. "Sen beni korumuyormuşsun Gökhan. Sen beni en başından beri annemin hayatıyla tehdit edebilmek için bu eve hapsetmişsin!"

​Lara arkasını dönüp merdivenlere doğru koşarken, Gökhan arkasında dona kaldı. Dün gece şömine karşısında kurulan o hassas köprü, tek bir kağıt parçasıyla yerle bir olmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.