Siyah VIP aracın deri koltuklarına çöken sessizlik, dışarıdaki yağmurun cama vurduğu sert ritimle bölündü. Balo salonundaki flaş patlamaları, sağır edici alkışlar ve meraklı bakışlar geride kalmıştı. Araç, Boğaz hattı boyunca hızla ilerlerken içindeki hava tek bir kibrit çakılsa patlayacak kadar barut kokuyordu.
Lara, mürdüm rengi ipek elbisesinin eteklerini toparlayıp arkasına yaslandı. Sol elinin yüzük parmağındaki o devasa, ağır pırlantaya baktı. Dışarıdan bakan bir kadın için bu yüzük bir rüyanın simgesiydi; oysa kendisi için özgürlüğünü kısıtlayan gümüş bir kelepçeden farksızdı.
"Sözleşme," dedi Lara, bakışlarını camdaki yağmur damlalarından ayırmadan. Sesi mesafeli, keskin ve nettii. "Hangi sözleşmeden bahsediyorsun Gökhan? Aramızdaki tek anlaşma ailelerin önünde atılacak formalite bir imzaydı. Arabaya bir kağıt parçası koyup beni tehdit edebileceğini sanıyorsan çok yanılıyorsun."
Gökhan, oturduğu koltukta bir bacağını diğerinin üzerine attı. Siyah smokininin ceketini yavaşça çıkarıp yanındaki boş koltuğa bıraktı. Beyaz gömleğinin üst iki düğmesini çözerken sergilediği rahatlık, Lara’nın sinir uçlarına dokunuyordu. Gökhan’ın bileğindeki dövme, loş araba ışığında bir anlığına belirdi.
"Tehdit etmiyorum, Kuğu," dedi Gökhan. Sesi alçak, tok ve kendinden son derece emindi. Yanındaki deri klasörden siyah, kalın bir dosya çıkarıp Lara’nın kucağına bıraktı. "Sadece oyunun kurallarını netleştiriyorum. Balo salonunda Rüzgar’ın gözlerinin içine bakarken 'İpler benim elimde' derken şaka yapmıyordum."
Lara öfkeyle dosyayı açtı. Sayfaların arasında hızlıca göz gezdirdi. Aile şirketlerinin birleşimi, hisse devirleri, basına verilecek demeçler... Bütün bunlar zaten bildiği diplomatik zırvalıklardı. Ancak dördüncü sayfadaki kırmızı kalemle altı çizilmiş o tek cümleye geldiğinde, parmakları kağıdın kenarını sıkıca kavradı.
Madde 2: Taraflar, sahte evlilik süresince aynı çatı altında yaşamak zorundadır. Kameralar kapandığında dahi, sosyal çevre ve ailelerin şüphe duymaması adına 'gerçek bir çift' imajı koruncak, ayrı evlerde yaşama talebi kabul edilmeyecektir.
Lara başını hızla kaldırıp Gökhan’a baktı. Ela gözleri öfkeyle parlıyordu. "Sen çıldırmışsın! Aynı evde yaşamak mı? Ben seninle aynı salonda 10 dakika durmaya katlanamıyorum Gökhan! Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de seni her gün kendi mahrem alanımda mı göreceğim?"
"Benim mahrem alanımda," diye düzeltti Gökhan, hafifçe öne doğru eğilerek. Yüzleri arasındaki mesafe bir anda tehlikeli bir şekilde kısaldı. Odunsu ve tütün karışımı kokusu arabanın tüm alanını kapladı. "Benim evimde yaşayacaksın. Çünkü Selin her an kapımızı çalacak kadar takıntılı. Rüzgar ise o evden içeri atacağın her adımı takip edecek kadar aç bir kurt. Ayrı evlerde yaşadığımız an bu oyun çöker, Lara. Ve o oyun çökerse, senin o çok korumak istediğin bağımsızlığın da babanın şirket yönetimindeki kararlarıyla yok olur."
Lara dişlerini sıktı. Haklıydı. Mantığı ona Gökhan’ın haklı olduğunu söylüyordu ama gururu bu yenilgiyi kabul etmek istemiyordu. "Peki şartlar?" dedi, çenesini dikleştirerek. "Aynı çatı altında olmamız, sınırlarımı ihlal edebileceğin anlamına gelmez."
Gökhan’ın koyu gözlerinde tehlikeli bir parıltı belirdi. Dudaklarının kenarı alaycı bir şekilde kıvrıldı. "Sınırlar mı? Sen daha bu oyuna girmeden önce sınırlarını kaybettin, Kuğu."
Araç, Boğaz’ın en izole noktasındaki devasa, siyah mimarili modern bir malikanenin demir kapılarından içeri girdi. Yağmur şiddetini artırmıştı. Sürücü kapıyı açtığında Gökhan araçtan indi. Şemsiyeyi açıp Lara’nın kapısına doğru yürüdü.
Lara araçtan indiğinde, kendisini bekleyen bu karanlık krallığa baktı. Şemsiyenin altında, Gökhan ile o kadar yakın duruyorlardı ki, Gökhan’ın omzu kendi omzuna temas ediyordu.
"Burası senin hapishanen değil," dedi Gökhan, kapıya doğru yürürlerken fısıltıyla. "Burası bizim savaş alanımız."
Malikanenin devasa ahşap kapısı açıldığında, içeride onları Karan bekliyordu. Karan’ın yüzündeki ciddiyet, gecenin geri kalanının sakin geçmeyeceğinin ilk habercisiydi.
"Sonunda geldiniz," dedi Karan, elindeki tableti Gökhan’a uzatarak. "Selin basına çoktan bir mülakat verdi bile. 'Onlarınki sadece bir hisse anlaşması' ima eden cümleler kurmuş. Ayrıca Rüzgar yarın akşamki parti için tüm ekibi topluyor. Sizi oraya bekliyorlar."
Gökhan tablet göz atarken Lara yavaşça salona doğru ilerledi. Modern, koyu tonlarla dekore edilmiş, yüksek tavanlı bir evdi. Ama soğuktu. Tıpkı sahibi gibi.
"Yarın akşam o partiye gideceğiz," dedi Gökhan, tableti Karan’a geri verirken. Bakışları salonda dik duran Lara’ya kaydı. "Ve herkese bu 'imzanın' ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha göstereceğiz."
Lara arkasını döndü. "Ben yatıyorum. Hangi odada kalacağımı söylersen sevinirim, müstakbel kocam."
Gökhan adımlarını yavaşça Lara’ya doğru attı. Aralarındaki mesafe kapandığında, elini Lara’nın yüzüne doğru uzattı. Parmak boğumuyla Lara’nın yanağına düşen tek bir saç telini yavaşça geriye itti. Dokunuşu o kadar hafif ama bıraktığı sıcaklık o kadar yakıcıydı ki, Lara nefesini tuttu.
"Yukarıda, koridorun sonundaki oda," dedi Gökhan, sesi pürüzsüz ve alçaktı. "Benim odamın tam karşısı. Bir şeye ihtiyacın olursa... Kapımı çalmana gerek yok. Zaten uyumuyor olacağım."
Lara, topuklarının üzerinde dönüp merdivenlere yöneldi. Her adımında kalbinin ritmi biraz daha hızlanıyordu. Bu kurgulanmış bir oyundu, evet. Ama Gökhan’ın dokunuşları, gözlerindeki o karanlık sahiplenme ve aralarındaki bu amansız çekim... Hiçbiri sahte gibi durmuyordu.
Odaya girip kapıyı arkasından kapattığında, sırtını ahşap kapıya yasladı. Derin bir nefes aldı. İçerideki aynada kendisine baktı; mürdüm rengi elbisesi, dağılmış saçları ve parmağındaki o ağır yüzükle tam bir Siyah Kuğu gibi duruyordu.
Tam o sırada telefonuna bir bildirim düştü. Ekranı açtığında bilinmeyen bir numaradan gelen mesajı gördü:
“O evden hemen çık Lara. Gökhan’ın sana söylemediği çok daha büyük bir sır var. O yüzüğü parmağına takmasının gerçek sebebi hisseler değil.”
Lara’nın gözleri genişledi. Mesajın hemen altında bir fotoğraf vardı. Fotoğrafta, Gökhan’ın yıllar öncesine ait, elinde mühürlü bir dosyayla Rüzgar’ın yanında durduğu o karanlık kare yer alıyordu.
Lara başını kaldırıp kapıya baktı. Karşı odada Gökhan vardı. Ve bu oyun, düşündüğünden çok daha tehlikeli bir ağın ilk ilmeğiydi.