Göz alıcı şampanya kadehleri, salonu dolduran hafif caz müziği ve basının patlayan flaşları... Dışarıdan bakan biri için İstanbul sosyetesinin yılın düğününe giden yoldaki en görkemli gecesiydi. Oysa pistin tam ortasında, birbirine kenetlenmiş iki beden arasındaki hava, patlamaya hazır bir dinamit kadar tehlikeliydi.
Gökhan’ın eli, Lara’nın belindeki kumaşı sanki yakmak ister gibi sıklaştı.
"Kim dedi rol yaptığımı?" cümlesi, pistteki müzikten bile daha yüksek bir sesle çınladı Lara’nın zihninde.
Lara çenesini dikleştirip Gökhan’ın karanlık, geceden bile koyu gözlerinin içine baktı. Geri adım atmayacaktı. Bu oyunu oynayacaklarsa, kuralları sadece Gökhan koyamazdı.
"Beni etkilemeye çalışmak için fazla iddialı cümleler bunlar, Gökhan," dedi Lara, dudaklarına kondurduğu büyüleyici ama bir o kadar da zehirli gülümsemeyle. "Ama unuttuğun bir şey var: Ben senin sahnendeki bir figüran değilim. Sahnenin sahibiyim."
Gökhan’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Eğilip dudaklarını Lara’nın kulağının hemen altına, boynunun hassas hizasına getirdi. Sıcak nefesi Lara’nın tenini teğet geçerken young boss imajının arkasındaki o tehlikeli, yırtıcı adamın varlığı somutlaştı.
"Sahne senin olabilir, Kuğu," diye fısıldadı Gökhan. "Ama ipler benim elimde. Ve şimdi, saat iki yönüne bakmadan sadece gülümsüyorsun."
Lara bakışlarını kaçırmadı ama göz ucuyla belirtilen yöne odaklandı. Rüzgar, elindeki viski kadehiyle pistin kenarında durmuş, onları adeta avını izleyen bir kaplan gibi takip ediyordu. Yanında ise Selin vardı; bakışlarından süzülen nefret, mürdüm rengi elbisesine dökülse yakacak kadar keskindi.
"Selin bu gece bir açık arıyor," dedi Lara, adımlarını Gökhan’ın ritmine kusursuzca uydururken. "Ve Rüzgar da o açığı kapatmamam için pusuda."
"Onlara aradıkları malzemeyi vermeyeceğiz," dedi Gökhan. Tek bir hamlede Lara’yı kendi etrafında döndürdü ve sırtını göğsüne tamamen yaslayarak kolunu beline doladı.
Salondaki hafif fısıltılar anında kesildi. Flaşlar ardı ardına patlarken Lara, Gökhan’ın güçlü göğsünün kendi sırtına çarpan sertliğini hissetti. Kalbi o kadar hızlı çarpmaya başladı ki, bu ritmin dışarıdan duyulabileceğinden korktu.
Gökhan, çenesini Lara’nın omzuna yasladı. "Simdi başını hafifçe sağa eğ. Bizi çeken kameramanlara 'birbirimizden kopamıyoruz' pozunu veriyoruz."
Lara, Gökhan’ın kokusunu her içine çekişinde kontrolün avuçlarının arasından kayıp gittiğini hissediyordu. Başını hafifçe arkaya eğdi. Yüzleri o kadar yakındı ki, sadece bir milimlik bir hareket dudaklarının kesişmesine yeterdi.
"Rüzgar geliyor," diye fısıldadı Lara, nabzı boğazında atarken.
Rüzgar piste doğru iki adım attı. Yüzündeki o alaycı gülümsemeyle doğrudan Lara’nın gözlerinin içine baktı. "Bu kadar çabuk pes edeceğini düşünmemiştim Lara. Gerçekten bu adamın oyununa boyun mu eğeceksin?"
Gökhan, Lara’yı yavaşça kendine doğru çevirdi ama belindeki elini bir an bile gevşetmedi. Rüzgar’a döndüğünde yüzündeki o soğukkanlı, elit ve tehlikeli ifade tamamen yerleşmişti.
"Boyun eğmek mi?" dedi Gökhan, sesi salondaki tüm fısıltıları bastıracak kadar kendinden emindi. "Rüzgar, bakış açını değiştirsen iyi edersin. Lara kimseye boyun eğmez. O sadece yanına kimi alacağını seçer. Ve o seçim çoktan yapıldı."
Gökhan sol elini kaldırdı, Lara’nın parmağındaki devasa tektaş yüzüğü Rüzgar’ın gözünün önüne serecek şekilde Lara’nın elini kendi göğsüne bastırdı. "Şimdi, masana dön ve içkini bitir. Çünkü bu gece kutlanan tek şey, bizim zaferimiz."
Rüzgar’ın çenesi kasıldı. Elindeki kadehi öyle bir sıktı ki, camın çatlama sesi neredeyse duyulacaktı. Arkasını dönüp kalabalığın arasında kaybolurken Selin de öfkeyle topuklarının üzerinde dönerek peşinden gitti.
Pistte müzik yavaşça sona ererken, flaşların ışığı azaldı. Ama Gökhan ve Lara arasındaki o elektriklatan çekim bir adım bile geri çekilmedi.
Lara elini Gökhan’ın göğsünden çekmek istedi ama Gökhan parmaklarını kenetleyerek buna izin vermedi.
"Oyunun ilk perdesi bitti, Gökhan. Bırak artık," dedi Lara, nefes nefese.
Gökhan eğildi, yüzündeki o sınırları zorlayan tebessümle Lara’nın gözlerinin tam içine baktı.
"Daha yeni başlıyoruz, müstakbel karım. Arabada seni bekleyen sözleşmenin ikinci maddesini henüz okumadın."