Telefon ekranındaki fotoğraf, odadaki tüm soğukluğu bir anda Lara’nın damarlarına akıttı. Yıllar öncesine ait, dumanlı bir gece kulübünün arkasında çekilmiş o karede Gökhan ve Rüzgar yan yanaydı. Gökhan’ın elindeki siyah mühürlü dosya, şu an parmağında taşıdığı yüzük kadar gerçekti.
Lara telefonunu sıkıca kavradı. Göğsü hızla kalkıp inerken kapıya doğru bir adım attı. Bu eve onunla aynı şartları paylaşmak için gelmişti, onun piyonu olmak için değil.
Ayağındaki topuklu ayakkabıları fırlatıp sessizce koridora çıktı. Koridorun sonundaki odanın kapısının altından sızan sarı ışık, Gökhan’ın gerçekten uyumadığının kanıtıydı. Lara kapıyı çalma gereği duymadan kolu hızla aşağı indirdi ve içeri daldı.
"Bana yalan söyledin!"
Gökhan, çalışma masasının başında, üzerindeki siyah gömleğin kolları dirseklerine kadar sıvanmış hâlde oturuyordu. Lara’nın aniden içeri dalışıyla başını ağır ağır kaldırdı. Yüzündeki o sarsılmaz, soğukkanlı ifade Lara’nın öfkesini ikiye katladı.
"Benim odama böyle bodoslama girilmeyeceğini öğrenecek kadar vaktin olacak Kuğu," dedi Gökhan. Sesi alçak ama tehditkârdı. Kalemini masaya bırakıp ayağa kalktı. "Neymiş sana söylediğim yalan?"
Lara iki adımda masaya yaklaştı ve telefonun ekranını Gökhan’ın yüzüne doğru çevirdi. "Rüzgar’la geçmişte ne işin vardı? Hisseler, şirket... Bunların hepsi bir kılıftı, değil mi? Sen o yüzüğü bana ailesel bir zorunluluk yüzünden takmadın. Sen benim üzerimden Rüzgar’la bir hesap kesiyorsun!"
Gökhan’ın gözleri ekrandaki fotoğrafa kaydı. Bakışlarında en ufak bir şaşırma ya da panik belirtisi belirmedi; aksine gözleri daha da karardı. Yavaşça masanın etrafından dolanıp Lara’ya doğru yürüdü.
Lara geri adım atmak istedi ama arkasındaki masanın kenarına çarptı. Kaçacak yeri kalmamıştı.
Gökhan, iki elini de masanın kenarına, Lara’nın kalçalarının iki yanına dayayarak onu kendi gövdesiyle masa arasına hapsetti. Yüzleri arasındaki mesafe saniyeler içinde yok oldu. Lara, adamın göğsünden yükselen o yakıcı odunsu kokuyu ve düzensizleşen nefesini tam üzerinde hissetti.
"Sana bir tavsiye," dedi Gökhan, eğilip dudaklarını Lara’nın kulak memesinin hemen altına değdirecek kadar yakınlaştırarak. Sıcak nefesi Lara’nın tüm vücudunu titretti. "Sana gelen her mesaja inanacak kadar toy olacaksan, bu oyunda ilk elden elenirsin."
"Cevap ver bana Gökhan!" dedi Lara. Sesi titremişti ama öfkesini korumaya çalıştı. Elini Gökhan’ın sert göğsüne koyup onu itmeye çalıştı. Ancak Gökhan bir milim bile kımıldamadı. Aksine, Lara’nın göğsündeki elini kavrayıp parmaklarını kendi parmaklarının arasına kenetledi ve masaya bastırdı.
"Rüzgar benim eski ortağımdı," dedi Gökhan, gözlerinin içine yakıcı bir karanlıkla bakarak. "Ve o dosyada senin ailenin batırdığı, benimse kurtardığım o pislikler vardı. O yüzük parmağında çünkü seni o pisliğin içinden çekip alabilecek tek adam benim. Rüzgar seni bir yem olarak kullanmak istiyor, ben ise seni kendi krallığıma saklıyorum."
Lara’nın nefesi kesildi. Kenetlenen ellerindeki o sıcaklık, ikisinin arasındaki öfkeyi saniyeler içinde yakıcı bir çekime dönüştürdü. Gökhan’ın bakışları Lara’nın dudaklarına kaydı.
"Benden korkuyor musun Lara?" diye fısıldadı Gökhan. Bakışlarındaki sahiplenici his o kadar yoğundu ki, odadaki oksijen tükenmiş gibiydi.
"Senden nefret ediyorum," diye karşılık verdi Lara, gözlerinin içine meydan okuyarak bakarken. Ama kalbinin göğüs kafesini döven ritmi aksini söylüyordu.
"Güzel," dedi Gökhan, yüzünü bir milim daha yaklaştırarak. Dudakları teğet geçiyordu. "Nefret, aşktan çok daha uzun sürer."
Tam o anda, malikanenin alt katından büyük bir cam kırılma sesi ve ardından yankılanan bir alarm sesi yükseldi.
Gökhan anında geri çekilip belindeki silahı çıkardı. O dingin, karizmatik adam gitmiş; yerine gözü dönmüş bir yırtıcı gelmişti. Lara’yı tek hamlede arkasına aldı, eliyle onu geride tutarak kapıya doğru yöneldi.
"Burada kal ve sakın dışarı çıkma," dedi Gökhan, geriye bile bakmadan.
"Gökhan, dur!"
Gökhan dinlemedi. Kapıyı çarpıp koridora fırladı. Aşağıdan bağırma sesleri ve birkaç el el feneri ışığı vuruyordu. Lara kalbi boğazında atarak odada yalnız kaldı. Rüzgar’ın hamlesi, beklediklerinden çok daha erken ve çok daha tehlikeli bir şekilde gelmişti.
Lara masanın üzerindeki kendi telefonuna baktı. Ekran tekrar aydınlandı. Yeni bir mesaj vardı:
“Aşağıda harika bir karşılama hazırladık. Ama asıl sürpriz, Gökhan’ın kasasındaki o ikinci sözleşme kâğıdı. Git ve oku Lara. Bakalım müstakbel kocan seni koruyor mu, yoksa satıyor mu?”