İçeriğe geç

Siyah Anahtar

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Siyah Anahtar

Bölüm 3

Bölüm 3

Kapıyı kapattığında evin sessizliği yeniden üzerine çöktü. Mia, merdivenlere doğru birkaç adım attı.

Tam o sırada durdu.

Ölen annesinin odasından bir ses gelmişti.

Mia'nın nefesi kesildi. Başını yavaşça sesin geldiği yöne çevirdi. Birkaç saniye boyunca kıpırdamadan bekledi. Belki yanlış duymuştu. Belki de yaşadığı onca şeyden sonra zihni ona oyun oynuyordu.

Sonra...

— Kızııım... Nerdesin? Buraya gelsene...

Mia'nın gözleri bir anda doldu.

O sesi tanıyordu.

Hem de çok iyi tanıyordu.

Bu, on yıl önce ölen annesinin sesiydi.

Dudakları titremeye başladı.

— Anne... Ama sen öldün...

Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.

Ev yeniden sessizliğe gömüldü.

Mia, birkaç saniye boyunca hiçbir şey duymadı. Kalbinin gürültüsü kulaklarında yankılanıyordu. Tam rahatlayacakken o ses yeniden duyuldu.

Bu kez daha yakından.

— Hadi kızım... Bekliyorum. Buradayım...

Mia'nın elleri titremeye başladı. Farkında olmadan tırnaklarını kemiriyordu. Gözlerini annesinin odasının kapısından ayıramıyordu.

Bu mümkün değil.

Annem öldü.

On yıl önce öldü.

Kendi kendine defalarca aynı cümleyi tekrarladı.

— Hayır... Sen gerçek değilsin.

Cevap gelmedi.

Mia yutkundu.

Sonra, ne yaptığını kendisi de anlamadan annesinin odasına doğru yürümeye başladı.

Her adımında kalbi biraz daha hızlanıyordu.

Koridor olduğundan daha uzun görünüyordu. Ayak sesleri sessiz evin içinde yankılanıyor, attığı her adım onu geri dönülmez bir noktaya biraz daha yaklaştırıyordu.

Kapının önüne geldiğinde durdu.

Elini kapı koluna uzattı.

Parmakları titriyordu.

Bir an için geri dönmeyi düşündü.

Ama annesinin sesi hâlâ kulaklarındaydı.

Buradayım.

Mia gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.

Sonra kapıyı yavaşça açtı.

Oda karanlıktı.

Mia'nın gözleri karanlığa alışmaya başladığında odanın her köşesini dikkatlice inceledi.

Yatak...

Dolap...

Pencere...

Koltuk...

Kimse yoktu.

Mia'nın kalbi hâlâ deli gibi çarpıyordu.

Odaya birkaç adım attı. Etrafına tekrar baktı.

Hiçbir şey yoktu.

Belki de bunların hepsi, yaşadığı olayın etkisiydi. Belki korku ve yorgunluk, beyninin ona oynadığı acımasız bir oyundu.

Ama bir şey kafasını kurcalıyordu.

Sesi bu kadar gerçek nasıl duyabilmişti?

Mia daha fazla düşünmek istemedi.

Hızlı adımlarla odasından çıktı ve kendi odasına gitti. Kapıyı arkasından kapattı. Kilidi çevirdi.

Çıt.

Ancak o zaman biraz olsun güvende hissetti.

Yatağına uzandı ve titreyen elleriyle saatine baktı.

Gece yarısını çoktan geçmişti.

Gözleri yanıyordu. Bedeni yorgunluktan tükenmişti.

Ama zihni...

Zihni susmak bilmiyordu.

Annesinin sesi hâlâ kulaklarındaydı.

Kızııım... Nerdesin?

Mia yorganı üzerine çekti ve gözlerini kapattı.

Uyumaya çalıştı.

Olmadı.

Sağa döndü.

Olmadı.

Sola döndü.

Olmadı.

Sonunda başını yastığa gömdü ve fısıltıyla konuştu:

— Neden bunları yaşıyorum?..

Aklındaki sorular her saniye çoğalıyordu.

Annesinin sesi gerçekten duyulmuş muydu?

Yoksa bütün bunlar zihninin bir oyunu muydu?

Ve daha da önemlisi...

Eğer o ses gerçekten annesine aitse, on yıl sonra neden şimdi ortaya çıkmıştı?

Mia gözlerini sımsıkı kapattı.

Bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyordu.

Şimdilik bildiği tek şey, uyumaya ihtiyacı olduğuydu.

Belki uyuduğunda her şey geçecekti.

Belki sabah olduğunda bunun yalnızca kötü bir kâbus olduğunu anlayacaktı.

Mia, gözlerini kapatıp kendini uykuya bırakmaya çalıştı.

Fakat tam uykuya dalmak üzereyken...

Koridordan çok hafif bir ayak sesi duyuldu.

Mia'nın gözleri aniden açıldı.

Bir süre nefesini tuttu.

Ses kesilmişti.

Sonra...

Bir kez daha.

Tak...

Tak...

Tak...

Ses, annesinin odasından çıkıp Mia'nın odasına doğru yaklaşıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.