İçeriğe geç

SIRRIN BEDELİ GERÇEK AİLEM

Bölüm 7 · 4 dk okuma

SIRRIN BEDELİ GERÇEK AİLEM

Bölüm 7

7. Bölüm: Gecenin Gölgesinde

Masanın altından Alya’nın dizine yaslanan o sıcaklık, salondaki tüm o boğucu uğultuyu bir anda bıçak gibi kesmişti. Bartu’nun dizini milim bile kıpırdatmadan, o kapkara ve delici gözleriyle Alya’yı izlemesi, genç kızın damarlarındaki kanın hızla pompalanmasına neden oluyordu. Adam onun o antika kadife kutuyu gördüğü an geçirdiği şoku, parmaklarının titreyişini fark etmişti. Bir şeyler bildiğini, bu aileyle sıradan bir yabancıdan çok daha derin bir bağı olduğunu anladığı çok açıktı. Ama tuhaf olan, bunu Baran’ın ya da Esma Hanım’ın önüne atmak yerine, masanın altından ona adeta bir ‘Sakin ol, yanındayım’ mesajı vermesiydi.

Alya derin, gizli bir nefes alarak çantasının fermuarını çekti ve kutuyu içine yerleştirdi. "Teşekkür ederim, Esma Hanım," dedi, sesindeki o titremeyi tamamen yok edip maskesini yeniden yüzüne takarak. "Bu değerli hediyeyi nezaketinizin bir nişanesi olarak kabul ediyorum."

Esma Soykan, memnun bir tebessümle başını salladı. O sırada garsonlar tatlı servisine başlarken, Baran holdingin yönetim kurulu üyelerinden birinin ona işaret etmesiyle ayaklandı. "Bana biraz müsaade," dedi Baran, ceketinin önünü iliklerken gözlerini Alya’dan ayırmayarak. "Alya, umarım tekrar görüşebiliriz. Bizimle bağını koparma."

"Elbette," diyerek geçiştirdi Alya.

Masada konuşma Lara’nın üniversite planları ve vakıf işleriyle devam ederken, Alya artık oradan gitmesi gerektiğini biliyordu. Çantasındaki casus lens holdingin en önemli isimlerini, Esma Hanım’ın o soğuk aristokrat tavırlarını çoktan kaydetmişti. Ama en önemlisi, kendi geçmişine ait o büyük ipucunu, o şahmeran sembolünü çoktan eline geçirmişti. Daha fazla burada kalmak, Bartu’nun o her saniye daha da ağırlaşan psikolojik baskısına dayanmak demekti.

"Esma Hanım, Lara... Benim için gerçekten harika bir geceydi," dedi Alya, kadehini masaya bırakıp nazikçe ayaklanarak. "Fakat yarın erken bir projem var, artık müsaadenizi istemeliyim."

Lara’nın yüzü hemen düşse de Esma Hanım asil bir tebessümle ayağa kalktı. "Tabii kızım, seni fazla alıkoymayalım. Şoförümüz seni istediğin yere bıraksın."

"Gerek yok, arabamla geldim," dedi Alya hızla. Bu ailenin onun evini, yaşadığı yeri öğrenmesi en son isteyeceği şeydi.

"Ben de kalkıyordum zaten," diye araya girdi o derin ses. Bartu, sandalyesini geriye doğru iterek ayağa kalktı. Ceketinin düğmesini tek hamlede iliklerken, gözleri doğrudan Alya’nın üzerindeydi. "Esma Teyze, Baran’a söylersin, yarın sabahki toplantıdan önce holdinge uğrayacağım. Alya’ya da otoparka kadar ben eşlik edeyim. Malum, otoparklar onun için biraz hareketli geçiyor."

Bartu’nun iki gün önceki olaya yaptığı bu son gönderme Alya’nın sabrını zorlasa da yüzündeki sakinliği bozmadı. Esma Hanım ve Lara ile vedalaşıp salonun parıltılı ışıklarından, o ağır sahte gülümsemelerin arasından sıyrılarak çıkış tüneline doğru yürüdüler.

Otelin devasa lobisine çıkıp soğuk gece havasının vurduğu otopark alanına doğru ilerlediklerinde sessizliği ilk bozan Alya oldu. Topuklu ayakkabılarının beton zemindeki yankısı eşliğinde arkasına dönmeden konuştu:

"Masanın altında yaptığın o şey de neydi, bay Kozcu? Ya da Baran’a söylediğin o yalanlar? Beni koruyor gibi davranıp arkamdan ne işler çeviriyorsun?"

Bartu, adımlarını Alya’nın yanına sabitledi. Elleri kumaş pantolonunun ceplerindeydi, rüzgar o siyah saçlarını hafifçe dağıtırken her zamanki o tekinsiz karizmasıyla yürüyordu. "Seni koruyor gibi davranmıyorum Alya," dedi, sesi gecenin karanlığında daha da boğuk ve derindi. "Seni gerçekten koruyorum. Çünkü o masada o kutuyu açtığında yüzünün aldığı o hali benden başka kimse görmedi. Eğer Baran görseydi, şu an otoparkta arabana doğru yürümüyor, holdingin sorgu odasında geçmişinin neden bomboş olduğunu anlatıyor olurdun."

Alya durdu. Tam arabasının önündeydiler. Hızla arkasını dönüp Bartu ile arasındaki mesafeyi sıfıra indirdi. Çenesini dikleştirerek o kara gözlerin içine baktı. "Neden?" diye sordu, sesi bu kez bir fısıltı kadar keskindi. "Neden beni ele vermiyorsun o zaman? Amacın ne senin?"

Bartu bir adım daha attı. Alya’nın sırtı arabasının kapısına yaslandığında, Bartu elini arabanın tavanına koyarak genç kızı kendi gövdesi ile araba arasına sıkıştırdı. O odunsu, erkeksi parfümü Alya’nın ciğerlerine dolarken, Bartu eğildi. Yüzleri birbirine o kadar yakındı ki, Alya onun sıcak nefesini dudaklarında hissedebiliyordu.

"Çünkü oyunları severim, zümrüt kızı," dedi Bartu, dudaklarının kenarında o tehlikeli, yakıcı tebessümle. Bakışları Alya’nın titreyen dudaklarına, ardından o parıldayan gözlerine kaydı. "Özellikle de karşımda benim kadar zeki, ne yaptığını bilen ve Soykanların o aşılmaz duvarlarını tek bir hamleyle sarsan bir kadın varsa... Seni hemen harcamak çok sıkıcı olurdu. Ama unutma, o çantandaki küçük cihazla ne çektiğini, o şahmeranı gördüğünde neden nefesinin kesildiğini elbet çözeceğim. Ve o gün geldiğinde, benim arkama saklanmak için çok geç olacak."

Bartu yavaşça geri çekildi, elini arabanın tavanından indirdi. Alya’ya son bir kez o delici bakışını atıp arkasını döndü ve kendi lüks siyah arabasına doğru ağır adımlarla yürümeye başladı.

Alya ise kalbinin göğüs kafesini delecek gibi atışını dinleyerek arabasının kapısını açtı. Direksiyona geçtiğinde elleri tir tir titriyordu. Çantasını açtı, o zümrüt taşlı şahmeran bilekliği eline aldı. Bartu Kozcu onun hayatındaki en büyük kumarıydı. Ya bu adam onun sonu olacaktı ya da o, bu adamın kalbindeki o karanlığı tamamen ele geçirecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.