İçeriğe geç

SIRRIN BEDELİ GERÇEK AİLEM

Bölüm 5 · 3 dk okuma

SIRRIN BEDELİ GERÇEK AİLEM

Bölüm 5

5. Bölüm: Kan Bağı

"Kaçma," dedi Bartu, sesindeki o boğuk ve emir veren ton Alya’nın gitmesini engellemek ister gibiydi. "Çünkü Baran buraya geliyor. Ve inan bana, onun soruları benimkiler kadar nazik olmayacak. Şimdi sadece sakin ol ve bırak durumu ben halledeyim."

Alya, Bartu'nun o korumacı ama bir o kadar da üstten bakan tavrına karşı içindeki asi kızın uyandığını hissetti. Kimsenin arkasına saklanmaya niyeti yoktu. Ancak başını çevirip kalabalığı yararak doğrudan kendilerine doğru yürüyen Baran Soykan’ı gördüğünde, mantığı gururunun önüne geçti.

Baran, o tavizsiz ve sert duruşuyla tam karşılarında durdu. Bakışları anında Bartu’nun hemen yanında, o tehlikeli yakınlıkta dikilen Alya’ya kaydı. Büyük abinin kaşları hafifçe çatıldı, iki gün önceki o şüpheci ifade yüzüne geri döndü.

"Bartu, seni bizimkilerin yanında sanıyordum," dedi Baran, ses tonundaki otoriteyi gizlemeyerek. Ardından bakışlarını Alya’nın zümrüt yeşili elbisesinde ve dik duruşunda gezdirdi. "Ayrıca... Yanındaki hanımefendiyi tanıştıracak mısın?"

Alya, çantasının sapını sıkan parmaklarını belli etmemek için serbest bıraktı. Bartu ise elindeki viski kadehini yavaşça sallayarak dudaklarının kenarında o ketum tebessümü büyüttü. Vücudunu hafifçe öne doğru eğerek Baran ile Alya arasındaki o gergin açıyı kapattı.

"Tanıştırmama gerek yok sanırım Baran," dedi Bartu, son derece rahat bir sesle. "İki gün önce malikanenin kapısında sana veda eden o cesur kadını bu kadar çabuk unutmuş olamazsın."

Baran’ın gözleri kısıldı. O gece otoparkta Lara’yı kurtaran kızın, şimdi sosyetenin ortasında bu kadar elit ve asil bir şekilde parıldayacağını o da beklemiyordu. "Alya..." dedi Baran, sesindeki şüphe azalmamıştı. "Demek o sensin. Bu gece bizim davetimizde ne işin var? Giriş kartını kimden aldın?"

Alya tam sahte bir hikaye uyduracaktı ki, Bartu onun konuşmasına fırsat vermeden araya girdi. "Davetiyeyi ben verdim, Baran. Lara o geceden beri sürekli bu kızdan bahsediyor, biliyorsun. Onu bir şekilde bulup davete çağırmak istedim. Hem Lara’ya moral olur hem de ailecek ona düzgün bir teşekkür etme şansınız olur diye düşündüm."

Baran, Bartu’nun bu net cevabı karşısında derin bir nefes aldı. Gözlerindeki şüphe tamamen silinmemişti ama Bartu’nun arkasında durduğu bir kadını salonda sorgulamaya devam etmek istemedi. Tam "Anlıyorum, iyi düşünmüşsün" diyerek konuyu kapatacaktı ki, arkalarından gelen topuk sesleri salonun gürültüsünü böldü. Merakına yenik düşen anne Esma Soykan ve hemen arkasından gelen Lara, onların olduğu o köşeye doğru yürüyordu.

Lara, Alya’yı fark ettiği an görgü kurallarını bir kenara bırakarak bir adım öne çıktı. "Alya! Gerçekten gelmişsin!" dedi gözleri parlayarak.

Esma Hanım ise kızının bu ani çıkışıyla bakışlarını doğrudan Alya’ya çevirdi. O an Alya, karşısındaki kadının gözlerinde kendi gözlerinin aynasını gördü. Aynı hareler, aynı soğuk ama hırslı dik duruş... Kan çekiyor dedikleri şey, göğsünün tam ortasında buz gibi bir sızıya sebep oldu. İçinde yirmi yıldır biriken o terk edilmişlik hissi harlanmak üzereydi ama yüzündeki o profesyonel maskeyi milim oynatmadı.

Esma Hanım, adımları bir kraliçeninki kadar asil bir şekilde Alya’ya yaklaştı ve elini uzattı. "Demek benim kızımın hayatını kurtaran cesur kadın sensin," dedi, ses tonu minnettar ama mesafeliydi. "Bartu’nun seni davet ettiğini duyunca çok sevindim. Soykan ailesi olarak sana büyük bir teşekkür borçluyuz, Alya."

Alya, biyolojik annesinin uzattığı o bakımlı eli sakince sıktı. Teninin tenine değdiği o saniyede içi ürperdi ama sesini en durağan tonuna ayarladı. "Rica ederim, Esma Hanım. O gece sadece yapılması gerekeni yaptım. Lara’nın şimdi burada, ailesinin yanında güvende olduğunu görmek benim için en büyük teşekkür zaten."

"Bu kadar mütevazı olmak zorunda değilsin," diye araya girdi Bartu. Kadehini hafifçe kaldırıp Esma Hanım’a selam verirken, bakışları Alya’nın üzerindeydi. "Kendisi o gece sergilediği soğukkanlılığı şu an bu kalabalığın karşısında da koruyor. Bence bu takdir edilmeye değer bir duruş."

Esma Hanım, Bartu'nun bu korumacı tavrına hafifçe gülümsedi ama gözleri hâlâ Alya'nın üzerindeydi. "Haklısın Bartu. O halde Alya'yı böyle ayak üstü ağırlamayalım. Bizimle birlikte protokol masasına geçmez misin kızım? Hem sana küçük bir hediyemiz olacak."

Bu ani davet, o gürültülü salonun ortasında Alya için yeni bir kapı aralarken, arkasında duran Bartu’nun gözlerinde tehlikeli bir merak kıvılcımı parladı. Oyun, Alya'nın tahmin ettiğinden çok daha hızlı bir şekilde ailenin kalbine doğru ilerliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.