-Yavrum adın ne senin?
-Asena Işınay teyzecim.
-Neymiş, neymiş?
-Asena Işınay teyze. Asena "Türk devletinin tekâmülü, kurt." demek. Işınay'da "Ay gibi parlayan, ay yüzlü." demek. Ama ben Asena'yı kullanıyorum.
-Anladım kızım. Güzelmiş. Yaşın kaç bakim?
-27
-Masallah pek de güzelsin. Evli misin?
Bu sorunun ardından oğlum var, torunum var söylemleri geleceği için ben de hemen
-İşimle evliyim teyze. Vatanımla evliyim.
Diyiverdim. İçime nedense buz serpilmişti böyle diyince. Birde kırmızı kanımın yanında beyaz aktığını hatırladım. Ve oradan başka bir teyze
-Kız asker misin sen yoksa heves mi ettin giydin bunları?
Diyince kadına ters ters bakamadan edemedim.
-Teyze ben yüzbaşıyım. Dışarıda gördüğün askerlerin de komutanıyım.
dedim ve onlar da üzülür gibi baktılar. Ardından bir diğer teyze
-Kız sen çıtı pıtı bir şeysin. Seni ezerler. Bırak şu mesleği de benim oğlum var belki kaynaşı...
Teyzenin cümlesini bitirmesine izin vermeden
-Teyze beni ezebilecek kimse yok Evelallah. İşimin başındayım, vatanıma sahip çıkıyorum. Ayrıca evlilik düşünmüyorum.
Dedim ve aklıma bal göz gelince sözüme
-En azından bir süre..
Cümlesini ekleme gereksimi duydum. Ardından içeri konağın hizmetçilerinden birisi girdi ve babamın beni çağırdığını söyledi. Canım babam beni yaşlı teyze sorularından kurtarmıştı. Ben de teyzelerden müsaade istedim ve çıkarken arkamdan Maşallah çok da güzel kız Allah onu korusun tarzı şeyler duyuyordum. Hani birazcık gururum okşanmamış değildi..
Dışarıya babamın yanına gittim ve gelinin alışverişe gideceğini benim de onu korumak için gitmemi istediklerini söyledi. Ben de dışarı çıkmak iyi gelir diye düşünerek kabul ettim. Ben de arabanın yanında bekleyeceğimi söyleyerek oradan uzaklaştım. Müstakbel gelin yanıma gelince
-Merhabalar.
dedi ve ben de ciddiyetimi bozmayarak asker gibi
-Sağ ol.
Diyince kızın yüzü asıldı ve
-Benimle asker gibi konuşmana gerek yok. Kendini kasma lütfen. Şuan sen benimle bana arkadaş olarak alışverişe geliyorsun.
dedi ve ben de kızın samimiyetine inanarak
-Tamamdır.
Diyip gülümsedim.
Arabaya bindik ve Mardin yollarında ilerliyorduk. Çarşıya gelince arabadan indik ve yürümeye başladık. Adının Beren olduğunu öğrendiğim müstakbel gelin bana bir şey alırken hep hangisini alayım diye soruyordu. Tabii benim hiç zevkim olmayacak, hiç rahat olmayan kıyafetler olmasına rağmen güler yüz ile ona hangisini beğendiyse onu alması gerektiğini, benim zevklerime hiç güvenmemesi gerektiğini belirtiyordum. Tabii ısrarcı olunca mecbur birini seçmek zorunda kalıyordum. Sonra Beren bir elbise gördü ve bana almak için resmen yalvardı. Ben bu tarz şeyler giyemezdim ki rahat edemezdim, nereden çıktı bu diye düşünüyordum ama Beren çok ısrar etti ve hediye reddedilmez hem senin gibi bir kıza da çok yakışır diyip duruyordu. Bana zorla o kıyafeti almıştı. Ardından oturup bir kahve içelim diye düşündüler ve bir kafeye oturduk. Gelinle muhabbet ederken bir yandan da kahvelerimizi yudumluyorduk. Bir anda pat diye
-Ee damat beyle nasıl tanıştınız?
diye sordum ve Beren anlatmaya başladı.
-Lisede sevmeye başlamıştım onu. Çok sevdim, öyle böyle değil. Gün geçtikce daha çok bağlanıyordum hatta ona. Onun benim onu sevdiğimi farkında olduğunun da farkındaydım. Beni sevmediğinin de farkındaydım. Aylarca sustum, kimseye bir şey diyemedim. Sonra bir gün gitti. Sabah okula geldim ve o yoktu. Bu ruh için gün onu görünce başlıyordu, o gün başlamadı. Karanlıktı gün benim için. Sınıf listesinde adı da yoktu. Kimse onun hakkında bir şey bilmiyordu. Resmen bir gün içerisinde yok olmuştu. Çok ağladım, günlerce uykusuz kaldım, yemeden içmeden kesildim, bir şekilde ona ulaşmaya çalışıyordum. Hiçbir iz bulamadım. Çok dua ettim "Rabbim onu benim karşıma bir gün çıkar diye." Her günümde her anımda o iyi olsun diye dua ediyordum. Lise benim için cehennem olmuştu resmen ama yapacak hiçbir şey kalmamıştı. Aradan 5 yıl geçti kütüphanede gördüm onu. Gözlerim dolmuştu. Hemen yanına gittim, onunla konuştum, ne olduğunu sordum. Her şeyi öğrendim o gün. Sonra telefonu numarasını aldım. Ara ara mesajlaşıyorduk ve bir süre sonra o da bana bağlanmaya başladı, dualarım gercek oluyordu. Ondan sonra da zaten geldiler istediler. Yarın da düğünümüz var. İşte öyle uzun bir aşk hikayesi ben onu neredeyse 8 yıldır seviyorum, hiç vazgeçmedim, vazgeçmeyi de düşünmüyorum. Mardin'de böyle şeyler mi olur deme oluyor valla.
dedi ve duygusuz benim gözlerim dolmuştu.
-Vay be ne aşklar var. Allah mutluluğunuzu daim etsin.
Dedim. Aniden Beren
-Biz seninle çok iyi anlaşıcaz ya ben çok sevdim seni.
dedi ve ben de duygusuz bir şekilde gülümsedim.
-Saat çok geç oldu kalksak mı? yorgunum hem.
dedim ve onda onayladı. Arabaya binip konağın yolunu tuttuk. Geldiğimizde ben askerlerle şark köşesine geçtim. Onların da hışı çıkmış gibi duruyordu. Bugün belli ki çok çalışmışlardı. Ben olmasam da yoruluyor ama bunlar diye düşünmeden edemedim. Ardından Beren beni yanına çağırttığı için hemen kalktım askerlerin yanından ve gelen hizmetçiye askerler için yer ayarlanırsa sevinirim, dinlensinler biraz dedim. Beren'in yanına gittim ve sabahki teyzelerin hepsi oradaydı. Bana zorla aldığı elbiseyi verdi ve teyzenin biri
-Kızım zevkinde çok iyi maşallah.
Diyince ben de
-Beren hediye aldı ben anlamam böyle şeylerden.
Dedim ve Beren de
-Asena bu arada onu yarın kesinlikle düğünde giyiyorsun ayrıca öyle deme senin zevkin de çok iyi bakın bunların çoğunu Asena seçti.
diye teyzelere kıyafetlerini gösteriyordu.
-Ben de Berencim ben sadece yardım ettim, anlamam zaten.
Desem de teyzeler bana çoktan göz dikmişti. Beren fark edince konuyu dağıtmak için
-Asena sen benimle gel senin için yer ayarlayalım çok yoruldun bugün de.
diyerek beni kurtardı zannetmiştim ama dışarı çıkınca bana
-Sen onlara bakma ben seni abime alıcam.
diyip gülmüştü. Ben de seslenmedim ama içimden bı senin abin eksikti Beren dedim.
Hemen bir yer ayarladılar ve üzerimi değiştirip direkt yattım. Canım uykum beni bekliyordu.