“Hadi Amelia geç kalıcaz”Ağzımdaki ekmeği yutup Lily’e cevap verdim.
“Geliyorum.”Tom gittiğinden beri canım derslere bile girmek istemiyordu.Derslerde yanımda olmasını,ben derslerde uyurken benim için not tutmasını,dinlemediğim zamanlar beni uyarmasını,sınavlarda kopya vermesini özlemiştim.O olmadan girdiğim derslere odaklanamıyordum,canım sıkılıyordu.İçimden ders çalışmak gelmiyordu.
Tom beni kendine bağımlı etmişti.
Lily’le birlikte yemekhaneden çıkıp fakülteye doğru yürümeye başladık.Hava güneşli ve açıktı ama benim içimde fırtınalaar kopuyordu.Otoparkın yanından geçerken Dedektif Hearst’ı siyah arabasına yaslanmış halde gördüm.Dedektif burda olduğuna göre yeni gelişmeler var demekti.
Ya Tom’un ziyaretlerini öğrenmişlerse?
Mümkün değildi.Kimseye söylememiştim ve Tom saklanmak konusunda oldukça başarılıydı.Ne zamandan beri izlerini silmek konusunda bu kadar iyiydi?
“Lily,sen önden git ben sonra gelicem.”dedim.Lily beni arkasında bırakırken dedektife doğru ilerledim.Etrafıma bakınıp kimsenin izlemediğinden emin oldum.
“Dedektif Hearst yeni gelişmeler mi var?”merakla yeşil gözlerimi onun bal rengi gözlerine dikip konuştum.
“Evet ama burda konuşamayız.”diyip etrafımızdaki öğrenci kalabalığını gösterdi.
“Yakınlarda bir kafe var.Oraya gidebiliriz.”dedim.
“Önden buyur.”diyip benim için arabanın kapısını açtı.”Bu arada Amelia bana Darian diyebilirsin.”
______________-
“Kemiklerin kime ait olduğu bulundu mu?”Etrafımızdaki insanların duymaması için kısık sesle konuştum.Dedektif garson masamıza kahveleri bıraktıktan sonra cevap verdi.”Evet.”
Gözlerimi merakla ona dikip söylemesini bekledim.Dedektif aramızdaki masadan göremiyordu ama bacaklarım tir tir titriyordu.
“Kemiklerin Matthew Worth’a ait olduğu doğrulandı.”dedi.Yeşil gözlerimin karardığına yemin edebilirdim.Bunu beklemiyordum.
Matthew…
Hassiktir.
“Onu tanıyor muydun?Senin okulundaydı ve aynı bölümdeymişsiniz.”dedi.
“Evet onu tanıyordum.”diye cevapladım.Tanıyordum ama üzerinden çok zaman geçmişti ve ben onun hala yaşadığını sanıyordum.
Tom Matthew’i niye öldürdü ki?O ikisi birbirlerini tanımıyordu bile.
“Öyleyse onun yaklaşık 7 aydır kayıp olduğunu da biliyorsundur.”Dedektifin ağzından çıkanlar tek tek aklıma girerken duyduklarım beni şok etmişti.
“Kayıp mı?”Sesim titremişti ve ne kadar şaşırdığımı anlaması için yüzüme bakmasına gerek bile yoktu.
“Evet ailesi 7 ay önce kayıp ilanında bulunmuş.”Afalladım.Matthew bunca zamandır kayıp mıydı?
“Bununla ilgili ne biliyorsun?”Dedektifin sorusu zihnimi 7 ay öncesine götürmeme yetmişti.O zamanlar her şey çok normal gelmişti ama bunca zamandır kayıp olması?
“Matthew ile üniversitenin başlarında tanışmıştık.23 Eylül’de.Sonraki hafta ise arkadaşları da dahil hiç kimseye bir şey demeden yatay geçiş yapıp memleketindeki bir üniversite gitti.Sadece yakın arkadaşlarına bununla ilgili bir mesaj attı.”Matthew’ın birden bire gitmesini şüpheli bulmuştum ama kendi sebepleri olduğunu düşündüğüm için kafa yormamıştım.
“Kayıp olduğunu biliyor muydunuz?”
“Hayır.Ailesinin yanında üniversite okuduğunu sanıyorduk.”dedim.
“Gerçek şu ki Matthew yatay geçiş yapmamış.Bununla ilgili hiçbir kayıt yok.Ailesi de yatay geçiş yapmasıyla ilgili hiçbir şey bilmediğini söyledi.Oğullarının onların yanına geleceğini de bilmiyorlarmış.”Başımın döndüğünü hissediyordum.Tam şuracıkta bayılmama çok az kalmıştı.
“Ne yani arkadaşlarına başka üniversiteye transfer olacağıyla ilgili bir mesaj yazıp ortadan kayıp mı olmuş.?”
“Amelia hala anlamadığının farkında değilsin.Matthew 7 ay boyunca kayıp değildi.Ölüydü.Matthew hiçbir zaman kayıp olmadı.”
Destek almak için masaya tutundum.Oturuyor olmama rağmen yer ayaklarımın altından kayıyor gibi hissediyordum.
“Tom…Tom onu öldürdü.”En büyük korkularım ağzımdan kaçtığında her şeyi anlamıştım.Tom Matthew’i öldürmüş ve kemiklerini bunca zaman kasasında mı saklamıştı?
Ama neden?
“Onların birbirini tanımadıklarına emin misin?”
“Eminim.Matthew gitmeden önce onları hiç konuşurken bile görmedim.”
“Belki de birbirlerini tanıyorlardı ama sen fark etmedin.”dediğinde inkar edemeyecek kadar kötüydüm.O ikisinin birbirini tanımadığına adım kadar emindim.
“Yine de bu Tom’un onu öldürmesi için yeterli değil.”dedim.Neden bir türlü inanamıyordum?Neden inkar ediyordum?Tom birini öldürmüştü.Benim tanıdığım birini,arkadaş olduğum birini.
“Değil.O yüzden ilişkiniz hakkında daha çok bilgiye ihtiyacım var.Tom’un sana olan davranışları ve ilgisiyle ilgili konuşalım mı?”dediğinde nazik tavrı neredeyse bildiğim her şeyi itiraf ettirecek kadar etkilemişti.
“Bununla ne ilgisi var?”
“Bir insanın diğerlerine olan davranışları onun nasıl biri olduğu hakkında bilgi verir.Özellikle sevdiği birine karşı olan tavırları kimliğini açığa çıkarmak için yeterli.”
Ona ne anlatabilirdim ki?Tom’un bana karşı olan tavrı ve ilgisi oldukça dengesizdi.Bazen iyi bazen kötü,bazen şefkatli bazen acımasız.
Dedektif düşüncelerimi sanki duymuş gibi konuştu.
“Tom’un sana karşı nasıl olduğunu az çok tahmin edebiliyorum.Önce güzel şeylerle başlamaya ne dersin?Onunla ilgili sevdiğin şeylerden?”
Onunla ilgili çok fazla sevdiğim şey vardı ama en sevdiğim…
“Tom benim hakkımda her şeyi benden daha iyi biliyordu.Benim bilmediğim şeyleri bile.Mesela ne zaman regl olacağımı benden önce biliyordu.Ben daha anlamadan.Hiç takvim kullanmama gerek kalmadı.Tom her zaman ne zaman geleceğini biliyordu.”Onunla ilgili güzel şeyleri hatırlamak neden kalbimi ağrıtıyordu?
Derin bir nefes alıp devam ettim.”Benim için bir kutu hazırlar ve içine çikolata,sıcak su torbası,ağrı kesici,ped koyuyordu.Tom meşgul olsa bile her zaman o kutu tam vaktinde odamda oluyordu.”
İlişkimiz ile ilgili hiçbir detayı bu zamana kadar birine anlatmamıştım.Dedektif bana sorana kadar bununla ilgili düşünmemiştim bile.
“Sonra gece yanıma gelir ve benimle birlikte uyurdu.”Az önce dedektife yurdumuzda yasak olan kurallardan birini çiğnediğimizi itiraf etmiştim ama bunu önemsemiş gibi görünmüyordu.
“Devam et”dedi.Düşünmeye devam ettim.Düşününce fark ettim ki Tom’un sevdiğim bir çok şeyi vardı.
“Ben portakal seviyorum diye hep cebinde portakal taşırdı.Gün içinde mutsuz bir anımda onu bana verdiğinde çok sevinirdim.”dedim.O anlara dair izler bir bir zihnime akın ediyordu.
Dedektifin ne düşündüğünü merak ediyordum.Sanki benim göremediğim bir şeyi görüyordu.Gözden kaçırdığım ne vardı ki?
Gerçi ben sevgilimin neden bir insanı öldürdüğünü bile bilmiyordum.
“Bana derslerde yardım ederdi.Birlikte kütüphanede ders çalışırdık.Bazen profesörlerden bile daha iyi anlatıyordu.”Kütüphanede geç saatlere kadar ders çalışıp vizeler için sabahladığımız zamanlar,ben bir kitabın üzerinde uyuyakaldığımda üstüme örttüğü ceketi,bana kitap okuması…hepsi sanki çok uzun zaman önce gibi geliyordu.
“Ben lavanta seviyorum diye bana hep lavanta
alırdı.Odamda her zaman taze bir buket lavanta olurdu ve solduğu zaman da yeni bir buket gelirdi.”
Kafam karışmıştı.Bana bu kadar iyi davrana adam nasıl olurdu da bir insanı öldürmüştü?
“Tuhaf geliyor değil mi Seni bu kadar seven birinin bir insan öldürmesi”dedektif aklımdan geçenleri okumuştu.Bir şeyleri fark etmemi ve aydınlamamı sağladı.
“Bunca zaman beni seven adam bir katildi.”Ben bir katilin eski sevgisi değildim. Ben bir katilin sevgilisiydim.
“Senin suçun değildi.Kendini suçlama.Böyle bir şeyi nasıl bilebilirdin ki?”
“Bana bunu nasıl yapar?”sesim fısıltı gibi çıkmıştı.
“Bazen en büyük darbeyi sevdiklerimizden alırız.”
_____________________________
Karnım ağrıyordu.Galiba regl olmuştum.Bugün dedektfile Tom hakkında konuştuktan sonra gelmesi de ne güzel bir ironiydi.Ama farklı olan tek şey bu sefer Tom ile uyuyamayacağımdı.
Neden onunla uyumak istiyordum?Bunca zaman o bir katildi.Nedenini bilmediğim bir şekilde Matthew’ı öldürmüştü.Ondan nefret bile edemiyordum.Kolay değildi.Ondan bir anda nefret edemiyordum.Benim için yaptığı onca şeyden sonra öylece nefret edemiyordum.
Biliyorum Tom bir sürü kötü şey de yapmıştıçBeni manipüle etmek gibi.Belki de bu yüzden ondan nefret edemiyordum.Beni öyle manipüle etmişti ki ondan nefret edemiyordum.
Tıpkı manipülasyonlarıyla beni kendine bağladığı gibi…
Yurt odama girer girmez kendimi yatağa atmak istedim ama öncesinde masada gördüğüm kutu yüzünden çığlık atmamak için ağzımı ellerimle kapatmam gerekti.
Tom’un bana verdiği o kutu.Her regl olduğumda verdiği kutu.Bugün dedektife bahsettiğim kutu.
Öylece masamın üzerinde duruyordu.Tom burda değildi ama kutu burdaydı.
Masaya yaklaştım ve kutuyu açtım.Her zamanki koyduğu şeyler vardı yanında bir de not vardı.
“Aramızdaki insanlar ve mesafeler sana olan sevgimi göstermeme engel değil.”
T.R.
Bunu gerçekten yapmıştı.Yine daha ben fark etmeden bilmiş ve tam zamanında bana vermişti.
Bana bu kadar değer veren bir insanın aynı zamanda bir katil olması dünyadaki en mantıksız şey gibi geliyordu.Tüm şehirde aranan bir katilken bile beni ziyaret ediyor ve bana bu kutuyu veriyordu.
Ama bundan daha da mantıksız olan bir şey varsa o da bana bu kadar değer veren bir insanın aynı z
amanda beni manipüle etmesiydi.Bir piskopattı,takıntılıydı ve manipülatördü.
O kadar manipülasyonuna rağmen nasıl onu sevebilmiştim?
Kutudan ağrı kesiciyi alıp içtim ve çikolatayı yedim.Pijamalarımı giyip yatağa girip uyumaya çalıştım ama olmuyordu.Tom ile uyumaya o kadar alışmıştım ki o olmadan uyuyamıyordum.
Bu da mı onun manipülasyonlarından biriydi?
Dolabıma gidip onun sweatlerinden birini giydim.Tom kıyafetlerini gizlice ondan çalar ve giyerdim.Bunu biliyordu ve kııyafetlerini giymeme izin veriyordu.
“Onu giy ve tüm dünyaya kime ait olduğunu göster lavantam.”
Bu sweatini daha önce hiç giymemiştim.Tom kıyafetlerini giydiğimde üzerime kendi kokum sinerdi ama ben üzerimde onun kokusunun olmasını seviyordum bu yüzden her seferinde farklı bir kıyafetini alıyordum.
Ondan gerçekten vazgeçmem ve nefret etmem gerekiyordu ama beni bu denli manipüle ettmişken pek mümkün değild.
Onu iyileştirebileceğimi söylemiştim ama asıl iyileşmeye ihtiyacı olan bendim.