Hoş geldiniz.
Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorummm.
Keyifli okumalarr.
*********
Bir binanın girişinde durup poşetleri bıraktım.
Parmaklarım poşetlerin ağırlığından kıpkırmızı olmuştu. Parmaklarımı açıp kapatarak sızının geçmesini için bekledim.
Sonra ne mi oldu?
Ben ellerimi garip bir şekilde açıp kapatırken apartmanda çocukla yine karşılaştım.
Hemen ellerini ona göstererek “Ellerim acıdığı için böyle açıp kapatıyorum. Başka bir şeyden değil,”dedim.
Yine gülerek yanıma oturdu. Hiç solmayacak bir gülüşü vardı. Hani o rahat tipler olur ya, dünya yansa başında mangal yaparlar, tam olarak öyle bir tipti.
“Başka ne yüzünden olacak ki? Hiç sapığa benzer bir halin yok,” dedi pijamamı göstererek.
Hemen bacaklarını düzeltip bakışlarımı yola çevirdim. Paçalarım hala botumun içindeyken utançtan ölmek istedim.
O da oturduğum merdivenin boş kısmına oturdu benim gibi. Ayaklarını birbirine yapıştırıp elindeki poşeti ayak ucuna bıraktı.
“Beni sıkıştırmamaya mı çalışıyorsun?”
Her zaman açık sözlü biri olmuşumdur. Karşımda birinin kötü hissetmesi, gerilmesi benim için felaket sayılır bunlar. Hemen olayı çözmem onu da benim frekansıma çıkarmam gerekiyordu.
“Evet,” dedi ıslak şapkasını çıkarıp kucağına alarak, “Çok denk geldik. Şimdi de bu yağmur yüzünden kaldık burada. Aslında oturmazdım rahatsız etmeyeyim diye ama yağmur çok kötü. Montumun da şapkası yok.”
“Önemli değil,” dedim başımı iki yana sallayarak.
Sürekli heyecanım yüzünden ellerimi, kollarımı kullanıp aşırı tepkiler veriyordum. Daha fazla konuşmamak için önüme dönüp yağan yağmuru izlemeye başladım.
O da aynı şeyi yaptı bir süre. Yavaş yavaş sakinleştiğimi hissettim. Sinir, utanç ve şaşkınlık derken her şeyi abartmıştım.
“Sever misin?”
“Efendim,” diyerek ona döndüm.
Parmağı ile yağmuru gösterip “Yağmurlu havaları sever misin?” diye tekrarladı sorusunu.
“Bilmem,” dedim omuz silkerken, “Ben yaz insanıyım her halde.”
Yüzüme çok bakmamaya çalışarak yağmuru izlemeye devam etti.
Yakışıklılığı yüzünden özgüvenli hatta biraz egolu olacağını düşünsem de galiba biraz utangaç bir tipti.
“Ben severim ya! Daha sakin oluyor her yer. Sıcak da çok benlik değil bir de.”
“Anladım,” dedim üstelemeden. Daha fazla utandırmak istemiyordum onu.
“Yağmur yavaşladı sanki, hadi kalkalım.”
“Olur,” diyerek elimi poşetlerine attım. Tam en ağır poşeti alacakken benden hızlı davranarak poşeti tuttu. Poşetlerin karışacağını düşünerek elini tuttum.
“Bu benim poşetim.”
“Biliyorum. Sana yardım etmek istedim sadece.”
Hala tam olarak yüzüme bakmıyordu. Gözlerini tuttuğum eline kilitlemişti. Elini de bırakamıyordum. Tutup kaçsa yetişemezdin de bu sırık oğlana.
“Yolunu uzatma sen. Alayım torbamı,” dedim poşetimi çekiştirerek.
“Yol uzatmak mı? Ben sizin üst katınızda oturuyorum.”
“Ne!”
***********
Söspsjpsjdpdkdpdndş
Aşırı seviyorum Sıla’yı










