İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 49 · 3 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 49

Bölüm Kırk Altı

Hoş geldinizzz

Az önce işim için 6.30 da servise binmem gerektiğini öğrendim ve bayağı gerildim. Buraya yeni bölüm atıp aynı zamanda tüm yaz çalışacağım. Bu yüzden bölümler bir gün arayla atacağım.

Bir sonraki bölüm 9 temmuzda gelecek yani.

Umarım severek okursunuz bölümü.

Keyifli okumalarrr

*********

Efe’nin bana seni seviyorum demesinin üzerinden beş ders geçmişti ve ben hala aklıma geldikçe sırıtıyordum.

Ne kadar henüz Efe’ye seni seviyorum diyecek kadar cesur olamasam da onun bunu bildiğinden emindim. Onun peşinden koşmamak, onun benim peşimde koşmaması, sadece anı yaşaması bile onu daha çok sevmeme sebep oluyordu.

“Odaklan kızım,” diyerek koluma vurdu Pınar. Kendisi Baran’a olan tüm hırsını kalem, kağıttan çıkarırken benden de aynı performansı sergilememi bekliyordu.

Baran’ın aralarındaki tartışmadan sonra okula gelmemesi pek alışık olduğumuz bir şey değildi. Normalde ikisi de yan yana durup sürekli didişirler, en sonunda da dayanamaz ve barışırlardı. Şimdi Baran’ın yakınımızda olmaması bu küslüğün de uzamasına sebep olacaktı.

Pınar’ın uyarısından sonra tahtaya dönerek öğretmenime odaklandım. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamışken zil çalınca heyecanla ayağa kalktım.

“Hadi, önce kantine sonra çardağa.”

“Sen git Efe’yi al, ben tuvalete gidip direkt kantine inerim.”

“Tamam.”

Cüzdanımı ve telefonumu alıp hızla Efe’nin sınıfının önüne geldim. Dersleri bitmediğinden olsa gerek sınıfın kapısı hala kapalıydı.

“Sıla. Naber?”

“İyiyim Ecem. Sen nasılsın?”

“İyiyim ben de. O günden sonra seni görmeyince…”

Ne kadar Ecem’i sıradan bir günümde gördüğüm için sevinsem de eski konuları açmak istemiyordum.

“O günler geçti gitti. Şu an sen ne düşünüyorsun bilmiyorum ama ben eski konuları açmak istemiyorum. Arda’da gitti zaten. Artık konuyu uzatmamıza gerek yok bence.”

“Bence de. Seni bu süreçte kırdıysam kusuruma bakma, çok sinirliydim.”

“Benim kırıldığım hiçbir şey olmadı. Hatta sen bize yardım ettin Arda konusunda.”

Efe’nin sınıf kapısı açılınca dikkatim sınıfın içine kaydı. Birkaç kişi çıksa da Efe hala sınıfta oturuyordu.

“Öyle içim rahatladı ki onu babasının yanında ezilip büzülürken görünce. Oh olsun!”

Gülmeden edemedim bu tepkisine.

“Sen kimi bekliyorsun?”

Tam Ecem’e cevap verecekken Efe sınıfından bağırdı.

“Sıla! Geliyorum hemen.”

Birden Ecem’in yüzü aydınlandı.

“Yoka siz?”

“Henüz değil ama öyle gibi.”

“Ben zaten hissetmiştim sana bakışından ama emin olamadım.”

“Bir ben anlamamışım zaten.”

İkimiz de gülerken Efe ve garip bir şekilde sırıtan biri yanımıza geldi.

Ben Efe’ye bakarken arkadaşının gözü Ecem’deydi. Birden kolunu Ecem’in omzuna atıp onu kendine çekti.

“Hoş geldin yenge. Cenker ben. Vallahi çok memnun oldum, sonunda tanıştık.”

Ecem, Cenker’e ölümcül bakışlar atarken ben ağzım açık, gülerek onları izliyordum.

“Sıla o değil geri zekalı arkadaşım benim.”

Efe, Cenker’i ensesinden tuttuğu gibi kendine çekince Ecem, “Sonra görüşürüz,” diyerek yanımızdan ayrıldı. Arada da dönüp Cenker’e bakmayı ihmal etmedi.

“Allah kahretsin. Çizdim karizmayı, şimdi kim bilir ne düşünüyor benim hakkımda. Çok da güzel kızdı.”

Efe’yle birbirimize baktıktan sonra kahkaha atmaya başladık. Biz gülerken Cenker sinirle bize bakıyordu.

“Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. Aferin size.”

Ciddileşerek elimi Cenker’e uzattım, “Merhaba, ben gerçek Sıla.”

Elimi sıkarken gülümsedi, “Selam, ben de rezil Cenker.”

Efe kolunu omzuma atıp, “Biz kaçtık, hadi. Sen de git içerde üzül,”, deyince Cenker sinirle sınıfına girdi.

“Nasıl geçti dersler?”

Kantine yürümeye başlayınca Efe’nin kolunu omzumdan attım.

“Dersler iyi de sen kendine dikkat et, düşeceksin. Zaten tek kolun sargıda.”

“Doğru diyorsun. Sen nasılsın?”

“İyiyim ben de. Senin derslerin nasıldı?”

“Dersler iyiydi de ben başka bir şey yaptım.”

Telaşla ona döndüm. Annesinin vazosunu kıran küçük bir çocuk gibi tepkimden çekinerek konuşuyordu.

“Ne gibi bir şey?”

“Ben Baran’a yazdım.”

“Tamam da ne yazdın?”

“Naber, nasılsın falan yazdım ama o direkt, ‘Kanka beni biraz salın. Aklımı toplayınca gelirim zaten. O zamana kadar kızlar sana emanet,’ yazdı.”

“Yani bugünlük değilmiş bu uzaklaşma isteği.”

Pınar aniden yanımızda belirince pişmanlıkla gözlerimi yumdum.

“Neyse ne, bizim yapabileceğimiz bir şey yok artık. Kendisi ne isterse o olacak. Hadi sıraya girelim. Ben çok açım.”

Pınar ne kadar iyi görünmeye çalışsa da içten içe öldüğünü anlayabiliyordum. Baran’ın bu haline o kadar sinirlenmiştim ki bir an ona küfürler etmek istedim ama yapamadım. Ne kadar sinirlensem de o benim arkadaşım Baran’dı ve Pınar’dan uzaklaşıyorsa mutlaka çok ciddi bir sebebi olmalıydı.

“Halledecekler,” diyerek beni sıraya itmeye başladı Efe.

Kendimi ona bırakıp sıraya doğru yürümeye başladım. Ne olacağını bilmiyordum ama umarım her şey iyiye giderdi.

********

Barancığım, canım benim. Senin aklından zorun mu var?!???

kspsbspdbsldbdşdnoddjld

ayrıca instagram kullanıcı adım :aybidurduyguu

instagramda da bir şeyler yapmak istiyorum. Gelmek isteyenleri beklerim.

öptüm sizi

9 temmuzda görüşürüzzz

Bölüm sonu

28 yorum