İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 41 · 3 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 41

Bölüm Otuz Dokuz

Hoş geldinizzz

Bölüm sonunda mutlaka yorumlarınızı bekliyorum. Bugün önemli bir işim olduğu için sadece bu bölümü atabileceğim. Eğer yazabilirsem akşam ya da gece de bir bölüm yayınlarım.

Hepinizi öpüyorum.

Keyifli okumalar.

**************

Koridordan sesler yükselmeye başlayınca hızla ayağa kalkıp kalabalığın içine girdim. Herkes koridordaki panoya odaklanmış bir şeyler okuyordu.

İnsanları yara yara panonun önünde geldim. Orda yazan şeyler…

“Sıla mı? Ay ben de iyi biri zannediyordum onu.”

“O mu ayırmış bunları?”

“Bir de milletin evine mi gidiyormuş?”

“Kıza bak abi! Kaç kişiyi aynı anda götürüyormuş!”

“Çekilin şuradan,” diyerek herkesi itti Pınar. Sonra panoda asılı olan resimlerimi ve yazıları toplamaya başladı. Üzerinde Efe’nin bana en yakın olduğu anın basılı olduğu kocaman yazılar ve resimlerdi bunlar.

Arda’yla parkta konuştuğumuz günden…

Ben panonun önünde donup kalmışken Baran gelip beni kalabalığın içinden aldı.

“Hadi gidiyoruz.”

“Arda nerede?” diye sordum telaşla. Bilinmeyen numarayı Arda’yla aynı okulda bırakıp hiçbir yere gidemezdik.

Ben Arda’yı sorunca çevredekiler hemen konuşmaya başladı.

“Hala Arda diyor ya! Kızın cesarete bak!”

“Sıla inanılmazsın. Biz birini bulamazken sen herkesi aynı anda götürmüşsün sinsi sinsi.”

İnsanlara sinirle bakıp bana döndü Baran.

“Bir önemi yok şimdi onun! Çantanı al, gidelim okuldan.”

Pınar yanımıza geldiğinde etraftaki insanları umursamayarak konuşmaya başladım.

“Bilinmeyen numara bir şey yapacak Arda’ya. Onları bulmamız lazım.”

“Burada kalamayız Sıla! En azından ortalık sakinleşsin.”

“Kaçarsak kabul etmiş olacağız asıl,” diye bağırdım herkesin içinde. Ben bağırınca herkes sessizleşmişti. “Kim ne isterse söylesin bana. Ben bugüne kadar kimseye yanlış yapmadım. Ne kadar hakkımda boş boş konuşsalar da buradaki herkes bunun farkında. Benim o yazılardaki gibi biri olmadığımı biliyor. Birine bir yanlışımın olmayacağını, kimsenin sevgilisine göz koymayacağımı da biliyorlar. Şimdi o kadar saçma bir şey çıktı ki birden, insanlar sıkıcı hayatlarını bir kenara bırakıp buna inanmak istedi. Bugüne kadar hepinize bir yardımım dokunmuştur benim. Bana bugün yine böyle davranacağınızı bilsem aynı şeyleri yapardım merak etmeyin. Sizin pisliğiniz bana bulaşmayacak!”

Çevremizdeki herkes dağılırken merdivenlerden nefes nefese biri yukarı çıktı.

“Biri Arda’nın ağzını burnunu dağıtmış! Tüm takım kavgaya karışmışlar. Müdür gelip topladı hepsini! Kesin okuldan atılacaklar!”

Kalbim küt küt atmaya başlarken gözlerimden yaşlar boşalmaya başladı.

“O kavga etmeye gitti işte. Bilinmeyen numara yaptı!”

Baran ve Pınar neye uğradığını şaşırmış bir şekilde bana bakarken Haluk Hoca çıktığı her basamağı inleterek yukarı çıktı.

Merdivenlerin başına geldiğinde direkt gözleri bizi bulunca olduğu yerde durup öfkeyle konuşmaya başladı.

“Siz üçünüz, çabuk müdürün odasına!”

Gözlerimden yaşlar daha da hızlanırken Haluk Hoca’nın hızlı adımlarını takip etmeye başladık. Etrafımızdaki kalabalığın içinde ezilip büzülerek birbirimize iyice yaklaştık.

“Bittik biz!”

“Sus Baran!”

Gözyaşlarımı durduramıyor sürekli yüzümü silmeme rağmen yanaklarıma tek bir saniye bile kuru kalmıyordu.

Bir yandan benim yüzümden Haluk Hoca’nın önünde düştüğüm duruma üzülüyor, bir yandan yaşanan olayın saçmalığına sinirleniyor, bir yandan da bilinmeyen numaranın tüm takımdan dayak yemesi yüzünden vicdan azabından kavruluyordum.

Kalbim acı çekerken titreyen bedenimle hıçkırmaya başladım. Başım önde Haluk Hoca’yı izlerken o durunca durduk hepimiz.

Haluk Hoca, müdür odasının kapısını çalarak kapıyı açınca başımı kaldırdım.

Önce basket takımı görüş alanıma girdi. Arda önde geri kalan herkes arkada ellerini önünde birleştirmiş yaralı yüzleriyle yere bakıyordu. Ben girince Arda başını kaldırarak baka baktı.

Bir anlığına üzerine saldırıp her yerini parçalamak, bayıltana kadar dövmek istedim ama Haluk hocadan öyle korkuyordum ki bakışlarımı hemen Arda’dan çekerek Haluk Hoca’nın sırtına kilitledim.

Haluk Hoca odanın içine doğru birkaç adım atıp müdür masasının arkasına doğru ilerlemeye başlayınca onun arkasındaki kişi ile göz göze geldim.

Tüm takımdan benim için, beni korumak için dayak yemiş, ağzı burnu kan içinde, başını yere eğen kişi…

Başını babasının korkusundan bir santimetre bile yerden kaldırmayan kişi…

Bilinmeyen Numaramız…

Efe…

*********

Sjpsjspsjdpsjdpdjspsjdo

SÜRPRİZZZZ

KALP KRİZİ GEÇİRDİM BÖLÜMÜ YAZARKENNNN

Şu an saat 03.03 ve 23 Haziran 2023 Pazar gecesi.

Öncelikle hepinize çok teşekkür etmek istiyorum.

Bugüne kadarki tüm destekleriniz için size minnettarım.

Çok heyecanlı ve mutluyum.

Bu bölüme kadar okuyan herkes sayesinde kitabı bu kadar büyük bir istekle yazdım.

Ve başarılarımız da sizin sayenizde.

Çok teşekkür ederim. Sizi seviyorum iyi ki varsınız.

Bölüm sonu

90 yorum