İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 40 · 2 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 40

Bölüm Otuz Sekiz

Hoş geldinizz

Ben şu an hazırda olan bölümlerimin neredeyse tamamını yayınlıyorum.

Aslında gaza gelmeden ikişer ikişer atacaktım ama bölümler beni tatmin etmedi. Heyecanı eksikti. Şu an bir bölüm hariç stoktaki tüm bölümleri attım.

Yorumlarınızı bekliyorum. Keyifli okumalar.

********

Ertesi gün yine Pınar ve Baran gelip beni evden almıştı. Okula gelip sınıflara dağılmıştık. Ben derslerde uyuyup uyanırken Pınar hepimiz için not tutuyordu.

Öğle arasından önceki derste başımı yine sıraya yaslayıp uyuklarken edebiyat öğretmenimizin okuduğu şiirle gözlerimi araladım.

“Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz

Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.”

Ben hayran hayran edebiyat hocasına bakarken o, okuduğu kitabı kapatarak ayağa kalktı.

“Evet çocuklar. Benim Aşk üzerine yazılan ve en sevdiğim şiirdir bu. Orhan Veli Kanık’ın Anlatamıyorum şiiriydi okuduğum şiir. Aşkı kendi açısından…”

Aşk üzerine boşuna şiirler, şakılar yazılmamış. İnsan duyguyu hissedince anlıyor bazı şarkıların sözlerini. Öncesinde söylenip geçilen her cümlede boğuluyormuşsun meğer.

Benimki başlamadan bitmişken insanlar yaşadıkları şeylere nasıl dayanıyordu?

Ecem mesela, nasıl dayandı sevdiğinin bambaşka birine dönüşmesine?

Nasıl dayandı yüzüne seni sevmiyorum, başkasına aşığım demesine?

Nasıl dayandı ona karşı beni savunmaya?

Telefonum titreyince gizlice çıkarıp önümdeki kızın arkasına saklayarak ekranı açtım.

Bilinmeyen Numara’dan mesajımız vardı. Uzun zamandır konuşmadığımız için heyecanla mesajlara girdim. Sevdiği kızla ilgili bir şeyler beklerken mesajlarda Arda’nın adını gördüğüm an gerilerek doğruldum.

Bilinmeyen Numara: Sıla.

Bilinmeyen Numara: Sana bir şey soracağım ama bana doğruyu söyle.

Bilinmeyen Numara: Senin Arda’yla aranda bir şey oldu mu, olmadı mı?

Telaşla cevap verdim. Bunun Arda’dan nasıl haberi olmuştu?

Sıla: Hayır tabii ki!

Sıla: O saçmaladı bir şeyler ama ben onu sevmiyorum.

Sıla: Yemin ederim bak.

Sıla: Ne oldu?

Sıla: Sen nerden öğrendin bunu?

Sıla: Lütfen cevap ver.

Sıla: Bir yanlış anlaşılma var.

Sıla: Ecem de biliyor bunu.

Bilinmeyen Numara: Ben kökünden çözeceğim her şeyi.

Bilinmeyen Numara: Sen üzülme, tamam mı?

Bilinmeyen Numara: Zil çalar çalmaz çantanı al, çık okuldu.

Bilinmeyen Numara: Sakın kimseye cevap verme.

Bilinmeyen Numara: Ben her şeyi çözeceğim.

Sıla: Ne oluyor?

Sıla: Böyle gidemezsin!

Sıla: Bir şey söyle!

Sıla: Ne oluyor?

Zil çalmaya başlayınca vücudum korkuyla titremeye başladı.

“Pınar bilinmeyen numara yazdı. Okuldan çık diyor. Arda bir şey yapmış Pınar. Ne yapacağız?”

“Oha! Sıla değil mi bu?”

“İnanamıyorum! Sıla ve Arda mı?”

Koridordan sesler yükselmeye başlayınca hızla ayağa kalkıp kalabalığın içine girdim. Herkes koridordaki panoya odaklanmış bir şeyler okuyordu.

İnsanları yara yara panonun önünde geldim. Orda yazan şeyler…

“Sıla mı? Ay ben de iyi biri zannediyordum onu.”

“O mu ayırmış bunları?”

“Bir de milletin evine mi gidiyormuş?”

“Kıza bak abi! Kaç kişiyi aynı anda götürüyormuş!”

“Çekilin şurdan,” diyerek herkesi itti Pınar. Sonra panoda asılı olan resimlerimi ve yazıları toplamaya başladı. Üzerinde Efe’nin bana en yakın olduğu anın basılı olduğu kocaman yazılar ve resimlerdi bunlar.

Arda’yla parkta konuştuğumuz günden…

******

Bölümü beğendiniz mii??

Peki size diğer bölümde bilinmeyen numarayla tanışacağız desem?

Yarın görüşürüzzzz

Bölüm sonu

35 yorum