İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 39 · 2 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 39

Bölüm Otuz Yedi

Hoş geldinizzz

Bölüme geçmeden önce söylemek isterim ki İŞTE HER ŞEY ŞİMDİ BAŞLIYOR.

Yorumlarda görüşürüzzz

Keyifli okumalarr

*******

Her zamanki gibi sabah sekizde kalkıp ailecek kahvaltı yapmıştık. Annem ve babam heyecanla akşamki misafirliği planlarken Melih ve ben, Efe’yle aramızda neler geçeceğini düşünüyorduk.

“Acaba hiç konuşmasam mı onunla? Ders çalışacağım diyip odama giderim, tek kalır o da.”

“Hak ettiği şey o ama olmaz. O seni yalnız bırakmadı, sen de onu yalnız bırakamazsın.”

“Hala niye insan gibi davranmaya çalışıyoruz ki biz. Sen nasıl sevgilin varken benim ablama yürüdün lan,deyip dalayım ben ona. Nasıl fikir?”

“Olur, ben de sana dalarım sonra annemle. Nasıl çocuğun yüzüne yürüdün diyeceksin? Yürümedim der tabii ki.”

“Abla bence Allah kurtardı seni. Ya hiç öğrenmeseydik sevgilisi olduğunu? Hala aynı şekilde davranmasına izin verecektin. Mal çocuk!”

“Sırık ya kafasına kan gitmemiş.”

“Katılıyorum. Sarı papatya.”

“Hadi akşam görüşürüz çocuklar. Ben dükkana geçiyorum.”

“Kolay gelsin baba.”

“Hayırlı işler baba.”

Annem, babamı geçirirken sandalyeme yaslandım.

Kim bilir bu akşam nasıl geçecekti?

******

Üzerimde siyah eşofmanım ve siyah kazağımla salona girdim. Annem hayran hayran televizyon masasına bakıyordu.

“Demek ki isteyince sen de benim gibi yapabiliyormuşsun Sıla.”

Göz devirerek kendimi sırt üstü koltuğa attım. Belimin ağrısıyla kaşlarımı çatarak gözlerimi yumdum.

Sabahtan beri temizlik yapıyordum ve aklımdaki tek şey Efe ve Sıla kavgalarıydı. Aynı sahneler defalarca kafamda dönüp durdu.

Arada senaryoyu değiştirdim, Efe’ye birkaç tokat attım. Bazen de ona sarılıp kucağında ağlarken hayal ettim kendimi.

Hele o bana yaklaştığı an belki yüz defa geçmiştir zihnimden. Bir seferinde tokat attım, diğerinde kıpırdamadan yanağını yanağıma yaslamasına izin verdim, başka bir seferinde ona sağlam bir tokat attım, yüzüne tükürdüm, küfür ettim derken evin tüm yüzeylerini sinirle sildim.

Sinirimin seviyesini parlayan zeminden anlamak çok zor değildi.

Kapı çalınca heyecanlanarak ayaklanıp salon kapısının yanına geçtim.

“Hoş geldiniz,” diyerek kapıyı açtı babam.

Önce Haluk hoca girdi içeri. Sonra Gonca abla.

“Hoş geldiniz,” diyerek elimle salonu gösterdim.

Misafir gelince hemen vücut dilim değişmiş anneme dönüşmüştüm.

Onlar içeri geçince babam da kapıyı kapatıp içeri girdi. Kapı sesini duyduğum an şaşkınlıkla odasından gelen Melih’e baktım. O da Efe’yi göremeyince aynı şaşkınlıkla bana baktı.

“Hoş geldiniz,” diyerek içeri geldi annem elindeki mutfak havlusuyla, “Efe yok mu?”

“Hoş bulduk,” dedi hemen gülümseyerek Gonca abla, “Efe biraz hastalandı. Gelmek istemeyince ısrar etmedim ben de.”

“Çok geçmiş olsun.”

“Sağ olun.”

“Salgın var bu günlerde zaten. Dükkanda grip ilacı kalmadı. Çevrede de yok.”

“Tam hasta olma hava…”

Etraftaki sesler azaldı ve yok oldu.

Bilerek gelmedi, değil mi?

Yüzümü görmek istemedi?

Tabii gelmeyecekti. Ben burada olmak zorundayım ama o değildi. Doğru olanı yaptı. Kendime geldi, sevgilisi olduğunu hatırladı ve benden uzaklaştı.

İçim yanıp kavrulmaya başlayınca mutfağa gidip bir bardak su içtim.

“Tabii gelmeyecek! Tabii uzak duracak senden! Efe yok artık! Efe bitti Sıla!”

*******

Efe ne diye gelip taşındın üst kata?

skspbdşdjdpdkdpdn

Bölüm sonu

17 yorum