Hoş geldinizz
Bu bölümü “eight- suga/iu” dinleyerek yazıyorum. Belki siz de açarsınız.
Keyifli okumalar
*********
Üzerimizden tır geçmiş gibi dağılmış bir şekilde çıktık çiğ köfteciden.
Baran ve Pınar beni eve bırakmayı teklif etse de Efe onları eve gönderip benimle yürüyeceğini söylemişti.
İkimiz yalnız kalınca yine aramızda bir gerginlik olur sanmıştım ama ikimiz de gayet sakin ve sessiz bir şekilde yürüyorduk.
Efe’nin yüzü normal halinin aksine oldukça asıktı. Benden tamamen bıkmıştı. Zaten istediğim benden uzaklaması olsa da hala bu durum beni üzüyordu.
Bahçe kapısından içeri girerken kapıyı Efe açtı. Bir an bana önden geçmem için kenara kayar gibi olsa da ben bir adım atınca önce kendi girdi içeri.
Artık gerçekten benden nefret ettiğini kanıtlamıştı, değil mi?
Binanın kapısını açmak için zile basacakken anahtarımı çıkardım hemen.
“Ben açarım.”
Geriye yaslanıp kapıyı açmamı izledi ama kapıyı açtığımda içeri girmedi.
“Gelmiyor musun?” dediğimde gözlerimin içine baksa da cevap vermedi. Yüzünden ve duruşundan sinirli olduğunu anlayınca şaşırarak ona bakmayı sürdürdüm. Sinirden köpürüyor ama ağzını bıçak açmıyordu.
“Efe iyi misin? Ben mi sinirlendirdim seni? Eğer bugün olanlar yüzünden…”
“Senin yüzünden,” diyerek ayrıldı yaslandığı duvardan. Bana doğru birkaç adım atınca geriledim sırtım duvarla buluşuncaya kadar.
“Hani bana diyorsun ya ne yaptığın belli olmuyor diye, sen benden bin kat betersin. Bugün Arda’ya hak verdim biliyor musun biraz? Sen böylesin çünkü. Kimin ne hissedeceğini düşünmeden hareket ediyorsun her zaman.”
Sinirle konuşurken bir anda yüzü yüzümün birkaç saniye ilerisinde kalınca kalbim deli gibi atmaya başladı. Ben şaşkınlıkla ona bakarken bir an yakınlığımızın farkına varıp sakinleşir gibi oldu ama benden uzaklaşmadı. Ellerini duvara dayayıp bakışlarını yere eğdi. Bana çok yakın olsa da gözlerini kapattığını görebiliyordum.
“Sen bunu iyi niyetinle yaparsın, erkek kız demeden herkese aynı davranırsın ama erkekler bunu yanlış anlar. Yapma bunu kendine. Kimsenin seninle böyle konuşmasına, bu kadar çirkin bir durumda adının geçmesine izin verme.”
Başını omzuma doğru yaklaştırınca içimde tehlike çanları çalmaya başladı. Sevgilisi varken bu çocuk ne yapıyordu?
Ben ne yapacağımı bilemez bir halde donup kalırken yanağı yanağıma değdiği an onu itip kendimden uzaklaştım.
“Sevgilin varken nasıl bana böyle davranabiliyorsun ya sen! Gerçekten midem bulanıyor senden. Senin de Arda’dan bir farkın yok. Ben herkese istediğim gibi davranırım. Sen ve Arda gibi salakların düşünceleri de beni ilgilendirmez. Ölseydim de senden yardım istemeseydim keşke.”
Şaşkınlık ve üzüntüyle bana bakan Efe’yi arkamda bırakıp cevabını bile beklemeden kendimi eve attım. Arkamdan “Sıla,” diye bağırsa da durmamıştım.
Eve girince bana seslenen anneme “Çok terledim duşa gireceğim,” diyerek geçiştirip kendimi banyoya kilitledim.
Duşa girene kadar boğazında bir yumruyla nefes alıp verdim sadece ama su vücuduma değdiği an gözyaşlarım suya karışmaya başladı.
*****
Ah Sılam benimm.
Kıyamıyorum ona. Yazarken kıysam da sjosbdlsbdod
Yavaş yavaş sırların çözüldüğü bölümlere geliyoruz sıkı tutunun desem?










