İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 35 · 4 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 35

Bölüm Otuz Üç

Hoş geldinizzzz

Geçen bölüm neydi öyleee!!

Hala etkisindeyim. Bölümler arası mod geçişi yapmakta zorlanmaya başladım artık. Bu sıkıntılı bölümleri bitirip güzel günler yazmak istiyorum artık.

Umarım okurken keyif alıyorsunuzdur.

Keyifli Okumalarrrr

*****

“Hadi,” diyerek yürümem için ittirdi beni Efe. Kendime gelip birkaç adım atınca hepimiz Arda’nın haykırışıyla durduk.

“Size bunu ödeteceğim! Size bunu misliyle ödeteceğim!”

Sadece yürüyorduk. Söylenecek tek bir söz, yapılacak hiçbir şey yoktu. Ben bir yandan Ecem bir yandan ağlarken sadece yürüdük.

“Sıla!”

Baran’ı ayağında sarı terlikleri üstünde pijaması ve montuyla benden biraz uzakta görünce koşarak gidip sarıldım ona. Ben bir yandan deli gibi ağlarken nefes nefese kalan Pınar da gelip sarıldı bize.

“Nerdeydiniz ya siz?” dedim ağlamaya devam ederken.

“Çok özür dilerim,” dedi heme Pınar. O da üzerinde pijamasıyla sokağa fırlamıştı, “ Kanka uyumuştum ben. Yemin ederim duymadım hiç duymadım aramalarını.”

“Ben de duşa girmiştim. Tam uyuyacaktım aramalarını gördüm. Çok özür dilerim.”

“Ecem,” dedi şaşkınlık Pınar, “Ecem’i sen mi çağırdın Sıla?”

Yüzümü silerek ayrıldım onlardan. Ecem ve Efe’de yanımıza gelmişlerdi.

“Beni Arda çağırdı.”

“Ne!”

“Ne alaka abi?”

“Şerefsiz!”

Biz şokun etkisiyle tepkiler verirken grubumuzun aklı selim kişisi Pınar’dan harika bir fikir çıktı.

“Hadi şu çip köfteciye gidip bir çiğ köfte yiyelim. Orda anlatın ne olduysa.”

İlk başta yadırgasan da bu kıyafetlerle gidilecek en mantıklı yer çiğ köfteciydi. Ayrıca travmalarım üzerine yapılacak en güzel şey yemek yemektir.

“Benim cüzdanım yok,” dedim hemen Baran’a bakarak.

“Benim de,” diye ekledi Efe.

“Gelin siz bendensiziniz.”

Sonrasına uzaktan bakınca cidden korku filminden komediye geçmiş gibi hissettim kendimi.

Baran, üzerine mavi kırmızı Spider Man’li pijaması ve altında bu havada çorapsız giydiği sarı terlikle karşımda oturuyordu.

Pınar’ın topladığı saçı tamamen dağılmış, uykudan yüzü görü şişmişti. O da pembe pijamasıyla Baran’ın yanına oturmuş en az onun kadar şık görünüyordu.

Ecem, makyajı ağlamaktan akmış bir şekilde sırtında çantası, üzerinde okul formasıyla boş boş masaya bakıyordu.

Ben zaten Winx’li hırkamla bir çiğ köfteci abiye rezil olmamıştım. Onu da bugün yaşadım.

Aramızda en iyi durumda olan kişi Efe’ydi. Gözlerinde şok mu desem üzüntü mü desem garip bir ifade vardı ama yeşil kazağı ve sarı saçlarıyla fotomontajla aramıza eklenmiş gibiydi.

“Kim anlatmaya başlayacak?” dedi merakla Pınar.

Herkes gözlerini bana dikince istemesem de konuşmaya karar verdim. Lafı uzatmadan olayı özetlemek ve bir daha bu konuyu konuşmamak istiyordum.

“Eve gittim ben işte. Kapı çaldı, annem sanıp açtım direkt. Arda bulmuş evimi, gelmiş. Annem gelip görür diye parka çıktım yolladım onu. Kardeşimi Arda’yla karşı karşıya getiremezdim. Siz telefonu açmayınca Efe’yi çağırdım. Parkta da size söylediklerini söyledi işte.”

Ben konuşmayı bitirince Pınar kaşlarını çattı. “Peki Ecem olaya tam olarak nerde dahil oldu?”

“Gençler çiğ köfteler hazır,” diyerek elindeki tepsiyi ortamıza bıraktı çip köfteci abi. Sonra da hepimize birer ayran verip tezgahının arkasına geçti.

“Beni Sıla’nın evine giderken aramıştı,” dedi elimdeki pipeti ayran kutusuna batıran Ecem, “Sen onu parka yollayınca ben de yanınıza gelip saklandım. Güya Sıla siz yanında olmayınca ona aşkını itiraf edecekti de, ben onların arasından çekilecektim.”

“Sen neden kimseye haber vermedin ki?”

Konuşam kişi kollarını göğsünde birleştirmiş sinirle Ecem’e bakan Efe’ydi. Ondan böyle bir tepki beklemediğim için her hareketine şaşırıyordum.

“Duymak istedim. Ne olacağını, Sıla’yla gerçekten aralarımda bir şey olup olmadığını bilmek istedim. Ne kadar Pınar da Arda da yok dese de inanmak istemedim kimseye.”

Gözleri dolarken gülümseyerek tepsiden bir dürüm aldı. Dürümünü açarken gözlerime bakıyordu.

“Tüm suçu sana atmak istedim. Senin onun aklını çeldiğine, aslında onun hep beni sevdiğine, benden başka kimseyi gözünün görmediğine inandırmak istedim kendimi. Maalesef sizi karşı karşıya görünce anladım her şeyi. O gerçekten sana aşık gibiydi. Hatta o kadar aşık olmuş ki gerçekten onu sevmediğini bile anlamamış. Saf saf sevmiş seni. Aranızda bir şeyler yaşanmasını ve bu yüzden sana kaydığını görmek istedim ama gördüğüm tek şey ben varken seni seçtiğiydi. Bana kıza bilirsin ama bu öyle kolay kabul edilecek bir şey değil”

Gözlerinden yaşlar akarken çiğ köftesinden bir ısırık aldı. O ağlayınca otomatik olarak ben de ağlamaya başladım. Empatik biri olmanın en kötü yanlarından biri de buydu, en az onun kadar üzülüyordum. Vicdan azabından kavrulmamdan bahsetmiyorum bile.

“Sen niye ağlıyorsun?” dedi gülerek. Artık herkesin sinirleri tamamen bozulmuştu.

“Benim mallığım yüzünden oldu çünkü her şey. O kadar salağım ki! Hiçbir şeyi beceremedim yine. Hepimizi böyle bir şeyin içine soktum.”

“Senin ne suçun var,” dedi dürümünü hızla yiyen Baran, “Kendi üstüne alındı aptal. Bizim için de üzülme. Sen benim için az koşturmadın. Bırak sana borcunuzu ödemiş olalım ama Efe’ye ayrı bir şekilde teşekkür etmemiz lazım.”

Herkes ona dönünce kollarını çözerek bir dürüm aldı Efe.

“Ne teşekkürü? Şu heriften kurtulun da teşekküre gerek yok.”

“Sen yine iyi dayanmışsın vallahi abi. Ben dayanamadım daldım herife.”

“Eline sağlık. Keşke tutmasaydım seni. Sıla’ya söz vermeseydim dalardım zaten de.”

“Onu sinirlendirmediğin iyi oldu. Mutlaka intikamını alır çünkü.”

Hepimiz Ecem’e odaklandık.

“Ne yani,” diye lafı aldı Efe, “Sence bir şey yapacak mı intikam almak için?”

Ecem ciddiyetle başını sallayınca herkes karamsarlığa kapılarak sandalyesine yaslandı, Efe hariç. O hala ciddiyetle Ecem’i dinliyordu.

“Fazlasıyla sinsidir. Ne yapacağını tahmin edebileceğimizi zannetmiyorum ama umarım o gün geldiğine atlatamayacağımız bir şey yaşanmaz.”

Pınar ve Baran’la birbirimize bakarken Efe’den hepimizi şaşırtan bir soru geldi.

“Sen onu neyle tehdit ettin parkta?”

Ağzındaki lokmayı yutan Ecem korkusuzca bize bakarak konuştu.

“Babasıyla… Arda’nın babasından ödü kopar. Siz merak etmeyin. Bir saçmalığa karışırsa bedelini ödetiriz ona. Karşısında üç yıldır en yakınında olan kişi var. Yaptığını bir gün zaten ödeyecektim ona.”

******

Başka bir bölüm daha atıyorum oraya geçebilirsiniz!

Bölüm sonu

24 yorum