İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 32 · 3 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 32

Bölüm Otuz

Hoş geldinizzzzz

Bu bölümde tekrar kitabı Sıla’nın ağzından okumaya başlıyoruz. Aklınızda bir soru işareti kalmasın diye yazmak istedim.

Bölümü beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın!!!!!

Keyifli okumalarrrrrr

***********

Masamın başında bir saatten fazladır matematik dersinde verilen testi çözmeye çalışıyordum. Tahmin edin kaç soru çözdüm.

Sadece iki! Biri zaten yanlıştı.

“Yemin ederim ortaokuldaki Sıla görse utanırdı benden.”

Odaklanamayacağımı fark edince sandalyemden kalkıp yatağıma girdim. Bugün Baran ve Pınar’ın, Arda ile yaşadıklarını öğrendiğimden beri aklımda sürekli olanları düşünüp vicdan azabı çekiyordum.

Artık sadece benim değil Baran’ın da başı Arda’ya dertteydi.

“Geri zekalı çocuk ya! Bende de ne bulduysa artık.”

Birkaç dakika yatağımda yattıktan sonra dayanamayarak ayaklandım. En azından onlara kurabiye yapıp götürmek kendimi biraz daha iyi hissetmemi sağlayacaktı.

Mutfağa giderek hep yaptığım çikolata parçacıklı kurabiye tarifimi yapmaya başladım. Bir yandan da Arda’ya sövmeye devam ediyordum tabii ki.

Kurabiyeleri fırına attıktan sonra soğuk kahve yapmaya başladım.

“Melih! Soğuk kahve içecek misin?”

“Olur,” diye bağırdı odasından, “Bir tane de Efe abiye yap!”

O kadar şaşırmıştım ki elimdeki bardak kayıp düştü. Arkamı dönüp Melih’in odasına doğru bakmak istedim Efe’yi göreceğimden emindim çünkü. Tahmin ettiğim gibi de oldu zaten.

“İyi misin?” dedi mutfağa dalarken. Sonra beni kucağına alıp mutfak masasına oturttu.

O kadar şaşırmıştım ki Efe beni tek seferde kucağına alıp mutfak masasına bırakırken tepki veremedim.

“Terliğine gelmiştir,” dedi ayağımdan terliklerimi çıkartırken. Efe ayaklardaki camları eliyle silkelerken ben yukarıdan onu izliyordum.

Beni tekte kucağına aldı, masaya oturttu ve önümde diz çöktü.

Efe sen gerçek misin?

“Annem de yok ki temizlesin. Biz çıkalım bence.”

“Ben hallederim.”

“Ben hallederim.”

Efe ile aynı anda konuşunca birbirimize baktık. Hemen gözlerimi kaçırdım fırına bakma bahanesiyle.

“Kurabiyeler pişecek birazdan. Melih sen süpürgeyi getir.”

Ayaklarımı silkeleyerek terliklerimi tekrar giydim.

“Ben hallederim, sen kurabiyeye bak istersen.”

“Gerek yok,” dedim yerdeki büyük parçaları çöp kutusuna atarken. Elim boş kaldığı an ellerimi tutup beni durdurdu.

“En azından beraber yapalım. Ben bunları toplayayım, sen süpür.”

Ellerimi çektim hemen. Sonra ayağa kalkıp uzaklaştım ondan.

“Tamam.”

Melih süpürgeyi getirince hemen elinden kapıp aldım ona en sinirli bakışımı atarak.

“Efe abi de yeni geldi,” diye açıklamaya başladı Melih.

“Yeni geldim ya ben. Annen bize çıktı. Melih de beni çağırınca ben de geldim.”

“Aynen. Hatta sen ders çalışıyorsun diye biz sessiz olduk.”

“Sorun değil,” dedim bıkkınlıkta.

“Ben rahatsız ettiysem gideyim.”

Bir de duygu sömürüsü mü yapıyordu? Sarı kafalı sırık oğlan, yaktım seni.

“Abla hayır ya! Abla kalsın ya! Abla vallahi bir dahaki sefer sana da sorarım ya. Hadi abla. Kurabiye yiyeceğiz dedim. Gitmesin şimdi, ayıp olur.”

“Gitsin demedim zaten ben. Siz abarttınız. Çekilin süpüreyim burayı.”

Efe elimden aldı hemen süpürgeyi, “Kurabiye yanıyor.”

Ben kurabiyelerle uğraşırken Efe de yeri süpürdü. Melih zaten oyunda ölmesin diye bizi satıp kaçmıştı hemen. Ona bunun hesabını sonra soracaktım.

Süpürgenin fişini çekip kenara bıraktı Efe. Elleri cebinde sokup arkamdan kurabiyelere doğru eğildi.

“Kenara çekil biraz. Gölge yapıyorsun.”

“Pardon,” diyerek kazağının kollarını sıvadı, “Ben de kahveyi yapayım mı?”

“Ben hallederim.”

Bu çocuk beni deli ediyordu. Git Melih’in yanına be sırık oğlan!

“Yardım etmek istiyorum,” dedi, “Yani evde de gördün beni. Huyum bu. Annem beni böyle büyüttü. Oturamam biri bir şey yaparken.

Gülesim geldi birden ama kendimi tuttum. Sevgilisi var Sıla gülme. Sakın!

“Ben de işime karışılmasını sevmem,” dedim soğuk bir sesle.

“Peki,” diyerek mutfak tezgahına yaslandı.

Kahveyi yapmaya başlarken ona bakmadan konuşmaya başladım.

“Bugün bizimkilerle karşılaşmışsın. Olanları görmüşsün. Ben de bu kurabiyeleri yaptım. Hem biraz teşekkür hem de benim yüzümden olduğu için özür kurabiyesi bu. Sana da teşekkür ederim.”

“Yardım ettim ama hataydı galiba.”

Şaşırarak ona baktım, “Niye öyle dedin.”

“Galiba dayak yemesi gereken bir tipmiş. Bilsem birkaç tane de ben indirirdim suratına.”

“Yine aynı şeyi yapıyorsun farkında mısın?”

Cevap vermedi. Yere indirdi bakışlarını.

“O çocuk…”

“Seni ilgilendirmez,” diyerek lafını kestim hemen, “Seni hiç ilgilendirmez. Bundan sonra seni benimle ilgili tek bir olayın içinde görmeyeceğim. Bana selam da verme. Kardeşimin yanına da gelme. Benden uzak durmak zorundasın. Samimiyetsiz sırığın tekisin. Bugün geldin benden habersiz ama bir daha seni bu evde görmeyeceğim.”

Kahvemi alıp mutfaktan çıktım. Sevgilisi varken nasıl böyle bir şey yapabiliyordu ya! Hala sohbet muhabbet peşinde. Karaktersiz herif.

“Melih her şey mutfakta. Git al, Efe abinle ye!”

***************

Kamu Spotu:

Lütfen sevgilisi olan kişilere Sıla gibi davranın. Fırsat vermeyin.

Kamu spotu bitmiştir.

Bu bölümü beğenip diğer bölüme geçebilirsinizzz

Bölüm sonu

33 yorum