Hoş geldinizz
Kitabımız hızla büyümeye devam ediyor. Beğendiğiniz için oldukça mutluyum.
Yeni kişiler geliyor kitabımıza. Sosyal kısmında da daha görülür olmaya başladım. Ayrıca yaz aşkı kategorisinde de yükseliyoruz.
Desteğiniz için çok teşekkür etmek istiyorum bölümden önce.
Umarım daha birçok kitapta buluşuruz sizinle.
Yazar Duygu için çok değerli olduğunuzu bilin.
Hepinizi öpüyorum.
Keyifli okumalarr
(bölümleri yayınlamadan en az beş gün önce yazmış oluyorum şu kıza gidip kızım kitap patladı 10 günde diyip sarılmak istiyorum. Ağlayacağım galiba, biri üzerime peçete fırlatsın! Kslsndodhodnd)
********
(Pınar’ın anlatımıyla)
Tüm gün sınıftan çıkmayarak Arda’dan uzak tutmaya çalıştık Sıla’yı. Yemeğimizi bile evden getirmiş sınıfta yemiştik.
Şimdi Arda’yla konuşmak için okulun yanındaki parka gelmiştik Baran’la. İkimiz de çantalarımızı banka bırakmış gergin gergin etrafı turluyorduk.
“Arda hiç tanıdığımız Arda gibi değil. Konunun nasıl ilerleyeceğiyle ilgili hiçbir fikrim yok,” dedi Baran.
Kavga çıkacağını düşündüğü için öyle gergindi ki…
Hakkıydı da!
Baran bir seksen beş boyunda ve yapılı bir çocuktu ama kavga etmekte çok iyi değildi. Eğer kavga çıkarsa Arda onu bir doksandan bile uzun boyu ve cüssesiyle tek seferde yerin dibine sokardı.
“Sakin olmaya çalışalım,” dedim ortamdaki gerginliği dağıtmaya çalışarak, “Sen zaten onunla aynı takımdasın. Gerginliği en alt seviyede tutmaya çalışacağız. Olanı biteni anlamamız gerekiyor önce. Sonra da ona düzgünce Sıla’nın şu anki durumdundan bahsedeceğiz. Zaten Sıla şu an başkasından hoşlanıyor. Kendini sevmeyen biriyle sevgili olmaz her halde.”
“Olmaz normal bir insan ama Arda’nın yaptığını hiçbir şeyi normal insan yapmazdı.”
“Haklısın. Neyse bak kavga çıkmaması lazım. Aileler işin içine girer bu sefer. Hayatımız zorlaşır. Zaten yeni yeni rahatladığımız yaşlarımızdayız. Güvenleri kırılmamalı.”
“Doğru diyorsun,” dedi bana sarılarak. Sevgilim benim. Bazen bir bebek gibi oluyor kollarıma sığınıyordu. O zamanlar bir başka seviyordum onu.
“İyi ki Ecem’le konuştun. En azından o işi hallettik.”
“Sorma,” dedim gözlerimi devirerek, “Ablama yalvardım resmen benimle gelsin diye.”
Ecem işinin nasıl çözüldüğünü bilmiyorsunuz değil mi siz?
Tam olarak şöyle oldu. Benim ablamla Ecem’in ablası sınıf arkadaşıydı lisede. Ben de ablama yalvararak beni onların evine götürmesini ve arkamı kollamasını istedim.
Arda’nın mallığına normal bir kadın olarak o da delirdi. Elinden gelse gelip herkesten önce Arda’yı döverdi ama yapamayacağı için bize odaklandı.
Ecem’in kızgınlığının bize yönelmemesi için olanı biteni direkt onunla konuşmaya gittik biz de. Ablam, Ecem’in ablasını aradı ve bir kafeye çağırdı önce fakat Ecem dışarı çıkmak istemeyince konunun Ecem’le ilgili olduğunu söylemek zorunda kaldık.
İşin sonunda Ecem’in evine gittik. Önce annesine selam verdik salonda. Ablam tatlı tatlı Ecem’in annesini atlatmaya çalışırken Ecem gözleriyle beni yemeye başlamıştı bile. Galiba benden şüphelendi o an. Tam olarak emin olamadım ama bu öfkesinin sebebi başka bir şey olamazdı bence.
Öyle böyle birkaç dakika salonda oturduktan sonra kardeşler ve ablalar olarak Ecem’in odasına girdik. Ecem benim hemen yanımda ayakta durduğu için ben de oturamadım.
Ablam da bizim gibi ayakta duruyordu. Ecem’in üzerime atlaması durumunda bizi ayırmaktı amacı. Canım ablam! Zamanında az dayak yemedi benim yüzümden.
Gerginlikten ölsem de ablama lafı veremezdim. Hiçbir yanlış anlaşılma yaşanmasın diye ben konuşmaya başladım.
“Ecem, bugün bir şeyler oldu ve sizin ayrılığınızdan sonra bunu direkt sana söylemek bana daha doğru geldi. Ben değilim o kız ilk önce sana onu söyleyeyim. Kızın kim olduğundan da emin değilim ama Arda bariz bir şekilde arkadaşıma yürüyor. Bugün sizin ayrıldığınız teneffüste de o arkadaşıma istek attı. Biz direkt isteği silip Arda’yı engelledik ama Arda sürekli onunla konuşmaya çalışıyor. Baran’la konuşmalarına izin vermiyor…”
Olan biten her şeyi anlattım. İlk başta sinirle dinlese de birkaç dakika sonra sandalyesine oturup ağlamaya başladı.
“Bir sevgilisi olması fikri bu kadar canımı yakmamıştı. Şimdi bana gelmiş bir kere konuşmadığı biri için beni bırakmış olabileceğini söylüyorsun. Üç yıldır beni hiç mi sevemdi ya bu? Üç yıl! Aldatma, tensel bir şey de değil eğer dediğin doğruysa. Birdiğin aşık oldu bu çocuk Sıla’ya. Delireceğim! Yemin ederim delireceğim!”
Ablası ona sarılıp teselli ederken ablamla biraz sakinleşmesini bekledik. Bu yaptığımız ona da doğru gelmiş olacak ki sinirini bize yüklemedi. Biraz için rahatlamıştım yalan söylemeyeyim ama biz evden çıkarken söylediği şeyleri aklıma kazıyıp bundan sonra sözlerine göre hareket etmem gerektiğini de biliyordum.
“Ben sizin kötü bir niyetiniz olduğunu düşünmüyorum. Direkt geldiğiniz ve haber verdiğiniz için samimiyetinize de inanıyorum. Hele arada ablalarımız varken güvendiğimi bile söyleyebilirim ama eğer Sıla ve Arda okulda yan yana görülürse ve Sıla için terk edildi gibi bir şey duyarsam kendime gelemem. Sıla sevmiyor onu istemiyor dedin. Bunun aksi bir şey olursa ve bu okulda yayılırsa Sıla’yı da yakarım seni de. Ben kendimi tutarken arkamdan iş çevirmiş olursunuz. Size güvenmek ve Arda’nın karşılıksız bir şey içine düşmesini istiyorum. Öyle olursa onun canını yakmak için size destek bile olurum.”
Baran’dan uzaklaşarak saçlarımı kulağımın arkasına attım.
“Ecem’in ne dediğini ve ne kadar haklı olduğunu sen de biliyorsun. Bu konuşmayı o kadar iyi geçirmeliyiz ki bir daha asla bu konuyu konuşmamalıyız. Umarım Arda çok saçmalamaz.”
“Keşke adam toplasaydık,” dedi Baran korkuyla.
Cevap vermeme gerek kalmadan Arda ve Baran’la ortak arkadaşı olan Cüneyt bize doğru gelmeye başladı. Arda eğer ters bir şey yaparsa Cüneyt onu tutacaktır.
“Selam,” diyerek Baran’la tokalaştı Arda. Onun rahatlığını görünce biz de rahatlamıştık ister istemez.
Baran, Cüneyt’le de tokalaşıp “Kız arkadaşım, Pınar,” diyerek beni gösterince ikisinin de elini sıktım.
Baran ellerini cebine koyarak ciddileşti. Elleri cebinde, üzerinde deri ceketi, okulun beyaz gömleği ve siyah pantolonuyla o kadar etkileyiciydi ki. İlk defa bu kadar ciddi ve eril halini gördüğüm için içimde farklı bir heyecan oluşmaya başladı.
Kızlar galiba ben çok iyi bir tercih yaptım, darısı başınıza.
“Arda,” diye lafa girdi Baran, “Bugün pek hoş bir konuyu konuşmak için çağırmadım seni. Bizim için çok ters bir durum var. Bir yanlış anlaşılma olduğunu umuyoruz ve amacımız bugün onu yok etmek. O yüzden yanımda kız arkadaşım var. Fark ettiysen ben laflarıma dikkat etmeye çalışıyorum. Senden de aynı şeyi bekliyorum. Pınar’ı kötü bir ortama kendi ellerimle sokmuş olmak istemiyorum.”
Gülerek bana döndü Arda, “Merak etme Pınar. Zaten gerileceğimiz bir şey olacağını düşünmüyorum ben.”
Gülüşüne karşılık vermeden Baran’ın hemen yanına geçtim.
“Konuyu çok uzatmayacağım çünkü benim açımdan çok büyük yanlışlar var. Konu Sıla’ya karşı değişen tavrın.”
Anında yüzü düştü. “Bu konu neden sizi rahatsız eden bir konu oldu? Eğer Ecem’in tepkisinden çekindiyse ben her za…”
Lafını kesti Baran, “Yani gerçekten Sıla için mi ayrıldın Ecem’den?”
“Siz de biliyorsunuz zaten Sıla’nın benden hoşlandığını. Ne oldu da ben ona karşı bir adım atınca önüme geçer oldunuz?”
“Ne!”
“Abi sen deli misin? Sıla’nın senden hoşlandığı falan yok. Kim söyledi sana bunu?”
Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Ne demek Sıla bana aşık? Hele ki bir de Sıla, Efe için delirirken mi? Tamamen saçmalık. Bu çocuk cidden kafayı yemişti.
“Kendi kulaklarımla duydum ben Sıla’nın benden hoşlandığını,” dedi öfkeyle.
“Abi sakin,” diyerek araya girdi Cüneyt.
“Nerde duydun?” diye sordum hemen.
“Ben zaten uzun zamandır şüpheleniyordum ondan. Sahaya gelip sürekli izliyordu beni. Hatta bir kere bana çikolata almıştı maçtan önce. Takımın tüm maçlarına gelip bana yardım ediyordu soyunma odasında. Aramızda özel bir şey olmadı. Biraz utangaç biri o ama geçen gün seninle konuşurken duydum sizi. Çok beğendin sadece, o bir şey yapmadan biz bir şey yapmayacağız falan diyordun ona. Bir hamle yapıyorum işte.”
Baran ve ben şok içinde Arda’ya bakakaldık birkaç saniye. Hiçbir şey diyemedik.
“Abi sen yanlış anlamışsın,” diyerek bizden önce lafa girdi Cüneyt, “Ben konuşmayı falan duymadım ama Sıla’yı da bilirim. Sahada hepimize yardım ediyordu. Hatta Pınar’da vardı her zaman yanına. Ecem ve onun arkadaşları da. O çikolata da sadece sana değil tüm takıma dağıtıldı zaten. Ben de yedim hatta.”
“Evet. Baran benim sevgilim. Sıla’yla kardeş gibiyiz zaten. Baran için maçlar çok önemli. Tüm takıma yardım ederiz biz her zaman. Yani…”
“Yani sen üzerine alınmak istemişsin sadece. Sevgilin olmasına rağmen Sıla’ya öyle odaklanmışsın ki ne Pınar’ı ne de sevgilin Ecem’i görmüş gözün.”
“Ne diyorsunuz lan siz!”
Arda çantasını yere fırlatıp biraz uzaklaştı bizden. O sinirlenmeye başlayınca Cüneyt aramıza girdi hemen. Baran beni arkasına alsa da Arda’nın ona dokunması fikri beni deli gibi korkutmuştu.
Hemen öne atladım.
“Sıla’nın en yakın arkadaşı benim. Yemin ederim bahsettiğimiz kişi sen değildin.”
“Yalan söylüyorsunuz!” diye bağırmaya başlayınca korkuyla geriye sıçradım, “Ne oldu birden? Kıskandınız değil mi onu? G*tünüzden bir şeyler salladınız ben onu bırakayım diye. Senin sevgilinden iyi biri ile oldu diye kıskandın değil mi Pınar Hanım?”
“Ne diyorsun lan sen!”
Bu sefer deliren kişi Baran’dı.
“Ben sana sevgilimle düzgün konuşacaksın demedim mi?”
“Baran dur! Saçmalıyor, görmüyor musun?”
Arda bizi bilerek kışkırtmaya çalışıyordu. Bunu görebiliyordum, o yüzden söylediği hiçbir şey beni etkilemiyordu ama Baran asla benim kadar sakin kalamazdı.
Baran’ı delirttiği için durumdan zevk almaya başlamıştı Arda. Saçmalamaya devam etti.
“Ne oldu Baran? Sevgilinin gerçek yüzünü görmek zoruna mı gitti? Sen yakışıklı ve popüler olmasan bakar mıydı sana? Ya da ben ona biraz yüz ver…”
Arda lafını bitirmeden Baran ellerimden kaçıp yumruğunu Arda’nın suratına indirdi. Beklemediği bir tepkiyle karşılaşınca dengesini kaybedip yere düştü Arda.
Birkaç saniye içinde Baran, Arda’nın üzerine atladı. Ben ve Cüneyt çığlık çığlığa onları ayırmaya çalışırken parktan biri gelip Baran’ı, Arda’nın üzerinden aldı.
“Baran, dur! Lütfen!”
Gözlerime bakınca sakinleyerek bana sarıldı Baran. Arda yerden kalkınca ona döndük tekrar. Bir kolunda Cüneyt diğer kolunca Efe ayağa kalktı Arda.
Neye uğradığımı şaşırdım bir an. Efe’nin burda ne işi vardı?
“Sıla beni seviyor. İstediğin kadar yırt bir tarafını. Onunla ben konuşacağım. Gerçekleri öğreneceğim! O benim olduğunda ilk yapacağım şey sizin konuşmanızı engellemek olacak. Siz onun gerçek dostu değilsiniz! Onu hak etmiyorsunuz. Bırakın siz de beni.”
Kollarını çocuklardan kurtarıp ağzını sildi. Eğilip çantasını yerden alırken gözleri hala bizdeydi. “Sizi buna pişman edeceğim! Sen de gözüme görünme Cüneyt!”
O sinirle parktan çıkarken Cüneyt bize döndü.
“Abi ne oldu buna? İki gün önce Ecem’le sevgiliydi. Nasıl gözü döndü de Sıla diye tutturdu bu?”
“Bir bilsem ben, bir bilsem! Geri zekalı, p**. Bizi soktuğu duruma bak.”
Çantamızı koyduğum banka giderek oturdum. Üzerimden tır geçmiş gibi hissediyordum. Arda tahmin ettiğimden de zor bir duruma sokacaktı bizi.
“İyi misin?” dedi önümde eğilin Efe.
Başımı hayır anlamında salladım.
“Kusura bakma. Seni de çok saçma bir duruma soktuk ama çok sağ ol. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Bizi de böyle tanıma lütfen. Çok saçma bir duruma düştük. Yani bu durum başımıza ilk defa geliyor. Biz de…”
“Sorun yok,” dedi gayet sakin bir sesle. Biraz olsun rahatlamış hissettim. Umarım bu durum Sıla ile aralarında bir sorun oluşturmazdı.
“Sen de niye araya girdin ki!”
Efe şaşkınlıkla Baran’a döndü, “Pınar aranızda kalınca ben yardım etmek için…”
Kendine çekip sarıldı Baran, Efe’ye.
“Vallahi iyi ki geldin. Ayağa kalksaydı gebertirdi o pe***enk beni.”
Bozulan sinirlerimizde hepimiz gülmeye başladık. Sonra da toparlanarak evlerimize doğru yürümeye başladık.
*******
Efe? Yavrum? NE İŞİN VAR SENİN HER YERDE?
Dlfkşsldsşdfldsşdslklkdjslgkj
Baran da iyi yaptı Arda ya.
Bu bölümü genel olarak sevdim ben. Siz beğendiniz mi?
BÖLÜMÜ BEĞENMEYİ UNUTMAYINNNNN!!!!!!!!!!












