İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 28 · 4 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 28

Bölüm Yirmi Altı

Hoş geldinizz

Beğeni ve yorumlarınız için çok teşekkürler

Dün gece yaz aşkında 3. Sıradaydık tekrar 4’e düşmüşüz. 😭🤧

Kitabımı sosyalde kendi düşüncelerinizle paylaşır mısınız? Yeni kişilerin okuması için

Şimdiden teşekkürlerr

***************

“Aşkım gözlerin kıpkırmızı. Sen dur ben kapatayım onları.”

Gece yaşadığım felaketten sonra sabah normalden erken bir saatte Pınar’ı ve Baran’ı alıp okula gelmiştim. Baran başka sınıfta olmasına rağmen bizim sınıfa gelmiş ve birkaç saniye içinde uyuyakalmıştı. Pınar da neye uğradığını şaşırmış bir şekilde beni toparlamaya çalışıyordu.

“Heh! Daha iyisin şimdi. Biraz da allık süreyim kızıma. Birilerinin bir yeri kalkmasın. Üzdüler sanmasınlar.”

“Üzdüler ama,” dedim bitkince. İçim acıyordu. Çok saçma hatta fazla abartı bir şey bu. Resmen içim acıyordu. Bir yerim kesilmiş gibi canlı bir acıydı bu.

Konuşunca anında gözlerim doldu.

“Çok utanıyorum Pınar. Sevgilisi olan biri için ağlamak çok saçma. Delireceğim!”

“Aşkım benim,” diyerek sarıldı bana hemen, “Kim seveceği kişiyi seçiyor. Birini göstersene bana. Yok! Öyle bir şey yok. Sen onu gördüğümde misafir sandın, değildi. Bekar sandın, değilmiş. Bu hisler sen bunları öğrenmeden oldu. Bu ayıp bir şey değil. Burada gelirsin ağlarsın, normal bu. Sen sevgilisi olmasına rağmen yürüsen bu kötü olur işte ama doğru olanı yapıyorsun. Biz ona dokunmuyoruz bu saatten sonra. Zaten bir adım atarsa döneriz demiştik. Ondan bir adım gelirse artık biz kaçacağız. Sevgilisi varken sana adım atan çocuktan sana hayır gelmez zaten. O yüzden suçluluk hissetme, tamam mı canım?”

Başımı salladım burnumu çekerek.

“Bazen çok duygusuz görünüyorum ama ilk aşkımla ilgili hayallerim vardı. Hatta ilk aşkımla evleneceğime emindim. Beni bulacağını, kadersel bir şekilde karşılaşacağımızı düşünüyordum. Ne kadar malım ben ya!”

**************

Üçüncü ders uyumak için harika bir ders olan tarihti. Hocanın anlattığı her şey kulağıma ninni gibi gelmişti ve kırk dakika boyunca kesintisiz uyumuştum. Zil çalınca Pınar uyandırdı beni.

“Hadi kahve almaya gidelim.”

Yarı uyur şekilde koluna girerek Baran’ı sınıfından almak için alt kata indik. İner inmez büyük bir kalabalığın ortasında kaldık.

“Ne demek ya ayrılmak istiyorum Arda! Ne oldu birdenbire? Bana bir açılama yapmak zorundasın!”

“Basket takımındaki Arda değil mi bu? Sevgilisi de Ecem, hani üç yıllık olan.”

“Şşşş!”

Pınar beni susturunca olayı izlemeye geri döndüm.

Arda okulun basketbol takımında iyi bir oyuncu ve popüler bir çocuktu. O ve sevgilisi Ecem dokuzuncu sınıfta tanışıp sevgili olmuş o zamandan beri de herkesin bildiği ve imrendiği bir çift olmuşlardı. Ecem zaten dünya güzeli bir kızdı. Sarışın, minyon, bakımlı ve güler yüzlüydü. Karakterinin de iyi olduğunu biliyordum.

Ee, bu salak Arda daha ne istiyordu?

Arda, Ecem’e cevap vermemiş bunun üzerine Ecem iyice sinirlenmişti.

“Konuşsana!” diye bağırınca Pınar’ın kolun yapıştım.

“Kanka bir öğretmen gelecek şimdi, gidelim şuradan!”

“Başkasına aşığım! Oldu mu?”

Herkes donup kaldı o an. Bu cevap beni bile şoke etmişti.

Ortamdaki kimseden çıt çıkmazken Ecem hiçbir şey demeden Arda’ya bakakaldı.

“Ne oluyor orda! Dağılın çabuk!”

Ağır adımlarla kantine gelip kahvelerimizi aldık. Kahvenin hazır olmasını beklerken kendi aramızda konuşuyorduk.

“İnanamıyorum,” dedi Baran, “Daha geçen maçta sarmaş dolaş değil miydi bunlar? Yemin ederim iki gün önceki antrenmanda bile bunların arasında bir şey yoktu.”

“Bir şey anladıysam Arap olayım,” diye ekledim.

“Ben inanamıyorum,” dedi Pınar. Arda ve Ecem onun da imrendiği bir çiftti.

“Arda böyle biri değildi sanki. Çok aşıktı. Çok sadıktı. Nasıl biri girdi ki hayatına bu sevgilisini bırakacak kadar vuruldu?”

“Aldatan her türlü aldatır. Kızın nasıl biri olduğunun bir önemi yok bence.”

“Bacım haklı,” dedi hemen Baran.

“Burnuma pis kokular geliyor benden söylemesi,” diye ekledi Pınar, “Neyse çıkar kokusu.”

Kahvelerimizi alıp sınıfa yürürken telefonum titremeye başladı. Kahveyi dökmek istemediğim için sırama oturana kadar telefonuma bakmak istemedim. Bizim kata çıkınca Arda ve arkadaşları canım önünde konuşurken buldum. Onlara çok bakmış olacağım ki Arda ile göz göze geldik. Bana başı ile selam verince hemen bakışlarımı çevirdim.

“Arda az önce sana selam mı verdi?”

“Gördün değil mi sen de? Ne alaka? Asla ona selam bile vermem. Ecem çok hassastır şimdi. Tüm okulu yakar.”

Pınar oldukça gergin bir şekilde sıramıza oturdu. Yanına geçip telefonumu çıkardım ben de.

“Sen yine de tek dolaşma asla okulda. Ben sana söyleyeyim bak hissediyorum. Yengeç burcu damarlarım kaşınıyor şu an. Yani Örümcek Adam’ın örümcek hisleri gibi tetiklendim. Böyle yaşanmaz. Ay sıcak bastı!”

“Kanka sakin ol,” diyerek telefon ekranımı açtım.

“ARDA GÜL SENİ TAKİP ETMEK İSTİYOR.”

Yanlış gördüğümü düşünerek birkaç kere bildirime baktım. Kafamı koridora çevirince Arda’nın bana baktığını fark ettim.

Elindeki telefonu kaldırıp gülerek sallayınca şaşkınlıkla donup kaldım. Pınar’a bile söyleyemeyecek kadar şoke olmuştum.

Tarihçi sınıfın kapısını kapatana kadar Arda’ya bakakaldım. Taş çatlasa on saniye geçmişti ama ben gerginlikten kusmak üzereydim.

Hemen toparlanıp Pınar’a döndüm.

“Kanka bir şey göstereceğim, bağırma tamam mı?”

Telefonumu direkt ona verince gözleri fal taşı gibi açıldı. Hemen isteği silip Arda’yı engelledi.

“Okulda konuşmayalım, biri duyar. Çıkışta beraberiz.”

Başımı sallayarak ders anlatmaya başlayan tarihçiye döndüm. Kahvemden bir yudum almamama rağmen uykum tamamen açılmıştı.

Bir sen eksiktin Arda!

*****

Arda ismindeki kimseyi sevmem

İsmi kasıtlı seçtim sövdükçe rahatlıyorumm

lspsnsldjs

Bölümü beğendiniz mi?

Kslsbdldjdodjodhfoff

Bölüm sonu

38 yorum