İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 22 · 2 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 22

Bölüm Yirmi

Hoş geldinizzz

Aramızda kitabı beğenmeden okuyanlar var. Ben tüm okuyanlarla iletişime geçmek yorumlarda konuşmak isterim. Ya da en azından beğenin bölümü kim olduğunuzu bileyim.

Umarım bölümü beğenirsiniz.

Öptüm siziiii

********************

Öğleden sonra üç gibi guruldayan midemle uyandım. Önce mutfağa gidip annemlerin kahvaltısının artıklarını yedim dağılan makyajım ve saçımla.

Kimse bana bulaşmadı bir saat kadar. Sadece bir ara annem gelip kendine su aldı. Bana da bir bardak çay verip gitti.

Bir şeyin canımı sıktığının farkındaydı zaten herkes ama yemek artığı yemek…

İşte bu benim yapacağım şey değildi.

Ben kendime yeni bir sofra kurar annemleri de ikinci kahvaltıya ikna ederdim.

Yemek yiyip dün gece olanları düşündüm.

“Çok mu ağır konuştum acaba ya?”

Bardakta kalan çayı tek yudumda içip ayaklandım.

Olan oldu artık. Bundan sonra gerçekten ama gerçekten sadece komşunun oğlu olacaktı.

Duş alıp tipimi topladıktan sonra üst kata misafirliğe gideceğimiz için pijamalarımı giymedim. Siyah bir tayt ve beyaz bir kazak giyip birkaç takı taktım.

“Yukarda bir kız olsa ona da böyle giyinirdim. Zaten Gonca abla hazırlık yapmıştır. Bunun temizliği var ikramı var. Emeğe saygı.”

Ben tam aynanın karşısında kendi kendime konuşurken annem girdi içeri.

“He, ayaklanmışsın. Soğuk çarptı herhalde sana.”

“Galiba,” dedim ben de.

Aynen anne, aynen. Soğuk çarptı.

“Şey diyeceğim, hangi çiçeği götüreceğiz? Akşam sekiz gibi çağırdılar. Saat yediye geliyor. Sen seç de ben bir bakayım. Sileriz saksısını ya da değiştiririz. Bir bak.”

“Tamam.”

Ve bir saatim balkonda çiçeklerle uğraşarak geçti. Bu sefer gerçekten soğuk çarptı bana.

“Abla mal mısın sen? Dondun, gir içeri.”

“Hangisini götürsem?”

Annem de balkona gelince üçümüz beraber yeni filizlenen bir çiçeği götürmeye karar verdik.

“Her gün daha güzel olur bu. Konuşacak konumuz olur kadınla. Akılda kalırız. Bunu verelim.”

“Akılda mı kalırız?” dedim şaşkınlıkla.

“Tabii,” dedi özgüvenle çiçeği alıp salona giderken.

“Abla,” dedi Melih bana yaklaşırken, “Sen ne yaşıyorsun tam olarak?”

“Bilmiyorum neler olduğunu, ya da ne olacağını ama yanlış bir şey yapmıyorum. Beni savunman gereken bir noktaya gidersek desteğini bekliyorum.”

“Borçluyum zaten.”

“Geçen kapıya gelen kırığını mı diyorsun,” dedim gülerek.

“Abla gülme ya!”

Daha çok güldüm. Melih’in iki kızla aynı anda konuşması sonucunda kızlardan biri bizim evi basmaya karar vermiş.

Tabii ki haklıydı Melih’i parçalamak istemekte ama evde olmamalı bu. Okul çıkışında diğer kızla birlik olup dövmeleri lazımdı. Yani ben olsam öyle yapardım.

Uzun lafın kısası annem Melih sınav senesinde olduğu için biriyle konuştuğunu duysaydı onu keserdi. Bu yüzden olaya ben dahil olup kızı evine göndermiştim.

Hemen Melih’i daha da kızdırmaya çalıştım onu taklit ederek.

“Abla! Abla yardım et. Abla lütfen, abla. Abla annem görecek abla.”

“Abla bir sus ya!”

Melih sinirle içeri geçerken peşinden gittim kahkahalarla.

“Hadi çocuklar, çıkalım yukarı,” dedi babam.

Demek zamanı gelmişti. Dün yaşananlardan sonra hiç istemesem de Efe’nin evine gitmek zorunda olduğum için çok utanıyordum!

****************

Hemen diğer bölüme alayım siziii

BÖLÜMÜ BEĞENMEYİ UNUTMAYINNNNN

Bölüm sonu

8 yorum