İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 23 · 5 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 23

Bölüm Yirmi Bir

Hoş geldinizzz

BÖLÜMÜ BEĞENMEYİ UNUTMAYINNNN

***********

Annem, babam, Melih ve ben…

Çizgi film karakterleri gibi kapının önünde sırayla dizilip zile basmıştık. Annemin elinde bin bir özenle hazırladığı kek, benim elimde kocaman bir saksı…

Bir an durmak istedim, sadece bir an. Biz ne yapıyoruz ya!

“Hoş geldiniz!” diyerek açtı kapıyı Gonca abla. Benim düşünme molam da böylece bitmiş oldu.

Önce annem ve babam girdi salona Efe’nin babasıyla, sonra ben ve Melih de ayakkabılarımızı çıkarıp içeri girdik.

“Ay çok teşekkürler, ne gerek vardı,” dedi Gonca abla, Efe’yi koluyla dürterek.

“Alayım,” diyerek elimdeki çiçeği aldı ama ne alış.

Ona değmemek için az kalsın telekinezi kullanıp

uçuracaktım saksıyı. Madem rahatsız ediyordum uzak duralım ondan.

“Gelin Hanıma da çiçekler pek yakıştı.”

Gonca abla şok, Efe iptal, ben vefat.

“Şaka yaptım ya,” dedi Melih yediği haltı düzeltmeye çalışarak, “Hani tüm aile kız istemeye giderler. Gelin kapıda karşılar, çiçeği alır falan ya.”

Kolundan tutarak salona doğru ittim onu.

“Aferin canım kardeşim. Umarım LGS’ de sana akrabalık ilişkilerini sorarlar.”

“Sen sınava mı gireceksin?” dedi Gonca abla, Melih’e.

Sonra ikisi kendi arasında konuşarak mutfağa girdiler.

“Hoş geldin,” dedi Efe garip bir ses tonuyla.

Onunla koridorda tek kalmıştık. Elinde çiçeğiyle gerçekten yeni gelinler kadar nazlı görünüyordu.

Sahte bir gülümseme ile salona geçtim. Şaşırdı ama umurumda mı?

ASLA!

Salona girince Efe’nin babasını hala ayakta görünce bir an dizlerim titredi.

“Hoş geldin,” dedi elini uzatarak, “Haluk ben. Senin lisende matematik öğretmeniyim.”

Şaşkınlıktan dilim tutulsa da bekli etmemeye çalıştım. Bir an gerginlikten altıma işeyeceğim sandım.

“Merhaba hocam,” dedim hemen elini sıkarak, “Hoş buldum.”

Ben hemen annemin yanına oturdum üçlü koltuğa, Efe’nin babası da babama yakın olan taraftaki tekli koltuğa oturdu.

“Dokuzların, onların dersine girmiyorum ben. On birleri, on ikileri aldım. Bundan sonra da öyle devam eder. Allah izin verirse seneye beraberiz.”

Yalandan bir gülümseme kondurdum yüzüme hemen ama içten içe yardım çığlıkları atıyordum.

Efe elinde saksı ile salondaki masaya oturdu. Sonra onun yanına Melih geldi. O ikisi çocuk masasına oturtulmuş gibi saf saf bizim tarafa bakıyorlardı.

Böyle saksıyı tek eliyle tutarken bir ailesine bir benim aileme güze güzel, tatlı tatlı bakıyordu.

Sıla! Kızım kendine gel.

Hemen bakışlarımı ondan çekip içeri giren Gonca ablaya baktım. Elinde tepsi ile içeri girince annem anına bana çimdik attı. Bu meşhur sehpa koy uyarısıydı ama ben kalkmadan Efe kalkıp sehpaların durduğu köşeden sehpa çıkarınca yerimden kalkmadım.

Önce babam ve annem arasına sonra da benim önüme bir sehpa bıraktı. O bana yaklaştıkça kalbim küt küt atmaya başladı. Hele eğilip sehpayı bırakırken gözlerimizin aynı hizaya geldiği an nefes alamayıp bakışlarımı annemin tarafına çevirdim.

Allah kahretmesin ya! Birine bu kadar çabuk kapılamam. Kapılmamam lazım. Olmamalı böyle bir şey. Çocuk benden nefret ediyor ya!

İblis Efe’de resmen sabrımı sınıyordu. Bakışlar, bilmem neler…

Her şeyi ben kendi kafamdan uydurmuyorum yani ama bu kadar kısa sürede neden bu kadar yoğun bir şey var aramızda?

Sehpalar kondu, kekler yendi, çaylar içildi derken Melih ve Efe’nin sohbeti iyice ilerledi. Başta onlara çocuk masası diyip dalga geçsem de yetişkinlerin sohbeti de hiç sarmıyordu.

Benim annem ortaokul matematik öğretmeni pazar sokağının oradaki okulda, babam da orda eczacı. Sonra o sokaktaki ilkokulda Efe’nin annesi öğretmen, babası zaten bizim okulda.

Ee?

Bana ne bundan?

Onlar ne konuşuyor orda?

Neden bu kadar iyi anlaştılar?

Neden beni sevmedi de Melih’i sevdi?

Kes Sıla!

Tamam.

“Ne! Sen o oyunu mu oynuyorsun? Abi zor oyun diye kimse oynamıyor. Bir de hikayeli oyun ya o, uzun süre oynamak gerekiyor. Oynayacak adam yok etrafta. Sen bana versene adını ekleyeyim seni.”

“Ne oyunu o Melihciğim,” diye atladı hemen annem kan kokudu almış köpekbalığı gibi.

“Güzel bir oyun,” dedi Melih hemen, “Efe abi de oynuyormuş.”

“Efe’nin oyunları meşhurdur zaten,” diye atladı hemen Gonca abla, “Daha bilgisayar masasını tamamlayamadı. Tamamlasın sesimiz iner aşağı.”

Efe direkt tepkimi kontrol etmek için bana bakınca mimik bile oynatmadan çayımı içtim. Çok umrumda değilmiş gibi ama içten içe onların çırpınışından zevk alıyordum.

“Melih’in sınav senesi bu sene. Ders çalışması gereken bir çocuk kendisi. Ortaokulun başından beri oyun peşindeydi. Bu sene ona izin yok pek.”

“Erkek çocukları böyle ama şimdi. Ne var oyunlarda anlamadım ki,” dedi Haluk Hoca.

Babaların olaya katılması ile gerginlik artınca lafı annem aldı.

“Sıla da sürekli ağlardı. O netlerin açıklandığı gün evde yas olurdu.”

Anneme durması için bakışlar atsam da beni zerre kadar takmıyordu. Tüm salon bana odaklanmıştı bile.

“O da çok takıyordu canım,” diye atladı babam hemen, “Ucunda ölüm yok ya o kadar. Bir de belli bir net de değil kıyası. Fullemeye çalışıp ağlıyordu sürekli.”

“Umarım bu huyu üniversite sınavında da ortaya çıkar,” dedi Haluk Hoca.

An itibari ile Haluk Hoca’nın gözüne battım çok şükür. Artık ilerideki yıllarda bana takacağından emindim.

Elimdeki çayı gergin gergin içip en sonunda bitirerek sehpaya bıraktım. Gonca abla anında kalkınca “Ben hallederim. Zahmet etmeyin,” diyerek ayağa kalktım.

Annem ve babam da aynı anda bardağını uzatınca bu sefer Efe ayaklanıp bardakları aldı.

“Maşallah sizinki de hiç fena değil ev işlerinde,” dedi annem biz salondan çıkarken.

“Gelin Hanım çok hamarattır,” dedim kendi kendime ama elimdekileri tezgaha bırakıp Efe’ye dönünce onun söylediğimi duyduğunu anladım.

“Eğlendin bakıyorum,” dedi çaylar doldururken.

Gülmeden duramıyordum. Hele bir de sakin sakin çay doldurması…

Ne yapmaya çakışıyor hiçbir şey anlamıyorum ama bu çocuk farklıydı kızlar.

Bugüne kadar kimseyi beğenmemiş herkesi direkt kankam olarak görmüş bir kız olarak şu an hissettiğim duyguları kontrol etmek benim için çok zordu.

Sadece beni bu kadar zorladığı için bile Efe’ye iki tane patlatmak istiyordum.

“Yakışıyor eline çaydanlık,” dedim gülerek.

“Nikahına alırsın o zaman,” dedi çarpık bir gülümsemeyle.

Galiba bunu söylediği an kalbim durdu.

****************

Efe Bey! Size dava açacağım! Kalbimi çaldınız

kslsbdldnşdjdşfkf

BÖLÜMĞ BEĞENMEYİ UNUTMAYINNN

Bölüm sonu

47 yorum