İçeriğe geç

Sır Sepeti

Bölüm 35 · 2 dk okuma

Sır Sepeti

Bölüm 35

~|~

Evime birileri giriyor, diye düşünüyorum. Bu kişi kim? İşte büyük soru. Cevabı ise belli ki önümde, hatta kucağımda.

Telefonumun içinde.

@sepetkatili.

Taktiği değişmiş olmalı. Durmadan bana yazıp beni uyarırken, hatta beni dönüştürmek isterken bir anda geri çekilmesi düşündürücü. Onun iyi bir yanı olduğunu hissetmiştim ama sonra Umut’un adını açıkça yazdı. Bu beni büyük hedef haline getirdi. Dart tahtasındaki kolayca vurulan uç kısımlara dönüştüm.

Al sana dönüşüm Beril. Ama @sepetkatili’nin bunu istediğini hiç düşünmezdim. Ulvi bir görev bilinciyle hareket ediyor gibi gelmişti bana hep. Sosyal medyanın Robin Hood’u. Sırları çalan kişinin sırlarını çalarak insanlığa büyük hizmet eden şövalye kişilik.

Şimdiyse daha sert oynuyor ve hatta gizlice evime giriyor.

Peki ya gizli değilse?

Bu düşünce o an için kanımı donduruyor. Kulaklarım çınlıyor. Ya evime her zaman gelen, rahatça girip çıkan biriyse o katil. Yani sepetin katili...

Ceren’e bakıyorum yandan. Telefonuna gömülmüş vaziyette, dudaklarını dişliyor. Bir bacağını poposunun altına almış, diğerini ise durmaksızın sallıyor. Kimliği açığa çıktığı için artık hakkında pek fazla şey yazılıp çiziliyor. Görünen o ki gündemde olmak her zaman iyi hissettirmiyor.

Düşünüyorum. Aldatılan eş bana gönderi attığı gün @sepetkatili ilk mesajını atıyor. Sonra Ceren gündeme geliyor ve hatta gündemi sarsıyor.

Sonra bu en yakın arkadaşım evime gelip @sırsepeti hesabının bana ait olduğunu bildiğini söylüyor. Hatta beni geçmişimin karmaşık kısımlarında sürüklemek adına planlar örüyor.

Ceren evime rahatça girip çıkıyor.

Bibloyu rafa pekâlâ o koymuş olabilir.

@sepetkatili’nin Ceren olduğuna dair içimde önlenemez bir şüphe filizleniyor.

**

Bunu anlamanın tek bir yolu var. Ceren’in telefon bildirimlerinin sesi daima açık olur. Hiçbir alanda sessiz biri olmayı sevmez o. Daima görülmelidir, duyulmalıdır, varlığı her zaman ben buradayım diye bağırır.

Ben de öylesine bir mesaj yazmaya girişiyorum.

sırsepeti: .

İçerik vasat. Zihnim kadar boş. Evet kimlik öğrenmek adına bir şeylerin peşine düşmem gerekiyor ama bunun için neler yazmam gerektiğini kestiremiyorum. Şimdilik minik bir nokta kâfi.

Mesajı yolluyorum.

Hiçbir ses yok. Tepki yok. Ceren’in yüz çizgileri milim hareket etmiyor.

Hayıflanarak iç çekiyorum. Zıt duygular içindeyim. Aslında rahatladım, çünkü en yakınımdaki kişinin kuyumu kazması beni oldukça yaralardı. Ama aynı zamanda hüsran duygusu damarlarımda yükseliyor. Katilin kimliği hala belirsiz ve hala benimle iletişim kurmuyor.

“Ben sıkıldım.” diyorum ayaklanarak. İçim içime sığmıyor, bir şeyler yapmam şart.

Ceren telefonu havada sabit tutarak bakışlarını kaldırıyor. “Puflatmaları görmelisin.” diyor. “Ortalık fena karıştı. Umut’un izini sürmeye çalışan insanlar gırla. Ona ulaşırlarsa eğer seni de bulacaklarını düşünüyorlar.”

“Beni bulup ne yapacaklar ki? Zaten hesabım onların sırlarıyla dolu. Benlik bir şey yok.”

“Çok büyük bir bilinmeyensin. Cezbedici bir figür.” Son cümlesini söylerken parmaklarıyla havada tırnak işareti yapıyor.

“Ama öyle olmak istemiyorum. Sadece Sepet Katili’ni bulmak istiyorum.” Omuzlarım daraldıkça daralıyor. Boynum içime kaçmış gibi.

“O zaman insanlara neden kızıyorsun. Onların istekleri de seninle bir. Bilinmeyene ulaşmak. Meraklarını gidermek.” Kaşları havada, Ceren asla aptal biri değil. O hep güzel olan zeki kızlardan olmuştur. Bana sunduğu savlar karşısında sadece susuyorum.

“Hadi yemeği dışarıda yiyelim.” diyorum. Hazırlanmak için odama geçiyorum ama sadece yatağa oturuyorum.

Gözlerim halının desenlerinde. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.