SIR – 7. Bölüm: Küller “Emir’i aldılar.” O an kalbim atmayı unuttu. “Kim aldı?” diye fısıldadım. Sesim bana ait değildi. Babam telefonu yavaşça indirdi. “Onlar.” “Onlar kim?” diye bağırdım artık. “Sürekli ‘onlar’ diyorsun!” Çiftlik evinin içindeki hava ağırlaştı. Soğuk bakışlı kadın gözlerini üzerime dikti. “Adları yok,” dedi. “Ama bir sembolleri var.” Babam cebinden küçük, yanmış bir metal parçası çıkardı. Üzerinde iç içe geçmiş üç halka vardı. Ortasında ise küçük bir alev işareti. Gözlerim büyüdü. “Depoda da vardı,” dedim. “Duvarın arkasında çizilmişti…” Kadın başını salladı. “Onlar Ateş Çemberi.” İçimde bir şey koptu. “Emir’i neden aldılar? Hedef ben değil miyim?!” Babam sertçe konuştu: “Sen ulaşamadıkları tek şeysin. O yüzden etrafındakileri kırarlar.” Dizlerim titredi. “Ben gidiyorum,” dedim. “Onu geri getireceğim.” Kadın kahkaha attı ama bu eğlenceli değildi. “Silah tutmayı biliyor musun?” Sustum. “Takip edilmeden iz sürmeyi?” Sustum. “İşkenceye dayanabilir misin?” Boğazım düğümlendi. Babam yanıma geldi. “Elini titretmeden ateş edebilecek misin?” O an Demir’in depodaki yüzü gözümün önüne geldi. Emir’in bana siper oluşu. “Seraaaa!” diye bağırışı… Gözyaşlarımı sildim. “Öğrenirim.” Kadın ilk kez hafifçe gülümsedi. “İşte şimdi konuşuyoruz.” Gece uzun geçti. Çiftlik evinin arkasında küçük bir atış alanı vardı. Soğuk hava parmaklarımı uyuşturuyordu. Babam silahı uzattı. “Ağırlığı hisset.” Elime aldığımda kalbim bir kez daha çarptı. Bu artık bir hikâye değildi. Bu gerçekti. “Emir için,” dedim içimden. Tetiğe bastım. İlk kurşun hedefi ıskaladı. Kadın arkamda durdu. “Duyguyla değil, nefesle ateş et.” Derin nefes aldım. Yavaşça verdim. Tekrar bastım. Bu kez hedefin kenarını vurdu. Babam sessizce izliyordu. “Yeterli değil,” dedi kadın. “Çünkü zamanımız az.” Babam telefonu tekrar kontrol etti. “Yer tespit edildi.” Kalbim hızlandı. “Nerede?” Babam gözlerimin içine baktı. “Şehir dışında eski bir enerji santrali.” Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum. “Canlı mı?” diye fısıldadım. Babam cevap vermedi. Kadın konuştu: “Canlılar. Şimdilik.” “Ne demek şimdilik?!” Kadın bana yaklaştı. “Onlar mesaj vermeyi sever. Hemen öldürmezler.” Gözlerim karardı. Babam kararını vermişti. “Sabaha kadar hazırlanıyoruz. Gün doğmadan hareket.” “Ben de geliyorum.” “Hayır.” “Geliyorum!” diye bağırdım. Kadın araya girdi. “Gelmesi gerekiyor.” Babam sertçe döndü. “Daha hazır değil.” Kadın gözlerini kısarak cevap verdi: “Hazır olmasını beklersek çok geç olur.” Sessizlik. Babam bana baktı. Yıllardır ilk kez korku gördüm gözlerinde. “Seni kaybedemem.” “Emir’i de kaybedemem,” dedim. Gece yarısı. Odam diye verilen küçük odada yalnızdım. Elimde silah. Yatağın kenarında oturuyordum. Bir mesaj geldi. Numara gizliydi. Ekranı açtım. Bir fotoğraf. Emir… Sandalyeye bağlı. Yüzünde kan. Ama yaşıyordu. Altında tek bir cümle vardı: “Seçim zamanı, Sera.” Telefon elimden düştü. Tam o anda dışarıdan bir ses geldi. Kapı hafifçe aralandı. Demir. Yaralıydı ama ayaktaydı. “Geç kaldım mı?” dedi soluk soluğa. Gözlerim doldu. “Emir’i aldılar.” Demir’in çenesi gerildi. “Biliyorum.” “Nasıl—?” “Elimde içeriden biri var,” dedi. Kanım dondu. “Ne demek içeriden biri?” Demir’in bakışları karardı. “Bizi ele veren biri var.” Kalbim yeniden hızlandı. “Kim?” Demir ağır ağır cevap verdi: “Senin baban hakkında her şeyi bilen biri.” O an anladım. Bu savaş dışarıda başlamamıştı. İçeride başlamıştı. Ve sabah olduğunda… Ateş Çemberi yanacaktı.
Bölüm 9
7. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.