SIR – 5. Bölüm: Gerçeğin Bedeli “Hoş geldin kızım.” O an zaman durdu. Depodaki tek ampul hafifçe sallanıyor, gölgeler duvarlarda titreşiyordu. Ama benim içimdeki sarsıntı ondan çok daha büyüktü. “Hayır…” diye fısıldadım. “Bu bir oyun.” Adam bana doğru bir adım attı. Yüzü artık tamamen ışığın altındaydı. Yıllardır zihnimde silik bir anı gibi duran o yüz… çocukluğumdan kalan bulanık bir silüet… bir ses… bir koku… “Beni tanıdın,” dedi sakin bir sesle. Boğazım kurudu. “Sen… öldün.” “Öldüğümü söylediler,” dedi. “Seni korumak için.” Bir kahkaha attım. Sinirden. Acıdan. “İnsan kızını korumak için ortadan kaybolmaz.” “Bazen kaybolmak, hayatta bırakmanın tek yoludur.” Başımı iki yana salladım. “Yıllarca bir mezarın başında ağladım ben!” Gözlerinde ilk kez bir kırılma gördüm. “Mezar boştu.” Dizlerim titredi. “Ne?” “Hiçbir zaman orada değildim.” Nefesim kesildi. “Bu nasıl bir hastalık? Beni neden seçtin?” “Çünkü sen seçilmiş değildin,” dedi. “Sen hedef oldun.” Sözleri beynimde çınladı. “Hedef?” Başını yavaşça salladı. “Ben devlet adına, kayıtlarda olmayan operasyonlarda görev aldım. Yanlış insanları karşıma aldım. Çok güçlü insanları.” “Ne istiyorlar benden?” diye bağırdım. “Senden değil. Benden.” “Ben sen değilim!” “Onlar için fark etmez.” Kalbim deli gibi çarpıyordu. “Peki annem?” Bu soruyu sormaktan korkuyordum. Gözlerini kaçırdı. “Operasyonlardan biri sırasında yerim ifşa oldu. Eve geldiler.” Boğazım düğümlendi. “Devam et.” “Sen üç yaşındaydın. Seni sakladık. Ama annen…” Sesi ilk kez titredi. “Onu koruyamadım.” Gözlerimden yaşlar süzüldü. “Yani gerçekten öldü.” Başını eğdi. “Benim yüzümden.” İçimdeki öfke yükseldi. “Benim hayatımı da mahvettin!” “Hayatta kaldın.” “Yaşamak bu mu sanıyorsun?!” Sesim depoda yankılandı. “Her gece korkarak büyümek mi? Bağıran bir babadan saklanmak mı? Kim olduğumu bilmeden yaşamak mı?” O an arkamdan bir ses geldi. “Elayı rahat bırak!” Emir. Nefesim hızlandı. Arkamı döndüğümde Emir ve Demir kapının girişindeydi. Demir’in bakışları tetikteydi. Emir’in yüzü ise… bembeyazdı. Adam sakin kaldı. “Demek geldiniz.” Emir bir adım öne çıktı. “Ondan uzak dur.” Adam bana bakarak konuştu: “Gerçeği bilmeye hakkı var.” Emir dişlerini sıktı. “Onun tek gerçeği biziz.” O an içimde bir şey kırıldı. İki dünya arasında kalmış gibiydim. Adam cebinden küçük, eski bir kolye çıkardı. Işığın altında parladı. Nefesim kesildi. Boynuma dokundum. Benim yıllardır taktığım kolyenin aynısıydı. “Bunu annen sana doğduğun gün taktı,” dedi. Elim titredi. “Bu kopya olabilir…” “Arkasını çevir.” Kolyeyi aldım. Arkasında küçük bir kazıma vardı. “E & S” Gözlerim doldu. “Ela & S…” “Soyadın Sandal değil,” dedi adam. “Gerçek soyadın Kara.” Dünya başıma yıkıldı. Emir sertçe konuştu: “Yeter!” Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. “Bana neden şimdi geldin?” diye sordum. Adamın yüzü sertleşti. “Çünkü seni buldular.” Depo bir anda daha soğuk geldi. “Kim?” “Benim yarım bıraktığım insanlar.” Demir öne çıktı. “Kim olduklarını söyle.” Adam gözlerini Demir’e dikti. “Onlara ‘Teşkilat’ diyoruz.” Emir kaşlarını çattı. “Resmî mi?” “Hayır. Resmî görünen bir gölge yapı.” Kalbim yeniden hızlandı. “Ve beni istiyorlar?” “Hayır,” dedi. “Seni kullanmak istiyorlar.” Tam o anda deponun dışından lastik sesi duyuldu. Sonra bir kapı çarpması. Demir hemen silahını kaldırdı. “Yalnız değiliz.” Işık bir an titredi. Adam bana baktı. “Şimdi karar vermelisin.” “Ne kararı?” “Benimle gelirsen hayatta kalma şansın artar.” Emir bağırdı: “Ela sakın!” Demir kapıya doğru ilerledi. Ayak sesleri yaklaşıyordu. Kalbim kulaklarımda atıyordu. Bir yanda beni büyüten ailem. Diğer yanda kan bağım. Ve kapıya yaklaşan bilinmeyen tehlike. Adam elini uzattı. “Gel.” Emir gözlerimin içine baktı. “Sera…” O an zaman yine yavaşladı. Ve ben… Bir adım attım. Ama kime doğru attığımı bilmiyordum.
Bölüm 7
5. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.