SIR – 4. Bölüm: Yüzleşme Gece, odamın içine ağır ağır çökerken kalbimdeki gerginlik zerre azalmamıştı. Telefonum elimdeydi. Ekrana her baktığımda bilinmeyenin cümleleri gözlerimin önünde yeniden yanıp sönüyordu. “Senin bilmen gereken bir hayat var.” Ne hayatı? Benim hayatım zaten yeterince karmaşık değil miydi? Kapının önünde ayak sesleri duydum. Demir’di. Sessizce içeri girdi. “Uyuyabildin mi?” Başımı iki yana salladım. “Gözümü kapattığım an, mesajlar beynimde yankılanıyor.” Demir yatağın kenarına oturdu. “Bunun psikolojik bir saldırı olduğunu biliyorsun, değil mi?” “Biliyorum,” dedim. “Ama ya söyledikleri doğruysa?” Bakışları karardı. “Bazı gerçekler vardır, öğrenildiğinde insanı iyileştirmez. Yıkar.” “Ya zaten yıkılmışsam?” Cevap vermedi. O an koridordan Emir’in sesi geldi. “Ela.” Yanına gittim. Salonun ortasında ayakta duruyordu. Elleri cebindeydi ama omuzları gergindi. “Kararını biliyorum,” dedi. Yutkundum. “Onunla konuşacağım.” “Hayır.” “Abi—” “Elimi kaldırdı.” “Seni kaybetmeyeceğim.” Gözlerim doldu. “Zaten kaybolmuş hissediyorum.” Bir an sustu. Sonra yavaşça konuştu: “Eğer konuşacaksan… yalnız olmayacaksın.” Demir başını salladı. “Kontrollü olacak. Güvenli bir yer. İzini sürebileceğimiz şekilde.” “Peki ya gelmezse?” Emir’in bakışları sertleşti. “Gelir.” Ertesi gün. Saatler geçmek bilmiyordu. Telefonuma tek bir mesaj bile gelmemişti. Ta ki… Bilinmeyen: Cesur karar. Ama cesaret bazen insanı mezara da götürür. Parmaklarım titredi. Ben: Konuşmak istiyorsan, yüz yüze konuşuruz. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra ekran tekrar yandı. Bilinmeyen: Konum atacağım. Yalnız geleceksin. Demir hemen başını salladı. “Hayır.” Emir sert bir sesle: “Asla.” Ben fısıldadım: “Beni test ediyor.” Telefon titredi. Bilinmeyen: Yanında biri olursa, her şey biter. O an içimde bir korku dalgası yükseldi. Ama geri adım atmadım. Ben: Konum at. Bir saniye. İki saniye. Sonra adres düştü. Şehrin dışına yakın, eski bir sanayi bölgesi. Issız. Soğuk. Karanlık. Demir ekrana baktı. “Burası tuzak kokuyor.” “Zaten tuzak,” dedim. “Ama cevaplarım orada.” Emir derin bir nefes aldı. “Arkana gizlice geleceğiz. Haberimiz olmadan bir adım bile atmayacaksın.” Başımı salladım. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Gece. Arabanın camından dışarı bakarken ışıklar birer birer arkamızda kalıyordu. Sanayi bölgesine yaklaştıkça etraf daha da ıssızlaştı. Eski, terk edilmiş bir depo önünde durduk. Kapısı paslıydı. Camları kırık. Telefonum titredi. Bilinmeyen: İçeri gir. Yalnız. Derin bir nefes aldım. Kapıyı açtım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Her adımda kalbim göğsümü parçalıyor gibiydi. İçeri girdiğimde depo karanlıktı. Sadece ortada tek bir ışık yanıyordu. Ve altında… Bir adam. Sırtı dönüktü. Sesim titredi: “Sen kimsin?” Yavaşça döndü. Yüzünü gördüğüm anda… Dizlerimin bağı çözüldü. Çünkü o yüz… Tanıdıktı. Ama imkânsızdı. “Bu… mümkün değil…” Adam gözlerimin içine baktı. Ve tek bir cümle kurdu: “Hoş geldin kızım.” Dünya başıma yıkıldı.
Bölüm 6
4. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.