İçeriğe geç

Sır

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Sır

Bölüm 6

4. Bölüm

‎SIR – 4. Bölüm: Yüzleşme ‎ ‎Gece, odamın içine ağır ağır çökerken kalbimdeki gerginlik zerre azalmamıştı. ‎Telefonum elimdeydi. ‎Ekrana her baktığımda bilinmeyenin cümleleri gözlerimin önünde yeniden yanıp sönüyordu. ‎“Senin bilmen gereken bir hayat var.” ‎Ne hayatı? ‎Benim hayatım zaten yeterince karmaşık değil miydi? ‎Kapının önünde ayak sesleri duydum. ‎Demir’di. ‎Sessizce içeri girdi. ‎“Uyuyabildin mi?” ‎Başımı iki yana salladım. ‎“Gözümü kapattığım an, mesajlar beynimde yankılanıyor.” ‎Demir yatağın kenarına oturdu. ‎“Bunun psikolojik bir saldırı olduğunu biliyorsun, değil mi?” ‎“Biliyorum,” dedim. “Ama ya söyledikleri doğruysa?” ‎Bakışları karardı. ‎“Bazı gerçekler vardır, öğrenildiğinde insanı iyileştirmez. Yıkar.” ‎“Ya zaten yıkılmışsam?” ‎Cevap vermedi. ‎O an koridordan Emir’in sesi geldi. ‎“Ela.” ‎Yanına gittim. ‎Salonun ortasında ayakta duruyordu. Elleri cebindeydi ama omuzları gergindi. ‎“Kararını biliyorum,” dedi. ‎Yutkundum. ‎“Onunla konuşacağım.” ‎“Hayır.” ‎“Abi—” ‎“Elimi kaldırdı.” ‎“Seni kaybetmeyeceğim.” ‎Gözlerim doldu. ‎“Zaten kaybolmuş hissediyorum.” ‎Bir an sustu. ‎Sonra yavaşça konuştu: ‎“Eğer konuşacaksan… yalnız olmayacaksın.” ‎Demir başını salladı. ‎“Kontrollü olacak. Güvenli bir yer. İzini sürebileceğimiz şekilde.” ‎“Peki ya gelmezse?” ‎Emir’in bakışları sertleşti. ‎“Gelir.” ‎Ertesi gün. ‎Saatler geçmek bilmiyordu. ‎Telefonuma tek bir mesaj bile gelmemişti. ‎Ta ki… ‎Bilinmeyen: ‎Cesur karar. Ama cesaret bazen insanı mezara da götürür. ‎Parmaklarım titredi. ‎Ben: ‎Konuşmak istiyorsan, yüz yüze konuşuruz. ‎Uzun bir sessizlik oldu. ‎Sonra ekran tekrar yandı. ‎Bilinmeyen: ‎Konum atacağım. Yalnız geleceksin. ‎Demir hemen başını salladı. ‎“Hayır.” ‎Emir sert bir sesle: ‎“Asla.” ‎Ben fısıldadım: ‎“Beni test ediyor.” ‎Telefon titredi. ‎Bilinmeyen: ‎Yanında biri olursa, her şey biter. ‎O an içimde bir korku dalgası yükseldi. ‎Ama geri adım atmadım. ‎Ben: ‎Konum at. ‎Bir saniye. ‎İki saniye. ‎Sonra adres düştü. ‎Şehrin dışına yakın, eski bir sanayi bölgesi. ‎Issız. ‎Soğuk. ‎Karanlık. ‎Demir ekrana baktı. ‎“Burası tuzak kokuyor.” ‎“Zaten tuzak,” dedim. “Ama cevaplarım orada.” ‎Emir derin bir nefes aldı. ‎“Arkana gizlice geleceğiz. Haberimiz olmadan bir adım bile atmayacaksın.” ‎Başımı salladım. ‎Kalbim deli gibi çarpıyordu. ‎Gece. ‎Arabanın camından dışarı bakarken ışıklar birer birer arkamızda kalıyordu. ‎Sanayi bölgesine yaklaştıkça etraf daha da ıssızlaştı. ‎Eski, terk edilmiş bir depo önünde durduk. ‎Kapısı paslıydı. ‎Camları kırık. ‎Telefonum titredi. ‎Bilinmeyen: ‎İçeri gir. ‎Yalnız. ‎Derin bir nefes aldım. ‎Kapıyı açtım. ‎Soğuk hava yüzüme çarptı. ‎Her adımda kalbim göğsümü parçalıyor gibiydi. ‎İçeri girdiğimde depo karanlıktı. ‎Sadece ortada tek bir ışık yanıyordu. ‎Ve altında… ‎Bir adam. ‎Sırtı dönüktü. ‎Sesim titredi: ‎“Sen kimsin?” ‎Yavaşça döndü. ‎Yüzünü gördüğüm anda… ‎Dizlerimin bağı çözüldü. ‎Çünkü o yüz… ‎Tanıdıktı. ‎Ama imkânsızdı. ‎“Bu… mümkün değil…” ‎Adam gözlerimin içine baktı. ‎Ve tek bir cümle kurdu: ‎“Hoş geldin kızım.” ‎Dünya başıma yıkıldı. ‎ ‎ ‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.