İçeriğe geç

SIR

Bölüm 7 · 13 dk okuma

SIR

Bölüm 7

7

Tedirgin bir şekilde kapıya baktım. Kapıdan içeri Simay girince rahatlıkla nefes alıp verdim. "Bahar hanım." Diye söyledi Simay, ayağa kalkıp Simay'a sarıldım. "Hoş geldin." Dedim, ben Simay'a sarılırken Gaye arkadan "Misafir de misafir çağırıyor." Diye söylendi. Simay hızla sarılmayı kesip "Yalnız tatlım, beni Ege çağırdı." Dedi. Gaye bir şey demeden Ege'ye baktı. Gaye'nin bu yüz ifadesi için bütün ömrümü verebilirim.

Simay geri bana bakıp "Hoş bulduk." Dedi, ikimiz de masaya geçtik. Herkes kendi tabağına yiyeceklerini koyarken "Siz barıştınız mı?" Diye sordum Ege ve Simay'ı kast ederek. Ege gülümserken Simay "Evet." Diye yanıt verdi. Simay ve Ege birbirine bakıp gülümsedi. Herkes aç olduğu için kimse konuşmadan kahvaltı yaptık. Kahvaltı bitince Gaye her zamanki gibi üstten bir bakış atıp "Bir konu hakkında konuşacaktık." Dedi, Simay burada diye 'Toplantı.' kelimesini söylememişti.

"Siz ne konuşacaksınız konuşun. Zaten Bahar'ın bana anlatacak bir şeyleri var. Bitince çağırırsınız." Dedi Simay, Barlas bana bakınca gülümsedim. Büyük ihtimalle Simay'a bir şey anlatmam için bana öyle bakmıştı. Barlas gülümseyip salona geçerken Ege ve Gaye'de salona geçti.

Simay ile beraber masadakilerini bulaşık makinesine yerleştirirken bir yandan da konuşuyorduk. "Nasıl barıştınız?" Diye sordum, Simay gülümserek bana baktı. Ege ile olan mutluluğu yüzüne vurunca Simay adına mutlu oldum ama Ege'nin nasıl bir karanlık tarafı olduğunu bilmiyor. "Sizin evden çıktıktan sonra Ege beni aradı ve buluşmak istediğini söyledi." Dedi, bardağı makineye koyup Simay'a baktım. "Ne söyledi?" Dedim. "İlk başta özür diledi bağırdı için. Sonrasında da konuşarak hallettik." Dedi, Simay birden bana bakınca afalladım. "Beni boş ver, sen niye Barlas'ta kalıyorsun?" Dedi. Simay'a ailemle kavga ettiğimi falan anlattım.

"Ya bana neden sonuç ilişkisi ile gelme. Yani beraber mi yattınız?" Dedi heyecanla. Kafamı onaylarcasına salladım. Simay sessizce çığlık atınca güldüm. "Uyandığımda bana sarılıyodu." Dedim, Simay ağzını iki metre açıp bana baktı. "Ben onu Gaye ile sevgili sanıyordum ama sevgili olsa senle bu kadar yakın olmaz." Dedi, Gaye ismini duyunca istemsizce göz devirdim. "Gaye'ye ayrı bi uyuz oldum." Dedim, tabağı elime alıp sinirle buzdolabına koydum. "Nasıl yani?" Diye soran Simay'a baktım. Simay kaşlarını çatarak bana bakıyordu. "Bana bir üstten üstten bakıp laf atıyo. O kadar gıcık biri ki." Dedim, ardından elime bi bez alıp masayı sildim.

"O gıcıksa ben daha gıcık olurum."

Simay'ın dediğine güldüm. Ege içerden seslenince salona geçtik. O mükemmel ve büyük toplantıları sonunda bitmişti. Salona girdim gibi Barlas'ın yanındaki Gaye dikkatimi çekti. Sülük gibi yapışmıştı çocuğa. Tekli koltuğa oturdum. Simay ise Ege'nin yanına geçti. "Ee nasılsın Simay'cım?" Diye sordu Gaye, Simay Gaye'yi umursamadan Barlas'a baktı. "Demek en yakınıma dün sahip çıktın." Dedi.

Barlas gülümseyerek bana baktı. "Siz bi de beraber yattınız." Dedi Simay imayla. Gaye'nin düşen yüzüğü üzerine gülümsedim. "Sen de hemen yetiştirmişsin." Dedi Barlas bana bakarak. Tam konuşacakken Simay lafa atladı. "Bana gördüğü rüyayı bile anlatmak zorunda."

Gülüp Simay'a baktım. Ege Simay'a bakıp "Desene benim işim zor diye." Dedi, Simay saçını savurup "Ee tatlım ben Simay Şekerci, herkese nasip olmaz benim gibi biri." Dedi. Simay'ın sözlerine hepimiz gülmüştük. Bir süre sohbet etmeye devam ettik. Gaye hiç konuşmalarda dahil olmadan telefonuyla ilgileniyordu. Gaye başını Barlas'ın omuzuna yasladı, telefona bakarken. Yüzümdeki gülümseme soldu istemsizce.

Barlas yerinde rahatsızca hafif kıpırdanıp, bana kaçamak bir bakış attı. Onlardan tarafa bakmayıp, Ege ve Simay ile konuşmaya devam ettim gülerek.

Ege cidden kafa çocuktu. Başka şartlar altında olsak Simay ile ilişkini desteklerdim ama şartlar belliydi. En kısa zamanda Ege ile bu konuda konuşmayı yapılacaklar listemin başına ekledim. Simay ile birbirlerine attıkları kaçamak bakışlar gözümden kaçmamıştı.

"Sıkıldım ben, bişeyler yapalım mı?" Diye mırıldanan Barlas'tan başkası değildi. Hepimiz şaşırarak Barlas'a baktık. Genelde biri bunu dese hemen itiraz ederdi. Barlas gözlerini devirdi. "Ne var ben sıkılamaz mıyım? Bende insanım." Diye homurdandı.

"Haklı isyan, dağılın beyler hanımlar." Dedim alayla. Barlas sözlerime başını iki yana sallayarak güldü. Bu hareketi çok karizmatikti. Düzeltiyorum bu çocuğun her hareketi karizmatikti. "Ne yapalım kardaşim?" Diye sordu Ege Barlas'a bakarak. Gaye hala Barlas'ın omuzundan başını çekmemişti. Sülük.

Barlas birden ayağa kalkınca Gaye mecburen başını çekmişti. "Oturmak dışında herşey olur." Demesiyle Simay lafa atladı. "Arka bahçede havuz görmüştüm. Havuza mı girsek?" Diye sordu hevesle.

Yüzmeyi çok severdim bende, yazları Simay ve beni denizden çıkaramazdı kimse. Hevesle bende Simay'ı onayladım. Barlas'ın bu fikir hoşuna gitmemiş olacak ki, "Bikininiz yok yanınızda." Diye bi bahane bulmuştu.

"Buraya yakın bir yerde penti var demiştin. Oradan alabiliriz." Dedim ortaya atılarak. Barlas bana bakıp, "Kapıdaki korumaları salarız, alırlar istiyorsanız." Deyip omuz silkti. "Çok iyi olur." Diye cırladım gülerek. "Allahım kulaklarım... Sese bak lan kulağım acıdı." Deyip yalandan yüzünü buruşturdu Barlas. Ona bakıp dil çıkarttım. Bu hareketime gözlerini kısarak baktı.

"Havuz iyi fikir Simay'cığım. Sıcak oldu burası, serinleriz." Dedi Gaye gülümseyerek. Simay, Gaye'ye bakıp sahte bir samimiyetle gülümsedi. "Aynen Gaye'ciğim." Deyip gözlerini devirmişti.

Barlas korumaları bikini almaya salmıştı. Korumalar çok geçmeden gelmiş ve ellerindeki paketleri bırakıp gitmişlerdi. Barlas paketleri getirip, iki paketi ortadaki masaya koydu. Elinde kalan pakete kaydı gözüm. Beni kolumdan tutup, salondan çıkardı. Kolumdan çektiği için peşinden yürüdüm bende. Beni girişteki holun duvarına yaslayınca, sertçe yutkundum. Bakışları dudaklarıma kayıp, gözlerime çıktı. "N-ne oldu?" Diye sordum kekeleyerek. Titrek bir nefes aldım.

Barlas bir elini duvara yaslamış ve beni duvarla arasına hapsetmişti. Elinde tuttuğu paketi havaya kaldırıp başıyla gösterdi. "Bu senin için. Rengine bayılacaksın." Dedi kalın bir tonla.

Titreyen elimde paketi elinden aldım. Ne oluyor bana ya? Bu çocuk dengemi bozuyor. Kendi dengesiz zaten. Kolunun altından geçip ondan uzaklaştım. "Tamam, ben hazırlanayım." Deyip merdivene yöneldim. Barlas'ın odasına çıkıp, paketi açtım, bikini siyahtı. Ve ben buna şaşırmamıştım. Sırıtarak bikiniyi giydim. Topuz halindeki saçımı açtım.

Bahçeye indiğimde herkes buradaydı. Simay havuza girmişti çoktan. Gaye havuz kenarında duran şezlonglardan birine uzanmış güneşleniyordu. Barlas ve Ege ise deniz şortlarını giymiş bir köşede gülerek konuşuyorlardı. Barlas'ın içtenlikle güldüğü sınırlı anlardan birinin içindeydim. Bu anıyı hafızama, hiç unutmamak üzere kaydettim.

Simay benu görünce bağırarak el salladı, sanki çok uzaktaymışım gibi. "Bahar gelsene su çok güzel!" Simay'ın sesiyle Barlas ve Ege beni farketti. Barlas beni baştan aşağıya süzmüş ve göz kırpmıştı. Siyah ile ne sorunu vardı acaba?

Hiç düşünmeden havuza balıklama atladım. Simay ile biraz yüzdükten sonra yarış yaptık. Berabere kalmıştık.

Ege ve Barlas yanımıza gelince Simay, Ege'yi suya çekti. İki birbirine su atarak yüzmeye başladılar çok tatlı görünüyorlardı. Simay'ın, Ege'ye daha fazla bağlanmasından korkuyordum çünkü ilişkilerinin bir geleceği olmayacaktı.

Barlas suya atlayıp yanıma yüzdü. Saçındaki suyu silkeledi. Vücudu yaşına göre fazlasıyla yapılıydı. Kesinlikle spor yapıyor olmalıydı çünkü bu baklavaları pazıları kimse oturduğu yerden yapamazdı. "Yakışmış." Dedi imayla. "Bana herşey yakışır." Deyip dil çıkarttım. Barlas beni belimden kavrayıp aniden kendine çekince, omuzuna tutundum. Göğüsüm hızla inip kalkıyordu. "O dilin fazla olmaya başladı." Dedi bakışları dudağıma kayarken. İstemsizce dudaklarına bakmaya başladım.

Kafama gelen sert cisimle acıyla inleyip başımı tuttum. "Ah pardon tatlım elimden kaydı." Deyip suya atladı Gaye. Başıma deniz topu atmıştı ve bilerek yaptığına emindim. Barlas, Gaye'ye ters bir bakış atıp bana döndü. "İyi misin?" Dedi başıma bakarak. Barlas'tan uzaklaşıp 'evet' anlamında başımı hareket ettirdim. Bu Gaye bir gün elimde kalacaktı ama hayırlısı.

Etrafa bakınca Simay ve Ege'yi göremedim. Barlas'a soracağım sırada ellerinde içeceklerle yanımıza geldiler. Hepimiz soğuk portakal sularımızı içtik.

Günün geri kalanında Barlas benimle iddialaştığı için defalarca yarış yapmıştık. Sürekli bir o bir ben kazanıyorduk. Simay beraber olduğumuzu söylesemiş ve aramızdaki iddiaya bir son vermişti. Güneş uzaklarında havuzdan çıkmış ve pizza sipariş ermiştik.

Simay'ın annesi arayınca Ege onu evine götürmüştü. Bende misafirliğin kısası uygundur deyip Barlas'tan beni eve bırakmasını istemiştim. Barlas istediğim kadar kalabileceğimi söylemiş ve 'sensiz nasıl uyuyacağım bilmiyorum' demişti gülerek.

Barlas beni eve bırakınca sessizce eve girdim ama herkes uyuyordu. Uyumaları işime gelmişti, gece gece hiç azar çekemezdim. Yarın okul vardı, uykusuz kalmamak için kısa sıcak bir duş aldım. Saten şortlu askılı geceliğimi giyip yatağa girdim.

Yorganı tepeme kadar çekip, uykumaya çalıştım. Kulağıma gelen tıkırtı sesleri uykumu kaçırırken, yataktan doğruldum. Bu ses neydi? Kaşlarım çatılırken, yatağın kenarında duran mor gece lambasını elime aldım. Ses camdan geliyordu, sanki biri bişey firlatıyordu cama. Burası güvenlikli bir villaydı, demek ki gelen gizlice gelmişti. Acaba otelde adamlar beni farkedip takip mi etmişlerdi? O adamlar kimdi hala bilmiyorum ama çok tehlikeli olduklarını biliyorum.

Korku bedenimi ele geçirmeye başlarken, komidinde duran telefonumu aldım. Son çağrılarda duran ilk numarayı aradım. İlk çalışta açtı telefonu. "Barlas korkuyorum. Biri camıma taş fırlatıyor." Dedim fısıldayarak.

Barlas kahkaha atınca afalladım. "Aptal, benim. Aç camı." Dedi. Telefonu kapatıp camı açtım. Barlas'ı görünce içim rahatladı. "Kıyafetlerini unutmuşsun." Dedi Barlas, bunu bağırarak demedi diye içimden dua ederken işaret parmağımı gösterdim. "Bi dakika bekle, geliyorum." Dedim. Camdan ayrılıp sessizce evden çıktım. Kapının önüne gelince Barlas'a baktım. "Şapşal yarın okulda verseydin ya." Dedim, Barlas kaşlarını yukarı kaldırıp bana baktı. "Yarın okul mu var?" Diye sordu. İstemsizce güldüm. Barlas elindeki poşeti verince "Okulda görüşürüz." Deyip arabasına bindi.

Barlas gidince ben de eve geçtim. Odama geçip poşetin içine baktım. Kıyafetlerim yerine içinde hırka vardı. Hırkayı çıkarıp bakınca içinde bi kağıt olduğunu gördüm. Kağıdı elime alıp yazanı okudum.

"Benim evim artık senin eşyaların ile doluyken senin evine eşya bırakmak istedim."

Gülümseyip hırkayı kenara koydum. Küçük kağıdı ise çalışma masamdaki dolabıma koydum. Yatağıma geçip kafamda gereksiz ama hoş olan senaryolar kurdum.

(ノ◕ヮ◕)ノ*.✧

Sabah alarmı sesiyle uyandım. Telefona uzanıp alarmı kapattım. Bi süre yatakta durduktan sonra telefonu elime aldım. Simay Oğuz ve benim olduğum gruba mesaj atmıştı.

Simay: İlk ders boş, okula gitmek yerine buluşup kahvaltı mı yapsak?

Tuhaf olan Oğuz mesajı görmüş ama cevap vermemişti. Bu çocukta bir sey var ama hadi hayırlısı. Oğuz yazıyor gözüküp sonra silmişti. Telefonu kenara bırakıp okul kıyafetlerini giyindim. Telefona tekrar baktığımda Oğuz mesaj atmıştı.

Oğuz: Ben okuldayım.

Gözüm saatte kaydı. Saat daha sekiz bile olmamış neyin okulunda bu çocuk? Okula her gün geç gelen Oğuz şuan okulda mı? Üstüme Barlas'ın hırkasını giydim. Çantamı alıp odadan çıktım. Mutfağa inip "Seher abla iki tost yapsana." Dedim, Seher abla tostu yaparken "Erkencisin." Dedi. Gülümseyip tostları bekledim. Tostlar olunca evden çıktım.

Hızlı adımlarla okulda geçtim. Okula daha yeni yeni insanlar geliyordu. Sınıfa geçince Oğuz'un tek başına oturduğunu gördüm. Oğuz'un yanına oturup elimdeki tostu ona verdim. "Günaydın." Dedim, Oğuz başını sıradan kaldırıp bana baktı. "Günaydın." Dedi, Oğuz'un gözleri kıpkırmızıydı. "Neyin var?" Dediğimde Oğuz bıkkın bir şekilde bana baktı. Oğuz bir şey demezken içeriye Simay girdi. Oğuz bana 'Sonra konuşuruz.' bakışı atınca ayağa kalktım.

"Size ilk ders yok diyorum ama okula geliyoruz." Dedi Simay, Oğuz bir sey demeden sınıftan çıkınca Simay bana baktı "Neyi var bunun?" Dedi. Bilmiyorum manasında başımı salladım. Çok geçmeden Barlas onlar gelince Barlas bana bakıp gülümsedi. Büyük ihtimalle üstümdeki hırka yüzünden gülümsedi. Zilin çalmasıyla Barlas yanıma geldi. "Yakışmış." Dedi yanıma otururken. Gülümseyip "Konu ben olunca." Diye böbürlendim. Barlas arkasına yaslanınca ayağa kalktım.

Öğretmen masasına geçip "İlk ders olmayacak, sessiz olun." Diye söyledim. Çoğunluk telefonu çıkarıp telefona bakarken gözüm Oğuz'un sırasına kaydı. Bomboş duruyordu. Bir şey demeden sınıftan çıktım. Koridorda Oğuz'u görünce yanına gittim. Hoca gelince acele ile birer odaya çektim Oğuz'u. Küçük bir odaydı neyse ki sandalye ve masa vardı. Oğuz'a sandalyeyi gösterdim. Bıkkın bir şekilde sandalyeye oturdu. Masaya oturup ona baktım. "Neyin var?" Dedim, Oğuz bana bakıp "Bir şeyim yok." Dedi.

Göz devirip Oğuz'a baktım. "Ağladın mı sen?" Dedim, Oğuz tebessüm edip "Ne ağlayacam be?" Dedi, Oğuz'un omzuna vurdum. Elimi masaya koyunca 'dıt' diye ses geldi. "Neye bastın?" Dedi Oğuz, elimi hızla çektim. "Bilmiyorum." Dedim ve konuşmaya devam ettim. "Neyse, neyin var senin?" Dedim.

Oğuz halen daha bana boş boş bakarken ben de ona öyle baktım. "Konu Simay." Dedi çekinerek, anlamsızca kaşlarımı kaldırdım. "Kavga mı ettiniz?" Dedim, Oğuz kafasını iki yana salladı. "Keşke." Diye mırıldandı. Oğuz kafasını eğdi. "Anlatsana." Dedim, Oğuz derin bir nefes alıp verdi. "Ben Simay'ı seviyorum." Dedi. "Oha!" Diye bağırdım. Bu Simay da Oğuz da benden neler neler saklıyormuş.

"Ben arkadaşığımızı bozmak istemediğim için bunca yıl sustum ama Simay'ı Ege için ağlarken görünce.." Dedi Oğuz, cümlesini yarıda kesip gözünü sildi. Masadan kalkıp Oğuz'a sarıldım. "Kıyamam ki sana." Dedim, Oğuz bana sıkıca sarılıp "Allah belamı verseydi de Simay'ı öyle görmeseydim." Dedi ardından Oğuz geri çekilip gözünü tekrar sildi. "Neyse ya." Derken içeri Barlas girdi. Masadaki düğmelere bastı. Demin gelen 'dıt' sesi tekrar geldi. "Bütün okul duydu sizi." Dedi Barlas.

Oğuz ile birbirimizde bakıp yutkunduk. "Hassiktir." Diye küfür mırıldandı Oğuz. Hepsi benim yüzümdendi. "Oğuz ben özür dile-" cümlemi yarıda kesen, odaya giren müdürden başkası değildi. Müdür bize ters bir bakış atıp açık kapıdan dışarıyı gösterdi eliyle.

"Hemen çıkın odadan. Buraya eğitim almaya geliyorsunuz, tekrarı olursa affetmem hiç birinizi atarım okuldan." Diye bağırdı müdür. Bizi atmayacağını çok iyi biliyorduk çünkü burası devlet lisesi değildi. Kolejdi ve ailelerimiz buraya çok fazla para ödüyordu. Bişey söylemeden odadan çıktık.

Oğuz başını iki yana yatırıp kütletti. "Bir de bununla uğraşacağız demek ki." Diye kendi kendine mırıldandı ağzının içinde. Anlamadığım için baktığı yöne baktım. Ege bize doğru geliyordu ve Oğuz'a hiç iyi bakmıyordu. Kavga severdim ama arkadaşlarım etmediği zaman severdim.

Ege yanımıza gelince, tam Oğuz'un karşısında durdu. "Demek platonik takılıyordun ha Oğuz?" Dedi alayla Ege. Oğuz, Ege gibi sinirle sırıttı. "Bu seni niye bu kadar rahatsız etti? Simay'dan sanane Ege'cik?" Dudağımı dişleyip ikisine baktım.

Ege aniden Oğuz'a yumruk atınca çığlık attım. Yanlarına gideceğim sırada Barlas belimden tutup kendine çekti. Barlas'a ters bir bakış attım. "Beni değil onları tutman gerekiyor gerizekalı." Diye cırladım. O sırada Oğuz, Ege'ye yumruk atmıştı. "Karışma aralarında çözerler." Dedi sakince Barlas. 'Ciddi misin sen ya?' Bakışı attım.

"Simay'dan uzak duracaksın Oğuz!" Diye bağırdı Ege. Oğuz sinirle kahkaha atıp, "başka emriniz var mı kralım?" Diye sordu alayla. Barlas'dan kurtulmaya çalışsamda fayda etmiyordu, çırpınmayı bıraktım o yüzden. Ege, Oğuz'a tekrar yumruk attı ama bu kez bayağı sertti. Oğuz'un kaşı patlamıştı ve geriye sedelenmişti. Acıyla yüzümü buruşturdum. "Barlas bişey yap." Dedim üzüntüyle. Barlas bana baktı kararsız görünüyordu. "Üzülme biz karışırsak sonra yine kavga edecekler. Kozlarını paylaşsınlar." Deyip onlara baktı.

Bu kez Oğuz, kafa attı Ege'ye tüm hıncını almak ister gibi. Ege'nin dudağının kenarı kanamıştı. "Yeter!" Simay gelmişti. Oğuz ve Ege durup ona baktılar. "Simay be-" Oğuz konuşacağı sırada, Simay elini kaldırıp susturdu.

Oğuz'un duygularını o da öğrenmişti ve belli ki bu durum hoşuna gitmemişti. Oğuz dişlerini sıkarak sustu. Ege, Oğuz'a göz kırpıp, Simay'ın elini tuttu. Simay'ın elini geri çekip, ikisine de kızmasını bekledim ama yapmadı.

Kaşlarım şaşkınlıktan çatıldı. Ege'ye ve ellerine baktı, ardından hepimizin yüzüne bakarak en son Oğuz'un gözlerine baktı. "Ege benim sevgilim." Dedi tek bir nefeste. Onun tek bir cümleye sığdırdığı gerçek, Oğuz'un içine sığmayan bir acıydı bunu Oğuz'un dolan gözlerinden anladım.

Barlas'ın kolları gevşeyince fırsattan istifade elinden kurtulup, Oğuz'un yanında durdum. Elimi koluna koyup, "Oğuz gel biz sınıfa gidelim." Oğuz bana bakıp acıyla gülümsedi. Bu gülüş acının tatlı tebessümüydü, yine. Oğuz bişey demeden sınıfa girdi kolunu çekip.

Oğuz sınıfa gidince, tüm sinirimle Simay ve Ege'ye döndüm. Hala el eleydiler. Simay'ın gözleri buğuluydu. "Oğuz, Simay'ı elinden almaya çalışmadı! Sadece sevindiğini söyledi ve bu bir ilân-ı aşk değildi Ege!" Diye bağırdım Ege'ye bakarak. "Seni ilgilendirmez!" Ege bağırınca boşluğuma geldi ve yerimden sıçradım.

"Kime bağırıyorsun lan sen! Sesinin tonuna dikkat et. " Bu kez bağıran Barlas'tı. Beni savunması hoşuma gitmişti. Ege ile kavga etmeyecekleri, etseler bile iki güne barışacaklarına emindim. Ege ile çok sıkı bir dostlukları vardı ve araları kolay kolay açılmazdı. "Hepimiz gerildik, sonra konuşuruz bu konuyu." Diye mırıldandı Simay ortamı yumuşatmaya çalışarak.

Ona ters bir bakış attım. "Aynen sayenizde gerildik." Dedim ellerini ima ederek. Simay elini çekip, saçını düzler gibi yaptı.

Nöbetçi öğrenci yanımıza gelince hepimiz ne diyeceğini zaten biliyorduk. "Müdür kavgayı kameradan izlemiş, Ege Duman ve Oğuz Barkın'ı odasına çağırıyor." Deyip bana döndü.

Kız alt sınıflardan olduğu için tanımıyordum onu. "Bahar senide çağırıyor müdür, anons odasına girdiğin için." Deyip gitti. Olay yine kalacaktı anlaşılan. Bu kez babam duyarsa işte ben o zaman bitmiştim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.