İçeriğe geç

SIR

Bölüm 8 · 15 dk okuma

SIR

Bölüm 8

8

Ege ve Oğuz müdürün odasındaydı ve biz kapıda bekliyorduk. Simay'a bakmıyordum bile. Ona o kadar sinirliyim ki. Oğuz'a karşı bir şey hissetmiyor olabilir ama bu izlemesini gerektirmezdi. Zaten izlemeyi bırakınca da sözde 'sevgilisi' olan Ege'yi savunmuştu. Simay yanıma gelip "Sence ne olacak?" Diye sordu. Barlas yanımda diye tepki vermemeye çalıştım ama sinirle Simay'a baktım. "Bilmem, bunu sevgiline sor Simay." Deyip karşı tarafa geçtim. Simay bana bakıyordu ama ben ona bakmıyordum.

En sonunda Ege ve Oğuz çıkınca Oğuz'un yanına gittim. Göz ucu ile baktığımda Simay Ege'nin yanındaydı. "İyi misin?" Diye sordum. Oğuz kafasını olumlu anlamda salladı. Simay yanımıza gelince gülümsedim. Sonunda yapması gerekeni yaptı. "Oğuz." Dedi Simay, Oğuz Simay'a dönüp "Efendim?" Dedi, Simay üsten bir bakış atınca kaşlarımı çattım. "Bence biz arkadaş kalmayalım." Dedi, boş bir şekilde Simay'a baktım. En azından Ege adına özür dileseydi. "Bence de." Dedi Oğuz, Oğuz yanımızdan ayrılınca Simay'a son defa bakıp Oğuz'un yanına geçtim.

Oğuz çoktan bahçeye çıkmıştı. "Oğuz!" Diye seslendim ama durmasınca koşup yanına gittim. "Bahar yalnız kalmak istiyorum." Dedi, bir şey demeden ona baktım. Oğuz omzuma elini koyup "Bu arada kendini suçlama, senin bir suçun yok." Dedi, bana gülümseyip arabasına geçti. Sadece arkasından baktım. Oğuz arabasını çalıştırınca okula girdim. Sınıfa geçip sırama oturdum. Ege ve Simay bi tarafta durup konuşuyordu. Simay pişkin bir halde bana bakıp gülümsedi. Tepki vermeden önüme döndüm.

Simay ismimi seslenerek yanıma geldiğinde ona baktım. "Küs müyüz?" Dedi, kafamı olumsuz anlamda salladım. "Hayır ama sinirliyim." Dedim. Barlas ve Ege yanımıza gelince Simay ikisi de umursamadan konuşmaya devam etti. "Neye sinirlisin?" Dedi. Ege'ye bakıp tekrar Simay'a döndüm. "Kavgayı ayırmak yerine Oğuz'un karşısında durdun." Dedim. Ege alayla gülünce ona baktım. "Gereksiz güleceksen ikile." Dedim, Ege bana tip tip bakarken Simay masanın üstündeki elimi tuttu.

"Ege benim sevgilim." Dedi, elimi çekip gülümsedim. "Kavga olmasa sevgilin olduğunu bile bilmeyecektim. Ege ile ben de kavga edince Ege'yi mi savunacaksın?" Diye sordum. Barlas bana bakıp "Sinirlendi küçük enişte." Dedi. Göz devirip Simay'a tüm ciddiyetimle baktım. "Haklısın, sana söyleyecektim ama fırsatım olmadı. Diğer konuya gelirsek: Oğuz beni severken onu mu savunsaydım?" Dedi, neden demek istediğimi anlamıyor? "Kimseyi savunmak zorunda değilsin ama kavgayı ayırma şansın varken izledin." Dedim ardından Ege'ye bakıp "Sen de haklı gibi Oğuz'a yumruk atma cesaretini kimden alıyorsun?" Dedim.

Barlas ayağa kalkınca elimi tutup beni de ayağa kaldırdı. "Bahar sinirlenmiş, biz bi hava alalım." Dedi. Barlas ile beraber sınıftan çıktık. Okulun arkasına geçip duvara yaslandım. Barlas önüne geçince bana baktı. "Sen asıl neye sinirlendin?" Dedi, alt dudağımı ısırıp Barlas'a baktım. "Bilmiyorum." Dedim. Barlas bana dikkatli bir şekilde bakınca gözlerim doldu. "Yani hep üçümüz takılırdık. Şimdi her şey bozuldu." Dedim, kafamı duvara yaslayıp gökyüzüne baktım. "Bir hafta sonra Oğuz'un doğum günü ve her zamanki gibi üçümüz kutlayamayacaz." Dedim.

Barlas çenemden narince tutup kafamı indirdi. Göz teması kurunca gözyaşını sildi. "Belki araları düzelir, hemen böyle düşünme. Hem 'Gün doğumadan neler doğar?' derler." Dedi, bana bir şey deme fırsatı vermeden sarıldı. "Her şey eskisinden çok daha güzel olacak." Dedi, Barlas'a sarıldım.

İkimiz de geri çekilince elimle yüzümü sildim. Tekrar sınıfa geçtik. Gün boyu Simay ile fazla iletişim kurmadım zaten Simay sürekli Ege'yleydi. Arada Oğuz'a mesaj attım ama mesajlarıma geri dönüş yapmadı. Okul çıkışı normalde Oğuz, Simay ve ben kafeye giderdik ama şimdi eve gidiyorum. İçimde bir şeyler kopmuş gibi hissediyordum.

Evin kapısına gelince derin bir nefes alıp zile bastım. Babam ve annem umarım evde değillerdir. Kavga edip evden kaçtığımdan beri hiç konuşmadık. Böyle berbat bir günden sonra onlarla da tartışmak istemiyordum.

Kapıyı Seher abla açınca gülümseyerek eve girdim. Odam ikinci kattaydı. Merdiven basamağında bir adım atmıştım ki, adımın seslenilmesiyle adımlarımı durdurdum. "Salona gel konuşacağız." Omuzumun üzerinden Suzan Akay'a yani, anneme baktım. Çok güzel bir kadındı annem, saçları benim gibi koyu kahverengiydi. Teni bembeyazdı.

Gözlerimi devirip, kolumdaki çantayı yere bıraktım ve annemin peşinden salona girdim. Babam koltukta oturuyordu ve laptoptan grafikleri inceliyordu. Evde bile iş derdindeydi ne ironi ama. Annem ise kollarını göğsünde bağlamış ayakta bana bakıyordu.

Ben gelince babam laptopu önündeki masaya bırakıp karşısındaki koltuğu gösterdi. Sessizce koltuğa oturup ikisine baktım. Annem derin bir nefes alıp, babamın yanına oturdu.

"Özür dilerim kızım." Babamın sesini duyunca kaşlarımı havaya kaldırdım. Demek yine kızı olmuştum. "Anlamadım?" Diye mırıldandım. Gerçekten anlamamıştım.

"Sen gittikten sonra Simay ile konuştu annen. Kavgada senin suçun yokmuş. Sen kafanı topla diye aramadık seni, Simay bende kalacak, merak etmeyin dedi." Babamın yaptığı açıklamayla, histerik bir kahkaha attım.

"Bana bağırmak yerine, konuşmama izin verseydiniz zaten ben size suçum olmadığını anlatacaktım." Dedim sakin kalmaya çalışarak.

"Bundan sonra seni dinleyeceğiz herşeyden önce." Deyip babama döndü annem. "Değil mi Mahir?" Babam başıyla onayladı annemi. "Tamam umarım öyle olur." Deyip ayağa kalktım. "Başka birşey yoksa ben odama çıkıyorum, yorgunum." Diye mırıldandım. "Kızım babanın yeni iş ortağıyla yemeğe gideceğiz, geldiğimiz zaman uyursun." Annemin sözünü kaşlarımı çattım. "Kiminle ortak oluyorsun baba?" Diye sordum şaşkınlıkla.

Babam laptopunu alıp ayağa kalktı ve karşımda durdu. "Gidince görürsün zaten tanımazsın iş camiasını kızım." Deyip başımın üzerinden öptü. "Sen o güzel aklını derslerinle yor, ben senin geleceğin için çalışıyorum gece gündüz. Okulun bitince işlerin başına sen geçeceksin." Dedi gururla. Zorla gülümsedim ve babama sarıldım. "Hıhı babacığım." Diye mırıldandım.

Benim geleceğime şimdiden karar vermelerine sinir oluyordum. Bu benim hayatımdı ama bana bir kez bile ne meslek istiyorsun diye sormamışlardı. Geri çekilip babama baktım. "Ben yemeğe gelmesem olur mu? Kötü bir gün geçirdim." Babam kaşlarını çattı. "Tabii ki de olmaz." Dedi otoriter bir tonda ve ekledi. "Ailecek güzel bir imaj çizmemiz gerekiyor biliyorsun." Deyip yanımızdan ayrıldı.

Babam gidince annem ayağa kalkıp yanıma geldi. "Birtanem babanla yine açma aranı, yemek yiyip geleceğiz alt tarafı." Deyip yanağımı öptü. Sıkıntıyla nefes verip odama çıktım.

Kötü bir gün geçirdim, demiştim ama tek dertleri kendi imajlarıydı. Üzerimdeki okul kıyafetlerini çıkartmadan yatağa uzandım. Kulaklarımı takıp, düşünmemek için türkçe hareketli bir hip hop açtım ve sesi sona getirip gözlerimi yumdum.

Şarkı kendini bir kaç kez tekrar ederken, kulağımdan kulaklık çıkarılınca gözlerimi araladım. Annem gelmişti. "Seslendim duymadın. Yarım saat sonra çıkacağız hala hazırlanmamışsın." Dedi bana bakarak. "Anne gitmek istemediğimi söyledim." Dedim bıkkınlıkla. Annem dolabıma yönelip, bir süre bakındı ve askıdaki elbiseyi alıp yatağıma düzgün şekilde koydu. "Baban ile aşağıda bekliyoruz kızım. Hazırlan ve gel." Deyip cevap vermemi beklemeden odadan çıktı.

Oflayarak yataktan kalktım. Elbiseyi alıp, üzerime giydim. Saçlarım kendiliğinden dalgalı olduğu için salık bıraktım. Hafif bir makyaj yaptım. Aynadaki aksimi beğeniyle süzdüm. Gül kurusu renginde saten bir elbiseydi. İnce askıları vardı ve dizimin biraz üzerine geliyordu.

Küçük el çantamı alıp odadan çıktım. Beni görünce annem ve babam gülümsemişti. Şoförün açtığı arabaya bindim. Yol uzun sürmüştü. Geldiğimiz mekan oldukça lükstü. Garsonun bizi yönlendirdiği masaya ilerledik.

Masada iki kişi oturuyordu. Yanlarına gelince yüzlerini anca görebildim. Şaşkınla dudağım hafif aralandı ve sırıttım. Babamın yeni ortağı Barlas'ın babası, Harun Ataman mıydı? "Barlas." Diye mırıldandım şaşkınca. "Tanışıyor musunuz siz?" Babam ikimize baktı gözlerini kırarak. "Evet Mahir bey, aynı sınıftayız." Barlas bana bakıp göz kırptı. Barlas'ın üzerinde siyah bir gömlek ve takım elbise vardı. Kravat takmamıştı. Onu süzerken, onunda beni izlediğini farkettim ve bakışlarımı kaçırdım. Yanaklarım kızarmıştı kesin yine.

Buraya gelmek istemeyen ben değilmişim gibi sırıtıyordum. "Ne güzel desene çocuklarımız da arkadaş. Artık sizde ortak sayılırsınız, nasıl olsa bizden sonra siz geçeceksiniz işlerin başına." Dedi gururla Harun Ataman. Barlas gözlerini devirmişti ama bunu sadece ben gördüm.

Hep Beraber el sıkışıp, masanın etrafına oturduk. Annem ve babam yan yana oturmuştu. Harun Ataman başa, babamın çarprazına oturmuştu. Barlas, benim yanıma babamın karşısına oturmuştu.

Garson herkesin siparişini getirdi. Barlas ve babam çok iyi anlaşmışlardı. En azından babam sevmişti Barlas'ı. Harun bey ve babam çoğunlukla iş konuşmuştu. Barlas ile sohbet etmek istiyordum ama bu ortamda ne konuşabilirdik bilmiyordum. Yemekleri yedikten sonra tatlılara geçildi. Çok sıkılmıştım masada dönen iş muhabbetinden. Annem de şirkette çalıştığı için konuşulanları anlıyor ve arada dahil oluyordu konuya.

Telefonum titreyince masanın altından arayana baktım. Oğuz arıyordu.

"Ben biraz hava alacağım izninizle." Deyip masadan kalktım. Biz mekânın ikinci katındaydık ve kocaman bir balkonu vardı.

Balkona ilerleyip, Oğuz'u geri aradım. İlk çalışta açtı. "Bahar müsait misin?" Oğuz'un sesi kötü geliyordu. "Evet müsaitim de ne oldu? İyi misin sen?" Diye sordum aceleyle. "Değilim. Yarın okula gelmeyeceğim biraz kafamı toplamam lazım, o yüzden aradım seni." Deyip burnunu çekti. Ağlamış mıydı o? Yoksa hasta mı olmuştu?

"Neden burnunu çekiyorsun ağladın mı sen?" Diye sordum sesime yansıyan üzüntüyle. "Yok grip oldum." Demir korumalara yaklaşıp etrafa bakındım. Deniz manzaralı bir yerdeydik. Yıldızlar çok parlak duruyordu bu gece. "Yazın ortasında mı?" Diye güldüm kinayeyle. "Gerçekten. Hem gülme komşuna gelir başına, karma diye birşey var." Dedi o da gülerek.

"Beni okula gelmeyeceğini söylemek için aradın yani?" Diye sordum inanmadığımı belirterek. Oğuz derin bir nefes verdi. "Seni merak ettim aslında. Simay ile aramızda olanlar yüzünden taraf seçmeni istemiyorum. Bunlar onunla benim aramda, sen üzme kendini demek istedim." Gözlerim doldu istemsizce. Bu halinde bile beni düşünüyor sersem. "Beni boşver iyiyim ben. Ayrıca yarın sana geliyorum okul çıkışı." Sesimi olabildiğince neşeli çıkarttım. Ona moral vermem gerekiyordu. Bir de yazın hasta olmuştu, kesin üzüntüden. "Tamam bekliyorum patron." Dedi gülerek ve telefonu kapattık.

Kollarımı birbirine sardım. Hava serindi ve üzerimdeki kıyafet askılıydı. Omuzuma konan ceketle başımı çevirdim. Barlas yanımda durup, gökyüzüne baktı. Onu ilk kez takım elbiseyle görüyordum ve çok yakışıklı olmuştu. "Teşekkür ederim." Dedim cekete daha çok sokulurken.

Sıcacıktı ceketi. O sadece gömlekle duruyordu, üşüyor muydu acaba?

Bana döndü, "ne için?" Diye sordu meraksız bir tavırla.

"Ceket için." Diye mırıldandım.

"Kıyafetlerim sana daha çok yakışıyor." Deyip gözlerini kırarak beni süzdü. Göğüs dekoltemde gözleri fazlaca oyalandı. Kaşlarını çatarak etrafa kısa bir bakış attı. Bana daha çok yaklaşıp, ceketin içinde kalan saçlarımı çıkarttı ve ceketin önünü tamamen kapattı. "Böyle daha iyi." Diye mırıldandı ağzının içinde. Bu haline seslice güldüm.

"Kıskandın mı? Kıyamam." Dedim alayla.

"Hayır." Deyip kaşlarını daha çok çattı. Bu hali hoşuma gitmişti. "Gülme ciddiyim." Dedi sert bir sesle. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

Bi süre ikimizde sessizce deniz manzarasını izledik.

"Barlas." Dedim.

"Bahar." Dedi.

Aynı anda birbirimize döndüğümüz için güldük. "Önce sen söyle." Dedim gülüşümün arasında. Gözleri dudaklarıma kaydı. Hızla kendini toparlayıp gözlerime baktı. "Bayanlara öncelik, sen söyle." Dedi centilmen bir tavırla. Saçımı geriye savurup, ona doğru bir adım attım. Şimdi çok daha yakındık ve nefesi tenime dokunuyordu. "O gün otelde olanlar hakkında konuşmak istiyorum." Dedim sessiz olmaya özen göstererek.

Barlas kaşlarını çattı, arkamda bir noktaya bakarak. Nereye baktığını anlamak için başımı çevirip, omuzumun üzerinden arkama baktım. Takım elbiseli bir adam balkonun kapısında durmuş bize bakıyordu. Düzeltiyorum Barlas ile birbilerine bakıyorlardı.

"Merhaba Barlas, Patronun selamını getirdim." Duyduğum sözler yutkunmama sebep oldu.

"Kartal ne işin var senin burada?" Diye sordu Barlas sertçe. Barlas aniden değişmişti, sanki biraz önce benimle burada gülen o değildi. İfadesi buz gibiydi. Kartal demişti Barlas. Demek ki patron bu değildi ama tahmin ettiğim gibi o, adama çalışıyordu. Kartal bizimden bir kaç yaş büyük duruyordu.

"Patron sana ulaşamamış, bir selam verelim dedi." Deyip gülümsedi ve bakışları yavaşça bana kaydı. "Bize biraz müsaade eder misiniz güzel bayan?" Diye sordu nazikçe.

Bakışlarımı Barlas'a çevirdim. "Dışarıya çık Kartal geliyorum." Dedi otoriter bir tonlamayla. Kartal dediği adam bana baş selamı verip, bizi yalnız bıraktı.

"Sen masaya dön. Beni soran olursa, acil işim çıktığını gelmeyeceğimi söylersin." Dedi aceleyle. Korkuyla gözlerine bakmaya devam ettim. Onun için endişeleniyordum. Yaklaşıp dudağımın kenarını öptü. "Korkma sorun yok, sadece ağzını sıkı tutmaya devam et yeter." Dedi güven vaad eden bir ifadeyle.

"Baban kızar gitme." Dedim bahane arayarak. Barlas içtenlikle güldü. "Merak etmez o, hatta sen söylemezsen fark bile etmez." Deyip gideceği sırada, "Barlas." İsmini seslendim. Durup bana döndü sorgularcasına. "Ceketin." Ceketini omuzlarımdan alıp, ona uzattım. Ceketi elimden alıp, üzerine giydi. Tekrar gideceğini anladığımda düşünmeyi bıraktım ve aniden boynuna sarıldım. "Dikkatli ol." Deyip ekledim. "Lütfen." Barlas sıkıca sardı bedenimi. İstemeyerek geri çekildim. Acaba hiç bırakmasam, gider miydi yine?

Barlas gidince ne ara aktığını anlamadığım göz yaşımı sildim. Masaya geri döndüğümde, onlarda kalkıyorlardı. Barlas'ın dediği gibi babası onu sormamıştı.

Eve gidince üzerimi değiştip yatağa girdim. Aklım hala Barlas'taydı. Aradım ama açmamıştı. Uyumaya çalıştım, saat çok geç olmuştu.

\(^o^)/

Ses duyunca gözümü araladım. "Bahar." Diye mırıldanma sesi duyunca gözümü tamamen açıp baktım. Barlas tam karşımda duruyordu. "Hı?" Diye söylendim. Barlas ışığı açınca gözlerimi kapattım. "Ne oluyo?" Dedim, gözlerimi açıp karşımda duran Barlas'a baktım. Telefonum elime aldığımda gecenin beşi olduğunu gördüm. "Sen nasıl girdin buraya?" Dedim, Barlas sırıtırken tip tip baktım ona. Barlas kapıma geçip kapıyı kitledi. Yanıma uzanıp "Özledim." Dedi, ardından dudaklarıma yaklaşıp öptü.

Nefes nefese uyanıp yatağa oturdum. Kalbimin atış sesi kulağıma kadar geliyordu. Ne oluyor bana? Rüyamda bile görüyorum onu. Oysaki ki yaklaşık bi haftadır tanıyorum onu. Yataktan kalkıp lavaboya geçtim. Elimi yüzümü yıkadım. Tekrar odama geçip duvardaki saate baktım. Okula geç kalmışım! Hızla üstümü giyinmeye başladım. Acele ile evden çıkarken babamı gördüm. "Baba okula bıraksana, geç kaldım." Dedim, babam gülümseyip "Bin arabaya." Dedi.

Arabaya geçip emniyet kemerimi taktım. "Demek Barlas ile arkadaşsın." Dedi babam, babama baktığımda imalı bir bakış attığını gördüm. "Evet." Diye cevap verdim. Babam arabayı okula doğru sürerken "Harun ile güzel işler yapacaz." Dedi ve bana kaçamak bir bakış atıp "Barlas ile aranı iyi tut." Dedi. Ne demeye çalışıyor? Kaşlarımı çattım. "Anlamadım." Dedim. Okula gelince babam arabayı durdurdu. "Konuşuruz sonra." Dedi, bir sey demeden arabadan indim.

Okula geçip acele ile sınıfıma çıktım. Kapıyı çalarak içeri girdim. "Hocam kusura bakmayın, geç kaldım." Dedim, dul Selma bana göz devirip "Geç yerine." Deyince gülümseyip yerime geçtim. Barlas bana bakıp "Yoksa bensiz uyanamıyor musun?" Diye sordu. Yapmacık bir gülümsemeyle göz devirdim. Tam çantamdan defterini falan çıkacakken zil çaldı. Barlas bana bakıp "Niye geç kaldın?" Dedi, rüyamda seni görünce kalkmak istemedim. "Uyuyordum." Dedim.

Barlas gülerek "Dünden beri babam senin hakkında konuşuyor." Dedi, kaşlarımı yukarı kaldırdım. "Nasıl yani?" Dedim. Barlas gülmeye devam ederken "İyi davran kıza falan diyo." Dedi. Kaşlarımı normal haline getirip "Bu gün babam da senin için bana aynısını dedi." Diye söyledim. Barlas kahkaha atınca boş boş ona baktım. "Evlendirecekler bizi Bahar." Dedi, gözlerimi kocaman açtım. Ardından kahkaha attım.

İkimizin de kahkahası Gaye yanımıza gelince kesilmişti. "Barlas'cım bi gelir misin?" Dedi, Barlas bana bakınca "Ben zaten kantine inecem, daha bir şey yemedim." Dedim. Dediğim cümlenin ardından hızlı adımlara sınıftan çıktım. Koridorda Ege ve Simay'ı görünce bir sey demeden yanlarından geçtim.

Kantine gelince tost sipariş ettim. Tostu beklerken sanldeyeye oturdum. Tam karşıma Ata oturunca göz devirdim. Bi ara demiştim ya eski sevgilimle aynı okuldayız diye. O bahsettiğim eski sevgilim Ata oluyor. Ata yüzsüz gibi yanıma gelip sanldayeye oturdu. "Naber Bahar?" Dedi, yapmacık bir gülümsemeyle "İyi." Diye yanıt verdim. Daha fazla konuşmak zorunda kalmadık çünkü tostum gelmişti.

Tostumu alıp sınıfa çıkarken Ata tekrar yanıma geldi. "Bahar bi konuşalım mı?" Dedi, durup ona baktım. "Ne konuşacağız?" Dedim. Sanki benim arkamdan 'Ben onla eğlendim.' dememiş gibi konuşmak istiyor. "Eskisi gibi olalım." Dedi, gülüp yoluma devam ettim. Tam sınıfa girecekken Ata kolumdan tutup kendine çevirdi. Bi bitmedi kolumu tutma olayları. "Napıyosun?" Diye sordum. Ata gülümseyerek "Hadi ama." Dedi. Gözüm arkadaki insanlara kaydı. Ata'nın arkadaşları buraya bakıyordu. Demek ki iddiaya falan girdiler. Yoksa neden dokuzuncu sınıfta olan 'ergenlik hatası' diye bahsettiği kıza şuan yapışsın ki?

Gülümseyip "Benle tostumu koyayım." Dedim, Ata bana bakarken ben sınıfa girdim. Tostumu masama koyup sınıftan çıktım. "Yürüyelim mi?" Dedim, Ata şimdiden havalara girmişti bile. Ata ile beraber koridorda yürümeye başladık. Yürüyoruz dediğim onun arkadaşlarının önüne getirdim. Ata'nın yanağına elimi koyup "Ya canım ayrıldığımız zaman sürekli sarhoş olup arıyordun ama ben senin aşkını pek ciddiye almadım." Dedim, elimi yanağından çektim. "Yani herkese diyorum, sen benim en büyük ergenlik hatamsın."

Sahte bir gülümsemeyle "Lütfen bu sefer ağlamadan ara yoksa ne dediğin anlaşılmıyor." Dedim, Ata'nın yanından ayrılırken arkadaşı kahkaha atıyordu. Aslında dediklerim yalandı ama rezil etmek hoşuma gitti. Bi keresinde sarhoş olup aramıştı ama sonrası olmadı. Sınıfa girip sırama oturdum. Tostumu yerken yaptığım şerefsizliğe gülümsedim.

"Kapıda konuştuğun çocuk kimdi?" Deyip başımda dikilen kişi Barlas'dan başkası değildi. Başımı geriye atıp yüzüne baktım.

"Sanane?" Diye sordum alayla yüzüne bakarak. Barlas dişlerini sıktı. "Soruma soruyla yanıt verme." Dedi kısık ama net sesiyle. Tostumdan bir ısırık alıp, çiğnedim ve yuttum. "Ata." Dedim kısaca. Barlas yanımdaki yerine oturdu. Gergin görünüyordu, beter olsundu.

Yandan bir bakış attım ona. "Bana haber vermedin. Dün ne oldu?" Diye sordum meraklı sesimle. Sınıfta fazla kişi olmadığı için rahat sormuştum. Sadece öğretmen masasında oturan Derin ve Batu vardı. Flört ediyor gibi bir halleri vardı. İkiside aptaldı, birbirlerini uzun zamandır seviyorlardı ama açılamıyorlardı.

Barlas bana gözlerini kısarak baktı. "Yanlış yerlerde soru sorma huyunu bırakmalısın. Bu konuları istediğin yerde konuşamazsın." Dedi kısık bir tonla. Kahkaha attım, sanki kendisi yanlış yerde dikkatsiz davranıp herşeyi bana anlatmamıştı!

"Beni Gaye sanıp bu konulara beni dahil eden sen değilmişsin gibi konuştun, komik." Barlas sıkıntıyla bir nefes verdi ve ayağa kalktı. "Üstüne vazife olmayan şeylere burnunu sokma Bahar. Uzak dur." Deyip çantasını aldı ve sınıftan çıktı.

Sanki dün terasta o kadar yakınlaşan biz değildik. Birden buzdan bir duvar örmüştü aramıza ve ben bunun sebebini tahmin edebiliyordum. Dün bizi gören adam, beni görmüştü ve Barlas beni korumak için uzak durmamı istiyordu bu olaylardan. Yarım kalan tostumu masaya bıraktım, iştahım kaçmıştı.

Günün geri kalanında Barlas sınıfa hiç gelmemişti, okuldan çıktığını biliyordum ama nedenini anlamamıştım.

Dersler geçerken içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Ege ve Gaye beraber oturuyordu, Simay hep Ege ile takılmıştı ve arada gelip benimle konuşmaya çalışmıştı. Yüz vermek istemesem de yumuşamıştım Simay'a karşı çünkü hata yapması benim ona olan sevgimi değiştirmiyordu.

Okul nihayet bitince çıkışta söz verdiğim gibi Oğuz'un yanına uğramıştım. Gerçekten hasta olmuştu. Onunla bir kaç saat konuştuktan sonra taksiyle evime geçtim. Annem ve babam ortalıkta görünmüyordu, uyumuş olmalılardı. Seher abla beni görünce hızlıca yemek ısıttı. Canım yemek istemiyordu ama zorla bişeyler yedim. Seher abla yatılı çalışanımız olduğu için hep buradaydı. Eşi Hasan abi, kızı Nesrin ve oğlu Ahmet abi ile bizim müştemilatta kalıyorlardı. Çok sıcak ve samimi bir ailelerdi.

Odama geçince sıcak bir duş aldım. Gün boyu aklım Barlas'da kalmıştı. Babası çok zengindi ve durumları iyiydi. Böyle işlere kendi isteğiyle bulaşmadığını biliyordum, bana anlatmıştı. Yinede babasından yardım istese kendini kurtarabilirdi ama Barlas bunu yapmamıştı. Ya babasıyla arasındaki uçurum yüzünden yardım istemiyordu, ya da karşısındaki adamlar düşündüğümden daha güçlüydü.

Bu soruların cevabını bana sadece Barlas verebilirdi. Çok zeki ve sinsiydi, o yüzden aklından geçenleri okuyamıyordum.

Odama geçince kısa saten geceliğimi giydim. Satenin tenimde bıraktığı hissi seviyordum. Uyumadan önce Edebiyat ödevini yaptım, yarım saatimi almıştı bitirmesi. Sonunda yatağa girdim günün yorgunluğuyla. Yorgundum ama uyku tutmuyordu. Telefonumun bildirim sesi odayı doldurunca, yataktan doğruldum. Sırtımı yatağın başlığına yaslayıp, yatağın yanındaki beyaz ahşap komidinde duran abajurdan ışığı açtım. Abajurun yanında duran telefonumu aldım. Barlas'tan mesaj gelmişti. Yüzümü istemsizce yayılan tebessümle mesaji açtım.

Barlas: Uyudun mu?

Hızla yanıtladım.

Bahar: Hayır uyumadım, neden?

Anında görüldü oldu. Bişeyler yazdı ama sonra sildi. Hızlanan kalbimle cevabını bekledim.

Barlas: Hiç.

Barlas: İyi geceler demek istedim.

Yüzümde oluşan aptal sırıtma artarken, cevap yazdım.

Bahar: Hıhı anladım, iyi gecelerr.

Anında gelen kırmızı kocaman kalple gözlerimi kocaman açtım. Kalp aynı saniye içinde geri çekildi.

Barlas: Elim çarptı.

Kıkırdadım.

Bahar: Sorun değil.

Görüldü attınca telefonumu kilitleyip yerine koydum. Yüzümden silinmeyen gülümsemeyle yastığa başımı koydum. Huzurlu bir uykuya teslim ettim kendimi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.