"Senin burada ne işin var?!" Diye bağırdı Barlas yüzüme. Kavradığı kolumu çok fazla sıkıyordu ve canım acımıştı. Bir kaç gün önce yaralarım merhem süren çocuk, şu anda yeni morlukları yaratıyordu tenimde.
Hayat bu kadar tuhaftı işte, bir cümleye sığıyordu anlatması ama yaşattığı acı his boğazının orta yerine oturuyordu, nefesini kesiyordu. Sertçe kolumu geri çektim ve elinden kurtardım.
Göğüsüm sinirden olsa gerek hızla inip kalkıyordu. Yüzüne tüm gücümle tokat attım. "Bu kolumu acıttığın ve beni gecenin bir yarısı gizlice soktuğun odanda yalnız bırakıp gittiğin içindi." Dedim ve derin bir nefes alıp tekrar yüzüne baktım.
Gözlerim sinirden dolmuştu. Barlas pişmanlıkla bana bakıyordu ama gözlerindeki o korku aynı yerde duruyordu. "Bunun ne işi var burada?" Diyen kişi Gaye'den başkası değildi. Bana ters ters bakıyordu. Ben ona bayılıyorum sanki, salak.
Odanın kapısından bir adam sesi gelince, Barlas beni kolumdan tutup banyoya soktu. Kapıyı kapatıp beni fayans duvara yasladı ve eliyle ağzımı kapattı. "Sakın konuşma ve burada beni bekle. Ben gelmeden çıkma." Kulağıma eğilip fısıltıyla konuştu ve geri çekildi.
Gözlerimi kapatıp açarak onu onayladım. Barlas elini çekince sessizce nefes verdim. Barlas banyodan çıktı. Sessizce neler olduğunu anlamaya çalıştım. Kulağımı kapıya yaslayıp sesleri dinlemeye başladım ama zor duyuluyordu sesler.
Kapıdan sesi gelen adam konuştu. "Barlas aferin son sevkiyatta herşey yolunda gitmiş aslanım." Neyden bahsediyordu bu adam? Aklıma gelen şey değildir umarım. "Patron bu malların hepsi mi dağıtılacak?" Diye soran kız sesi Gaye'ye aitti. Demek patronları bu adamdı. Peki ya mallar neydi?
"Evet Gaye bu malların sorumluluğu Ege ve sende. Barlas için daha büyük planlarım var." Deyip güldü. Ses tonu çok itici geliyordu.
Barlas ilk kez konuştu adam geldiğinden beri. "Patron sen ortalıkta görünme fazla. Dikkat çekmeyelim odana git. Ben zaten bir kaç gün sonra senin mekana geleceğim orada konuşuruz." Sesi hissiz çıkıyordu Barlas'ın. Buz gibiydi ses tonu. Ürperdim.
Patron bişeyler daha söyledi ama duyamadım ve sonrasında sesler kesildi. Sanırım gitmişti. Kapının açılınca Barlas beni kendine çekip sarıldı aniden. Havada asılı kalan kollarımı ona doladım. Derin bir nefes alıp kokumu içine çekti. "Seni görecek diye çok korktum." Diye mırıldandı sessizce.
Geriye çekildiğinde yanından geçip, Gaye ve Ege'nin yanında geçtim. İkisi masanın başında ayakta duruyorlardı ve masanın üzerinde küçük naylonlarda haplar ve beyaz tozlar vardı. Uyuşturucu taşıyıcılığı yapıyorlardı. Korkuyla yutkundum.
Ben gelince Gaye ve Ege uyuşturucuları siyah sırt çantasına koymaya başladılar.
Barlas arkamdan gelip beni kendine çevirdi. "Sır dediğin şey uyuşturucu muydu?" Diye sordum inanamayarak. Sesim yüksek çıkmıştı. Barlas kaşlarını kaldırarak bana baktı. "Bir dakika..." deyip düşündü kısa bir süre ve devam etti.
"Sen zaten anlamamış mıydın o gece dediklerimden? O zaman niye saklayacağım sırrını dedin, anlamadığın halde?" Bu kez soru soran taraf oydu.
Barlas'ın omuzundan ittim ama bir milim kıpırdamadı. "Sen insanları zehirliyorsun ve şuan buna mı takıldın Barlas Ataman!?" Diye bağırdım sinirle. "Bak göründüğü gibi deği-" açıklama yapacağı sırada sözünü kestim.
"Ne olduğu umurumda değil. Polise anlat derdini." Deyip cebimden telefonumu çıkarttım ve polisin numarasını tuşladım. Arayacağım sırada Barlas telefonu elimden çekip aldı.
Ona sinirle baktım, ellerini teslim oluyorum der gibi kaldırdı. "Sadece 10 dakika dinle beni. Sonra istediğini yaparsın." Dedi hızlıca. Kollarımı göğsümde bağlayıp ayağımla ritim tutmaya başladım. "10 dakikan başladı, anlat." Dedim sabırsızca. Barlas ensesini kaşıdı ve Ege ile Gaye'ye baktı.
Uyuşturucuları çoktan doldurmuşlardı çantalara ve ayakta bekliyorlardı. "Siz gidin, haberleşiriz." Dedi ikisine bakarak. Gaye bana hala ters ters bakıyordu.
Ege ve Gaye bizi yalnız bırakınca Barlas sandalyelerden birine oturdu.
Şuan oda da sadece ikimiz vardık. "Otur." Dedi çenesiyle karşısındaki sandalyeyi göstererek. " 8 dakikan kaldı." Dedim ve sorun çıkarmadan oturdum.
"Babamla durumlarımı öğrendin bugün. Zor dönemlerden geçiyordum, yol gösterecek kimsem yoktu yanımda ve görmemem gereken bişey gördüm. Lise üçüncü sınıftaydım, yani geçen sene. Uyuşturucu sevkiyatı yapıyorlardı bir ara sokakta ve para sıkıntısı yüzünden bir adamın kafasına sıktılar gözümün önünde. Polisi aramak istedim senin gibi bende ama beni gördüler. Patronun yanına götürdüler, patron bana iki seçenek sundu. Ya gördüğüm şeylerle beraber mezara girecektim ya da yaşayacaktım ama bu işlere bulaşacaktım. Yaşamayı seçtim Bahar, hiç bir zaman istemedim bu işlerin içinde olmayı. Kurtulurum sandım sonradan ama anladım ki karanlık tarafa adım atınca, karanlığın kendisi oluyorsun." Dedi ve nefes almak için bekledi.
Duyduklarım beni dumura uğratmıştı. Kendi isteğiyle yapmıyordu anlıyordum ama sonuçta insanları zehirliyordu. Yaşamak için insanları öldürmek demekti bu. "Biliyorum canice geliyor sana anlattıklarım ama bazen başka çağren olmaz. Senden tek istediğim bu işlerden uzak durman. Polisi aramayacaksın çünkü bu adamların her yerde gözü var. Bende denedim gizlice polise ihbar etmeyi ama işe yaramadı. Benim bazı planlarım var ama henüz zamanı değil bana tamamen güvenmiyor patron. Sana uzak durmanı ve bildiklerini gizlemeni istiyorum.
Bana güvenebilir misin?" Diye sordu gözlerime beklentiyle bakarak.
Gözlerim dolmuştu ama farkında bile değildim. Akan bir damla yaşı sildim ve başımı 'evet' anlamında salladım. Ona güvendiğimi ilk kez bu otel odasında farketmiştim. "Tamam dediklerini yapacağım ama senden söz istiyorum." Dedim burnumu çekerek.
Barlas ben bişey demeden, "söz." Dedi ve ekledi. "Ne dersen de kabulüm. Sadece uzak dur ve ağzını sıkı tut yeter." Derin bir nefes aldım. "Bu uyuşturucu çetesini gerçekten bitireceksin ve kendine dikkat edeceksin. Sözüne güveniyorum." Dedim gözlerine bakarak.
Bana burukca tebessüm etti ve ayağa kalktı. "Bu odada konuştuklarımız, burada kalacak." Dedi ve sandalyeye astığı deri ceketini alıp giydi. "Benden önden çıkacağım, sende dikkat çekmeden üzerini nerede değiştiysen değiş ve kapıya çık. Bekliyorum." Dedi ve odadan çıktı. Bu odada olanlar, burada kalacak. Bu benim içinde daha kolay olurdu, en azından şimdilik bu konuları konuşmamak daha iyi olacaktı.
Barlas'ın dediğini yapıp bi süre bekledim. 10 dakika bekledikten sonra odadan çıkıp, asansörle lobiye indim. Personel odası yine boştu, kıyafetlerimi değiştirip çıktım.
Dikkat çekmemek için Bayan W.C yazan yere girdim ve yüzüme su çarptım. Topladığım saçımı tekrar açıp düzelttim ve lastik tokamı bileğime taktım. Otelden çıkarken resepsiyondaki kadın yerinde yoktu Allah'tan ve beni görmemişti.
Kapıda beni bekleyen arabaya bindim. Barlas uzanıp kemerimi taktı ve arabayı çalıştırdı. Bu hareketi hoşuma gidiyordu, keşke kendini de düşünüp taksaydı kemerini. Barlas'ın evine önüne gelince arabayı durdurdu.
Çok uykum vardı, gecenin 3'ünde uyanmıştık ve şuan saat 05.33'dü. Hava aydınlanmıştı ama biraz uykudan kimseye zarar gelmezdi, zaten okul yoktu.
Tekrar Barlas'ın odasına çıktık. Babası ortada görünmüyordu. Odaya gelince kendimi direk yatağa attım. İkimizde anlaşmış gibi tek kelime etmedik.
Barlas odasındaki banyoda üzerini değişip geldi ve yanıma uzandı. Bu kez ikimizde birbirimize döndük ve çok yakın duruyorduk.
Bugün ben Barlas ile gerçekten tanışmıştım ve bundan pişman değildim. Ben kendimi uykunun kollarına bırakırken, Barlas hala beni izliyordu hissediyordum. Uyku güzel şeydi.
Sabahleyin telefonumun sesi ile uyandım. Telefona uzanıp elime aldım. Simay arıyordu, göz devirerek telefonu açtım. "Neredesin sen Bahar!?" Diye bağırdı Simay, daha gözlerimi açmadım ne bu sinir ya? "Annen aradı beni 'Bizde.' dedim, nerdesin sen?" Diye kısa açıklama yaptı. "Barlas'layım." Dedim ardından Barlas'a baktım. Belime sarılıp göğüsümde uyuyordu. Ne ara bu hâle geldik?
Simay'ın çığlık sesi ile Barlas gözünü aralamıştı. "Sakin." Diye söyledim, Barlas geri çekilip bana baktı. "Uyu sen." Dediğimde hiç itiraz etmeden tekrar sarılıp gözünü kapattı. "Demin Barlas'a 'Uyu.' mu dedin? Beraber mi uyuyorsunuz? Yoksa ayrı ayrı mı?" Diye sordu Simay aceleyle. Gözümü ovalayıp "Simay sonra konuşalım mı? Uykum var." Diyerek geçiştirmeye çalıştım. "Kendine gelir gelmez bana her şeyi anlatmak için arıyosun." Dedi Simay, ardından telefonu kapattı.
Barlas tekrar gözünü açıp kafasını kaldırdı. Bana bakıp "Kimdi?" Diye sordu, kendini geri çekip yastığa kafasını koydu. "Simay." Dedim. Hafif kalkıp oturdum. "Günaydın." Dedim, Barlas yataktan kalkıp bana baktı. Yataktan nasıl bu kadar kolay kalkabiliyor? "Günaydın güzelim." Dedi, istemsizce sırıttım çünkü sesi olduğundan daha kalın çıkmıştı. Barlas telefonunu alıp bakarken ben de yataktan kalktım.
Esneyip tekrar yatağa oturdum. Yatak resmen beni kendine çekiyor. "Gaye ve Ege gelecekmiş." Dedi Barlas, bıkkın bir halde "Gaye'yi kovma şansım var mı?" Diye sordum. Barlas gülerek "Üzgünüm güzelim, toplantı yapacaz." Dedi, yatağa uzanıp "İyi siz ne yaparsanız yapın, ben uyuyorum." Dedim. Barlas yanıma gelip yorganı üstümden çekti. Bu haraket düşmana yapılmaz. "Senle işimiz uzun." Deyip beni kucağına aldı. "Barlas!" Diye cırladım. Barlas ise beni umursamdan odadan çıkardı. "Barlas, baban görecek." Dediğimde Barlas umursamdan "O bu saatte toplantıda oluyor." Dedi.
Barlas beni lavaboya götürünce kucağından indirdi. "Yüzünü yıka yoksa şofben ile ben yıkamak zorunda kalırım." Dedi, bu tehditin üzerine elimi yüzümü yıkadım. Barlas'a baktığımda bir sey demeden elimi yüzümü yıkadı. Artık gözler ile anlaşabiliyoruz. Yüzümü kurulayıp lavabodan çıktım. Sonunda evi inceleyebilirdim. "İstersen duş alabilirsin." Dedi Barlas. "Duş alsam giyecek eşyam yok." Dedim, Barlas bana boş boş bakıp "Benim kıyafetlerimi giyersin." Dedi. Barlas'a 'Ciddi misin?' bakışı atıp "İç çamaşırım da yok." Dedim. Barlas sırıtınca omzuna vurdum.
"Ya tamam, ileride lenti mi menti mi ne var. Sen duş al ben sana bir şey alıp gelirim." Dedi, Penti miydi o bahsettiği şey? "Olur." Dedim, Barlas sırıtken ben göz devirdim. Barlas odasına doğru giderken ben de lavaboya geçtim. Kapıyı kitleyip duşakabine girdim. Şampuanlar baktığımda sadece erkek şampuanı gördüm. Üstümü tamamen çıkarıp duş aldım. Mecburen erkek şampuanı kullandım. Duştan çıkınca rastgele bir havluyu alıp lavabodan çıktım.
Odaya geçtim de Barlas'ı gördüm. "Yarım saat oldu Bahar, bi an öldün sandım." Diye söylendi Barlas, göz devirip Barlas'ın yanındaki poşeti aldım. "Hadi çık." Dedim ama Barlas gözünü kapatınca "Barlas!" Diye uyardım. Barlas odadan çıkınca poşetin içindekilerine baktım. Siyah olan ne varsa almış, hem de dantelli. İç çamaşırlarımı giyip Barlas'ın birer tişörtünü üstüme geçirdim. "Girebilirsin." Dedim, Barlas kapıda bekliyor gibi içeri girdi. "Güzel dimi?" Dedi gülümseyerek. "Hı ne demezsin." Dedim. Barlas poşeti alıp içindekileri dolabına koydu. "Artık beni o kadınların içine yollama diye bir sürü aldım." Dedi, istemsizce kahkaha attım.
Masanın üstünde duran tarağı alıp saçımı taramaya başladım. Barlas kurutma makinesini eline alıp "Kurutayım mı?" Dedi hevesle. Gülümseyip teklifini kabul ettim. Barlas saçımı kuruturken kuaför gibi konuşmuştu. En sonunda saçımı kurutunca "Küçükken hep annemin saçını kurutmak isterdim." Dedi, gülümseyip ona baktım. "İstediğin zaman saçımı kurutabilirsin." Dedim. Zil çalınca Barlas gülümseyip "Buldun ameleyi, çalıştır." Dedi.
Barlas odadan çıkınca aynada kendime baktım. Barlas'ın tişortu zaten büyüktü bu nedenle atıma bir şey giyinmedim. Bileğimdeki toka ile saçımı topuz yaptım. Aslında altıma bir şey giyerdim ama böyle Gaye'yi karşılasam kudurdu dimi? Sinsi bir gülümsemeyle odadan çıktım. Merdivenin başından baktığımda Gaye onların sesini duydum. Merdivenden inip "Hoş geldiniz." Dedim, Merdivenleri inip, yanlarında durdum. Ege şaşkın görünmüyordu beni görüldüğü için. "Hoşbulduk Bahar." Dedi ve gülerek bana başıyla selam verdi. Bende aynı şekilde gülerek karşılık verdim. Ege iyi çocuktu ama dün gördüğüm şeyler aklımdan çıkmıyordu. Ne olursa olsun Simay'ı uzak tutmam gerekiyordu Ege'den.
Gaye kaşlarını çatarak bana bakıyordu. "Bu kızdan sıkıldım artık." Deyip bakışlarını Barlas'a çevirdi.
"Etrafımızda dolanıp duruyor. Başımıza iş açacak Barlas görmüyor musun?" Diye bağırdı Barlas'a. Barlas gözlerini devirdi Gaye'nin bu tavrına.
Barlas, Ege'ye bakıp, "Gaye'yi de al salona geçin. Evdeki çalışanları gönderdim, babam da yok zaten rahat rahat konuşuruz." Dedi otoriter bi tonlamayla. Toplantı yapacağız demişti, o işler hakkında konuşacaklardı belli ki. Benimde dinlemem gerekiyordu bir şekilde.
Gaye tekrar bişey söyleyeceği sırada, Ege kolunu Gaye'nin omuzuna attı ve kendine çekti. "Sister ben diyorum ki yarın okuldan sonra bi yerlere gidelim..." Konuşurken bizden uzaklaşmış ve salona girmişlerdi. Ege konu dağıtma konusunda iyiydi. Ege ve Gaye'de, Oğuz kendimi görmüştüm.
Oğuz'u en son sahilde görmüştüm, normalde hafta sonları plan yapardık ya da 3'lü grubumuzdan konuşurduk ama o kadar çok şey yaşamıştım ki, telefona bile bakamamıştın henüz. Onlar gidince, Barlas bana döndü. Beni baştan aşağıya süzdü, gözleri bacaklarımda fazlaca oyalandı.
Kaşları çatılmıştı. "Neden eşofman giymedin? Tişört çok kısa." Dedi gözlerime bakarak. "Yabancı kimse yok ki." Deyip omuz silktim. Barlas ensesini kaşıyıp, gözlerini kaçırdı. "Olsun yinede bişeyler giy." İtiraz edeceğim sırada, Ege 'Barlas' diye seslenince. Barlas beni arkasında bırakıp salona geçti.
Tabii ki de odaya çıkıp bişey giymeyecektim. Salonda çok merak ettiğim konular konuşuluyordu ve benim dinlemem gerekiyordu.
Ben salona girince hepsi de aniden susmuş ve bana bakmıştı. Sanırsın devlet sırrı konuşuyorlar. Barlas beni tekrar süzmüş ve tekrar kaşlarını çatmıştı. Ağzını açıp bişey söyleyecek gibi oldu ama tekrar ağzını kapatıp sustu.
Onlara uzak olan tekli bir koltuğa oturup, telefonumla ilgileniyor gibi yaptım. Barlas ve Gaye üçlülü koltukta yan yana oturuyorlardı, Ege onların çarprazındaki tekli koltukta. Barlas ve Gaye'nin yakın oturması sinir bozucuydu. Gaye cidden kene gibi yapışıyordu. Hepsi de sessizce durmaya devam edince telefondaki bakışlarımı onlara çevirdim. "Bahar tatlım bana bir su getirir misin?" Dedi Gaye sahte bir gülümsemeyle. Sesi imalıydı. Hiç istifimi bozmadan koltuğa daha çok yerleştim. "Getiremem tatlım." Dedim bende onun gibi sahte bir gülümsemeyle.
"Gaye mutfağın yolunu biliyorsun. Kendi suyunu kendin al." Dedi sert bir ses tonuyla. Gaye açık siyah saçlarını geriye savurup ayağa kalktı. "Haklısın hayatım misafirden su istenmez. Ben kendim alırım." Dedi ve bana üstten bir bakış attı. Ben misafirsem kendini ne sanıyordu acaba? Sanki ev sahibi, gerizekalı.
Gaye mutfağa gidince, ayağa kalkıp Barlas'ın yanına oturdum ve Ege'ye döndüm. Ben gelince, Barlas önündeki kağıtları ters çevirmişti. "Ege seninle konuşmak istediğim bir konu va-" sözümü bölen Gaye'nin bağırmasıydı.
Barlas ve Ege endişeyle kalkıp mutfağa gittiler. Mal gibi kalmamak için bende ağır adımlarla yanlarına gittim. Gaye üzerine kahve dökmüştü ve "yanıyorum' diye cırlıyordu. Su almaya gelip, kahve mi yapmıştı? Tuhaf. Gaye üst kata üzerini değiştirmek için çıkınca bizde tekrar salona geçtik.
Çok geçmeden Gaye kendine ait olduğu belli olan başka kıyafetlerle geldi. Yanında kıyafet mi taşıyordu? Çünkü bu evde kadın yaşamıyordu, kadın şampuanı bile olmayan bir evde kadın kıyafeti olamazdı. Olsa zaten duştan sonra Barlas bana verirdi. Ege, Gaye gelince üzerine bakmış ve sonra Barlas'a ters bir bakış atmıştı. Benim anlamadığım bişey vardı, yine. Gözleriyle konuşmasalar bende anlayabilirdim onları.
"İyi ki odana kıyafetlerimden bırakıyorum Barlas yoksa şuan kahveli crop ile duracaktım." Dedi imayla. Demek kıyafetleri vardı, hem de Barlas'ın odasında. Ege ile Gaye kardeş gibilerdi göründüğü kadarıyla ama ya Barlas ile? Okulda çıkan söylentiler aklıma geldi, Barlas'a 'sevgili misiniz?' Dediğimde 'değiliz ama yakınız' demişti.
Beraber uyuyacak kadar mı yakınlardı yoksa daha fazlası mı vardı aralarında. Gözlerim dolunca ayağa kalktım. Neyse neydi? Banane aralarında ne olduğundan.
Beni ilgilendirmez ne oldukları. "Ben mutfağa gidiyorum, kahvaltı yapmadık bişeyler hazırlayım." Deyip yanlarından ayrıldım. Amacım yalnız kalmaktı, hem zaten toplantılarında istenmiyordum.
Bulduğum mutfak önlüğünü giydim. Telefonumdan hareketli bir şarkı açtım. Dolapları ve çekmeceleri karıştırıp uzun uğraşlar sonucu tarçınlı kurabiye, krep ve pankek yaptım. Kahvaltılık yiyeceklerden de çıkartıp, herşeyi bahçedeki masaya hazırladım.
Mutfağın kapısı, arka bahçeye çıkıyordu ve arka bahçede büyük bir alan vardı. Bir tarafta havuz, bi tarafta büyük bi yemek masası ve hasır koltuklardan oluşan oturma takımı vardı. Onları çağıracağım sırada, Ege yanıma gelmişti. "Enfes kokuyor ne yaptın?" Diye sormuş ve beni övgülere boğmuştu.
Hep beraber masanın etrafına oturduğumuz sırada zil çaldı. Umarım Barlas'ın babası gelmemiştir çünkü üzerimde sadece tişört vardı.