İçeriğe geç

SIR

Bölüm 5 · 10 dk okuma

SIR

Bölüm 5

5

Sinirden ağlayarak yolda yürümeye başladım. Telefondan saate baktım. Yeni güne az kalmıştı. Simay zaten kendi derdinde onu arıyamam. Oğuz desen bu saatte uyuyor olması lazım. O kadar arkadaşım var ama kötü günde gidebilecek sayılı kişiler var. Birer kaldırıma oturdum. Telefonum çalınca bakıp açtım. "Bahar müsait misin?" Diye sordu Barlas, yutkunup "Evet." Dedim. Gözümü sildim. "Ege ile konu- O ses ne öyle? Ağlıyor musun?" Dedi, zaten ağlıyorum biri bana bunu sorunca iyicene ağlayasım geliyo.

"Nerdesin sen?" Diye sordu Barlas, burnumu çekip "Boş ver beni, ne konuşacaktın?" Dedim, Barlas'ın nefes alıp verme sesi geldi. "Arabaya bindim bile evde misin?" Dedi. "Evin az ilerisindeyim." Dedim. Yanıma kedi gelince ona baktım. "Kımıldama, geliyorum ben." Dedi ardından telefonu kapattı. Kediyi sevmek için elimi kaldırdım ama kedi kaçtı. Bir şey yapmadan oturduğum yerde durdum.

Önüme araba gelince kafamı kaldırıp baktım. Barlas arabanın camını açıp "Güzellik alayım mı seni?" Diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı. Ayağa kalkıp elimle götümü sildim. Sonuçta yere oturmuştum. Arabaya geçince Barlas bana baktı. Bir şey demeden bana yaklaşıp emniyet kemerimi taktı. Arabayı sürünce arkama yaslanıp yolu izledim. Yol boyu ikimiz de sessiz kalmıştık. Tabii Barlas arada ortamı yumuşatma adına espriler yapıyordu fakat benim gülecek durumum yoktu.

Bir evin önüne gelince Barlas arabayı garaja park etti. İkimiz de arabadan inip eve girdik. Evden "Off!" Diye bi ses gelince Barlas elimi tutup gizle üst kata çıkardı. "Odam karşıdaki ben hemen geliyorum." Dedi, bahsettiği odaya geçtim. Tamamen siyah bir odaydı. Sadece duvar gri renki. Yatağa geçip oturdum. Çok geçmeden bağırma sesi duyunca odadan çıkıp merdivenin başından geçtim. "Sikerim işini de gücünü de!" Diye bağıran kişi Barlas'tı. Neye sinirlendi bu kadar? Bi an dedikodu olunca üzüntüm geçmişti. Huyum kurusun.

B

i ses daha geldi ama alt katta olduğu için ve bağırmadığı için ne dediğini pek anlamadım. "Baba yeter!" Diye bağırdı Barlas, demek babası ile kavga ediyordu. Ben de babamla kavga ettim ama hemen ağlıyorum. En azından Barlas ağlamadan konuşabiliyordu. "Her ihale kaybettiğinde böyle olmak yerine bir sonraki ihaleye hazırlan." Dedi Barlas, bu sefer bağırmamıştı ama sinirli olduğu için sesin buraya gelmişti. Demek ki Barlas'ın babası işkolik bi insan. Aynı benim babam. Sürekli iş gezisinde olduğu için babamı az görüyorum. "Kahve falan iç kendine gel." Dedi Barlas, ayak sesi duyunca odaya geçtim. Yatağa oturup Barlas'ı bekledim.

Barlas odaya gelince kapıyı kitledi. Yanıma oturup "Nasılsın?" Diye sordu, gülümseyip "Daha iyiyim, sen?" Diye sordum. Barlas kaşlarını çatıp "Duydun mu?" Diye sordu. Kafamı onaylarcasına salladım. Bunun karşılığında Barlas derin bir nefes alıp verdi. "Anlatmak ister misin?" Diye sordum, Barlas gülümseyip "Sen anlatırsan ben de anlatırım." Dedi. Karşılıksız iş yapmıyor. Derin bir nefes alıp verdim. "Okul müdürü babamı arayıp okulda kavga ettiğimi söylemiş." Dedim, Barlas kaşlarını çatarak "Ne zaman ettin?" Diye sordu. İstemsizce güldüm. "Demir ve senin kavgan." Dedim, Barlas bana bakıp "Ciddi misin?" Diye sordu. Kafam aşağı yukarı salladıktan sonra Barlas kahkaha attı. "Kavgayı senin yapmadığını söylemedin mi?" Diye sordu. "Söyledim ama beni dinleyen mi var?" Dedim.

"Zaten iş seyahatleri yüzünden babamı az görüyorum. Geldiği gibi de benimle kavga etti." Diye söylendim. Barlas yatağın başlığına sırtını yaslayınca "Benimki de aynı bokunu laciverti, iş her seyden önemli." Dedi. Barlas'ın yanına geçip sırtımı yatağın başına yasladım. "Uyuz şeyler." Deyip Barlas'a baktım. "Sıra sende." Dedim. Barlas gülümseyip "Benimki de işkolik. İhale kaybedince kendini de kaydediyo." Dedi, önüme dönüp dolaba baktım. "Kendini mi kaybediyo?" Diye sordum. Arkama tamamen yaslanıp ayağımı uzattım. "Mesela şuan salonda içki içiyor." Dedi, tekrardan Barlas'a baktım. Dediklerinde ciddi miydi? Neden bi insan bi iş için kendini yıpratıyor ki? Galiba bütün babalar böyle.

"Zaten, neyse." Dedi Barlas, gözlerini kapatıp başını arkasına yasladı. "Gizemli çocuk, cümlenin sonunu getir." Dedim tüm samimiliğimle. Barlas gözünü açıp bana baktı. Sanki bana bir şey söylemek istiyordu ama söyleyemiyor gibi bir hali vardı. Önüne dönüp "Annemi de babamın gereksiz iş sevdası yüzünden kaybettik." Dedi, Barlas bunu derken kafasını eğmişti. Sanırsın kafasını eğen Barlas değil de içindeki çocuktu. "Nasıl yani?" Diye sordum. Barlas gözünü kaşır gibi yapıp gözünü sildikten sonra hafifçe gülümsedi. Acının tatlı tebessümü.

"Ben ilkokula falan giderken annem hastaydı. Ben okuldayken annem fenalaşmış. Evde çalışan kişiler babamı aradıklarında toplantıda olduğu için eve gelememiş." Dedi, Barlas elini kalbine doğru götürüp biraz ovaladı. "Bir de salak gibi 'Siz götürün.' de dememiş. Eve geldiğimde ölmüştü." Dedi, ne desem bilemedim. "Basın sağ olsun." Dedim, Barlas gülümseyince elini tuttum. "İyi misin?" Diye sordum, kafasını onaylarcasına salladı.

Barlas ayağa kalkıp "Neyse, sana giyecek bir şey bulalım." Dedi, dolabına bakarken onu izledim. "Zaten eşofman giyiyorum, tişört versen yeter." Dedim, Barlas dolabı ima ederek "İstediğini al." Dedi. Dolaba geçip tişörtlerden birini tane aldım. Barlas çoktan yatağa oturmuş bana bakıyordu. "Gözünü kapat." Dedim, Barlas sırıtarak eliyle gözünü kapattı. Tek sorun parmak aralarının açık olmasıydı. "Barlas!" Diye cırladım. Barlas gülümseyip gözünü kapatınca üstümdeki cropu çıkardım. Tişörtü giyince Barlas'a baktım. Gözü kapalı şekilde bekliyordu.

"Açabilirsin." Dedim, Barlas gözümü açıp "Odama yakıştın." Dedi sırıtarak. Barlas'ın tişörtümü giydim diye mi bunu söylemişti? Gülümsedim. "Siyah severim." Dedi, bi an afalladım. İyi de üstümde giydiğim tişört beyaz. Barlas'a baktığımda sırıtıyordu. Tişörtü biraz öne çekip içime baktım. Siyah sütyen giymiştim. Yani gözünü kapatmadı mı bu? Barlas'a bakıp elimdeki cropu attım. "Pis sapık!" Dedim, Barlas ise sırıtarak bana bakmaya devam ediyordu.

Barlas sırıtırken "Yani artık gördüğüme göre istersen tişörtü çıkar." Dedi, yatağın üstünden yastık alıp Barlas'ın kafasına vurdum. "Barlas seni gebertirim!" Diye cırladım. Barlas ise kahkaha atıyordu. "Kızdırdık küçük enişteyi." Dedi kahkahalar eşliğinde. Barlas en sonunda gülmeyi kesince ben de yastığı kenara bırakmıştım. "Uykum var benim." Dedim, Barlas bana 'ciddi misin?' der gibi bakıp "Yarın okul yok, hemen uyuyacak mısın?" Dedi, kafamı onaylarcasına salladım.

Barlas yatağın açınca ona baktım. "Beraber mi yatacaz?" Dedim, Barlas bana yaklaşıp "Merak etme yemem seni." Dedi, alaylı bir şekilde yüzümü buruşturdum. "Şüpheliyim." Dedim. Barlas'ın yatağı zaten çift kişilikti. Ben bir köşede yatsam o bir köşede yatsa bir şey olmaz, değil mi? Yatağa geçince Barlas da yatağa geçti. "Gaye'nin tam tersisin." Dedi, yatağa tam anlamı ile yatıp ona doğru döndüm. "Nasıl yani?" Diye sordum. Barlas da yatağa yatıp bana dönünce "Gaye olsa kene gibi yapışır, öyle uyurdu." Dedi, göz devirip yatağa sırt üstü yattım.

Tavana bakıp "Gaye ile sevgili misiniz?" Diye sordum. Barlas'a göz ucu ile baktığımda sırıtıyordu. Şeytan diyo uyurken yastık ile boğ. "Hayır ama yakınız." Dedi. "Baya yakınsınız." Diye mırıldandım. Barlas ayağa kalkıp ışığı kapatıp tekrar yatağa geldi.

"İyi geceler kıskanç."

Barlas'a dönüp baktım. "Kıskanmadım." Dedim, Barlas 'yav he he.' bakışı atıp "Tamam siyahlı." Dedi, başımı koyduğum yastığı elime alıp Barlas'a vurdum. Barlas gülümseyince tekrar yastığı yerine koyup başımı koydum. Diğer tarafa döndüm.

"İyi geceler sapık."

Duyduğum sesle gözlerimi zorla araladım. Etrafa bakınca başta yabancı geldi ama sonra gece olanlar zihnime düştü. Babamla kavga edip evden ayrılmıştım ve Barlas'ın evine gelmiştik. Barlas yataktan kalkmış, bana arkası dönüp şekilde ayakta duruyor ve pencereden dışarıya bakıyordu.

Açık pencereye baktığım da havanın hala karanlık olduğunu farkettim. Bu saatte neden uyanık olduğunu soracağım sırada, onun kısık sesi beni durdurdu. "Tamam yarım saate geleceğim Gaye." Telefonla konuşuyordu. Bu saatte Gaye ile buluşmaya mı gidecekti? Hemde beni gizlice soktuğu evinde yalnız bırakıp. Uyandığımı anlamaması için yorganı tepeme çektim.

Sürekli beni okula bırakan, taksici Hüseyin amcaya mesaj atıp adresi verdim. Özellikle arka tarafta farları kapalı beklemesini söylemiştim. Neyse ki Barlas beni getirirken, tabelalara bakmıştım ve adresi öğrenmiştim.

Saate baktığımda 03.00 olduğunu gördüm. "Endişelenme birazdan yanında olacağım zaten. Ege geldi mi?" Deyip durdu ve karşı tarafı dinledi. "Tamam görüşürüz." Sesi kesilimce telefonu kapattığını anladım. Başımdaki yorgan yavaşça açılınca gözlerimi yumdum ve uyuyor gibi yapmaya devam ettim.

Barlas üzerimdeki yorganı düzeltti. "Uyurken çok masum duruyorsun, tuhaf." Kendi kendine mırıldandı. Uykumda beni izlemeyi kalbimi hızlandırırken, onun bunu farketmemesi için içimden dua ettim.

Çok geçmeden tekrar hareketlilik oldu ve ardından adım sesleri doldurdu kulaklarımı. Odanın yavaşça kapanan kapısından gittiğini anladım. Hızla yataktan doğruldum. Telefonumu elime alıp, pencereden dışarıya baktım. Barlas arabasına biniyordu.

Sessiz olmaya özen göstererek, evden hızlı hareketlerle çıktım. Kalbim bir kuşun kanat çırpışı gibi hareketliydi. Villa'nın bahçesinden çıkınca duvar kenarına parkedilmiş taksiye doğru yürüdüm. Ön koltuğa bindim. "Hüseyin amca biraz önce giden siyah arabayı takip edeceğiz." Dedim heyecanla. Hüseyin amca kaşları çatılsada dediğimi yaptı ve Barlas'ı takip etmeye başladık. "Kızım bu saatte neden evinde değilsin sen? Babanın haberi var mı?" Diye sordu bir baba edasıyla.

Sıkıntıyla nefes verdim. "Aramızda kalsın lütfen bu Hüseyin amca. Babamla aramız bozuk, arkadaşımda kaldım bu gece bende." Diye mırıldandım. "Tamam kızım ama dikkatli ol." Dedi arabayı durdurmadan hemen önce. Ücreti vereceğim sırada evden beş kuruşum olmadan çıktığım aklıma geldi.

Hüseyin amca durumu anlamış olacak ki, güldü. "Bu seferlik benden olsun, sen kendine dikkat et yeter Bahar." Aynı samimiyetle teşekkür ettim ve taksiden indim.

Otelin ismine bakınca kaşlarım yavaşça çatıldı. Kağıtta yazan otelin ismiydi bu. Barlas ortalıkta yoktu çoktan girmişti otele anlaşılan. Demek ki bana yanlışlıkla anlattığı sır için gelmişti buraya. Bir yanlış anlaşılmayla yollarımız kesismişti, ve şimdi ise benden aldığı kâğıttaki otele beni kendi getirmişti.

Beni buraya getiren kaderin ta kendisiydi. Burnuma hiç hoş kokular gelmiyordu. Bu otelde kötü şeyler oluyordu ve benim bunu öğrenmem gerekiyordu. Belki de Barlas'ı dinleyip uzak durman gerekiyordur. Belki de Barlas için uzak durmamam gerekir iç ses, çünkü bizi tanıştıran sırra şuan çok yaklaşmıştım. Ve benim geriye dönmek gibi bir planım yoktu.

Üzerimde siyah eşofman altı ve Barlas'nın bana çok bol gelen tişörtüyle otele girdim. Umarım kıyafetler yüzünden otelden kovulmazdım, çünkü burası oldukça lüks bir yerdi. Resepsiyona ilerledim. Kadın beni baştan aşağıya süzdü ve üstten bir bakış attı. "Buyrun?" Dedi ağız ucuyla. Gözlerimi devirdim.

"Ben bir oda istiyorum." Derken kağıttaki oda numarasını hatırlamaya çalıştım. 83 numaralı oda. "84 ya da 85 numaralı odalardan biri olsun lütfen." Sesim kendinden emin çıkıyordu ama kadın ilgisizce önündeki ekrana göz atıp bana döndü.

"O kattaki tüm odalarımız dolu, özel bir iş adamını ağırlıyoruz otelimizde. 105 numaralı odayı verebilirim size. Kimlik alayım." Deyip elini uzattı. Üzülmüştüm odalar dolu diye ama kimliğim olmadığı için boş oda olsa da tutamazmışım zaten deyip kendimi avuttum.

Kadın bana eli havada bakarken, sahte bir şaşkınlıkla üzerime baktım. "Çantam yok. Takside unutmuş olmalıyım." Dedim üzüntüyle. Kadın bana acıyarak baktı. Gözlerim dolmuştu ve bir damla gözyaşı yanaklarımdan aşağıya düştü. Oyuncu olacak kızdım yeminle. "İsterseniz elinizi yüzünü yıkayın. Sonrasında ailenizi aramak için telefonu kullanabilirsiniz." Başımla onu onayladım ve işaret ettiği tarafa yürüdüm.

Ne yapacaktım ben şimdi? Lavaboya gireceğim sırada, lavabonun çarprazında duran kapıya kaydı bakışlarım. Personel odası, yazıyordu. Sinsice gülümsedim ve omuzumun üzerinden arkama baktım. Görünürde kimse yoktu. Odaya girip etrafa bakındım. Duvara monte edilmiş kilitli dolaplarla doluydu oda.

Umutsuzca etrafa bakınırken, köşede sandalyenin üzerinde duran kıyafet dikkatim çekti. Kıyafeti burnuma yaklaştırıp kokladım, temiz görünüyordu an azından ter kokmuyordu. Kırmızı ve siyah detayları olan görevli kıyafetini üzerime giyip, saçımı bağladım ve şapkayı başıma baktım.

Kendimi filmlerdeki ajanlar gibi hissetmiştim. Çok heyecanlıydı. Asansöre doğru yürürken omuzumda hissettiğim elle durdum. Zorla yutkundum, sanırım ajanlık hikayem kısa sürmüştü. Beni durduran kişiye baktım. Orta yaşlarda bir adamdı ve üzerinde benim kıyafetimin aynısı vardı. "Bunları yukarıya çıkart." Deyip yanında duran servis arabasını gösterdi. Yakalanmamıştım anlaşılan, yemeklerin yanındaki numaraya baktım. 83... Bugün şans benden yanaydı anlaşılan. Arabayı alıp asansöre yürüdüm.

Bir kaç kişiyle beraber asansöre biktik. Barlas'ın benden aldığı kâğıtta 8. Kat yazıyordu. 8. Kata bastım. Asansör 4. Katta durunca herkes indi. Asansörün aynasındaki aksime baktım. Bir insan her haliyle güzel olur mu be? Maşallah bana.

Asansör durunca indim. Yol ikiye ayrılıyordu. Ajan güdülerimi dinleyip sağ tarafa döndüm. 74 numaralı odayı görünce ajan güdülerimin beni yanılttığını anladım. Geriye dönüp, sol taraftan ilerledim. Sonunda odanın önüne gelince derin bir nefes aldım ve kapıya iki kez vurdum. Kimse gelmeyince tekrar tıklattım kapıyı ama yine ses yoktu. Sinirlenmeye başlıyordum.

Serçe bir kez daha çaldım kapıyı ama bu kez kapı kendiliğinden açılmıştı. O an kapının aslında açık bırakıldığını anladım. İçime dolan korkuyla yavaşça kapıyı araladım ve içeriye girdim. Geniş bir otel odasıydı ama hiç kimse yoktu. Servis arabasına odaya koydum ve ilerleyip etrafı kontrol ettim. Şaka gibi oda bomboştu.

Odanın kapısının kapanma sesini duyunca, olduğum yerde donakaldım. İçimden bildiğim sureleri okumaya başladım. Umarım gelen Barlas'tır.

"Hey ne yapıyorsun sen orada?" Duyduğum tanıdık sesle rahatladım.

Bu Ege'ydi ama yanında birileri var mı bilmiyordum, arkam dönük olduğu için Şu anda ne yapacağım konuda hiçbir fikrim yoktu. Ben ses vermeyince, birisi bana doğru yürümeye başladı. Ege'ydi galiba. Kolumdan tutup beni kendine çevirdi aniden. Şaşkınlıktan aralanan dudaklarımı yavaşça kapattım.

Bu gözler... Barlas şaşkınlıktan irileşen gözleriyle bana bakıyordu. Gözlerindeki öfke bir ateş olsa, somutlanır ve beni küle çevirirdi şuan. Şaşkınlık ve öfkenin yanında başka bir duygu daha vardı gözlerinde. Korku... Neyden korkuyorsun Barlas?

Başımı yere eğip utanmam gerekiyordu sanırım ama ben başımı geriye atıp tam gözlerinin içine baktım. Utanmıyordum çünkü içimdeki sese güveniyordum.

Burada yanlış giden bir şeyler vardı. Omzumun üzerinden bize şaşkınca bana Ege ve Gaye'ye baktım. Ve bu odadaki kimse masum değildi. Peki ya sen Bahar? Hiç kimse, tamamen masum değildir.

Bölüm sonu

1 yorum