İçeriğe geç

SIR

Bölüm 2 · 12 dk okuma

SIR

Bölüm 2

2

Geceleyin Simay'larda kaldığım için annesinin sesi ile uyandım. Annesi çok iyi bi kadındı hatta bizimle tam kafa dengiydi ama bu saatte kalkıp kiminle konuşuyor ki? Kafamı yana çevirince Simay'ı göremedim. Demek Simay ile konuşuyor. Yataktan kalkıp mutfağa geçtim. "Günaydın." Dedim, Simay sinirle bana bakarak "Günaydın Bahar." Dedi, demek kavga ediyorlardı. Simay'ın annesi Ayten teyze "Günaydın kızım." Dedi, Simay sinirle sandalyeden kalkıp mutfaktan çıktı. "Sinirlenmiş küçük enişte." Dedim gülümseyerek, Ayten teyze içten bir şekilde derin bir nefes alıp verdi. "İstediği parfümü almadık diye kokusu olmadan okula gidemiyormuş." Dedi Ayten teyze, gülüp "Ben bi şu kıza bakayım." Dedim.

Simay'ın odasına geçtim. Simay'ı gömlek giyerken görünce gülümseyip yatağa oturdum. "Sen Oğuz'un sevdiği kokuyu üstüne bocalamadan okula gidemiyor musun?" Dedim alaylı bir şekilde. Simay yatağa gelip eline yastığı aldı. Yastıkla kafama vurmaya başlayınca "İtiraf et, aşıksı-" Derken Simay eliyle ağzımı kapattı. "Seni gebertirim Bahar!" Diye cırladı. Sesi.. Kargalar ile kapışacak derecede. Simay'ın elini ısırmamla Simay elini çekti. Yataktan kalkıp "Kulak bu da be.." Diye sızlandım.

Üstümü değiştirmeye başlayınca "Simay oylanma okula gidelim." Dedim, Simay yataktan kalkıp dolabını açtı. "Bi kere de 'okuldan kaçalım' de." Dedi, gülerek saçımı savurdum. "Saçmalama, sınıf başkanıyım ben." Dedim böbürlenerek.

Üstümüzü değiştikten sonra çantamı alıp odadan çıktım. Yanıma baktığımda Simay'ı göremedim. Tekrar odaya gittimde Simay boş parfüm şişesine bakıyordu. Göz devirip Simay'ın yanına geçtim. "Oğuz öyle bakınca gelmiyor." Dedim gülerek, Simay sinirle bana bakınca acele ile odadan çıktım. Ben diyorum ya, bu kız Oğuz'a aşık!

Mutfağa geçtiğimde Ayten teyzenin sucuklu yumurta yaptığını gördüm. Hızla sandalyeye oturdum. "Bu ne güzel gözüküyor be!" Diye söyledim. Ayten teyze gülümseyerek karşımdaki sandalyeye oturdu. Simay'ın gelmesiyle yemeğe başladım.

"Ne güzel kokuyosun kız sen." Dedim ağzım doluyken. Simay göz devirip sinirle annesine bakınca güldüm. Uzun sürmeyen yemeğin ardından evden çıkmıştık. Okula doğru giderken Simay birden koluma girdi. "Barlas ve sen ne alaka?" Diye sordu. Bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum. Maskeleri açtıktan sonra bana tip tip bakmıştı. Ardından bir şey demeden partiden çıkmıştı. "Bilmiyorum." Diye geçiştirdim. Simay bana imanlı bakışlar atsa da umursamadan önden yürümeye başladım.

Okula gelince karşı sınıftan birilerini görüp onlara selam verdim. Hafif bir konuştuk ama dedikodu malzemesi yokmuş diye fazla uzatmadım konuşmayı. Simay çoktan sınıfa gitmişti bile. "Bahar!" Diye Simay'ın bağırma sesi gelince sınıfa doğru geçtim. Acaba bu sefer ne için bağırdı?

Sınıfa girince çantamı sırama koydum. "Ne bağırıyon?" Diye sordum. Simay ciddiyetle bana bakıp "Oğuz diye bir şey yok biliyosun dimi?" Dedi, buna mı takılmıştı? Simay'ın yanağından makas alıp "Biliyorum tabiki güzelim, takılıyorum sadece." Dedim. Simay derin bir nefes alıp verince gülümsedim.

Sınıftan çıkıp müdürün odasına doğru ilerledim. Sabahın köründe müdürün odasından çıkan Barlas mıydı? Bir şey demeden yanından geçtim. Müdürün odasına girerken kapıyı çalıp içeri girdim. "Yoklama defterini almaya geldim." Dedim gülümseyerek, masada duran yoklama defterini alırken "Bahar sen alma ikinci ders al." Dedi, ne alaka şimdi? Gülümseyip "Peki hocam." Dedim.

Müdürün odasından çıkınca Barlas'ın bana baktığını gördüm. Beni mi beklemişti? Barlas yanıma gelince "Ne konuştunuz?" Diye sordu. Anlamsızca kaşlarımı yukarı kaldırdım. Müdür ve Barlas neden bu kadar tuhaf davranıyor? Yoksa Barlas ve müdürün ilişkisi mi var? Benden saklıyorlar. Benim gibi bir dedikoducudan nasıl saklayacaklar? Kendi kafamda kurduğum senaryoya gülüp "Hiç." Dedim.

Sıkıntıyla nefes alıp, bana yaklaştı. "Dün gece söylediklerimden kimseye bahsettin mi?" Diye sordu sessizce. Bağırmamıştı ama sesi ürkütücü çıkıyordu. Başımı iki yana salladım. "Hayır." Diye mırıldandım.

Dudağının kenarı yukarıya kıvrıldı. Samimiyetten ziyade korkutucu bi gülümsemeydi. "Aferin, dün duydukların dünde kalacak. O konu hakkında herhangi bişey duyarsam... Senin için hiç hoş şeyler olmaz. Umarım sır tutabiliyorsundur." Deyip yüzüme düşen saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı. Neden takılmıştı dün söylediklerine bu kadar? Ben neyi kaçırmıştım tam olarak? "Merak etme sır tutma konusunda iyiyimdir." Dedim gülümsemeye çalışarak. Aslında sırlar konusunda berbattım çünkü dedikodu benim hayat felsefemdi, sadece bahsettiği sırrı anlamamıştım ve ona çaktırmak istemiyordum.

Eğer bişey bilmediğimi anlarsa ilgisini üzerimden çekerdi ama ben onu merak ediyordum. Özellikle dün ki danstan sonra merakım çoğalmıştı. Gizemli bi kişiliği vardı ve gizemli şeyleri çözmek benim en büyük eğlencemdi. "Sana güvenmiyorum, okuldaki herkesin dedikodusunu yapıyorsun ayaklı gazete gibisin. O yüzden bir süre gözüm üzerinde olacak, ona göre ayağını denk al." Deyip cevap vermeme fırsat vermeden yanımdan ayrıldı.

Arkasından homurdanarak baktım. Gizemliydi evet, gizem çözmeyi severdim evet ama bu çocuk fazla ukalaydı. Ayaklı gazeteymiş, insan ismimi sorar anca tehdit edersin zaten. Bende Bahar'sam korktuğun sırrın ne olduğunu anlayıp, seni okula yayın yapacağım.

Cebimden dün bana verdiği kağıdı çıkarttım ve içini açtım. Adres, saat ve oda numarası olduğunu düşündüğüm sayılar vardı. "83" yazıyordu. Kağıdı katlayıp tekrar cebime koydum. Sınıfa çıkıp, Simay'ın yanına oturdum. Hoca daha gelmemişti ama gelmesi an meselesiydi. O aptal yüzünden ilk ders azar yememiştim iyi ki.

Hoca gelmediği için sınıf başkanlığımı konuşturmak adına ayağa kalktım. "Sessizlik." Diye söyledim. Derin bana göz devirirken ona öpücük attım. "Bu koku nerden geliyor ya?" Diye sordum alaylı bir şekilde. Simay bana ters ters bakınca "Manitacım yoksa sen bu gün parfüm sıkmadın mı?" Dedi Oğuz, kahkaha atmama sınıftakiler de eşlik etmişti. Bu Simay ve Oğuz olayı tamamen tiyatrodan kaynaklıydı. Geçen sene tiyatro yaparken hoca ikisine sevgili rolü vermişti. O günden sonra ikisiyle de bu konuda şakalaşıyoruz.

"Simay ben bu ihanetini kaldıramam, ayrılalım.." Dedi Oğuz, kendini yere atınca gülmeye devam ettim. Simay kalem kutusunu Oğuz'a atıp "Oğuz kalk ayağa!" Diye cırladı. Oğuz kulaklarını tutarak ayağa kalkınca "Susun artık." Diye uyardım. Bütün dikkat benim üzerime çekilince saçımı savurdum.

Sınıfın kapısı açılınca nacizade, biricik öğretmenimiz Dul Selma geldi. Dul dememizin nedeni ise her sene başkası ile evleniyor kadın. Her sene ayrılıp boşandığı için biz de ona 'Dul' lakabını taktık. Yerime geçip oturdum. Dul olması yetmiyor gibi bir de matematik hocasıydı. Yani hem zekasını kullanıp erkeklerin parasını yiyor hem de zekası ile ders anlatıyor. Kadına bakınca resmen kendimi görüyorum. "Sınıf defteri nerde?" Diye sordu Selma hoca, ayağa kalkıp "Müdür ikinci ders almamı söyledi." Dedim, Selma hoca bana karşı kaşlarını çattı. Ben ise yerime oturdum. Hee bir de bana takmıştı bu hoca.

Ders anlatmaya başlarken ben de dinlemeye çalışıyordum. Kim gelirse gelsin bana matematik dersini sevdiremez. "Bahar sen çözmek ister misin?" Dedi biricik Selma hocam, göz devirmemek için kendimi tuttum. "İstemem hocam." Dedim, benim iki kelimelik cümlem yüzünden bütün ders hocadan azar işitecektik çünkü normalde bizi azarlamak için nefes almamız bile yetiyordu. "Sence ben sana soru mu sordum!?" Diye söyledi, derin bir nefes alıp verdim. Hadi bismillah. "Hocam 'ister misiniz' dediniz ya." Dedim, Simay arkasına dönüp bana bakınca göz devirdim.

"Şaka mı yapıyorsun sen? Bu dediklerini istersen bir de müdürün yanında söyle."

Bir ders boyunca tamamen azar işitmiştik. Yaptıklarımdan pişman değilim aklım halen daha yapamadıklarımda. Selma hocanın ise son cümlesi "Ben maaşımı her türlü alıyorum." olduktan sonra sınıftan çıkmıştı. Sınıftaki çoğunluk bana bıkkın bir şekilde bakarken ben sevimli şekilde gülümsemeye çalışıyordum. "Bıktık senin Dul ile kavga etmenden." Dedi Tunç, bu sınıftakiler bana bi hayran ya.

Sınıftan çıkınca Simay ve Oğuz yanına geldi. "Nereye?" Dedi Simay, hep beraber yürürken "Yoklama defterini alacam." Dedim, benimle beraber yürürlerken önden gidip müdürün odasına girdim. "Yoklama defterleri nerde?" Diye sordum, müdür bilgisayardan kafasını kaldırıp bana baktı. "Dolabın üstünde." Dedi, dolabın yanına geçip yoklama defterini aldım. "Teşekkür ederim." Diyerek odadan çıktım.

Simay ve Oğuz'un yanına geçtim. "Demir seni sordu." Dedi Oğuz, kaşlarımı çattım. Demir B şubesindeydi ve benimle ne alakası var ki? "Giderim bi ara yanına." Dedim. Zilin çalmasıyla Simay'a baktım. "Çok erken oldu." Dedim ardından umursamadan sınıfa doğru geçtim. Galiba müdürün odasının en üst katta olması bize baya bi zaman kaybettirmişti. Zaten teneffüs beş dakikaydı.

Sınıfa geçince öğretmen masasına yoklama defterini koydum. Kafamı kaldırıp sınıfa bakınca Barlas'ın benim yerime oturduğunu gördüm. Bu çocuk ne alaka?

Kollarımı göğsümde bağlayıp tam önünde durdum Barlas'ın. "Ne işin var burada?" Diye sordum tek kaşımı kaldırıp. Gözüm üzerinde olacak derken bu kadar ciddi olmasını beklemiyordum.

Umursamazca omuz silkti. "Artık bu sınıftayım." Dedi. "Burası benim sıram." Dedim tane tane. Pencere kısmında en arkada oturuyordum, Simay ve Oğuz ise benim önümdeki sırada oturuyorlardı. "Çok istiyorsan yanıma oturabilirsin Bahar." Deyip yanındaki pencere kısmı tarafını gösterdi.

Sinirle ofladım, benim sınıfımda hatta benim sıramda bana ahkâm kesiyordu. "Kalk da geçeyim bari." Diye homurdandım. Geçmem için yer açtı ve sırama oturdum. Oğuz ve Simay yerlerine oturup arkalarını döndüler. "Tunç ile karşılaştık kapıda. Tunç, Sinem ve Berk B sınıfına gideceklermiş artık." Deyip duraksadı ve Barlas'a döndü.

"Oğuz ben." Dedi elini uzatıp, tavrı normale kıyasla sertti. Sanırım baloda dans ettiğim okulun gizemli çocuğunun ertesi gün bizim sınıfa nakil olması insanların kafasını kurcalıyordu. "Barlas." Dedi kısaca ve Oğuz'un uzattığı eli sıktı ve geri çekti elini.

Simay, Oğuz'a kıyasla neşeyle elini uzattı. "Simay bende, Bahar'ın en yakın arkadaşı benim." Dedi böbürlenerek. Oğuz'a laf atmıştı aslında. Oğuz, Simay'ın saçını karıştırdı ve bozdu bilerek. İkisi birbiriyle uğraşırken gülerek onları izledim. Bakışlarım beni izleyen Barlas'a kayınca, gülüşüm yavaşça soldu. Cidden bu çocuğun bakışları yine bu kadar derindi? Bakışlarımı hızla kaçırdım. Çantamdan edebiyat kitabımı çıkartıp, sıraya koydum. Teneffüste B şubesine gitmeyi aklıma not ettim. Sinem dedikodu yapmayı sevdiğim bi arkadaşımdı ya da dedikodu yapan herkesi seviyordum.

Sınıfın kapısı açılınca içeriye Barlas'ın sürekli takıldığı Ege ve bir kız girdi. Kızın ismini duymuştum daha önce ama hiç konuşmamıştık

Okuldaki çoğu kişi ile konuşmuştum. Binevi çoğu ile arkadaştım ama bu kızla hiç konuşmamıştım. Demek okulda konuşmadım insanlar da varmış. Bu demek oluyor ki bazı dedikoduları bilmiyorum. Kızla samimi olup hemen dedikodu aktarımı yapmam lazım!

Kız ve Ege orta sıranın en arkasına oturdular. Çok geçmeden hatta hemen hoca gelince ayağa kalkıp oturduk. Bence o ayağa kalkıp oturma muhabbeti kesinlikle mini spor. Her ders boşuna ayağa kalkıp tekrardan oturuyoruz. Sözde hocalara verdiğimiz saygı için ayağa kalkıp oturuyormuşuz. İyi de ben bazılarına saygı duymuyorum ki.

Selma hoca yerine oturup "Yeni gelen kişiler kendinizi tanıtmayacak mısınız?" Diye sordu, sanırsın okula yeni geldiler. Bu hocanın her dediği bana mantıksız geliyo. "Sanırsın okula yeni geldik." Diye mırıldandı Barlas, bu çocuk demin benim aklımı mı okudu? Barlas ayağa kalkıp "Barlas ben, 12 B den geldim." Dedi, gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

Barlas yerine oturunca Ege ayağa kalktı. "Ege ben hocam ama kısaca yakışıklı Ege diyebilirler." Dedi, bu sefer kendini tutamadan kahkaha attım. Selma hoca bana ters ters bakınca ağzıma fermuar çeker gibi yaptım. Ege ile sınıfa gelen kız ayağa kalkınca "Gaye." Deyip yerine geri oturdu. Bi dakika, ben yanlış bir şey duydum değil mi? Şaşkınlıktan açılan ağzımı kapattım. Barlas'a baktığımda umursamaz gözüküyordu, 'bitse de gitsek' der gibi bir hali vardı. Ona baktığımı görünce bana dönüp göz kırptı.

"Ne oldu?" Dedi, gözlerimi büyülte büyülte Barlas'a baktım. Tam cevap verecekken tekrar konuştu. "Senin için sınıf değiştiğimi yeni anladığını söyleme." Dedi, gözüm üzerinde olacak derken bu kadar ciddi olmasını beklemiyordum ama bahsettiği ve benim mal gibi anlamadığım sır her neyse cidden önemli bişeydi ve benim bu sırrı çözmem gerekiyordu. Barlas 'ciddi misin ya?' der gibi baktıktan sonra önüne dönünce düşünmeye başladım.

Gaye! Evet kızın adı Gaye'ydi. Çok sessiz bir tip gibi duruyordu dışarıdan. Alimli ve güzel bir kızdı. Boy ve kilo olarak bana benziyordu, saçları kahverengiydi. Yani o baloda Barlas beni Gaye mi sandı? Otel odası falan derken.. Yoksa bunlar kimseye demeden gizlice sevgililer mi? Tabi ya! Dedikodu buydu. Peki o zaman polis ne alaka? Düşün Bahar düşün! Resmen elinde bomba gibi bir dedikodu var ama bilmiyorsun.

Selma hoca dersi anlatırken ben Barlas'ın bana dediklerini düşünüyordum. Gaye ile ne gibi işi olabilir? Gaye, Ege ve Barlas birden bizim sınıfa geçtiler. Hepsi benim için mi geldi? Düşünmekten kafayı yiyecem. Barlas elini bacağıma koyunca ona baktım. "Hoca sana sesleniyor." Dedi, iyi de bacağıma niye elini koyuyon? Bu çocuk bana bı sapık gibi geldi. Bacağımdan elini çekince "Efendim hocam?" Dedim, Selma hoca bana ters ters bakıp başka birine söz hakkı verdi. Barlas bana bakıp "Bu hoca sana niye böyle davrandı?" Diye sordu, dedikodu mesaim başladı galiba. Bacak bacak üstüne attım, Barlas'a yaklaşıp "Bu her sene evlenip boşanıyor ya, okula benim yaydığımı öğrendi." Dedim fısıldayarak. Barlas sırıtıp önüne döndü. O da seviyor dedikoduyu.

Ders bitince Barlas'ın omzunu dürttüm. "Çekilsene bi." Dedim, Barlas bana yol verince yanından geçip sınıftan çıktım. Yanıma Simay gelince beraber yürümeye başladık. "Bunlar niye sınıfa geldi ki?" Diye sordu Simay, sınıf! Tabi ya. Tunç onlar ile konuşacaktım. "Bilmiyorum." Dedim, adımlarımı B sınıfına doğru yönlendirdim. Sınıfa girip Tunç'un yanına geçtim. "Başkan hoş geldin." Dedi Tunç, gülümseyip sıraya oturdum. "Siz niye sınıfı terk ettiniz?" Diye sordum. Berk yanıma gelince ona tip tip baktım. "Bakma öyle, burda kuzenim var." Dedi, Berk'in nedeni geçerliymiş, peki ya Sinem ve Tunç?

"Bilmem ki, Sinem buraya geçelim dedi ben de ona uydum." Dedi Tunç, Sinem'e göz ucu ile baktım. Selam bile vermiyor oysaki daha bu gün terk etti sınıfı. "Sinem ne derse onu mu yapıyorsun Tunç?" Diye sordu Simay, Simay'a baktım. Simay da böyle biriydi işte hemen her şeyi diyordu. Tunç'un Sinem'i sevdiğini bilse belki bunu bu kadar kolay diyemezdi. "Simay." Diye uyardım. Simay bana göz devirince Tunç'a baktım. "Ne olursa olsun bizim sınıfın kapıları size her zaman açık." Dedim, Tunç bana gülümseyince sıradan kalktım. "Ama sana kapalı." Diyen Simay'a baktım. Sinem'e söylüyordu. Simay'ın kolundan tutup sınıftan çıkardım. "Kavga arama." Dedim, Simay ise kollarını göğüsünde bağlayınca göz devirdim.

Bizim sınıfa doğru giderken "Tunç Sinem'i seviyor." Dedim, Simay tek kaşını kaldırıp bana baktı. "Yani sevgi her şeyi kabul etmek mi?" Dedi, bu kadar gaddar olma be Simay. Bir şey demeden kendi sınıfıma girdim.

Sıramı Barlas, Ege ve Gaye işgal etmişti. Ege Barlas'ın yanında oturuyordu. Gaye ise masaya oturmuştu. Bir şey demeden öğretmen masasına geçip oturdum. Simay önüne geçip saçını düzeltti. "Kötü mü gözüküyor?" Dedi, bu sarı saçlar nasıl kötü gözükebilir ki? "Hayır." Dedim zaten dememle zilin çalması bir oldu. Öğretmen masasından kalkıp "Yerinize geçin çocuklar." Dedim gülerek. Başkan olmak harika bir his!

"Başkanım bir imza ya." Dedi Derin, saçımı savurup "İmza günleri yapacam arkadaşlar, normal günlerde imza vermiyorum." Dedim, Batu alkışlayanca ona baktım. "Başkan hemen moda girdi." Dedi, saçımı savurup "Ee yani canım." Dedim, hoca gelince yerime geçtim.

Bu sefer ders edebiyattı. Gözlüklü ve oldukça kafa dengi Serdar hoca gelmişti. Her zamanki gibi yine gömlek giymişti. "Başkan sen misin?" Dedi Barlas, gülümseyerek kafamı onaylarcasına salladım. Dersi dinlerken bir yandan tahtaya yazıklarını yazıyordum ama Serdar hoca kendi yazınca herkes yazdı sanıp hemen siliyordu. Dersin ortasında "Hocam bu da kol yani." Diye söyledi Oğuz. Öyle ya da böyle derken ders bitmişti ama ders gibi elim de bitmişti.

Simay ile koridora çıkıp yürümeye başladık. Neyse ki bu uzun yürüyüşümüz ismimi bağıran ses ile bitmişti. Demir yanıma gelip "Napıyosun lan sen?" Diye sordu, ne oluyor? Acaba yine bilmeden ne yapmışım? "Anlamdım." Dedim, Demir sinirle alt dudağını yalayıp "Bi de bilmiyor gibi yapıyorsun!" Diye bağırdı. Kaşlarımı çattım. Neyi bilmiyor gibi yapıyorum? "Sen kime bağırıyon aslan?" Diye atladı Simay, Demir Simay'a bakıp hafif gülümsedi. "Sen ne atarlanıyon sarı?" Dedi, Simay kaşlarını yukarı kaldırıp "Sen neye atarlanıyorsan ben de ona atarlanıyorum." Dedi Simay, Demir Simay'ın omzundan ittirip "Bi çekil senle muhatap olmaya gelmedim." Dedi, Demir bana bakınca kaşlarımı tekrar çattım.

"Benle muhatap ol o zaman."

Sesin geldiği yere doğru döndüm. Barlas, Ege ve Gaye vardı. Ses tamamen Barlas'a aitti. Galiba büyük olaylar olacak..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.