Kaosu severdim ama Barlas'ın kavga etmesi düşüncesini sevmemiştim. Kavga çıkmaması adına, öne doğru bir atıp Demir'in karşısında durdum. "Sen hayırdır Demir noluyoruz?" Diye sordum ters ters bakarken.
Demir sinirle güldü. "Sayende tüm okul Gizem'i aldattığımı öğrenmiş. O çeneni kapalı tutsan ölürdün demi Bahar." Diye bağırdı yüzüme. Ne saçmalıyordu bu salak? Ben şimdi öğreniyordum bunu. "Sen Gizem'i mi aldatıyordun?" Diye mırıldandım şaşkıntan. Demir kolumu tutup sıkıca kavradı.
"Bilmiyorum falan deme şimdi bana, yemezler Bahar. Yediğin boku temizleyeceksin, herkese bana iftira attığını söyleyeceksin." Dedi kolumu sıkarken. Kolumu kurtarmaya çalışırken acıyla inledim. Kolum acımıştı, umarım morarmazdı çünkü tenim çok hassastı.
Demir'in kolumu tutan kolunu bir el sıkıca kavradı ve ters çevirip benden uzaklaştırdı. Herşey saniyeler içinde olmuştu. Demir acıyla inliyordu, Barlas ise daha çok sıkıyordu kolunu. Ters çevirdiği için kırılmış bile olabilirdi. Oh olsundu gerizekalı çocuk.
"Sana benimle muhattap ol demiştim." Dedi dişleri arasından Barlas. "Özür dile şimdi kızdan." Diye bağırdı Demir'in yüzüne. Sertçe yutkundum, Barlas bazen çok korkutucu oluyordu. Şuan Demir'in yerinde olmayı istemezdim. Etrafımıza toplanan kalabalık bizi daire içine almıştı. Okul meraklı insan doluydu maşallah. Umarım disiplin cezası almazdık, babam bu kez acımazdı bana duyarsa.
Demir acıyla iki büklüm olmuş inliyordu. Sanırım cidden kırılmıştı kolu.
Demir bana döndü. "Ö-özür dilerim." Dedi acı içinde. "Tamam." Deyip duraksadım. "Ha bu arada sevgilini aldattığını ben şimdi öğrendim." Deyip onlara arkamı döndüm ve sınıfa girdim.
Simay'da peşimden geliyordu. Çantamı toparlamaya başladım. "İyi misin Bahar?" Diye sordu endişeyle Simay. Başımı 'evet' anlamında salladım. Simay kolumu tutup beni kendine çevirdi. "Çantanı neden alıyorsun? 5 ders var daha." Diye sordu kaşlarını çatarak. "İyi hissetmiyorum eve gideceğim. Sen ödevleri bana mesaj atarsın akşam." Diye mırıldandım. Gerizekalı Demir tüm moralimi bozmuştu. Kolum da acıyordu.
Oğuz sınıfa girip bana ve koluma taktığım çantama baktı. "Noluyor burada? Demir, Bahar'a saldırdı dediler koridordakiler. Barlas yumrukluyordu Demir'i. İki tane de ben çaktım. Hocalar ayırdı, müdürün odasına gittiler." Diye hızlı bir özet geçti Oğuz. Sıkıntıyla nefes verdim.
Çantamı yerine koyup müdürün odasına yani en üst kata çıktım. Müdürün odasının kapısını açık görünce direk içeri girdim. "Dingonun ahırı mi burası?" Dedi müdür, lan kel olayın içinde ben de vardım. Koluma baktığımda hafif bi morarmıştı. Kolumu müdüre gösterip "Demir bunu yaptı diye Barlas Demir'e saldırdı." Dedim, müdür gözlüklerini takıp koluma baktı. Müdür sinirle derin bir nefes alıp verdi. "Burası bir okul, eğitim görüyorsunuz. Sokak değil, bir daha olursa sizi disipline vermek zorunda kalacam." Dedi müdür, fazla bir şey demeyince teker teker odadan çıktık.
Barlas'ın yanına geçince Demir de yanımıza geldi. "Sen yaymadın mı bu dedikoduyu?" Dedi Demir, Barlas çenesini kaşıyıp "Te Allah'ım ya.." Diye mırıldandı. Demir'in sorusuna kafamı olumsuz anlamda salladım. "Hayır ama bana gelip düzgünce desen ben bunun yanlış dedikodu olduğunu etrafa yayardım." Dedim, Barlas elimi tutunca ona baktım. "Ama şuan yayamaz." Dedi Barlas ardından elimden çekince beraber sınıfa geçtik.
Elimi çekip çantamı aldım. "Nereye?" Diye soran Barlas'ı duymamazlıktan gelip sınıftan çıktım.
Bahçeye inince zil çalmıştı ama umursamadım. Okulun dışına çıkınca kaldırımda caddeye taksi var mı diye baktım. Geçen bir taksiye el işareti yaptım ama durmamıştı. Elimle saçımı karıştırdım oflayarak. Önümde duran yabancı arabayla kaşlarım yavaşça çatıldı. Arabanın camı filmli olduğu için içinde kim olduğu görünmüyordu. Araba spor ve oldukça pahalı bir modeldi.
Arabanın camı açılınca çatılan kaşlarım daha çok çatıldı. "Beraber kaçalım gülüm. Okulu hiç çekemem şimdi." Diyen kişi Barlas'tan başkası değildi. Dün bir bugün iki bu ne samimiyet? "Ee hadi atlasana kızım, boş taksi zor bulursun bu saatte." Dedi sabırsızca. Annesinin karnında 9 ay nasıl sabretmişti merak etmiştim doğrusu ama bunu sesli dile getirmedim. Son umut taksi var mı bakındım ama yoktu. Neyse çocuk sonuçta beni korumuştu, kabalık etmek olmazdı. Kesinlikle taksi buladım diye binmiyorum arabasına(!)
Arabaya binip, emniyet kemerimi bağladım. Ona döndüğümde kemerini takmadığını farkettim. Sesli boğazımı temizleyip, kemeri işaret ettim. Barlas beni görmezden gelip, arabayı çalıştırdı.
"Ee nereye gidiyoruz?" Diye sordu bana kısa bir bakış atıp. "Kemer tak diye var, biliyorsun değil mi?" Diye homurdandım. "Kuralları sevmiyorum güzel kız." Güzel miyim gerçekten tribine gireceğim sırada kendimi frenledim. Lafın gelişi demiştir, hem benimle ilgilenme sebebi korkması. Benim mallığıma denk geldiği için anlamadığım sırrını koruyor o. "Seni bilmem ama ben eve gideceğim. Tarif ederim yolu sana." Deyip radyoya uzandım. Aynı anda uzandığımız için ellerimiz birbirine değmişti. Kısa bir an bakışlarımız buluştu, elektirik çarpmış gibi elimi geri çektim.
Bu hareketime yarım ağız gülüp, radyodan şarkı açmıştı. Buray - Deli kız şarkısı arabayı doldurdu. "Bak tam senlik şarkı çıktı, Deli kız." Dedi gülerek. "Sensin be deli." Diye cırladım. "Allahım bu nasıl tiz sestir." Dedi yüzünü buruşturarak. Omuzuna sertçe vurdum. "Gerizekalı." Diye tısladım. "Çek kenara ineceğim ben." Barlas beni umursamadan sürmeye devam etti arabayı. "Olmaz seni güzel bi yere götürüyorum." Dedi bana bakmadan. Geriye yaslanıp ellerimi göğsümde bağladım. "Nereye gidiyoruz?" Diye sordum ilgisiz görünmeye çalışarak.
"Gidince görürsün." Deyip duraksadı ve arabayı kenara çekti. Bana döndü bakışlarını koluma sabitlemiş dikkatle bakıyordu. Kolumu tutup kendine yaklaştırdı ve kaşları çatıldı. "Kolunu unuttuk, krem sürelim." Kendi kendine konuşuyor gibiydi o yüzden sessiz kalıp, onu izledim.
Torpidoya uzanıp açtı, içini karıştırdıktan sonra bulduğu krem kutusunu aldı ve torpidoyu geri kapattı. Kremi açıp biraz kolumdaki morluğa sıktı. Soğuk krem tenime değince irkildim. Parmaklarını yavaşça kolumun üzerinde hareket ettirmeye başladı.
Ben irkilince durdu ve bakışlarını yüzüme çevirdi. "Acıyor mu?" Diye sordu. Başımı iki yana salladım, biraz acıyordu ama yaralanmamıştım alt tarafı morluktu. Parmaklarını dairesel hareketler çizerek hareket ettirmeye devam etti. Bu kez dokunuşu daha hafifti. İşi bitince geriye çekildi ve peçeteyle elinde kalan kremi sildi. Arabayı tekrar çalıştırdı. Bakışlarımı camdan dışarıya çevirdim. Burası sıcak mı olmuştu?
Arabayı kullanırken Barlas sessizce şarkıya eşlik etmeye başlamıştı.*"Kuytu bahçemde baharsın, sen gül de güller utansın."* Şarkıyı mırıldanırken gözlerini yoldan hiç ayırmadı. Fırsattan istifade onu izlemeye başladım.
*"Nasıl da toprak kokarsın, içim yanar olmaz olmaz."* Sesi gerçekten güzeldi. Hatta duyduğum en güzel ses olabilirdi. Yüz hatları keskindi ama içtenlikle güldüğü zamanlar masum oluyordu ifadesi.
*"Sen deli kız ne güzel bakıyorsun."* Derken bana yandan bir bakış atıp yola döndü. Sanırım ona baktığımı farketmişti. Yakalanmanın verdiği hisle bakışlarımı kaçırıp, camdam dışarıyı izledim. Şarkı bitince başka bir şarkı çalmaya başlamıştı.
Sonunda araba durunca derin bir nefes aldım. "Sonunda." Diye mırıldandım. Barlas beni beklemeden inince, bende indim arabadan ve peşinden yürüdüm. Etrafa bakındım, "Neden buraya geldik?" Diye sordum şaşkınca.
Barlas bana bakıp "Açım Bahar." Dedi, ben hayatımda böyle geçerli bi neden daha görmedim. Geldiğimiz yer deniz kenarındaydı. Barlas arabasını köfteci yapan orta yaşlı bir adamın yanına gitti. Ben de Barlas'ı takip ettim. "Abi bize iki tane ekmek arası köfte yapsana." Dedi, abi ızgaranın üstündeki köfteleri döndürüp "İçecek ne istersiniz?" Diye sordu, Barlas bana bakınca "İki ayran." Diye söyledim. Barlas bana 'işte bu.' bakışı atıp tekrar adama bakınca gülümsedim. "Siz oturun ben getiririm çocuklar." Dedi abi, Barlas birer masaya geçince ben de yanına geçtim. Tabureye oturup etrafa baktım. Denize yakın olmasının yanı sıra bir de samimi bir yerdi. Hep dizilerde görürdüm ama buraya gelmeye çok üşeniyordum.
"İyi misin?" Dedi Barlas, kaşlarımı çatıp ona baktım. Niye birden böyle bi soru sordu ki? "Kolunu tutuyorsun." Dedi, kafamı eğip koluma bakınca cidden tuttuğumu gördüm. Elimi kolumdan çekip "Fark etmemişim, iyiyim." Dedim. Barlas bana daha dikkatli bakınca gülümsedim. "Saf ayağına mı yatıyorsun?" Diye sordu, sadece gülümsedim diye mi dedi bunu? "Anlamadım." Dedim, Barlas kafasını sallayıp "Boş ver Bahar." Dedi. Galiba yine o sırdan bahsediyordu ve ben bilmediğimi biraz belli ettim. Neyse ki anlamaz.
Abi gelip ekmek arası köfte ve ayranları koydu. "Pipet yok." Dedim, Barlas bana 'ciddi misin sen?' bakışı attıktan sonra "Pardon prenses." Dedi alayla, yüzümü buruşturup "Komik şey." Diye söyledim. Barlas elini kaldırıp "Abi, pipet verir misin?" Diye seslenince gülümsedim. Aferim bu çocuğu adam ettim. Abi pipet getirip masaya koyunca Barlas pipete bakıp "Tüh ya prenses pembe getirmemiş. İçer misin yine de?" Dedi, Barlas'ın alaylı tavrı üzerine pipeti alıp ayranıma bastırdım. Keyifle ayranımı içip köfte ekmeği yiyordum.
Abi gelip bizim masaya mum koyunca zorla ağzındaki lokmayı yutup kahkaha attım. Barlas da benimle beraber kahkaha attı. "Sevgili sandı bizi." Dedim kahkaha atmaya devam ederek. "Canım sevgilim ya." Dedi alayla, bi süre sonra gülmemiz bitince tekrar yemeye koyduk. İkimizin de öküz olması o kadar güzel bir şey ki. Yemeğin ardından Barlas kalkıp hesabı ödedi. Yanına gelip "Ben öderdim." Diye söyledim. Burada kız dediğin hesap ödemez derse ağzına çakardım. "Bir dahakine sen ödersin." Dedi, kafamı olumlu anlamda salladım.
Beraber arabaya geçtik. "Nereye gitmek istersin?" Diye sordu, tam ağzımı açacakken Barlas'ın telefonu çalınca sustum. Barlas telefonu kulağına götürüp konuşurken ben de emniyet kemerimi taktım. En sonunda telefonu kapatınca "Bahar ben seni evine bırakayım, benim acil işim çıktı." Dedi aceleyle. "Peki." Dedim, arabayı çalıştırınca yolu tarif etmek amaçlı yola baktım. Birden sağa dönünce ona baktım. Evimin yerini biliyo muydu?
Beni evime bırakınca bir şey demeden arabadan inmiştim. Zaten o da hızla arabayı sürüp gitmişti. Eve varınca odama geçip olanları düşündüm. Bu bana verdiği ama benim anlamadığım o büyük sır yüzünden sınıfına geldim ama evim ne alaka? Yoksa beni araştırıp her şeyimi öğrenmiş miydi?
Kedi sesi duyunca kendime geldim. "Mia." Diye seslendim. Mia benim kedimdi. Daha küçük bi yavruyken buldum onu sokakta. Normalde sokakta bi yavru kedi bulununca annesini de sahiplenmemiz lazım diye düşünüyordum ama annesinin araba ezince yanıma alamadım. Keşke araba süren kişiler sadece insanları değil bütün canlıları umursayayarak araba sürse.
Mia kucağıma gelince ona baktım. Daha üç aylıktı, küçücük bir yavru. Mia'nın başını okşamaya başladım. "Mia çok güzelsin." Deyip yanağını öptüm. Mia ile beraber ayağa kalktım. Odamın köşesinde Mia için yatak, yemek için tas falan her şey vardı. Köşeye geçip taşa baktım. "Mia Hanım sabah hiç yemediniz mi?" Diye sordum, Mia bana miyavlarken gülümseyip yedirmeye çalıştım. Mia yemek konusunda fazla zorlanıyordu sürkeli veterinere götürsem de iğne yapıp geri yolluyorlar.
Mia yemek yerken ben de telefona baktım. Akşama kadar Mia ile ilgilendim, annem eve gelince banyoya girmiştim. Mia ile evde tekken banyoya giremiyordum. Sapık gibi beni izliyo. Aslında pek tek kalmazdım ama bu gün evdeki çalışan abla da şansa bu gün izinliydi. Banyodan çıkınca üstümü değişip saçımı kuruttum. Çok geçmeden Simay arayınca telefonu açtım. "Oğuz ile kafeye gidiyoruz, sen de gel." Dedi, hiç itiraz etmeden telefonu kapattım.
Üstüme beyaz bi crop giyip altıma kot pantolon giydim. Akşam olduğu için gömlek giyip evden çıktım. Her zaman buluştuğumuz kafeye doğru ilerledim. Kafeye varınca Oğuz ve Simay'ı görüp yanlarına geçtim. "Hoş geldin." Dedi Simay, gülümseyip sandalyeye oturdum. "Hoş buldum." Dedim. Simay önüme milkshake koyunca gülümsedim. Çikolatalı milkshake sipariş etmişler bana. Boşuna bunlarla arkadaş değilim ya.
"Sen okuldan gittikten sonra Demir ve Gizem konuştu." Dedi Oğuz, dedikodu dinler moduma geçip dinlemeye başladım. "Tamamen ayrıldılar." Dedi Oğuz, gözüm Simay'a kayınca telefonla uğraştığını gördüm. "Bu kimle konuşuyo?" Dedim, bunu dememle Simay telefonu masaya ters koydu. "Konuşmuyorum kimseyle." Dedi Simay, Oğuz ile birbirimize baktık. Simay ise kendi çilekli milkshake içerken ona baktım.
"Sınıfa yeni gelenler hakkında ne düşünüyorsunuz?" Dedi Simay, düşünmüyorum. "Gaye güzel kız." Dedi Oğuz, Simay Oğuz'un omzuna vurup "Yavşama." Dedi, gülüp geçtim. Aramızdaki konuşma uzadıkça uzadı. Simay'ın annesi arayınca bizim mükemmel konsey toplantısı bitmişti. Eve geçince annem ve babamla sohbet ettikten sonra odama geçtim. Mia ile beraber uyumaya başladım.
(〃゚3゚〃)
Yüzüme vuran güneş ışığıyla gözlerime araladım, demek isterdim ama ben karnıma giren sancıyla uyanmıştım. Regl olmuştum ve çok ağrım vardı. Zorlanarak yataktan kalktım ve odamdaki banyoya girip kısa sıcak bir duş aldım. Büyük ihtimalle ilk derse geç kalacaktım. Duştan çıkınca üzerime okul formamı giydim. Saçlarımı açık bıraktım hafif nemliydi. Bugün spor dersi olduğu için küçük spor çantama eşyalarımı koydum. Ağrı kesici içmek için mutfağa indim.
Mutfakta yardımcımız Seher abla vardı. "Kuzum bişey mi istemiştin? Annenler bahçede kahvaltı yapıyorlar." Dedi gülümseyerek. "Ağrı kesici verir misin Seher abla?" Diye mırıldanıp ada tezgahın kenarında duran sandalyelerden birine oturdum. Ayakta duracak bile halim yoktu. Okula gitmek istemiyordum ama babam okul konusunda çok katıydı. Seher abla regl olduğumu anlamış olacak ki bana sıcak su torbası uzattı. Sıcak su torbasını karnıma koyup öpücük attım Seher ablaya. Verdiği ağrı kesiciyi suyla yuttum.
"Kuzum iyi görünmüyorsun annene söyleyelim gitme bugün." Dedi Seher abla bana sandviç hazırlarken. "Yok geçer şimdi Seher abla." Diye mırıldandım. Hiç iştahım yoktu ama zorla biraz yedim sandviçten.
Ağrım hafifleyince evden çıkıp, taksiye bindim. Şimdiden ilk dersi kaçırmıştım. Okul eve yakın olduğu için 10 dakika sonra taksi okulun önünde durdu. Ücretini ödeyip, indim.
Herkes dışarıdaydı, teneffüse denk geldiğim için sevindim. Ağır adımlarla sınıfa çıktım. Başımı sıraya koyup uyumak istiyordum. Spor dersi son iki saat olduğu için şanslıydım yoksa bu halimle egzersiz falan yapamazdım. Simay ve Oğuz sıralarında oturup konuşuyorlardı.
Yanlarına gidip sırama oturdum, Barlas ve tayfası yoktu ama çantası buradaydı. Oğuz ve Simay ben gelince arkalarını dönüp bana baktılar. "Solgun görünüyor yüzün iyi misin?" İlk konuşa Simay oldu.
Ben cevap vermeden Oğuz lafa atladı. "Ben bu yüz ifadesini biliyorum, özel gününe girmiş." Dedi bilmiş bir ifadeyle. Böyle konularda utanırdım herkesten ama Oğuz herkes değildi ve benim nazımı hep çekerdi. Başımı sıraya koyup gözlerimi yumdum. "Tepemde ötmeyin." Diye cırladım. Zaten karnım ağrıyordu, bir de bunlar susmuyordu. "Bişey demiyoruz ki bebeğim." Diye mırıldandı Simay ılımlı bir sesle.
Başımı kaldırıp ikisine ters ters baktım. "Demeyin zaten, hiç özel hayata saygı yok ya! Uyuşacağım ben susun bi be." Diye cırlayıp tekrar başımı sıraya yasladım. Bedenim uykunun kollarına teslim olmadan önce Oğuz'un sesini duymuştum. "Başladı bizim mesai, her halta sinirlenip bize saracak yine. Kızları anlamıyorum." Sözleri bitince acıyla inlediğini duymuştu Oğuz'un, Simay vurmuştu kesin.
Haketmişti, bir kıza o sözler söylenmezdi. Kalkıp Oğuz'a bende vurmak istedim ama çok yorgundum. Bedenim uykuya teslim olurken, ağrılarım yavaş yavaş bedenimi terkediyordu.
(◍•ᴗ•◍)✧*。
Duyduğum hareketlilikle gözlerimi araladım. Esnerken elimin tersiyle ağzımı kapattım. Barlas'la göz göze gelince, gözlerimi kaçırdım. Sınıfa göz gezdirince kimse olmadığını farkettim. Sadece Barlas ve ben vardık. "Herkes nerede?" Diye sordum şaşkınca.
Kaç saattir uyuyordum acaba ben? "Spor salonuna gittiler, sonunda uyanabildin." Deyip ayağa kalktı. "Yuh niye uyandırmadı hocalar beni?" Diye sordum gözlerimi açarak. Barlas dudağını büzüp, çantasını aldı sıradan. "Çok fazla soru soruyorsun deli kız." Deyip sınıftan çıktı. "Sensin deli!" Diye bağırıp, kalem kutumu fırlattım arkasından.
Kapıdan çıktığı için kalem kutum kapıya çarpmıştı. Ağrımın geçtiğini farkedince derin bi nefes verdim. Çantamı ve yere fırlattığım kalemliğimi aldım ve sınıftan çıktım. Oğuz ve Simay'ın da alacağı olsun, beni yalnız bırakıp gitmişlerdi sınıfta.
Spor salonuna gelince önce soyunma odasında kıyafetlerimi değiştim. Erkekler ve kızlar ayrı kısımlarda duruyordu. Kızların yanına gittim, Simay beni görünce yanıma geldi hemen. "Beni niye yalnız bıraktınız sınıfta?" Diye sordum yüzüne bakmadan. Simay bana sıkıca sarıldı. "Barlas siz gidin ben buradayım dedi. Hem biliyor musun hocalar seni uyandıracaktı ama Barlas hocalarla atıştı, hasta uyuması gerekiyor, diye." Simay'ın dedikleriyle hızla bakışlarımı ona çevirdim.
Barlas Ege onların yanında bir konu hakkında konuşuyordu. Barlas'ın yanına gidecekken hoca beni çağırınca hocanın yanına gittim. "Efendim hocam?" Dedim, hoca beni baştan aşağıya süzdü. "Başkan sen misin?" Diye sordu. Beni çağırdığına göre benim de başkan olduğumu biliyor olman lazım, değil mi? "Benim." Diye cevap verdim. Hoca bana sinirle bakarken ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. "Başkansın ama dersime gelme zahmetinde bile bulunmuyorsun Bahar." Dedi hoca, göz devirdim. "Uyuyordum uyandırsaydınız hocam." Dedim. Hoca bana ters ters bakıp Barlas'ı çağırdı. İkimize de ceza olarak üç tur koşmamızı istedi.
Barlas ile beraber koşarken ikimizin arasında anlaşma varmış gibi konuşmuyorduk. İki turun sonunda karnım iyicene ağırmıştı. Bi köşeye geçip oturmuştum. Simay ve Oğuz yanına gelince Oğuz bana çikolata vermişti. Şuan canım çekse de olduğum yerde kıvrandığım için onu alacak gücüm dahi yoktu. "İstersen izin al eve geç." Dedi Simay, dün de zaten derslere girmedim devamsızlık haklarımı boşa kullanıyordum. Aslında özel okulda okuduğum için devamsızlıktan kalsam da beni geçirirlerdi ama ben okulda durmak istedim. "Yok." Diye söyledim.
Barlas yanımıza gelince Ege ve Gaye de yanımıza geldi. Gaye bana tip tip bakarken Ege gülümsüyordu. Etrafta gülümseyecek bir şey yok ama her neyse. "Bu akşam bir şeyler yapalım mı?" Diye sordu Barlas. İkimizden mi bahsetti yoksa topluca mı bahsetti anlamadım ama ikimizden bahsetseydi herkesin ortasında sormazdı. "Sınıfca sahile gidecez zaten bu gün haberiniz yok mu?" Dedi Oğuz, sınıfın başkanıyım ama bundan benim de haberim yok. "Hayır." Dedi Gaye, Oğuz kaşlarını çatıp "Bahar sınıf grubuna eklemedin mi?" Dedi, ben dün telefonu elime almayı unuttum. "Kusura bakmayın, unutmuşum eklerim az sonra." Dedim.
Simay yalandan iki kere öksürüp "Aynen." Dedi, resmen konuşmak için konuştu şuan. Neyin triplerine girdi bu? En son triplere girdiğinde etrafında yakışıklı bir çocuk vardı. Etrafa baktım ama sadece bizim sınıftakiler var. "İyi misin sen?" Dedi Barlas bana bakarak. Kafamı onaylarcasına salladım. "Emin misin tatlım?" Diye söyledi Gaye. Neden birden bunu sordular? Simay üstündeki hırkayı çıkarıp benim bacaklarımın üstüne koydu. "Üşüme." Dedi, ne oluyor? Ege Simay'a bakınca ben de Simay'a baktım.
Hasiktir.