Bazı an'lar vardır, hayatımızı tamamen değiştiren. Bazen ufak bir yanlış anlaşılma bazen ise tuhaf bir tesadüf değiştirebilir hayatımızı.
O gece balodaki yaşanacak yanlış anlaşılmanın, bir çok kişinin hayatını değiştireceğinden habersiz aynadaki aksime son kez baktım. Bugün okulun yaza merhaba balosu vardı. Maskeli balo olacağı için herkes kostüm giyecekti ve bu durum hoşuma gitmişti.
Sadece kimseyle pişti olmak istemiyordum. Dalgalı siyah saçlarım omuzlarıma dökülüyordu. Straplez siyah bir elbise giymiştim. Elbisenin üstü dar belimden sonrası bol geliyordu ve hafif kabarıktı tül detayları vardı. Hafif makyaj yapmıştım ve koyu kırmızı ruj sürmüştüm. Makyajımdaki tek abartı rujumdu. Gümüş detayları olan bi maske takmıştım yüzüme, aynı renk taşlarla süslü küçük el çantama para ve telefonumu koydum.
Evden çıkınca kapıda bekleyen taksiye bindim. Simay taksiyle beni almaya gelmişti, okul benim evime çok yakındı. Simay olmayan kız kardeşim gibiydi. İkimizde aynı sınıftaydık, bu sene son senemizdi okulda. Simay sarışın ve çok enerjikti. Kesinlikle partinin en güzel kızı Simay olacaktı. Harika görünüyordu.
Yol boyunca okuldakiler hakkında dedikodu yaptık. Kısa süre sonra taksi kolejin önünde durunca, ücretini ödeyip indik. "Çok eğleneceğiz!" Diye şakıdı Simay hevesle. Ben evde uyumayı tercih ederdim ama onun hevesini kırmamak gülerek onu onayladım.
Beraber okula girdik sonrada balo'nun olacağı geniş salona geçtik. Genelde bu salonu seminerler ya da bu tarz organizasyonlar için kullanıyorlardı ve oldukça büyüktü. Etrafa göz gezdirdim. Çok kalabalıktı, herkes uzun masaların önünde ayakta duruyordu. Bazıları çoktan dans etmeye başlamış, deliler gibi eğleniyorlardı.
Yüzlerindeki maskeden kimin kim olduğu belli değildi. Baloda içki kesinlikle yasaktı ve olmayacaktı ama benim güzel arkadaş grubum gizlice bişeyler ayarlayacaktı bizim için ve sıkınca arka bahçeye geçecektik.
Okulda çok aktiftim ve yakın çevrem dışında herkesi tanırdım. Onlarda beni tanırlardı tabi. Kim kiminle nerede? Sorunun cevabı hep bende olurdu. Ayaklı gazete diye takılırdı bazen Simay bana.
Simay yanımda biri ile konuşunca oraya doğru baktım. Konuştuğu kişi bana bakıp "Oğuz lan ben." Deyince gülümsedim. Maske insanları cidden tanınmaz hâle getiriyordu. Oğuz, Simay ve ben gereğinden fazla yakındık. Simay nasıl kız kardeşim gibiyse Oğuz da abim gibiydi. Küçük abi!
Etrafa tekrar bi göz gezdirdim ama kimseyi tanıyamıyordum. Simay omzumu dürtünce ona baktım. "Şu kapıdan gelenler kim?" Diye sordu, tamam dedikodu çok severim hatta her şeyi bilirim ama şuan kimseyi ayırt edemiyorum. "Maske var tanıyamadım." Dedim, gözlerimi hafif kısarak onlara baktım. Uzağı mı göremiyorum? Yoksa maskesi var diye mi böyle? Gözlerimi normal haline getirdim. Bu yaşımdan sonra bir de gözlük takamam. Zaten anca diş tellerinden kurtuldum.
Bulunduğumuz masaya birileri gelince onlara baktım. "İçki işi iptal." Dedi, sesi Batu'ya benziyordu. Batu bizim sınıftan biriydi. "Nasıl ya?" Diye sordu Oğuz, Batu'nun yanında duran Derin'i göz devirmesi ile tanıdım. Bu kız her şeye göz deviriyordu.
"Derin arkadaşımız unutmuş almayı." Dedi Batu, masanızın etrafındaki kişilerin yüzü düşmüştü. Kişiler dedim ama zaten bizim masada sadece bizim sınıf vardı. "Boş verin, eğlenelim!" Dedi Simay, hafif kalçasını sallayarak dans etmeye başladı. Neyse ki Simay'ın bu korkunç dansı çok uzun sürmedi. Romantik bir müzik başlayınca Simay tekrar sabit durdu.
Yanıma biri gelince ona baktım. Gözleri toprak gibiydi. "Dans edelim mi?" Diye sordu, önce etrafa baktım. Bana diyordu galiba. Önüme dönüp "Karıştırdınız galiba." Dedim, kafasını olumsuz anlamda salladı. Ardından elini uzattı.
Önce eline sonra maskenin ardından görünen gözlerine baktım. Gözleri, gördüğüm en güzel gözlerdi. Uzattığı eli tutup, dans teklifini nazikçe kabul ettim. Altında siyah pantolon bacaklarını sarıyordu, üzerinde ise beyaz bir gömlek, kırmızı bir pelerin vardı ve yüzünde siyah gold işlemeleri olan bir maske vardı.
Salonu dolduran müzik huzur veriyordu ama çok yüksek olduğu için sesler zor duyuluyordu. Belki de tanıdığım biriydi dans ettiğim çocuk ama sesini bile net duymadığım için kim olduğunu anlamamıştım. Acaba o kim olduğumu nasıl anlamıştı bu maskeye rağmen? Belki o da sadece güzel bulduğu için dans teklifi etmişti, beni tanımıyordu.
Düşüncelerim eşliğinde ortadaki dans eden çiftler arasına karıştık. Ellerini belime doladı ve beni kendine hızla çekti. Afalladığım için sertçe yutkundum. Kokusu çok güzeldi, burnuma dolan kokuyla gözlerimi yumdum istemsizce.
Bu kadar yakınlık fazlaydı sanki, kalbimin bozuk ritminin yüksek müzikten duyulmadığına şükrettim. Havada kalan ellerimi boynuna doladım. Gözlerimi yavaşça araladım ve göz göze geldik. Müziğin ritmine göre dans etmeye başladık.
Yüzüme düşen bir tutam saçı yavaşça kulağımın arkasına koydu. Elini tekrar bel boşluğuma yerleştirip, başını kulağıma yaklaştırdı.
Sıcak nefesi tenime değince, ürperdim. Sanırım tam şuan da geri çekilmem gerekiyordu çünkü bu kadar yakın davranması tuhaftı. Kulağımı dolduran sesiyle amacının konuşmak olduğunu anlayınca derin bir nefes verdim. "Lensler yakışmış." Dedi kinayeyle.
Kaşlarım çatılırken, onun gibi kulağına yaklaştım. Boyu benden uzun olduğu için başımı geriye atıyordum ve nefesi boynuma da değiyordu. "Gözlerim lens değil." Deyip geri çekildim. "Aynen değil." Dedi gülerek. Sinirimi bozmuştu bu tavrı. "Dans etmek isteyen sendin. Eğlenmek istiyorsan git kendine bi palyaço tut." Deyip geri çekildim ve cevap vermesine izin vermeden arkamı döndüm. Aptal çocuk. Bir kaç adım atmadan kolumdan tutup beni kendine çevirdi. Elini yine belime sardı ama bu kez tutuşu daha sıkıydı. "Tamam özür dilerim. Uslu duracağım." Dedi ciddiyetle. Başımı 'tamam' anlamında hareket ettirdim.
Belimdeki parmağıyla ritim tutmaya başladı.
1
2
3
Hem belimi eliyle okşuyor hemde belli bi ritimle parmağını hareket ettiriyordu. Huylandığım için istemsiz güldüm. "Yapma tikim var." Dedim gülüşlerimin arasında. Bakışları gülüşüme kayınca o da gülmeye başladı.
"Demek tikin var ha? Bildiğim iyi oldu." Deyip göz kırptı. Sesi müzikten zor anlaşılıyordu ama gülüşünün melodisini daha önce duymadığıma emindim çünkü daha önce duysam bu gülüşü unutmazdım.
Müzik bitince başka bir müzik çalmaya başladı ama biz dans etmeye devam ettik. Saat tam 00.00'de maskeler açılacaktı ve ben onun kim olduğunu deliler gibi merak ediyordum. O saat gelene kadar yanından ayrılmayı düşünmüyordum. Umarım o da benimle aynı fikirdedir yine geçirdim içimden.
Tekrar kulağıma eğildi. Bişey söyleyeceğini ağladığım için konuşmasını bekledim. "Saat ve mekanda değişilik oldu. Polis baskınından şüphelendi patron. İlk iş sende planda bir değişiklik olmayacak. Sen işini iyi yap ve müşterileri memnun et yeter. Ege başka bir işle ilgilenecek, seni almaya ben geleceğim." Deyip duraksadı ve arka cebinden çıkardığı küçük kağıt parçasını, straplez elbisemin kenarından göğsüme sıkıştırdı. Dedikleri ve yaptığı hareket afallamamı sağlarken.
Şaşkınlıktan ne diyeceğimi şaşırmıştım. Beni faişe mi sanıyordu bu adam? "Otel odasının numarasını kâğıtta yazıyor." Dedi göz kırparak. Omuzundan onu sertçe ittim ve insanları umursamadan yüzüne tokat attım. Hareketimle afalladı ve beklemediği için başı yana düşmüştü. Bir kaç kişi dönüp bize bakmıştı ama kimseyi umursamadım. Sinirlerim tepeme çıkmıştı, resmen bana otel müşteri diyordu orangutan beyinli çocuk.
Kolumu parmaklarıyla sıkıca kavradı ve beni kendine yasladı. Dalgalanan yanak kaslarından, dişlerini sıktığını anladım. "Siktir ne yapıyorsun Gaye?" Diye soludu dişleri arasından. Gaye mi demişti o? Sanırım ufak bir yanlış anlaşılmanın içine düşmüştüm. Yine de tokat attığım için pişman değildim. Oh olsundu.
Gözleri çok korkutucu görünüyordu. 'Ben Gaye değilim.' Demek için dudaklarımı araladığım sırada müzik sesi kesildi ve salonu rehber öğretmenin sesi doldurdu. İkimizde mecburen bakışlarımızı rehber öğretmen Burcu hanıma çevirdik. "Evet saat 23.59 oldu şimdi hep beraber geri sayım yapacağız ve tam 00.00'de herkes maskelerini açacak çocuklar. Ondan sonra parti devam edecek kaldığı yerden." Dedi neşeyle. O da bir kostüm giymişti, benden çok eğlendiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam.
Zaten balo başlayalı yarım saat oluyordu. Sanırım biz geç gelmiştik Simay ile ama zaten sabahlayacağımız için önemsemedim. Şimdi daha büyük sorunlarım vardı ve o 'sorun' şuan sinirle benden cevap bekliyordu. Bakışlarımı yavaşça ona çevirdim ve bişey söylemeden gözlerine baktım. Sanırım maskeyi açınca kendisi görse daha iyi olacaktı.
O da gözlerime baktı, herkes saymaya başlamıştı ama biz sessizce birbirimizin gözlerine bakıyorduk. Gözlerinden kısa bir şaşkınlık dalgası geçti. Bir kaç saniye sürdü ama o an düşündüğü kişi olmadığımı anladığını düşündüm.
Anlamıştı ama emin değildi. Galiba. Gaye sevgilisi miydi acaba? 'Of sanane Bahar.' İç sesim ilk kez haklıydı, beni ilgilendirmezdi.
3
2
1
Herkes kahkahalar eşliğinde maskesini indiriyordu. İkimizde sessizce maskemizi çıkarttık ve bakışlarımız tüm çıplaklığıyla birbirine değdi. Karşımda gördüğüm yüz kalbimin ritmini hızlandırırken, onun gözlerindeki karmaşadan sadece şaşkınlığı seçebildim. Okulun göz bebeği Barlas Ataman karşımda duruyordu.