İçeriğe geç

SIR

Bölüm 16 · 16 dk okuma

SIR

Bölüm 16

16

Şarkı bitince transtan çıkmış gibi geri çekildim.

Biz buradaydık. Herkesin yanında. Ve biz diye bir şey yoktu.

Etrafa kısa bir bakış atıp hızla bize yakın ara koridora girdim. Önüme ilk çıkan kapıyı açıp girdim. Resmen herkesin önünde beni öpecekti! Ve sevgilisi vardı!

Kapıya yaslanıp elimi kalbime koydum. Ne olursa olsun beni öpecek olma fikri beni heyecanlandırmıştı.

Odaya göz gezdirdim. Burası Simay ile giyindiğimiz odaydı. Köşede duran koltuğa oturup ayaklarımı uzattım. Yorgunlukla başımı koltuğuna kenarına yasladım ve iyice yayıldım koltuğa. Üşmüştüm. Gözlerimi yumdum yorgunlukla.

Odanın kapısı açıldı. O gelmişti biliyordum. Gözlerimi açmadım, belki uyuyorum sanıp giderdi bi' ihtimal?

Bacaklarım havalandı. Koltuğa oturmuştu. Bacaklarımı, bacaklarımın üzerine koydu. Açıkta kalan bacaklarıma kalın bir şey örttü. Ceketti olmalıydı. Bunun için ona teşekkür edebilirdim ama şuan yüzüne bakacak cesaretim yoktu. "Barlas sevgiline git." Dedim gözlerimi açmadan.

Gülme sesi geldi, artık kesin olarak eminim Barlas olduğuna. "Bahar, yorma beni." Dedi gülerek, ben mi yoruyorum onu? Bulunduğum yerden kalkıp ona baktım. "Ben mi yoruyorum seni?" Diye sordum. Barlas bana bakarak gülmeye devam etti. İşaret parmağını havaya kaldırıp "Bi dakika." Dedi, ardından ciddi bir şekilde bana baktı. "Fazla kıskanıyorsun Bahar." Dedi, hayır canım ne alaka? Sevgilini kıskanacak son insanım falan.

"Kıskanmıyorum seni Barlas." Dedim, kollarımı göğüsümün orada bağlayıp ona baktım. Üstüme doğru gelirken "Kıskanıyorsun." Dedi, geri geri yürüdüm. "Ne alaka?" Diye sordum. Barlas beni duvarla kendi arasında hapis edince koluyla da duvar örmüştü.

"Aşık mısın ya sen bana?"

Evet.

"Hayır, ne münasebet?"

Cevabım üzerine Barlas gülümseyip bana yaklaştı. Lan zaten yer yok ne diye yaklaşıyorsun? İçime gir utanma. "O zaman neden sana yaklaşınca kaçıyorsun?" Diye sordu, ya iyi de ben yine kaçacaktım. Bunu dedi diye inatla burada duracam. "Kaçmıyorum Barlas." Bana biraz daha yaklaştı. "Sadece sevgilin varken bana böyle yaklaşman beni rahatsız ediyor." Dememle geri çekildi, böyle geri çekilirsin aslan.

Oturup Barlas'a baktım. Acaba amacı neydi? Sessizce duvara yaslanıp durdu. Ayağa kalkıp kapıya geçtim. Kapıyı açmaya çalıştım ama açılmadı. Tekrar denedim ama açılmadı. "Barlas açılmıyor." Dedim, Barlas yanıma gelip "Güçsüz." Diye mırıldandı. Geri çekilip ona baktım. Tam kafasında yumurta kırmalık çocuk. Ben nasıl aşık oldum ya buna?

Barlas kapıyı açmaya çalışınca ve kapı açılmayınca kahkaha attım. "Güçsüz müsün ya sen?" Dedim alayla, Barlas bana göz devirdi. Gülecekken olayın ciddiyeti aklıma geldi. Biz burada kitli kaldık. "Sen mi kitledin?" Diye sordum, Barlas bana cevap vermek yerine bana üsten bir şekilde baktı. Konuşmadan küfür eden ilk insan.

Barlas telefonu çıkarıp Ege'yi aradı ama açmadı. Bu sefer Gaye'yi aradı. Beyaz atlı prensesi hemen kurtarmaya geldi. Neyse ki fazla kalmadık. Yani bana kalsa sabaha kadar Barlas ile kalırdım ama bana kalmadı.

Oğuz'un büyük doğum günü partisi bitince Simay'ın evine geçtik. Geçtik derken sadece Simay ve ben. Simay'ın evine geçince Simay bana bahsettiği süprizi getirmek için odasına çıktı. Ben ise salonda onu bekledim. Simay elinde beyaz bir kedi ile gelince ona baktım. "Bunu senin için aldım." Dedi, ardından kediyi uzattı. "Merak etme satın almadım, sahipledim."

Bi kediye bi Simay'a baktım. "Oyuncağını kaybeden çocuğa yeni oyuncak mı veriyorsun?" Diye söyledim, sinirle ayağa kalkıp kaşlarımı çattım. "Hayır Bahar sadece şey diye düşündüm.." Diye söylerken cümlenin devamını getiremedi. "Simay cidden inanılmazsın." Dedim.

"Sadece mutlu olman için."

Simay'ın dediğini umursamadan evden çıktım. Ardından eve geri dönüp kediyi elime aldım. Kediyle beraber evden çıktım. Ne yani? Simay'a sinirlendim diye kediyi ona mı bırakacaktım?

Taksi çağırıp eve geçtim. Mia'nın yatağına yeni kediyi koydum. Simay'a sinirim geçince ona ismini koymasını söylerim. Yatağa geçip kafamı yastığa koydum. Hiçbir şey düşünme Bahar. Uyu Bahar.

(っ.❛ ᴗ ❛.)っ

Teneffüs zili çalınca bizimkilerle beraber kantine indik. İkinci ders bitmişti. Simay ve ben her zaman oturduğumuz masaya oturduk. Oğuz bize kahve almak için kantin sırasına girdi. Hayırlı arkadaştı.

Bugün erkenden uyanmıştım. Simay aramızı düzeltmek için bana gelmişti. Beraber kedimle ilgilenmiştik, sonra okul için hazırlanmıştım. Simay zaten hazırdi. Babam okula bırakmıştı bizi.

Simay karşımdaki sandalyeye oturmuştu. Telefonumu çıkarttıp instagrama girdim. Keşfete bakarken, yanımdaki sandalye çekildi. Başımı telefondan kaldırıp yanıma oturan kişiye baktım. Barlas'tan başkası değildi.

Tek kaşımı kaldırıp ona baktım. "Hayırdır?" Diye sordum. Barlas umursamazca omuz silkti. "Seninle uğraşmadan günüm aymıyor." Dedi alayla. Bugün ilk iki derse gelmemişti ve ben okula gelmeyecek sanmıştım ama şuan yanımdaydı.

"Neden geç geldin bugün?" Diye sordum, alayına karşılık vermeden. Merak etmiştim geç gelme sebebini. Barlas kısa bir an Simay'a baktı ve boğazını seslice temizledi. "İşlerim vardı." Deyip es verdi. "Özel." Diye ekledi. Mafyacılık oynaması gerekiyordu demek ki!

Oğuz gelip kahvelerimizi masaya bıraktı. Barlas için de kahve almıştı. Barlas'ın yanımızda oturduğunu görmüş olmalıydı. "Eyvallah." Dedi Barlas, kahve için Oğuz'a. Oğuz dostça gülümsedi Barlas'a.

Zil çalana kadar kahvelerimizi içip sohbet ettik. Barlas dediği gibi bol bol uğramıştı benimle teneffüste.

Dün partide Oğuz ile dans eden Rüya yanımıza gelip bizimle oturmuştu bi süre. Oğuz bana flört ettiklerini söylemişti. Simay'a karşı olan ilgisinin gitmesine sevinmiştim. Eskisi gibi dosttuk üçümüzde.

Zil çalınca hepimiz sınıfa döndük. Hoca gelip dersin boş olduğunu söylemiş ve yoklama alıp, gitmişti. Ara tatile üç gün kaldığı için ders yapmıyordu çoğu hoca.

Ara tatilde Derin'in planladığı gibi Uludağ'a kar tatiline gidecektik. Herşeyi organize etmiştik WhatsApp grubundan Derin ile.

Başımı sıraya koyup, gözlerimi yumdum. Azcık uyusam fena olmazdı. Erken uyanmıştım bugün. Sabahtan beri içimde tuhaf bir karamsarlık vardı. Barlas'a laf bile atmamıştım! İçimdeki kötü düşünceleri oksitlemeye çalıştım. 'Herşey yolunda ve güzel. Rahatla Bahar.' Kendi kendimi telkin ettim içimden.

Bir süre sonra Simay yanıma gelip bahçeye inmemiz için yalvarınca onu kıramadım. Erkekler maç oynayacakmış, Simay da izlemek istiyormuş. Simay ile inince banka geçip oturduk. Simay Ege'yi izlerken ben de Barlas'ı izliyordum. Simay'ın telefonuna bildirim gelince kendi telefonuma dokunmak için elimi arka cebine götürdüm fakat telefonuma dokunamadım. Büyük ihtimalle telefonumu sınıfta unutmuştum. Derin yanımıza koşarak gelince bana bakıp telaşla "Bu video ne?" Diye sordu. Kaşlarımı çatıp ona baktım.

Derin bana telefonunu gösterince sakince videoyu izledim. Oğuz'un doğum gününde üstümü değişmiştim ve onun videosuydu. "Ne?" Diye kaldım, boğazıma bir yumru oturmuştu. Bu nasıl bir iğrençlikti?

Simay kendi telefonuna bakınca "Bana da gelmiş." Dedi, gözlerimi kapatıp, derin bir nefes alıp verdim. Transa girmiştim sanki. Göğüs kafesim sıkışıyordu.

"Kim atmış bunu?" Diye sordu Simay, gözlerimi açınca karşımda bana bakan Gizem ve Gaye'yi gördüm. Dün duyduklarım uğuldadı kulağımda.

"Evet, bu gün ilgi odağı fakat yarın istediği ilgiye olumsuz anlamda ulaşacak. Bahar'a şimdiden üzüldüm. Her neyse, sen ayarladın mı?"

"O iş bende rahat ol ve sadece plana sadık kal."

Bu ikisi...

Oturduğum yerden kalkıp sinirli onların yanına doğru hızlı adımlarla yürüdüm. "Siz yaptınız dimi!?" Diye bağırdım. Gaye bana karşı gülümserken Gizem şaşkınca bakıyordu. Onlara bağırmak ne kadar çok istesem de sinirden ve utancımdan gözlerim dolmuştu bile bu nedenle asla konuşamıyordum. Barlas ve diğerleri gelince "Noluyo?" Diye sordu Oğuz, ağlamamak için alt dudağımı ısırdım.

"Telefonuna baksana bi video var mı?" Diyen kişi Simay'dı. Hepsi telefonuna bakıyordu. Büyük ihtimalle video gelmişti. İlk tepkiyi Oğuz verdi."Ne lan bu!?" Diye bağırdı Oğuz, Barlas bi bana bi Gaye'ye bakıyordu. "Siz yaptınız." Dedim Gaye ve Gizem'e bakarak. Ege bana bakıp "Gaye yapmaz lan, ben yaparım o yapmaz." Dedi, şu an Ege'yi anlamak o kadar çok isterdim ki ama bu durumdayken kendimi dahi anlayamıyorum.

Dolan gözlerimi elimin tersi ile silerken "Ne alaka kızım?" Diye söyledi Gizem, sesi kulaklarımı değil de kalbimi çiziyor gibiydi. Onu dostum sanıyordum. Şuan sırtımdan oluk oluk kan aksa dahi şaşırmazdım çünkü bu ihanet çok acıtmıştı. Utanıyordum. Utanması gereken onlardı ama ben çok utanıyordum.

Barlas bana bakıp "Emin misin?" Diye sordu, yutkunup alt dudağımı yaladım. Barlas bana 'Emin değilim de' der gibi bakıyordu. "Onları konuşurken duydum." Dedim, sesim titremişti. Artık dolan gözlerimi tutamıyordum. Göz yaşları yanaklarıma gelirken yanımda duran Derin gözümü sildi. "Gaye siz mi yaptınız?" Diye sordu Ege, Gaye bana ters ters bakarken "Hayır ya ne alaka? Ben neden böyle bi-" Diye konuşan Gaye'nin sözünü Barlas'ın bağırması kesmişti. "Yaptın mı yapmadın mı Gaye!?" Diye bağırdı. Sinirden damarları belirginleşmişti. Yüzüne kısa bir an baktım, Barlas bana bakınca gözlerimi hızla kaçırdım. Kimsenin yüzüne bakmak istemiyordum. O video dönüp duruyordu gözlerimin önünde. Herkes görmüş olmalıydı. Herkes...

Gaye bana bakıp ardından Barlas'a baktı. "Yaptık." Diye mırıldandı ağzının içinde. Bi insan nasıl bu kadar iğrenç olabiliyor? Üstümü değiştim ben orada. Nasıl birinin namusuna uzanan bir şeyi yayarsın?

Zil çaldı. İnsanlar gelecek, herkes beni böyle mi görecekti? "Gaye yapmaz. Hayır ya." Dedi Ege, inanmak istemezcesine Gaye'ye baktı. "Abicim desene 'yapmadım.' diye." Diye konuştu Ege, Gaye kafasını eğince "Eğme o kafanı! Yaptığın pezevenklikten gurur duyman lazım dimi!?" Diye bağırdı Barlas, Gaye kafasını kaldırıp Barlas'a bakınca "Sen ne kadar iğrenç bir insan oldun!" Diye bağırdı Barlas.

Etrafımıza insanlar gelirken Barlas Gaye'ye bağırmaya devam ediyordu. Gaye'nin gözleri dolmuştu. "Gaye siktir git!" Diye bağırdı Barlas, gözüm Ege'ye kaydı. Yere oturmuş olanları anlamaya çalışıyordu. Gaye ağlayarak yanımızdan uzaklaşınca etrafa baktım. Herkese mi atmış videoyu? Sanki herkes bana bakıp gülüyordu. "Sen de yaptın dimi?" Diyen Simay Gizem'in saçına yapışmıştı bile. Oğuz ve Batu araya girip Simay'ı çekince Simay "Bu burda bitmedi! Amına koyduğumun kızı!" Diye bağırıyordu. Simay nadir küfür ederdi ve bu an o anlardan biriydi. Herkesin bir kırmızı çizgisi vardı. Ben Simay'ın o çizgisiydim. Derin ise kolunu omzuma atmış bana sarılıyordu.

Gizem birden ağlamaya başlayınca ona baktım. "Ben ne yapabilirdim?" Dedi, sessizce gözümü sildim. "Her zaman tüm odağı ilgi Bahar! Ailesi var, arkadaşları var, o mükemmel bir hayata sahip!" Diye bağırdı Gizem, etraftaki insanlar artık tamamen buraya bakmıştı. "Ben bunu sikerim!" Diyen Simay'ı bu sefer Ege tutmuştu. "Nefret ettim ondan! Nefret ettim sürekli iyilik meleği gibi bana acıyarak arkadaş olmasından!" Diye bağırdı ağlayarak. Gözlerinden nefret akıyordu ismimi söylerken bile.

Ardından bana bakarak devam etti. "Sen hep istediğim hayatı yaşıyorsun. Artık mutsuz ol istediğim. Bir kez de herkes sana acısın istedim." Gözlerindeki saf nefret kalbime bir kaç yüz cam kırığı saplamıştı. İnceden bir sızı baş gösterdi kalbimde. Ayakta durmak bile zor gelmeye başlamıştı. Etrafta bir uğultu vardı ama ben bu ortamdan soyutlanmış gibiydim. Ne yapmam gerek? Ne söylemem gerek? Bilmiyordum.

Gözlerimi kapatıp açtım. Kalbimdeki gökyüzüne şimşekler çakıyordu. Sanki kıyamet kopuyor ama Gizem'in ilk günü gibi. Nasıl dikkati kendisine toplamaya çalışıyor? Kendini böyle mi haklı çıkaracaktı? Son defa iki gözümü de silip Gizem'e yaklaşım. Bir kaç adıma tam önünde durdum. "Devam et konuş. Dök içindeki zehri." Dedim duygusuz bir sesle.

Gizem bana bakıp ağlamaya devam ederken "Nasıl böyle biri oldun ya sen?" Diyen kişi Derin'di. Derin yanımıza gelip "Bahar seni yalnız bırakmamak için her gittiği yere seni davet ettiriyordu." Derin'in dedikleri üzerine ne kadar saf biri olduğumu anladım. Yüzümde acıyla harmanlanmış buruk bi' tebessüm oluştu. Ben saf değildim ki. İnsanlar saf kötüydü.

Gizem bana bakıp "Yine ilgi odağı sensin!" Diye bağırdı. İlgi odağı dediği şey üstümü değiştiğim videoyu yaymış olmasıydı. İnsanların yüzüne dahi bakamayacak olmamdı. Gizem'in istediği ilgi falan değildi. Sevgi hiç değildi. Kötü insanların hep sebepleri olurdu kötülük yapmak için. İçi boş sebepler. O kötüydü. Saf kötü.

Aklıma gelen ilk şeyi yaptım. Gizem'e tokat attım. "Sakın karşıma çıkma." Diye söyledim kısık sesle. Bağırmamıştım ama bağırsam bu kadar sert çıkmazdı sesim. Sakindim ama iyi değildim. Fırtına öncesi deniz değil, gökyüzüydüm ben. O fırtınada savrulan deniz değil, o fırtınayı çıkartan gökyüzü olacaktım.

Sadece buradan gitmem ve kendi düştüğüm yerden kendimi kaldırmam gerekiyordu.

Etraftaki kalabalığa bakmadan direkt okula ilerledim. Arkamdan Barlas da geliyordu ama kimseyle konuşmadan bu okuldan gitmek istiyordum. Sınıftan telefonumu ve çantamı alacaktım.

Sınıfın olduğu kata gelince derin bir nefes verdim. Allahtan bu katta kimse yoktu herkes teneffüse çıkmış olmalıydı. Bahçede insanların çoğu acıyarak, bazıları ise eğlenerek bakmıştı bana. Kimseye cevap verecek bile halim yoktu utançtan. Sınıfta girip eşyalarımı aldım.

Sınıftan çıktım ve merdivenlere yöneldim. Barlas da peşimden geliyordu ama konuşmuyordu.

Boş koridorda yankılanan sesle, ayaklarım yere çivilendi.

"İç çamaşırların güzelmiş bebeğim. Böyle şeylerin varda niye biz sevgiliyken göstermedin." Bu ses Ata'ya aitti.

Yavaşça arkamı dönüp Ata'ya baktım. Ellerini ceplerine koymuş koridorun ortasında sırıtarak bana bakıyordu. "Ata siktir git kaşınma." Diye tısladı dişleri arasından sinirle Barlas. Ata onu umursamadan bana bakmaya devam etti. Onu arkadaşları önünde rezil etmemin intikamını alıyordu sanki.

Ben sessiz kalınca bana doğru bir kaç adım attıp, konuşmaya devam etti.

"Gece bana gelsene takılırız." Deyip göz kırptı.

Lanet olası gözlerim yine doldu. Ağlamayacaksın Bahar. Ağlamayacaksın.

Gözümü yavaşça yumup, açtım. Bir damla gözyaşı sol yanağımdan çeneme yol çizdi.

Cevap vermek için dudaklarımı araladığım sırada bir gürültü koptu. Herşey çok hızlı gelişti. Barlas, Ata'ya sağlam bir yumruk attı. Ata geriye sedelendi. "Kaşınma dedim sana pezevenk!" Ata'nın sol elmacık kemiğine vurmuştu ve kızarmıştı vurduğu yer. Moraracaktı büyük ihtimalle.

Barlas, Ata'nın yakasını sertçe tuttu. Tekrar yumruk attı ama ayrı yere vurdu.

Sol yanağımdan akan yaşı elimin tersiyle sildim. Daha fazla burada durmak istemiyordum. "Barlas yeter." Dedim cansız çıkan sesimle. Barlas kısa bir an bana baktı ve Ata'yı sertçe bıraktı. Ata öfkeyle burnundan soluyordu.

Barlas yanıma gelip elimi tuttu. Elimi tutmasını istemiyordum. Bana bunu onun sevgilisi yapmıştı. Biricik sevgilisi Gaye! Toz bile kondurmadıkları Gaye. Elimi çektim ve ona bakmadan merdivenlere yöneldim.

Barlas peşimden gelip bu kez kolumu tuttu. Durup ona baktım çok kısa bir an. Gözlerinde acıma duygusu aradım. Yoktu. Gözlerindeki tek duygu şefkatti. Bakışlarımı kaçırıp, yerdeki mermer zemine baktım. Boşta olan elini yanağıma yerleştirdi. "Utanma. Kaçırma gözlerini benden. Senin suçun yok." Dedi yumuşak bir tonla.

Bakışlarımı bu kez tam gözlerine çevirdim. "Evet yok. Tüm suç o yerlere göklere sığdıramadığın Gaye'nde." Dedim kafamı sallayarak.

Dudağımı büküp dolan gözlerimi umursamadan gözlerinin içine bakmaya devam ettim. "Ama ne var biliyor musun Barlas? Ben çok utanıyorum. Onlar yerine de ben utanıyorum." Deyip kolumu elinden kurtardım. Ona arkamı döndüm, gitmek için.

Barlas inatla tekrar tuttu kolumu. "Bilmediğin şeyler var." Dedi çaresiz bir sitemle. Omuzumun üzerinden ona baktım. "Anlat o zaman." Dedim umursamazca. Anlatmayacaktı. Anlatmazdı biliyordum. O hep gizemli çocuğu oynardı.

Ben en başında bu gizemi çözmek istemiştim sadece. Bir oyun gibi sürükleyiciydi onu çözmeye çalışmak.

Yanılmıştım. Ve yenilmiştim.

En büyük yanılgım Barlas'tı.

İlk yenilgim Barlas'tı.

Onun gizemini çözmeye çalışırken, o gizemin içinde sıkışıp kalmıştım.

Ona aşık olmak aptallıktı. Ben ise aptaldım. Onun gizemi artık umurumda değildi. Umurumda olan tek şey oydu ama onun öncelikleri hep başkalarıydı. Anlatmazdı 'bilmediğim şeyleri' bana biliyordum çünkü ben artık çözmüştüm bu gizemi.

Barlas'ın hayatı gizemli değildi aslında. Gizem Barlas'ın kendisiydi. İstediği kadarından fazlasını göstermezdi kimseye. Kontrol hep onda olmalıydı.

Barlas cevap vermeyince kolumu bu kez sertçe çektim ve ona arkamı döndüm. Okuldan çıkarken nöbetçi öğrencinin sözlerini duymuştum. "Barlas abi müdür çok acil odasına bekliyor seni. Ata abi de orada."

Kimseyle göz teması kurmadan bahçeden çıktım. Taksi durdurup bindim. Yol boyunca aklımdaki tek şey o görüntülerdi.

Eve geçince direk odama çıktım kimseyle konuşmadım. Konuşacak halimde yoktu zaten. Bir ara annem gelmiş, 'baban ile kısa bir iş seyahatine gitmemiz gerek güzel kızım.' Demişti ve beni öpüp gitmişti. Gitmelerine sevinmiştim, en azından 'neyin var?' 'Noldu?' Sorularıyla uğraşmayacaktım.

Seher abla bir kaç kez yemeğe çağırmıştı ama inmemiştim. Canım hiç birşey istemiyordu.

Akşama kadar yatakta uzanıp tavanı izledim. Kafamdaki sesler susmak bilmiyordu.

Odamın kapısı çaldı. Ofladım. Seher abla bugün ısrarcıydı. "Seher abla aç değilim. Sal beni." Diye seslendim bıkkınlıkla. Gözlerimi yumdum. Belki uyumak iyi gelirdi. Kapı açıldı. Bakmadım. "İyiyim bir şeyim yok sadece yalnız kalmak istiyorum." Diye mırıldandım.

Yüzüme çarpan sıcak nefesle gözlerimi hızla açtım. Seher abla değil, Barlas'tı gelen. Yutkundum. Üzerime egilmişti ve şuan yüzlerimizin çok yakındı. Bu yakınlık iyi değildi. Bana bu kadar yakınken sağlıklı düşünemiyordum. "Niye geldin?" Diye sordum, sanki tek sorun gelmesiymiş gibi!

"Sana söyledim. Bilmediğin şeyler var ama bilmen gerekenler de var." Dedi kararlılıkla. Farkında olmadan gülümsedim. Demek bilmem gerekenler vardı ha?

Elimi omuzuna koyup, onu geri ittim. Geriye çekildiği için yataktan çıktım. Bu kadar yakın anlatması gerekmiyordu sonuçta dimi?

Küçük terasıma çıkıp koltuğa oturdum ve Barlas'ın bekledim. Barlas yanıma gelip oturdu. Koltukta yan dönüp ona baktım. "Dinliyorum?" Diye sordum isteksiz görünmeye çalışarak. Aksine çok merak ediyordum anlatacaklarını.

Barlas derin bir nefes verdi ve bakışlarını dışarıya çevirdi. "Sana benden uzak dumanı söylemiştim. Sen durmadın. Bana daha çok çekildin her geçen gün ve ben seni korumak istedim. Uzak dur diye seni bir toplantıya soktum. Tehlikeli anla kaç istedim. Yapmadın." Deyip es verdi ve ekledi.

"Aslında Gaye ile hiç sevgili olmadık. Göstermelikti. Sen benden uzak dur diyeydi hepsi. Bana aşık olmandan korktum. Üzerim seni dedim ama senin dediklerimin tersini yapmak gibi bir huyun var." Dedikten sonra bakışlarını bana çevirdi. Tepki vermemi bekliyordu. Şaşkındım.

Ona aşık olduğumu anlamış mıydı? İma ettiği şey buydu ama ben yanlış anlıyor da olabilirdim. "Ne yani Gaye'ye aşık değil misin?" Diye sordum kaşlarımı kaldırarak.

"Değilim ve hiç olmadım da."

"Onun için benimle kavga ettin?" Dedim sorgulayarak. Mia'nın öldüğü gün, Gaye'nin eskileri hakkında ima yapmıştım ve Barlas kıskanıp benimle kavga etmişti.

"Ege olsa yine aynı tepkiyi verirdim." Demek kıskanmamıştı. Sadece savunmuştu. Ben boşuna mı o kadar üzülmüştüm başkasına aşık diye?

Kahkaha attım. Barlas şaşkınca bana baktı. "Neden gülüyorsun?" Dedi. "Aklıma bişey geldi." Dedim omuz silkmeden hemen önce.

"Neden senden uzak durmamı istediğin için bu kadar oyun kurdun ki?" Diye sordum dayanamayarak. "Git desen, giderdim zaten." Diye ekledim.

Barlas kaşlarını çattı. "Gitme istedim. Yanımda ol ama yakın olma." Dedi tek nefeste. Bu cümleden çok fazla anlam çıkabilirdi. Benim anladığım ise sadece gözlerinin çok güzel olduğuydu. Ay ışığı vuruyordu yüzüne ve gözleri parlıyordu. "Anlamadım." Diye sordum gözlerini izlerken.

Barlas burnunu çekti. "Anlama zaten. Her neyse. Kalk." Deyip ayağa kalktı ve elini uzattı. Bu kez hiç anlamamıştım ama ses etmedim ve uzattığı eli tuttum. Beraber odamdan çıktık. Beni kaçırıyor muydu acaba? Masallardaki gibi! Ya da yaz dizilerindeki gibi(!)

Merdivenleri inip, mutfağa girdik. Bu üzmüştü. Kaçmıyormuşuz. Barlas, mutfak masasında oturan Seher ablaya baktı. "Seher hanım yiyecek bir şeyler hazırlayıp bahçeye getirir misiniz lütfen?" Diye rica etti salon beyefendisi kimliğiyle. Seher abla yerinden kalktı ve gülümseyerek onayladı.

Barlas hala elimi tutuyordu. Seher abla ellerimize bakıp beğeniyle gülümsedi. Elimi çekeceğim sırada, Barlas tekrar yürümeye başladı. Mutfağın kapısından arka bahçeye çıktık. Barlas elimi tuttuğu için bende onun peşinden yürümek zorunda kalıyordum.

Bahçedeki hasır koltuklara yöneldik ve yan yana oturduk. Sonunda Barlas elimi bırakmıştı. Hoşuma gidiyordu aslında bu halleri ama çocuk resmen ondan uzak durayım aşık olmayım diye oyun kurmuştu. Her şeye rağmen bugün bana iyi gelen tek şey Barlas'tı. Son da olmayacaktı, biliyordum.

Sessizce oturacağız sanıyordum ama Barlas sürekli konu açıyordu ve sohbet ediyorduk. Bugün başıma gelenlerden sonra moralimi düzeltmeye çalıştığını biliyordum ve ona minnettardım.

Seher abla ısıttığı yemekleri ve içecek getirdi. Canım istemiyordu ama Barlas'ın zoruyla yedim.

Saat iyice ilerlemeye başlamıştı ve biz bahçede oturmuş gülerek konuşuyorduk. Konuştukça başka bir konu açılıyordu ve bu döngü hiç bitmiyordu. Barlas'ın çocukluk anılarını, kavgalarını, ilk aşkını bile dinlemiştim. İlk aşkı annesiydi o yüzden kıskanmak bir yana dursun ona aniden sarılmışım. Barlas da bana sarılmıştı.

Geri çekilip bir şey demeden başımı omuzuna yasladım. Çok rahattı. Onunla bu şekilde sonsuza kadar durabileceğimi hissettim. Uykum gelmeye başlamıştı. Azıcık gözlerimi dinlendirsem bir şey olmazdı herhalde.

Bir kaç dakika gibi gelen zaman diliminden sonra bedenimin havalandığını hissettim. Bir süre sonra sırtım yumuşak yatağımla buluştu. Barlas beni odama taşımıştı anlaşılan. Üzerime yatağın yorganını örttü.

Elimi tutup baş parmağı ile nabzımı okşadı. "İyi uykular." Diye fısıldadı kulağıma. Gidecekti. Uykulu halimde elimi tutan elini sıkıca kavradım. "Gitme." Diye fısıldadım uyku mahmuru sesimle. Zorla gözlerimi hafif aralayıp yüzüne baktım. Yorganı kaldırdım ve yatakta yana kayıp, yer açtım ona."Uyuyalım." Dedim çocuk gibi ısrarla.

Barlas bir süre düşündü ve ona açtığım yere uzandı. Beni kendine çekip elini belime sardı. Başım göğsüne düştü. Kokusu içime doluyordu her nefesimde. Huzurla gülümsedim ve uykuma kaldığım yerden devam ettim.

Yarın benimle olmayacağının biliyordum. Barlas'ın dengesiz hareketlerine alışmıştım. Ama şu an biz buradaydık ve biz gerçektik. Bunu hiç bir şeye değişmezdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.