İçeriğe geç

SIR

Bölüm 14 · 8 dk okuma

SIR

Bölüm 14

14

Söylesem ne kaybedebilirim ki? Alay eder miydi? Ah, öyle bir şarkı vardı dimi? Seni sevdiğimi söylesem, alay edip güler misin? Yoksa sen de sever misin?

"Ben senin yanında değilim." Keşke her saniye yanında olabilsem. Barlas bana bakıp alaylı bir şekilde güldü. "Yanında değilim Barlas, senin yani sizin hakkınızda bir şey öğrendim. Sen de beni yanına çektin. Babalarımız ortak olacak diye dip dibeyiz ama halen daha senin yanında değilim." Ben bunları derken Barlas'ın gülümseyen suratı asık bir surata dönmüştü.

Oturduğum yerden ayağa kalktım. "Unutma Barlas Ataman, senin yaptığın küçük bir hata yüzünden bu hale geldik." Dedikten sonra odama geçtim. Barlas da arkamdan odaya geldi, benimle konuşmak istiyor gibiydi. Neyse ki yemeğe çağırıldığımız için bahçeye indik. Babam mangal yapacakmış sanki çok biliyor da. Masaya oturup sessizce durdum. Barlas'ın babası ve benim babam beraber mangal başında oturuyorlardı. Barlas yanıma oturmuş annem ise karşımda oturuyordu.

"Okul bitmek üzere, zayıfınız var mı?" Diyerek sohbet açmaya çalıştı annem. Okul bitmiyor sadece ara tatil veriyor. "Sınavların bazıları açıklanmadı ama açıklanan kadarı ile zayıfım yok." Diye cevap verdi Barlas. Bu çocuk matematikten kalmadı mı? Yalancı ya. "Aynen, Barlas'ın matematiği çok iyi." Dedim, Barlas bana 'sus.' dercesine bakış atarken gülmemi tuttum.

Annem ile olan muhabbet köfteler gelince bitmişti. Ekmek dilimini alıp içindeki yumuşak yerini ayırmaya başladım. Sert tarafını pek sevmem. İç tarafı ayıkladıktan sonra sert tarafını masaya koydum. Barlas ise ekmeğin sert tarafını alıp kendi tabağına koydu. "Ekmek bitirmemek günah." Dedi Barlas, sanki uyuşturucu satmıyor gibi bir de bana günahtan bahsediyor.

Köftemi yerken Barlas bana kendi ekmeğinin içini ayıklayıp verdi. Kendisi ise sert tarafını yiyordu. Bir sey demeden yemeye devam ettim. Köftemi bitirmemle Barlas tabağıma kanat et koydu. "Çubuk gibi kaldın, ye az." Diye söylendi bana. Göz devirip kanat eti yerine koydum. "Barlas oğlum o biraz inatçı, kanat et sevmez." Dedi babam. Barlas ise gülümseyerek kanat eti tekrar tabağıma koydu. "İnatçı değildir, yer şimdi." Dedi Barlas, ardından bana üstten bir bakış attı. Kanat eti yemeye başladım. Tadı güzelmiş. İçindeki kemiği Barlas'ın tabağına koydum.

Sofradaki küçük atışmalar falan bitince zaten yemeğimiz de bitmişti. Barlas onlar da 'fazla rahatsızlık vermeyelim.' deyip kalkmıştı. Ne rahatsızlığı ya geceye de kalın diyemedim. Hem Barlas benimle uyur falan. Şimdi ise salonda oturuyorduk. Annem ve babam birbirlerine bakarken ben de onlara bakıyordum. Yanlış anlamayın romantik bir bakışma değil, bana bir şey diyecekler ama konuya kim girsin diye birbirlerine bakıyorlar. "Ee söyleyin artık." Dememle ikisi de bana baktı.

"Barlas ile aranda ne var?" Diye sordu babam, babam birden sorunca annem öksürdü ama nafile. Ben duymam gereken cümleyi zaten duydum. "Arkadaşız." Dedim. Gözlerimi devirip onlara arkamı döndüm ve odama çıktım. Cidden bazen tuhaf oluyorlardı. Dışarıdan Barlas ile ne gibi görünüyorduk acaba?

Banyoya girip küveti sıcak suyla doldurdum. Köpürmesi için mor yaban mersini aromalı toplardan attım. Suyun rengi tatlı parıltılı bir mora dönmüştü. Üzerimi çıkartıp tamamen soyundum. Suyun içine girdim.

Uzun bir duşun ardından yıkanıp küvetten çıktım. Saçımı kurutup, nemlendirici kremlerimi sürdüm. Sebepsizce keyfim yerindeydi. Şortlu pijama takımını giyinip yatağa girdim. Uyumadan önce Wattpad'den kitap açıp okudum.

⊂(・ω・*⊂)

Sabah alarmın sesi yerine yanağımda hissettiğim dokunuşla uyandım. Biri yanağımı okşuyordu. Gözlerimi kocaman araladım. Çığlık atacağım sırada Barlas ağzımı kapattı. "Sakin ol, benim." Diye mırıldandı gülerek. Sabah sabah benim odamda ne işi vardı bunun? Tövbe tövbe.

Hala uykudan kapanan gözlerimi elimin tersiyle ovuşturdum ve yataktan doğrulup, sırtımı başlığa yasladım. Beynim hala uyuyordu ve ben olanları sorgulamak yerine Barlas'a bakıyordum.

"Kabul et bana aşıksın." Diyen Barlas dalga geçmiyordu aksine o da beni izliyordu. Gülümsediğimin farkına varıp, hızla düzelttim yüz ifademi. Dil çıkarttım ona. "Çok beklersin." Diye cırladım. Barlas yüzünü buruşturdu. "Bu ses... Allah'ım sabır ver bana." Diye dua etti başını geriye atıp. Tekrar dil çıkarttım. Barlas'ın bakışları dudaklarıma kaydı. Yutkundum. Yutkundu. Gözlerimi kaçırdım ve uyandığımdan beri yapmam gerekeni yaptım. Tokat attım. Barlas beklemediği için başı yana düştü.

"Ne işin var odamda sabah sabah? Niye yanağımı okşuyordun?" Diye sordum gözlerimi kısarak. Barlas vurduğum yanağını okşadı. "Elin ağırmış." Dedi hoşnutsuzca. Yatağın kenarında oturuyordu. Ayağa kalktı. Baştan aşağıya süzdüm. Okul kıyafetleri vardı ve tek kolunda okul çantası sarkıyordu. Tek kaşımı kaldırıp ona baktım cevap vermemişti hala. "Babam aynı okuldayız diye emrivaki yaptı. Seni almaya geldim, beraber gideceğiz. Gencecik kız taksiyle gitmesin diye beynimi si-" Küfür edecekti ama dilini ağzının içinde yuvarlayıp sustu. Es verip devam etti cümlesine. "Neyse 10 dakikan var aşağıda bekliyorum. Hızlı olsan iyi edersin." Deyip odadan çıktı.

Homurdanarak yataktan çıktım. Okul kıyafetlerimi giyip, üzerime dolabımdan hırka aldım. Hava serindi bugün. Saçımı tarayıp sıkıca at kuyruğu yaptım. Makyaj masama göz gezdirdim. Dudaklarıma dudak balm sürdüm ve kirpiklerime rimel sürdüm. Ayakkabımı elime aldım ve çantamı alıp tek kolum taktım. Annem evde ayakkabıyla gezme konusunda çok titizdi ve izin vermezdi. Normal olanda buydu bence. Zenginiz diye içinde yaşadığımız eve s*çmamalıydık.

Aşağıya salona indim Barlas yoktu. 15 dakikada inmiştim. Acaba gitmiş miydi? Uyuz.

Annem beni görünce yanıma geldi. Yanağımı öptü. "Barlas dışarıda seni bekliyor kızım." Dedi gülümseyerek. Sanki rahatsız oluyor gibiydi Barlas ile yakın olmamdan. Ya da ben öyle düşünmüştüm. Annemin yanağını öptüm. "Tamam validem, Bahar kaçar." Deyip salondan çıktım.

Ayakkabımı giyip evden çıktım. Barlas dış kapıda arabasıyla duruyordu. Yanına ilerleyip ön koltuğa oturdum. Bana yandan bir bakış attıp arabayı çalıştırdı.

Yol boyu ikimiz de konuşmadık. Okula gelince arabayı istop ettirdi. Oyalanmadan arabadan çıkıp sınıfa geçtim. Simay ve Oğuz çoktan gelmiş konuşuyorlardı. Yerime oturup kafamı sıraya koydum. Şuan tek istediğim şey uyku.

Bu isteğim daha gerçekleşmeden sona erdi çünkü Derin yanıma gelip benim omzumu öldürmek istercesine dürtüyordu. En sonunda kafamı kaldırıp baktım. "Ne var Derin?" Diye homurdandım. Derin bana ara tatilde kayak yapmaya Uludağ'a gitme planını anlatırken ben boş boş ona baktım. Ee kardeşim gidiyorsan git, ben ne yapabilirim? "İşte bu nedenle sizde gelin." Dedi Derin, dinlemdiğim için hangi bizden bahsediyor anlamadım. "Merak etme Barlas onlara ben sorarım." Dedi, anladım. Sınıfça gidelim diyor. Gülümseyip "Bana fark etmez." Diye cevap verdim.

Derin sevinçle yanımdan kalkınca Simay ve Oğuz yanıma geldi. Uyutmayacak bu sınıf beni. Simay ve Oğuz bana bir şeyler anlatmaya başladı ama benim aklım uykudaydı.

Onlar konuşurken dinler gibi yapıp arada başımı sallıyor ve tepki veriyordum. "Ayı ile öpüşürken bizi bastı işte Oğuz." Dedi Simay. Başımı salladım. "Harika." Diye tepki verdim. Neyden bahsettiği hakkında en ufak fikrim yoktu. Simay kolumu cimcikledi. Acıyla inleyip kolumu kendime çektim. "Napıyorsun be." Diye cırladım.

Simay bana sinirle bakıyordu. "Sen niye dinlemiyorsun beni?" Diye sordu. Omuz silktim. "Dinliyorum ya." Diye abartıyla teessüf ettim. Simay beni taklit etti ve es verip ekledi. "Ayı ile öpüşüyorum diyorum dinlediğinden emin olmak için diyorsun ki harika. Aynen dinliyorsun kanka." Deyip sıradan kalktı.

Oğuz omuzuma iki kere dostça vurdu. "Uyu çiçeğim." Deyip gülerek kalktı ve Simay ile sınıftan çıktılar. Oğuz beni anlayan tek insandı. Aksini iddia eden kıskançtır. Başımı sıraya koyup uyudum. Uyanınca ve keyfim yetince Simay'ın gönlünü alırdım.

Zil çalınca homurdandım. Bana uyku haramdı bugün anlaşılan. Yerimden doğruldum.

Barlas yanıma gelip sırasına oturdu. Elindeki yarısı içilmiş su şişesini ve paketli tablet çikolatayı sıraya koydu. Çikolata hiç açılmamıştı ve bademliydi. En sevdiğim. Sırada benim önüme ittirdi çikolatayı. "Ay sen bana mı aldın?" Diye sordum hevesle. Uykum kaçmıştı birden. Sesini incelti ve beni taklit ederek. "Ay ben sana aldım." Dedi gülerek. Omuzuna vurdum ve çikolatayı alıp, açtım.

Büyük bir ısırık aldım. Çok lezzetliydi. Bir ısırık daha alıp bakışlarımı Barlas'a çevirdim. Çikolatayı uzattım. "İster misin?" Diye sordum ayıp olmasın diye. Sonuçta o almıştı ama istemese daha iyi olurdu. Kendine de alsaymış canı çekiyorsa.

Barlas dilini damağına vurup, 'cık.' Sesi çıkarttıp,"istemem." Dedi ama bakışları dudaklarımdaydı. Elini uzatıp baş parmağını dudağımın kenarında gezdirdi. Yutkundum. Napıyordu bu çocuk yahu? Elini geri çekti. "Çikolata bulaşmış." Diye açıklama yaptı. Bakışları çok yoğundu.

Bakışlarımı penrece tarafına çevirdim. Çikolatamı bitirdim hızlıca. Hoca gelirse yiyemezdim ve ders boyu aklım kalırdı. Susamıştım. Barlas'ın önünde duran su şişesini alıp hepsini içtim. Barlas bana şaşkınca baktı. "Benim suyumdu?" Diye sordu ya da sormadı çünkü onun suyuydu zaten.

"Susamıştım. Hem suyunu mu kıskanıyosun benden?" Diye sordum. Alındım gücendim, demediğim kalmıştı. Onu da mı deseydim? Yok ergen derdi, gerek yok. Barlas güldü. "Hayır şaşırdım. Ben herkesin ağzına değen şeylerden içemem." Dedi açıklama yaparak.

Kaşlarım önce havalandı sonra hafif çatıldı. Bakışlarım bizi izleyen Gaye'ye kaydı. Barlas'a sır verir gibi eğildim. "Gaye'yi nasıl öpüyorsun o zaman? Onun da zamanında dudaklarının girmediği ağız kalmadı." Diye sordum ciddiyetle. Gaye'nin ismi okulda bir çok çocukla anılmıştı ama kimseyle sevgili olmuyordu. Hatta bir kez kendim tanık olmuştum, geçen sene üst sınıftan bir çocukla yiyiştiğine. O zamanlar herkes Barlas ve Gaye'yi sevgili sanıyorlardı.

O zamanlar saçma geliyordu ama şuan sebebini anlamıştım, Gaye hep Barlas'ı beklemişti ama o sırada da - bence - Barlas'ı kıskandırmak için bir çok kişiyle flört edip okulda adını duyurmuştu.

Tabi bunlar geçmiş zamandı ve geçen sene yaşanmıştı ama ben konusunu açmışım çünkü Barlas ve Gaye'nin şuan sevgili olması beni mantıksız ve kıskanç biri yapıyordu. Barlas konuşacağı sırada hoca sınıfa girdi. Konu, konuşulmadan kapanmış oldu. Böylesi daha iyiydi belki.

Dersin bitince nefes almak için dışarı çıkmıştım. Barlas ise sinirle yanıma gelip bana bakıyordu. Ulan ne yaptım ki ben? "Bir daha sakın." Diye söyledi, ne bir daha sakın? Neye sinirlendi bu kış ayısı? "Gaye hakkında gereksiz şekilde konuşmayacaksın." Dedi, sesi çok sertti, yani sinirli olduğu belli olurdu. Sinirle alt dudağını yaladı. "Sevgilinin gerçek yüzü seni üzdü mü?" Diye sordum, kollarımı göğüsümün orada bağlayıp tüm dikkatle Barlas'a baktım.

"Ben nasıl Simay hakkında sevgilisi olan biriyle eskiden yasak aşk yaşadığını demiyorsam sen de Gaye hakkında bir daha gereksiz şekilde konuşmayacaksın." Dedi, bahsettiği Simay olayı tamamen yalandı. Geçen sene Simay sevgilisi olan biri ile sevgili oldu, doğru ama sevgilisi olduğunu bilmiyordu. Hem böyle bir şeyi bilse asla yapmaz. "Düzgün konuş." Diye uyardım Barlas'ı.

Barlas bana karşı alaylı bir tavırla bakarken "Sen nasıl kız kardeşin hakkında bana bir şey dedirtmiyorsan ben de Gaye hakkında sana bir şey dedirtmem." Dedi, kız kardeşim manaısnı Gaye'ye mi yaptı? "Sevgilin demek istedin her halde. Yaptığın örnek saçma oldu." Dedim, sona doğru alaylı bir şekilde konuştum. "O benim yakınım, istersem kardeşim istersem sevgilim derim Bahar." Barlas'ın gözlerinden alev mi çıkıyordu? Yoksa bana mı öyle geliyor?

"Seninle ilgileniyorum diye yanımdaki insanlar hakkında ileri geri konuşmazsın."

Barlas bana bakarken zorla yutkundum, tamam haklı olabilir ama ben yanlış bir şey demedim ki. Neyi gördüysem dedim. Barlas bana son defa bakıyor gibi baktı.

"Ben senin bu şımarıklığına katlanamam. Bence sen benim hayatımdaki insanlara saygı göstermeyi öğrenene kadar konuşmayalım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.