İçeriğe geç

SIR

Bölüm 3 · 5 dk okuma

SIR

Bölüm 3

3.BÖLÜM

"Kendini sevmek, ömür boyu sürecek bir aşk hikayesinin başlangıcıdır."

-Oscar Wilde

Akşam işten döndüğümde odama geçtim. Üstümü değiştirmeden yatağa attım kendimi. Tam bugün olanları düşünürken içeri ananem girdi. “Çok mu yoruldun kuzum bugün?” dedi ve yatakta dikildiğimde ananemin elinde süt ve kurabiye olduğunu gördüm. Gülümsedim ve oturduğum yerde toplandım. Ananem elindekileri masaya koydu ve ayakucuma oturdu. “İş nasıldı?” dedi. “İyiydi ananem. Her zamanki gibiydi.” ananemle sohbet etmek beni sakinleştiriyor. Bacaklarına yattım ve o da saçlarımla oynamaya başladı. Bir süre öyle sohbet ettikten sonra uyumam için ananem yanımdan ayrıldı.

Saatler dükkanda çok hızlı geçiyordu. Uzun uzun dalıp gitmişken birinin ayak sesini duyunca kendime geldim. Dönüp baktığımda Kaan’ı gördüm. Anlamsızca kaşlarımı çatarak ayağa kalktım. “Burada ne işin var?” dedim. “Seni görmeye geldim." dedi. Başımı salladım. “Sen nasıl öğrendin burada olduğumu?” gülümsedi. “Mert’den.” İç çektim. “Niye geldin? Bir şey mi oldu?”

“Seninle konuşmak için.” Dedi. “Ne konuşacağız?” dedim. Kaan bakışlarını benden Utku'ya çekti. “Başka yerde konuşsak?” dedi ve bana baktı. Başımı salladım. “Peki, konuşalım.” Dedim ve arkamı döndüğümde Utku sinirli bir şekilde bakıyordu. “Ben hemen geliyorum.” Dedim ve dükkândan çıktık.

Yolda yürürken bana döndü. "Mesajıma niye cevap vermedin?" bir anda hatırladım ve dudağımı ısırdım. "Uyuyordum ben sabah cevap veririm diye düşündüm ama unuttum." En sonunda bir banka geldik ve oturduk. Konuyu açan ben oldum. “Ne konuşmak istiyorsun?” Kaan iç çekti ve bana döndü. “Geri döneceksin değil mi?” dedi. Yüzünde üzgün bir ifade vardı. Başımı onaylarcasına salladım. “Evet. Döneceğim tabii ki. Bunu mu konuşmak için geldin?” dedim. Başını salladı. “Hem evet hem hayır…” Dedi. Kaşlarımı çattım. “Nasıl yani?”

“Özledim Beren. Arkadaşlığını, sohbetlerimizi. Seni özledim.” Gülümsedim. Konuşmaya devam etti. “Evet, birçok şey oldu. Yaşadıkların kabul edilemez. Buna göz yuman herkes de hatasının farkında. Senin yaşadıklarının zorluğunu anlamaya çalışıyorlar. Senin gelişini dört gözle bekliyorum. Bekliyoruz.” gözlerimin içine baktı, devam etti. "Olanlardan sonra eskisi gibi olamamaktan korkuyorum." tebessüm ederek bütün vücudumu ona çevirip konuşmaya başladım. "Simge'nın bizi flört sanması aramıza biraz duvarlar örmüş olsada." Elimi koluna koydum. “Sen benim arkadaşımsın. Ve ben de seni özledim.” Dediğimin ardından Kaan gülümsedi. “Uzaklaşmayalım tamam mı?” başımı salladım. “Tamam.” Dedim ve birbirimize sarıldık.

UTKU

Onları gördüğümde birbirlerine sarılıyorlardı. Görür görmez içimde bir fırtına kopmuştu. Kalbim deli gibi atıyor, o çocuğu delicesine yumruklamak istiyordum. Ne istiyordu Beren’den? Bir de özel konuşmak istiyormuş. Sinirden yerimde duramıyordum. Dur. Neden böyle hissediyorum? Neye sinirlendim bu kadar? Kıskandım mı yoksa? Yok be. Düşüncelerle başa çıkmaya çalışırken ayağa kalktıklarını gördüm. Yakalanmamak adına hızla dükkâna gittim.

Akşama kadar kafamda döndü durdu. Niye böyle hissettim? Sanki… Beren benimle sevgiliymiş gibi hissettim. Düşünürken Beren’nin bana seslendiğini fark ettim. “Utku iyi misin?” başımı salladım. “Evet, iyiyim.”

“Emin misin?” Dedi yüzüme eğilerek. Kafamı çevirdim. “Evet eminim. Biraz dalgınım o kadar.” Başını salladı ve kendini geri çekti. Telefonda biri ile mesajlaşıyordu. Dikkatli bakınca o çocukla konuştuğunu fark ettim. Niye bu kadar sinirleniyordum bilmiyorum ama kıskandığımın farkındayım. En sonunda cesaretimi topladım ve sordum. “Özel değilse, ne konuştunuz uzunca çocukla?” kafasını kaldırdı, telefonu kapattı ve bütün vücuduyla bana döndü. Yüzünde kıskandığımı anlamışçasına bir gülüş vardı. “Birbirimizden biraz uzaklaşmıştık. Arayı kapatmaya gelmiş.” Başımı salladım. “Kapattınız mı peki?” bakışlarını telefona çevirdi ve onaylarcasına salladı başını. Ondan hoşlanıyor muydu? Zoraki bir şekilde gülümsedim. “Güzel. Sevindim senin adına.” Dedim ve ayağa kalktım. “Nereye?” dedi telaşla. “Hava alacağım.” Dedim ve hızla dükkândan çıktım. Gerginlikten beynime kan gitmemişti. Derin bir nefes bıraktım. Bir süre metro girişindeki merdivenlerde oturdum. Düşündüm, düşündüm ve düşündüm.

Akşam dükkânı kapattıktan sonra cesaretimi toplayarak Beren’e döndüm. “Biraz yürüyelim mi?”

Parkta sessizce yürüyorduk. En sonunda konuşmayı başlattım. “O çocuğu gerçekten seviyorsun galiba.” Dedim. İlk başta cevap gelmedi. Ona baktığımda yüzünde bir tebessüm vardı. “Evet. Seviyorum. Hiçbir zaman benim kötülüğümü istemedi. Ne yaşarsam yaşayım hep yanımdaydı.” Kalbimde bir acı hissetmiştim. “Hoşlanıyorsun yani.” dediğim anda bakışlarını gözlerime çevirdi. “Evet.” Dediğinde bakışlarımı korkuyla ve hızla ona çevirdim. Görünce heyecanla konuşmaya devam etti. “Yani. Hayır. Asla. O benim arkadaşım.” Dedi telaşla. Sonra sakinledi ve başını eğdi. “Ben zaten başkasından hoşlanıyorum.” Dedi ve şaşkınca Beren’e baktım. “Başkası mı var hayatında?” dedim. Şaşkınlığımı ve kırgınlığımı saklayamıyordum. O cevap verirken yağmur çiselemeye başladı. “Hayır, hayatımda kimse yok. Ama onun hayatımda olmasını çok isterim.” Dedi. Bu sözleri duyarken gözlerinde kendimi gördüm. Saçları sırılsıklam olmuş, gülümseyerek bana bakan bu kız benden hoşlanıyordu. İçimdeki mutluluğu tutamayarak konuşmaya başladım. “Senden hoşlanıyorum.” Beren şaşırmıştı. “Ne?” dedi anlamsızca. “Senden hoşlanıyorum Beren." Dedim gülümseyerek. O ise hiçbir şey söylemeden gülümseyerek bana bakıyordu. “Benimle çıkar mısın?” Dedim. Heyecanla başını salladı. “Evet.” Bir süre gülümseyerek birbirimize baktık. Hızla onu belinden kavrayarak kendime çektim. Sağanak yağmurun altında herkes koşarak saklanacak yer ararken biz sadece birbirimize sarılmıştık. Ellerimin arasına yüzünü aldım. “Seni seviyorum. Seni çok seviyorum.” Gülümsedi ve gözlerime baktı. “Bende seni çok seviyorum.” Dediğinde gözlerim gülümseyen dudaklarına kaydı. Bir heyecanla dudakları dudaklarıma değdi. O an dünya susmuş gibiydi; ne geçmiş vardı ne de sonra. Sadece o anın sıcaklığı ve kalbinin fazla hızlı attığını fark etmem... Sanki hayatım boyunca onun teninin yokluğunu yaşamışım gibi susuzdum dudaklarına. Pürüzsüz ve yumuşak boyundaydı elim. Kendini geri çektiğinde bırakmak istememiştim. Bana tatlı tatlı gülümsüyordu. Aklıma beğendiği bileklik geldi. Hemen montun cebinden çıkardım ve elini tuttum. Beren bana gülümsüyordu. “O gün beğendiğim bileklik.” Dedi. Başımı salladım. “Evet, o. Sende duruşu rafta duruşundan daha güzel olur diye düşündüm.” Tuttuğum elinin bileğine bilekliği taktım. “Hiç çıkarma tamam mı?” dedim gözlerine bakarak. Beren burnunu çekti ve gülerek cevap verdi. “Tamam.” Gözleri dolmuş gibi görünüyordu. Ellerimi yüzüne koydum. Birbirimize bakarken konuştu. “Gitmemiz lazım.” dedi. “Neden?”

“Saat 9 a geliyor da ondan. Mert beni aramaya başlamadan eve gitmem lazım.” dedi. Ellerini tuttum, gördüğüm en güzel kahverengi gözlere baktım. Tuttuğum ellerini kaldırdım ve dudaklarıma götürüp öptüm. “Eve gidince haber ver tamam mı?” başını salladı. “Tamam. Sende haber ver varınca.” Gülümsedim. “Hayhay efendim.” Dedim ve son kez öpüp ondan ayrıldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.