İçeriğe geç

Simülasyon hatası

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Simülasyon hatası

Bölüm 7

​ Bölüm 7: Kırmızı Alarm

​"Seni buraya kadar takip etmişler," sözü odanın içinde yankılanırken, Barın’ın yüzündeki o her şeyi kontrol altında tutan, ukala ifade saniyeler içinde paramparça olmuştu.

​Odanın içindeki fan sesleri bir anda kesildi, yerini kulakları tırmalayan, ritmik bir bip sesine bıraktı. Masasındaki o devasa monitörlerin mavi ve yeşil ışıkları sönüp, tıpkı elimdeki telefon gibi kan kırmızısı bir parlamaya büründü.

​"Barın..." dedim, sesimin titremesine engel olamayarak. Gözlerim kırmızı ışıkla aydınlanan o devasa ekranlara kilitlenmişti. "Neler oluyor? Kim beni takip ediyor?"

​"Şu an soru sorma sırası değil!" diye tısladı. Parmakları klavyenin üzerinde adeta uçuyordu. Çılgınca kod satırları giriyor, ekrandan aşağı doğru akan kırmızı veri akışını durdurmaya çalışıyordu. Alnından bir damla ter şakağına doğru süzüldü. Karşımda ilk defa gerçek anlamda köşeye sıkışmış biri vardı.

​Elimdeki telefon adeta alev almış gibi ısınmaya başladı. Hızla elimden bırakıp masanın üzerine attım. Ekranı tamamen kilitlenmişti; System_Error uygulamasının o bildiğim siyah arayüzü gitmiş, yerine karmaşık, kırmızı renkli ve sürekli dönen bir algoritma haritası yükleniyordu.

​"Saniyelerimiz var," dedi Barın, başını monitörden bir an bile kaldırmadan. "Telefonunu kapatmaya veya kırmaya çalışma, bu onların yerimizi tam olarak pinlemesini sağlar. Ece, hemen arkandaki duvarda ana şalter var. İndir onu!"

​"Ne şalteri?" diyerek panikle etrafıma bakındım. Odanın loşluğunda, duvara monte edilmiş, üzerinde sarı bir uyarı amblemi olan eski bir metal kutuyu zar zor seçebildim. "B-bunu mu?"

​"Evet! Tüm gücünle aşağı çek, hemen!"

​İki adımlık mesafeyi nasıl aldığımı bilmeden kutuya ulaştım ve paslı demir kolu tüm gücümle aşağı asıldım.

​Çat!

​Bir anda bütün çatı katı zifiri karanlığa gömüldü. Monitörler kapandı, o ritmik bip sesi ve bilgisayar kasalarının uğultusu tamamen sustu. O koskoca odada sadece dışarıdaki sokak lambasının pencerelere vuran cılız ışığı kalmıştı.

​Nefes nefese kalmış bir halde karanlığın ortasında durdum. Kalbimin vuruşlarını kulaklarımda hissedebiliyordum. "Bitti mi?" diye fısıldadım karanlığa doğru.

​Hemen yakınımda bir hareketlilik oldu. Adım sesleri bana doğru yaklaştı ve aramızdaki mesafe saniyeler içinde kapandı. Sokaktan vuran o cılız ışık, Barın’ın keskin yüz hatlarını aydınlatıyordu.

​"Bitmedi," dedi, sesi fısıltı halindeydi ama her bir kelimesi odanın sessizliğinde ağır ağır yankılandı. "Sadece yerimizi kesin olarak tespit etmelerini birkaç dakika geciktirdik. Ece... senin telefonun üzerinden doğrudan benim merkez sunucuma bağlandılar."

​"Neden ben?" diye sordum, çaresizlikle. Hayatım pijama ve terlikle çöp atmaktan, bir anda siber casusluk filmlerinin ortasına düşmüştü.

​Barın elini uzattı, karanlıkta parmakları benimkileri buldu. Tıpkı bir elektrik akımına kapılmış gibi hafifçe irkildim ama elini çekmedi. Bileğimi sıkıca kavradı.

​"Çünkü sen sistemin bulamadığı tek açıktın," dedi net bir sesle. "Şimdi buradan çıkıyoruz. Beni takip et ve ne duyarsan duy, arkana bakma."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.