İçeriğe geç

Simülasyon hatası

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Simülasyon hatası

Bölüm 3

Bölüm 3: Dijital Ayak İzi

Sakin kalmalıydım. Derin nefes al, Ece. Sadece derin nefes al ve o dubaya ayağını takıp rezil olduğun anı beyninden tamamen sil.

​Ama olmuyordu. Okula girdiğimden beri sanki herkes bana bakıp gizlice gülüyor gibi hissediyordum. Tabii ki bu tamamen benim paranoyamı besleyen o lanet uygulamanın suçuydu. Telefonu sıramın üzerine koymuş, ekrana dik dik bakıyordum. Sanki gözlerimle onu hackleyebilecekmişim gibi.

​"Kızım, sabah sabah telefonla bakışma yarışması mı yapıyorsun, hayırdır?" diye sordu yan sıradan uzanan Merve. Benim can dostum, aynı zamanda hayatımdaki tüm dramaların baş izleyicisiydi.

​"Merve," dedim sesimi kısarak. "Sana bir şey göstereceğim ama beni akıl hastanesine kapatmayacağına yemin et."

​"Yemin ederim. Çatlatma da anlat!"

​Tam telefonu ona uzatıp System_Error arayüzünü gösterecektim ki, sınıfın kapısı gürültüyle açıldı. İçeri giren hocayla birlikte herkes toparlandı. Ama hocanın arkasından içeri giren asıl figürü gördüğümde, elimdeki telefon az kalsın sıranın altına yuvarlanıyordu.

​Üzerinde yine o siyah kapüşonlusu vardı ama bu sefer önü açıktı, içine beyaz bir tişört giymişti. Sırt çantasını tek omzuna takmış, dünyayı ben yaratmışım edasıyla sınıfa göz gezdiriyordu.

​Barın.

​"Arkadaşlar," dedi hoca boğazını temizleyerek. "Üst sınıflardan Barın, bu dönem bilgisayar laboratuvarındaki proje ödevlerinizde ve kodlama derslerinizde size asistanlık yapacak. Takıldığınız yerde ona danışabilirsiniz."

​Sınıftaki birkaç kızın anında dikleştiğini ve saçlarını düzelttiğini fark ettim. Bense sıramda olabildiğince küçülmeye, Merve’nin arkasına saklanmaya çalışıyordum. Lütfen beni görmesin, lütfen beni görmesin...

​Barın’ın bakışları sınıfta turladı ve tam benim olduğum sırada çakılı kaldı. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. O sinir bozucu, ukala gülüş yine yüzündeydi. Gitti, sınıfın en arkasındaki boş sıraya rahatça kuruldu.

​Merve arkaya doğru kaçamak bir bakış atıp bana döndü. "Ece... Bu çocuk kim? Meteoroloji falan mıdır nedir, sınıfa bir hava değişimi geldi yalnız."

​"Meteor değil o, Merve. Hayatımı karartmaya gelen bir kara delik," diye fırıldadım.

​Tam o sırada masanın üzerindeki telefonum titredi. Ekran parladı.

​[System_Error]: Sıranın altında kaybolmaya çalışmak fiziksel olarak imkansız, Ece. Ayrıca Merve’nin arkasına saklanman da pek işe yaramıyor. Puanım: 3/10 (Strateji çok zayıf).

​Hırsla arkama döndüm. Barın arkada sırasına yayılmış, elindeki telefonla oynuyordu. Kafasını kaldırdı, doğrudan gözlerimin içine baktı ve bana hafifçe telefonunu salladı.

​Hemen klavyeye yumuldum.

​Ece: Sen ne tür bir psikopatsın?! Asistan olmak ne demek? Sırf beni dikizlemek için mi girdin bu derse?

​Cevap anında düştü.

​System_Error: Seni dikizlemek için asistan olmama gerek yok, zaten aynı apartmandayız. Bu sadece benim zorunlu stajım. Ama sistemin seni tam benim olduğum sınıfa ataması... İşte buna kader değil, güzel bir algoritma hatası denir.

​Ece: Çıkışta seni mahvedeceğim. Görüşeceğiz Barın Bey!

​System_Error: Tehditler puanımı etkilemiyor. Bu arada, hoca şu an doğrudan senin sırana bakıyor. Bence telefonu sakla.

​"Ece! Telefonu bırakıp tahtaya bakarsan derse başlayabiliriz evladım!" diye gürledi hocanın sesi.

​Sınıftan bir kıkırdama koptu. Telefonu hızla sıranın altına saklarken kıpkırmızı olmuştum. Arkadan hafif bir öksürük sesi geldi. Barın’ın bana bakarak güldüğünü duymak için arkama dönmeme bile gerek yoktu.

​Bu çocuk benim dijital ayak izimdi ve ondan kaçış yoktu.

​GölgeKalem Notu: Olaylar kampüse/okula taşındı! Barın artık Ece’nin sadece apartmanda değil, okulda da kabusu (ya da tatlı belası) olacak gibi görünüyor. Sizce Ece çıkışta intikamını nasıl alacak? Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum, akşama fırtına var! 🖤 fiyaskolarla dolu kalın!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.