UYARI:
Bu bölümde normalden daha fazla cinsel şiddet, istismar ve psikolojik olarak rahatsız edici sahneler bulunmaktadır. Bölümde hiçbir özendirme ya da kötü şeyleri erotize etme amacı güdülmemektedir. 18 yaş altı okuyucular için uygun değildir. 18 yaşın altındaysanız okumanız şiddetle tavsiye edilmez.
***
Göktuğ sigarasını birkaç kez derince içine çektikten sonra yere atıp baygın yatan Deniz'in dibine çöktü ve...
(Göktuğ)-Yenildiğin için üzülme. Ceset Denizi. 2 kaburgamı ve kolumu kırdın. Gerçi kolumu seni yumruklarken ben kırdım ama, dayanıklılığın kayda değer.
Göktuğ tekrar ayağa kalktı ve etrafında bakınarak otel görevlisine benzeyen ilk kişiyle bakışmaya başladı. Çıkan onca hengameden sonra kimse onun suratına bile bakamıyordu. Göktuğ korkuyla kendisine bakan çocuktan bakışlarını sıyırarak...
(Göktuğ)-Bu dingilin çalışanları buradaysa beni iyi dinlesin. An itibariyle patronunuzun bana 100 milyon vereceği var. Elinizi çabuk tutun. Patronunuz kadar dayanıklıysanız bilemem tabii. Çabuk lan!!!
Göktuğ'un bağırmasıyla birlikte birkaç kişi telaşla koşuşturmaya başlamış ve bunu gören Göktuğ etrafa dağılan taşlardan birinin üstüne oturup bir sigara daha yaktı.
(Göktuğ)-Sanırım eski evimi ziyaret etmenin zamanı geldi. Rahatladım be. Şu piçi dövünce. Rahat rahat sevişebilirim artık.
Göktuğ oldukça sakin bir şekilde sigarasını içine çekerken Deniz'in adamları ellerinde küçük bir bavulla geri geldiler.
(Göktuğ)-Sahte değiller de'mi lan!? Hepiniz ölürsünüz yoksa.
(Adam)-Yo-yo-hayır. Hepsi gerçek.
(Göktuğ)-Başka çareniz varmış gibi.
Göktuğ tam gitmek için arkasını dönecekken durdu.
(Göktuğ)-Bana bakın lan. Deniz piçi uyandığında genelev mahallesini rahat bırakmasını söyleyin. Orası bana ait.
***
Göktuğ oradan ayrıldıktan sonra arabasına binip eski evine, yani genelev mahallesine gitmek için direksiyonu kırmıştı.
Yolda telefonunu çıkartıp birini aramış ve hoparlöre almıştı.
(Göktuğ)-Lan Hakan dallaması. Takım elbiseler için 1 milyon yeter mi?
-Ne 1 milyonu lan? Ne bok yedin gene?
(Göktuğ)-Bir şey yapmadım lan. Birinden alacağım vardı o kadar.
-Lan senin amına koyayım! 1 milyon yeter mi diyorsan en az 50 milyon çarptın birinden. Ne bok yedin doğru söyle.
(Göktuğ)-Ceset Denizi'nin mekânı bastım.
-Ceset Denizi mi? Zengin lan artık o. Kaç milyon çarptın?
(Göktuğ)-100.
-Vay piç! Şiddet Birliği'ndeyken belliydi bunun parlayacağı.
(Göktuğ)-Sen onu bunu keste, kaç milyon istiyorsun?
-10 milyon tabii ki amına koyayım. Yurt dışıyla işler sıkıntılı şu aralar.
(Göktuğ)-Güzel. Benim mekâna gel. Paranı al. Birazda keyfine bakarsın.
-Senin mekân? Keyif? Lan!? Genelev mahallesinde misin?
(Göktuğ)-Yoldayım.
-Uzun zaman oldu be. Tamam kapat. Hazırlanıp çıkıyorum.
Göktuğ telefonu kapatıp gaza iyice yüklendi ve hızını artırdı.
***
Görkemli bir mahalle. Her tarafı parlak ışıklarla ve birbirinden güzel kokularla çevrili büyülü bir görüntüye sahip inanılmaz güzellikle bir mahalle. Henüz daha sabah olmasına rağmen her şey ve her yer o kadar parlaktı ki göz kamaştırmaya yetiyordu.
Hemen girişinde Göktuğ dikilmiş içeriyi izliyordu. Etrafta koşuşturan kadınlar, sarhoşlar, iş adamları, kenarda sopa yiyen sapıklar, kısacası her türden insan tipi içerideydi.
(Göktuğ)-Bakalım herkes yerli yerinde mi?
İlk adımını atıp mahalleye girişini yapan Göktuğ hiçbir yere bakmadan dümdüz ilerleyerek bütün mahalle içindeki en büyük ve görkemli yapının karşısına geçti. Bütün binayı baştan aşağı sakince süzdükten sonra suratını buruşturarak...
(Göktuğ)-Burası bu kadar parlak mıydı amına koyayım!? Gözlerim sikildi.
(??)-Göktuğ!? Aşkım!
Göktuğ buruşuk suratıyla etrafı izlemeye devam ederken bir anda birisi boynuna atladı ve onu sıkıca sardı. Göktuğ kendini saran kadına göz ucuyla baktı ve...
(Göktuğ)-Menekşe. Menekşe hanım. Nam-ı diğer Baş Sahibe "Bal Arısı". Benim en büyük sapığım.
Menekşe, yani Bal Arısı 1.70 boylarında fazlasıyla dolgun bir vücuda sahip, uzun bacakları olan harika bir kadındı. Yüzü altın orana birebir uyan güzel kelimesinin bile yanında çirkin kaldığı ilahi güzellikte bir kadındı. Bu güzelliği ve baştan çıkarıcı kokusuyla birlikte kısa sürede genelev mahallesindeki en değerli kadınlardan biri olmuş ve hatta Baş Sahibe olacak kadar ileri gitmeyi bile başarmıştı.
Kollarını iki yana açıp kendisine sarılan kadını anan Göktuğ tek eliyle kadını kucakladı ve binanın içine girdi. İçerideki bütün kadınlar Göktuğ'u gördüklerinde işleri güçlerini bırakıp ona odaklandılar. Uzun zamandır görmedikleri ve çok sevdikleri birini görmenin mutluluğuyla yerlerine duramıyorlardı.
Tabii civardaki -muhtemelen- en iyi sevişen kişi olması da bu tepkileri için bir sebepti.
(Göktuğ)-N'aber bebeklerim? Beni özlediniz mi?
(Bal Arısı)-Özlemez olur muyuz bebeğim. Senden umudu kesmeye başlamıştık artık.
Dedi Bal Arısı, Göktuğ'u dudağından öptükten sonra. Göktuğ yavaşça onu indirdi ve diğerleri tarafından çevrelendi.
Göktuğ kollarını açıp birkaç kadını çevreledi ve Bal Arısı'na baktı.
(Göktuğ)-Bugünlük burayı kapatıyorum. Rezervasyonu olan varsa da şutlayın.
(Bal Arısı)-Sen yeter ki iste aşkım. Aysel. Bütün müşterileri iptal et. Hır gür çıkaran olursa da...
(Göktuğ)-Hır gür çıkaran olursa içeri al. Ben buradayım. Ha. Bir kişi hariç. Hakan'da geliyor.
(Bal Arısı)-Kızlar. Baş Sahibe Altın Koza'ya söyleyin hazırlansın. Salyalısı geliyor.
(Göktuğ)-Salyalı mı? Hahaha!!! Hakan'ın bu lakaptan haberi var mı?
(Bal Arısı)-Olmaz mı? Altın Koza onu "küçük köpeğim" diye seviyor. En son geldiğinde yatağa kelepçeli şekilde yatıyordu. Yanında da tasma vardı.
(Göktuğ)-Bizim azgın köpeğe bak sen.
Göktuğ bu konuşma gerçekleşirken kendini orada bulunan en büyük koltuğun üzerine atmış ve etrafı yine kadınlar tarafından çevrelenmişti. Yanına oturmayı başaramayanlar yere oturup bacağına sarılmışlardı.
Kucağına da Bal Arısı oturmuşken Göktuğ arkasına yaslandı ve elini Bal Arısı'nın bacak arasına attı.
(Göktuğ)-Birilerini dövmekten daha güzel olan tek şey sizsiniz amına koyayım! Bacaklarınız arasında ölebilirim!
(??)-Lan Göktuğ! İnsan içeri girmeden bir arkadaşını bekler lan!
(Göktuğ)-Haha. Salyalı geldi.
(Hakan)-Ya da ne yaparsan yap be. Benim bebeklerim burada. Aşklarım! Kartal yuvaya döndü.
Kadınlardan bazıları Hakan'a doğru kayarken Hakan takım elbisesinin ceketini çıkartıp kenara fırlattı ve kollarını kocaman açarak kadınları karşıladı.
(??)-Bakın burada kim var? Benim küçük köpeğim buradaymış.
(Hakan)-Hassiktir be!!!
Hakan duyduğu sesle birlikte kafasını kaldırıp evin merdivenlerine baktı. Merdivenlerde Bal Arısı'yla aynı güzellikte neredeyse aynı fizikte ancak göğüsleri ve kalçaları biraz daha küçük olan harika bir kadın vardı.
(Hakan)-Küçük köpek büyüdü haberin olsun.
Bu sözler karşısında Göktuğ önce Hakan'a sonra da Bal Arısı'na baktı ve...
(Göktuğ)-Sapık lan bu.
(Hakan)-Sen konuşma lan! Elini koyduğun yere bak önce.
Dedi Göktuğ'un Bal Arısı'nın bacak arasında olan elini kastederek.
(Göktuğ)-Hadi lan. Keyfimdeyim ben.
(Hakan)-Ben neredeyim oğlum? Cennetteyim cennette. Tatlı Koza'm. Yerimiz hazır mı?
(Altın Koza)-Her zamanki odamdayım yakışıklım.
(Hakan)-Ben kaçar güzellikler. Birkaç saat sonra size döneceğim.
Hakan Altın Koza'nın peşinde merdivenleri tırmanırken orada bulunan 20 kadar kadın Göktuğ'un karşısındaydı.
(Göktuğ)-Hepiniz benimsiniz sanırım.
Göktuğ cebinden bir sigara çıkarıp yaktı ve başını geriye yatırıp dumanını üfledi.
(Göktuğ)-Sizin bu mahalledeki en iyi kadınlar olduğunuzu düşünürsek altınızdan ben bile kalkamam. Ya da kalkabilir miyim?
Göktuğ şehvetle gülümsedi ve gülümsediği anda Bal Arısı altında hissettiği bir baskıyla tek kaşını kaldırıp meydan okurcasına Göktuğ'a baktı. Göktuğ'un ağzındaki sigarayı aldı ve ağzına götürdü.
(Bal Arısı)-Birbirinden profesyonel 20 kadının altında olacaksın hayatım.
Dumanı üfledikten sonra Göktuğ'u öptü ve baştan beri çiğnediği sakızını dudakları aracılığıyla Göktuğ'un ağzına bıraktı.
(Bal Arısı)-Sanırım bugün sınırlarını öğreneceğiz.
***
Aradan geçen uzunca saatlerin ardından göz alıcı taşlarla doldurulmuş, tam ortasında duran pahalı kadifeyle kaplanmış kırmızı renkli çift kişilik yatağın üstünde 6 kız ve Göktuğ vardı. İki kız Göktuğ'un kollarında, ikisi bacaklarının üstünde, ikisi de göğsünde yatıyorlardı. Göktuğ hareketsizce aralarında yatıyor ve Bal Arısı'nın saçlarıyla oynuyordu.
Odanın diğer tarafındaki karşılıklı yerleştirilmiş 2 tekli koltuğun üstünde 4 kız daha vardı. Son olarak 11. kız da odanın en dip köşesindeki sandığın üstündeydi.
Hepsi tamamen çıplaklardı. Göktuğ'un gözle görünen her tarafı ruj ve tırnak iziydi.
(Bal Arısı)-Eski halinden eser kalmamış. 11 kızın altından kalkabilen ilk kişi sen olabilirsin.
(Göktuğ)-Hah. Benden başka kimin gücü size yeter be. Sende hatırladığımdan daha vahşisin.
(Bal Arısı)-Senin gibisi her gün bulunmuyor şekerim. Bulunca sakin sevişmek olmaz.
(Göktuğ)-Haha. Bu kadar sevenim olduğunu bilmiyordum.
(Bal Arısı)-Bu mahallede seni sevmeyenler sadece bu binaya girmek isteyip giremeyen erkekler.
(Göktuğ)-Çokta sikimde değiller. Deniz buraya yeterli yatırım yapıyor mu?
Bal Arısı bir anda gelen bu alakasız soruyla birlikte biraz şaşırmıştı.
(Bal Arısı)-Deniz?
(Göktuğ)-Bölge kralınız. Köpekbalığı.
(Bal Arısı)-Ha Köpekbalığı. Bu bölgede bir değişim yapılacağı zaman ilk değişimi buraya yapar o. Buraya fazlasıyla önem veriyor.
(Göktuğ)-Anlıyorum. İstanbul'un doğusundaki 2 bölge arasında muhtemelen en çok para kazandıran yer burası. O yüzden onun için değerlisinizdir. Batıdaki 5 bölgenin aksine burası oldukça sakin bir yer. Diğer bölge kralıyla çok dalaşmadığından yorulmuyor da.
(Bal Arısı)-Biraz öyle tabii. Diğer bölgenin kralı bu mahalleyi birkaç defa alma girişiminde bulundu ama çok adam kaybettiği için vazgeçmek zorunda kaldı. Köpekbalığının emrinde çok adam var. Gece gündüz burayı koruyorlar.
(Göktuğ)-Ne kadar adamı olduğu önemli değil. Burası o orospu beni kaçırdığı günden beri bana ait.
(Bal Arısı)-Orospu derken?
(Göktuğ)-Kraliçe Arı orospusu.
Göktuğ'un verdiği isimle birlikte Bal Arısı'nın bakışları değişmişti.
(Bal Arısı)-Mahallenin eski sahibi Kraliçe Arı'dan mı bahsediyorsun? Küçük bir çocuğu kaçırdığına dair söylentiler duymuştum ama... sen olman...
(Göktuğ)-Pedofili orospunun tekiydi. Öldürdüğüm için mutluyum.
(Bal Arısı)-Ö-öldürmek? Takıntılısı yüzünden intihar etti sanıyordum. Yani, önceki sahibeler bize öyle söylemişlerdi.
(Göktuğ)-Tabii, 17 yaşında bir çocuk tarafından öldürüldüğünü size söyleyecek değillerdi zaten.
Bal Arısı hiç beklemediği bu bilgi tarafından ele geçirilmiş ve sessizleşmişti. Mahallenin eski sahibi kimsenin övmediği aksine herkesin nefret ettiği kötü birisiydi ama Göktuğ tarafından öldürülmüş olacağını hiç düşünmemişti.
Göktuğ gözlerini Bal Arısı'ndan ayırıp boşluğa dikerken...
(Göktuğ)-Beni kaçırmak yaptığı en iyi şey ve aynı zamanda en büyük hatasıydı.
---?? Yıl Önce---
(??)-Bıktım lan senden! 11 yaşında bir piç kurususun ama koca adamlardan çok bela var başında!
(Göktuğ)-Adam olup evine uğrasaydın o zaman siktiğimin çakma babası! Askerlik aşağı askerlik yukarı! Evinle ilgilen o zaman! Karında sende eve uğramıyor ve bir sikime yaramıyorsunuz! Sizin aptal ilişkinizin derdini ben çekiyorum! Canınız sıkıldığında beni dövüyorsunuz. Mutluyken beni dövüyorsunuz! Kavga ettiğinizde beni dövüyorsunuz! Asıl ben sizden bıktım lan!
(???)-Babanla olan ilişkimizden sana ne lan!? Kim oluyorsun da anne babanla böyle konuşuyorsun sen!?
(Göktuğ)-Anne babam değilsiniz lan siz! Doğurdun beni bitti! 5 yaşıma kadar baktınız sonra ben gidiyorum dedin siktir olup askerliğe gittin! Şimdi gene hamilesin ve dünyaya bir mal daha getireceksin! Siz nesiniz de ben ne olacağım sanki!? Akli dengesi yerinde olmayan iki yüksek rütbeli şerefsizsiniz o kadar! Bende bütün sikik özelliklerinizi aldım ve insanlara çektiriyorum! Götünüzde duran o silahları millete değil kendinize çevirin! Yüksek rütbelisiniz diye adam olmuyorsunuz!
O anda Göktuğ'un babası gerildi ve Göktuğ'un karnına tüm gücüyle bir tekme attı ve Göktuğ savrularak evin duvarına çakıldı. Patlayan duvar Göktuğ'la birlikte yere yığıldı ve inanılmaz bir gürültü koptu.
(Baba)-Haklısın Göktuğ! Bizim yüzümüzden bu haldesin! Seni o askeriyeye sokup döve döve adam etmem gerekirdi! Ama yapmadım!
Babası tam konuşmaya devam edecekken suratında patlayan bir taşla şok geçirdi ve bir saniye sonra karısı havalanarak evin üst kata çıkan merdivenlerine çakıldı.
(Göktuğ)-Yapsaydın lan o zaman! Senden korktuğumu falan mı düşünüyorsun! Erkekliğin yüz karası!
Babası o anda Göktuğ'un üzerine atılırken aynı anda annesi de atılmıştı. Göktuğ ikisinden birden gelen darbeyi aynı karşılamış ve evin kapısına çakılıp kapıyı delmiş, oradan bahçeye uçmuş ve taklalar atarak yola kadar sürüklenmişti.
Ayağa kalkmış ve göğsünde bir ağrı hissetmişti.
(Göktuğ)-3 kaburgama elveda.
Göktuğ kaburgalarının kırıldığını fark ettiğinde sadece gülümsedi ve yavaşça evine doğru yürümeye başladı. Sesleri duyan herkes sokağa dökülmeye başlamışken Göktuğ bahçede gördüğü hortumu almış ve elinde hortumla eve yürümeye devam etmişti.
Eve adım attığı anda hortumu savurmuş ancak hortum babası tarafından yakalanmıştı. Babası güçlüce hortumu çekmiş ve Göktuğ hortumla birlikte havalanmıştı. Ancak havadayken gülümsüyordu.
Babasının kendisine sağladığı ivmeyi kullanarak suratına tekmeyi basmış ve o güçle geri takla atarak yere inmişti. Oradan hortumu tekrar çekmiş ve annesine karşı yeniden savurmuştu. Ancak annesi hortumu tutmak için harekete geçtiğinde Göktuğ hortumu bırakmış ve bir anda koşarak annesinin karnına yumruğu geçirmişti.
Ancak aynı anda suratına bir tekme yemiş ve annesi tarafından yere kapaklanmıştı.
(Anne)-Bizden daha güçlü olduğunu mu düşünüyorsun?
(Göktuğ)-Değilim. Ama çok daha zekiyim.
Göktuğ bir anda dirseğini annesinin kaval kemiğine geçirmiş ve kemiğini çatlatmıştı. Annesi acıyla geri çekilirken Göktuğ aynı noktaya bir alçak tekme atmış ve kemiği paramparça etmişti.
Annesi acıyla bağırıp yere yığılırken babasından gelen yumruktan kaçınmış ve hortumu alıp zıplamıştı. Hortumu babasına fırlatmış ve dikkatini dağıtıp mutfağa koşmuştu. Babası üzerine koşarken Göktuğ eline aldığı bıçağı hiç düşünmeden babasının suratına fırlatmıştı.
Babası bıçaktan kaçınmış ancak Göktuğ diğer elindeki bıçağı babasının bacağına saplamış ve babasının bacağını boydan boya yarmıştı. Babası kanlar içinde yere yığılırken Göktuğ'u tutmuştu ancak elindeki bıçağı babasının koluna da saplamış ve kendini bırakmasını sağlamıştı.
Babası kanlar içinde kendisini bırakırken Göktuğ gözlerini devirmiş ve...
(Göktuğ)-Söylediğim gibi. Sizden çok daha zekiyim.
O andan sonra Göktuğ evi terk etmiş ve çıkıp gitmişti. Mahalledekiler ona yaklaşmaya çalıştığında elindeki kanla kaplı bıçağı onlara da savurmuş ve kendinden uzak tutmuştu.
Bu olayın yaşandığı evleri şehrin biraz dışında kalıyordu. Göktuğ vahşetle dolup taşan birisi olduğu için gidebileceği hiç kimsesi yoktu. Çevre mahalleler bile ondan korktuğundan tamamen yalnızdı.
Ne kadar yürüdüğünü bilmemekle birlikte aptal aptal dolaşırken ve kaburgalarındaki ağrı giderek artarken Göktuğ birdenbire durdu. Kafasını kaldırdı ve bakışlarını tam önünde durup kendisine bakan, 30'larının sonunda olduğu açıkça belli olan ama çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmemiş güzeller güzeli kadına çevirdi.
Kadın parlak mor bir elbise giymiş ve neredeyse göğüsleri tamamen görünecek kadar derin bir dekolteye sahipti. Yüzünü normalden de güzel gösteren abartısız makyajıyla birlikte kör edici bir güzelliğe sahipti.
(Göktuğ)-Ne dikiliyorsun? Çekil yolumdan.
(Kadın)-Sinirli gibisin. Ailenle mi kavga ettin?
(Göktuğ)-Savaştım diyelim.
(Kadın)-Yani evden kaçtın?
Kadın mor gözleriyle Göktuğ'u iyice süzüyordu.
(Göktuğ)-Orası benim evim değil. Otelden hallice işte.
Bu sözlerden sonra kadın dudaklarını yaladı ve şehvet dolu mor gözlerini Göktuğ'a dayadı.
(Kadın)-Harika. Sana bir ev vermemi ister misin?
(Göktuğ)-İşim yok. Çekil yolumdan.
Göktuğ kadını zerre kadar umursamıyordu. Zaten daha 11 yaşında olmasına rağmen şiddet bağımlısı olan, doğuştan psikopati ve sosyopatiye sahip dengesiz birisinin durup dururken karşısına çıkan bir kadınla ne işi olabilirdi ki?
(Kadın)-Gidecek bir yerin var mı?
(Göktuğ)-Bu seni neden ilgilendiriyor?
(Kadın)-Çocukların kalabileceği küçük bir evim var.
(Göktuğ)-O zaman orada kalacak küçük çocuklar bul. Beni uğraştırma.
(Kadın)-Zeki bir çocuksun değil mi? Kolay lokma değilsin.
(Göktuğ)-Zekadan kastının ne olduğuna bağlı. Doğrudan zekâ seviyesi kastediyorsan 209 IQ'ya sahibim. Başka bir şey kastediyorsan da umurumda değil.
(Kadın)-Beni ilgilendiren tek bir sayı var. Ama onu boş ver. Benimle gelirsen sana kaos görmeyeceğinin garantisini verebilirim.
(Göktuğ)-Kaos görmeyi tercih ederim. Artık çekil önümden.
(Kadın)-Tamam. Sana kaosta sağlarım. Hem de istemediğin kadar kaos. Sadece benimle gel. Bu kadar zekiysen benden korkmana gerek yok değil mi? Ayrıca elindeki bıçağı ve üstündeki kanı da işin içine katarsak normal bir çocuk olmadığın belli. Benden korkmak için bir sebebin yok.
Göktuğ bir saniye boyunda kadının gözlerine baktı ve omuzlarını silkti.
(Göktuğ)-Yeterince açık. Arkandayım.
Kadın elini uzattı ve Göktuğ'un elini tutmasını istedi. Göktuğ ise kadına bakmaya devam etti ve kadın elini geri çekti.
Kadın önde Göktuğ arkasında yaklaşık 10 dakika kadar yürüdükten sonra parlak binalarla ve göz alıcı renklerde ışıklarla donatılmış bir sürü yapıyla dolu bir yere geldiler.
(Göktuğ)-Gerçekten bu kadar parlak bir yer mi? Nesiniz siz? Çocuk mu?
(Kadın)-Buranın bu kadar parlak olmasının bir sebebi var tabii. Ama inan bana çocuklarla alakası yok. Birde, buradan sonra elimi tutmanı tavsiye ederim.
(Göktuğ)-Sadece yürü.
Kadın isteksizce döndü ve yürümeye devam etti. Göktuğ kendisini takip ederken çevreyi inceliyordu. Bütün bu parlaklık, hoş kokular ve güzel kadınlar Göktuğ'un içinde saçma sapan bir iğrenme hissini tetiklemişti.
Etraf o kadar aydınlık ve farklı kokuyordu ki neredeyse kan kokluyor olmayı isteyecek hale gelmişti.
Kadın aniden durdu.
(Göktuğ)-Yine niye durdun?
(Kadın)-Konuşma.
Kadının sesi sinirli olduğunu belli eder bir tondaydı. Karşısında dikilen kadın ise ondan daha sinirli görünüyordu. Parlak kırmızı elbisesi altında
(??)-Bu kadarı fazla Baş Sahibe Kraliçe Arı. O daha bir çocuk.
Kadın karşısında durup kendisine bu sözleri söyleyen kadına bir anda sert bir tokat atmış ve yere düşürmüştü.
(Kadın)-Sana işlerime karışmaman gerektiğini söylemiştim diye hatırlıyorum Baş Sahibe Ateş . Bir kez daha işime burnunu sokarsan seni buradan sürdürürüm.
Kadın bu sefer Göktuğ'a hiç takılmadan elinden tutmuş ve zorla çekiştirerek mahalledeki en parlak binaya götürmüştü. Hiç kimseye tek kelime etmeden Göktuğ'u çekiştirmeye devam ederek üst akta çıkmıştı.
Arkasından bakan hizmetçiler ise üzgün ifadelere sahiptiler.
(Hizmetçi)-Mahallenin sahibi olmasaydı ona gününü gösterirdim ama buradan başka gidecek bir yerim yok.
(Diğer Hizmetçi)-Gençler bitti şimdi de çocukları getirmeye başladı. Umarım en yakın zamanda ölürsün Baş Sahibe Orospu Arı.
***
Kadın Göktuğ'u ağır derecede parfüm kokusuyla bezenmiş büyük bir odaya götürmüş ve kapıyı arkasından kilitlemişti. Göktuğ'u yatağa fırlatmış ve soyunmaya başlamıştı.
(Göktuğ)-Neden soyunduğunu öğrenebilir miyim? Evine getirdiklerin karşısında soyunuyor musun yani?
(Kadın)-Birazdan görürsün.
Kadın bütün bedenini Göktuğ karşısında serbest bıraktığında Göktuğ kadının ne yapmayı planladığını anlamaya çalışıyordu. Ne kadar zeki de olsa böyle bir hareket kendisine anlamlı gelmiyordu.
Gülümseyen kadın Göktuğ'a doğru hareketlenerek doğruca üstüne çıkmış ve Göktuğ'u soymaya başlamıştı.
***
Aradan biraz süre geçtikten sonra kadın ter içinde kalmış ve kuduran gözlerle Göktuğ'a bakıyordu. Göktuğ ise neler olduğunu anlamış ve zevkten açılmış gözleriyle kendini dikizleyen kadına bakıyordu.
Kadın Göktuğ'un karşısında dikilirken elini ağzına götürüp orta parmağını yalamış ve seksi bir pozla Göktuğ'a bakarken...
(Kadın)-İstediğin kaos böyle bir şey miydi ufaklık?
(Göktuğ)-Hey! Bana ne yaptın ve bedenim neden böyle tepki veriyor bilmiyorum ama...
-Bir daha yap!
---Günümüz---
(Bal Arısı)-Göktuğ! Göktuğ diyorum!? Neye daldın böyle!?
Bal Arısı dalıp giden Göktuğ'u kendine getirmek için sarsarken diğer kızları uyandırmamak için çok güç sarf etmiyordu.
(Göktuğ)-Baksana Menekşe.
Göktuğ'un az önceki sakin sesi yerini daha baskıcı ve sert bir tona bırakırken Bal Arısı nedense Göktuğ'un şu andaki havasından korkmuştu. Göktuğ'un donuk bakışlarının altında akan bir kan gölü gördüğüne yemin edebilirdi ama bunu kendine bile kanıtlayamazdı.
(Göktuğ)-Bütün bu mahalleyi ve sizi... dilediğim gibi kullanmak için...
-Doğu Yakasına üçüncü bir bölge açmalı mıyım?