Melek Göktuğ'un yanına geçtiğinde Göktuğ yüz üstü şekilde uzanmış yatıyordu. Melek Göktuğ'un yanına çöktü ve elini tutarak...
(Melek)-İyi misin?
Diye sordu. Göktuğ'un canının yandığından emindi. Ama onun emin olması bire kenara Göktuğ acı hissetmiyordu.
(Göktuğ)-Daha kötü durumlarda kalmıştım.
Melek bu cevaba tabii ki inanmamıştı. Göktuğ'un daha kötü durumlarda kalmış olması şu anda onu iyi bir durumda kılmıyordu. Fakat Göktuğ bunu biraz bile umursamıyordu. Çünkü canı acımıyordu. O kadar hafif darbeler onun canını yakacak düzeyde değildi.
Fakat Melek buna inanmak istemiyordu. Göktuğ'un dinlenmesi gerektiğini düşünüyor ve ona büyük bir hassasiyetle yaklaşıyordu. Ayrıca kıyafet jesti yüzünden zaten mahcup hissediyordu. Yani şu anda Göktuğ'a karşı ekstra hassas sayılırdı.
(Göktuğ)- Hadi eve gidelim. Sevişmek istiyorum.
Göktuğ son zamanlarda beklenmedik şeyler yapıyordu. Şimdi olduğu gibi. Normalde böyle şeyleri direkt söylemez ve belli ederdi ya da karşı taraf isteyince harekete geçerdi. Ama son zamanlarda değişik şeyler yapıyordu.
Sanki insanlarla empati yapmayı öğreniyor gibiydi. Ya da sadece belli kişilerle empati yapıyordu.
(Melek)-Bu teklifini kabul etmeyi çok isterdim ama şu anda dinlenmen gerekiyor.
(Göktuğ)-Aman ya. Sanki önemliymiş gibi.
Ama bu sözlerinden anlaşıldığı gibi Göktuğ kendisine çok fazla önem vermiyordu. O sadece kavga etmeyi ve kadınları seviyordu. Geri kalan hiçbir şeye ilgisi yoktu. Kendisi de dahil. Çocukluğundan beri kendisini önemsememişti. Nedenini bilmiyordu ama kendisine değer vermek için bir sebep bulamıyordu. Kendisinde iyi diyebileceği hiçbir özellik yoktu.
(Melek)-Önemli tabii ki.
(Göktuğ)-Beni bu kadar önemsememeni tavsiye ederim. Senin iyiliğin için.
Göktuğ'un bu sakin halleri kesinlikle harikaydı. Günlük hayattaki suratsız ve sıkılmış görüntüsü etrafındaki insanların da canını sıkıyordu. Ama arada sırada sanki onu başka birisi kontrol ediyormuş gibi girdiği bu haller kesinlikle etrafındakiler için bir nimetti.
***
Uzun zamandır kafasını toplamaya çalışan Berke ne yapacağını bilemez halde boş boş oturmaya devam ediyordu. Her zaman kendisi için bir çıkış yolu olmuş spor bile artık kafasını dağıtmasına yetmiyordu.
Artık spordan eskisi kadar zevk almıyordu. Bir kız tarafından aşağılanmanın bu kadar ağır olacağını hiç düşünmemişti. Hatta kendisini aşağılayan o kızı sevmeye devam edeceğini hiç düşünmemişti. Göktuğ'u dinlese miydim acaba diye bile düşünmüştü.
Ama sonra o fikrinden vazgeçmişti. Göktuğ sadece kendisiyle dalga geçiyordu. En azından Berke öyle zannediyordu. Göktuğ'un gerçekten ciddi olduğunu bilmiyordu.
Daha ne kadar bu şekilde sıkkın devam edecekti bilmiyordu. Ama hala içinden bir şeyler yapmak gelmiyordu. Sadece birkaç kelimeyle paramparça olmuştu. Bu hayatında daha önce yaşamadığı bir deneyim olduğu için kendini nasıl toparlayabileceğini bilmiyordu. Açıkçası başkalarına sormakta istemiyordu.
Nedense başkalarına bu durumdan bahsederse ezik hissedeceğini ve kendisiyle dalga geçileceğini düşünüyordu. Aşağılık kompleksi onu tamamen esir almıştı. Bütün hayatına bir virüs gibi yayılmıştı.
Berke işe yaramıyor olduğunu bilse bile duş almak istedi ve istemeye istemeye ayaklandı. O kadar üşengeç hissediyordu ki gerçekten duş alası yoktu. Ama sürekli böyle oturursa hiçbir şeyin değişmeyeceğini de biliyordu. Günlerdir bu haldeydi ve hiçbir şey yapmamıştı. Artık bir şeyler yapmanın zamanı gelmişti.
Hala ne yapacağını bilmiyordu ama bir yerlerden başlamalıydı. Hiç değilse bazı şeylere üşenmemekle başlayabilirdi. Eski haline dönmesi ne kadar sürer tahmin edemiyordu ama kısa sürmeyeceği kesindi. Ama başlangıcını yaptığı bu yeni düzenle eminim kendini toparlayabilecekti.
(Berke)-Tamam. Üşengeçliğimi aşmak için yaptığım ilk şeyin duş olması nedense biraz garip hissettiriyor. Spora gitsem daha mı mantıklı olurdu ki? Neyse. Spor şu an için çok büyük geliyor gözüme. Bir süre daha uzak dursam iyi olur.
Berke kendi kendine kararını aldıktan sonra banyoya gitti ve kıyafetlerini çıkartarak kirli sepetine fırlattı.
(Berke)-Siktir ya. Gerçekten fazla üşengecim.
Berke derin bir nefes alıp işini hızlıca halletmek adına duşakabine daldı ve suyu açtı. Soğuk duş almaya alışık olduğu için suyun ısınmasını beklemek yerine doğrudan bedenine hücum etmesine izin verdi ve soğuk suyun kendisini çarpmasıyla birlikte tamamen kendine geldi.
Su yavaşça ısınırken ellerini duvara yasladı. Düşüncelerinden kurtulması düzensizliğinden kurtulmasından daha zor olacak gibi görünüyordu.
Isınmış su saçlarını aşıp bedenini temizlerken Berke hareketsizce duruyordu. Önce biraz su altında kalmak ve düşüncelerini boğmak istiyordu. Düşüncelerini boğma çabasının işe yaramayacağından bihaberdi tabii.
Çünkü kendisi o düşünceleri boğmaya çalıştıkça Gözde suyun yüzeyine çıkıyordu. Tabii yükselen tek şey o değildi. Gözde aklında kaldıkça Berke'nin alt tarafında da hareketlenmeler oluyordu. Elini alt tarafına indirip sıkıca kavradı ve mastürbasyon yapmaya başladı.
(Berke)-Gözde...
Şu an ne yaptığının ve bunu yapmaması gerektiğinin farkındaydı ama kendisine engel olamıyordu. Küçük bir kaçamak ona ne yapabilirdi ki? Gözde'den yine vazgeçebilirdi ama küçük bir kaçamak yapması buna engel değildi.
(Berke)-Sadece bir defa.
Berke'nin düşünceleri bu yönde olsa da gerçek kesinlikle o yoldan ilerlemiyordu. Berke'nin "Sadece bir defa" dediği bu durum onun için vazgeçilmez bir şeye dönüşecekti ve bundan kesinlikle haberi yoktu.
Bundan habersiz bir şekilde dakikalarca mastürbasyon yapmaya devam etti ve boşaldıktan sonra derin bir nefes alarak duşuna devam etti. Yarım saat kadar duşta kaldı ve kendini temizledi. Başka şeyler düşünmeye çalıştı. Ama başaramamıştı. Aklına gelen tek şey Gözde'ydi.
Duştan çıkıp kurulandıktan sonra üstünü giyindi ama külotunu giydikten sonra eli yeniden alt tarafına gitti. Nedensiz bir iç güdüyle yeniden mastürbasyon yapmak istemişti ve bu hisse karşı koymadan devam etmişti.
An itibariyle Berke ipleri tamamen bırakmış ve işleri yönetmekten vazgeçmişti. Her şeyi akışına bırakmış ve hiçbir şeyi düşünmeme kararı almıştı.
***
Azat ve Cennet birlikte alışverişe çıkmışlardı. Evin eksiklerini alıyorlardı. Tabii birkaç ekstra eşya daha. Sadece ikisi için eksik olan eşyalar...
(Azat)-Gerçekten benden seks oyuncakları isteyen ilk kişisin.
(Cennet)-Sadece sana daha iyi hissettirmek istiyorum. Sen iyi hissedersen bana da daha iyi hissettirirsin. Kazan kazan durumu yani.
(Azat)-Kelepçe dışında istediğin bir şey var mı?
(Cennet)-Var aslında ama eşyalardan daha çok denemek istediğim bir şey var.
Ev için yemeklik alışverişi yaparken bunları konuşmaları ne kadar mantıklıydı bilinmez ama çekinmedikleri kesindi. Birileri onları duysaydı bile muhtemelen umursamazlardı.
(Azat)-Ha? Denemediğimiz bir şey kaldı mı ki? Farklı pozisyonlar, evin farklı yerleri. Arabada bile yaptık. Ne kaldı ki?
(Cennet)-Şey...
Cennet nedense onca şey yaşamalarına rağmen çekiniyor gibi görünüyordu. Bunu gören Azat ise Cennet'i rahatlatmak için...
(Azat)-Onca şeyden sonra gerçekten çekinecek bir şey var mı? Ne istiyorsan söyleyebilirsin.
(Cennet)-Hala anal denemedik.
Azat o anda durdu. Birkaç saniye Cennet'in gözlerine baktı. Ve hafifçe gülümsedi.
(Azat)-Bak sen. Aklında neler saklıyorsun öyle. O zaman bu gece seni...
Dedi ve Cennet'in kulağına yaklaşarak fısıldadı.
(Azat)-... yakıp kül edeceğim.
***
Havada hafif bir esinti varken Berke uzun sürenin ardından dışarı çıkma kararı almış ve hazırlanmıştı. Sigarasını da cebine attıktan sonra evden çıkmış ve binayı terk etmişti. Tenini okşayan rüzgarlar eşliğinde sakin bir yürüyüş yapıyordu.
Zihni tertemizdi. Yaptığı mastürbasyon kendisine büyük bir rahatlama sunmuş ve sakinleşmesine yardımcı olmuştu.
(Berke)-Offf. Uzun zaman sonra dışarı çıkmak güzel oldu.
Daha yeni çıkmıştı ama anında eskiden yaptığı yürüyüşlerin ne kadar zevkli olduğunu hatırlamıştı. Adım attıkça bedeni ferahlıyor ve kasları açılıyordu. Uzun süredir sadece evde pineklediği için bedeni şu an kendisine teşekkür ediyordu.
(Berke)-Peki nereye gitsem? Çok uzaklaşasım yok. Azat'ı mı arasam? Olanları anlatıp bir fikir alırım belki. En azından o Göktuğ gibi değil.
Berke Azat'ı aramak için telefonunu çıkardı ve aramayı başlattı. Birkaç defa çaldıktan sonra telefon açıldı.
-Ne oldu?
(Berke)-Kanka nerdesin?
-KimKimin'in ordayım ne oldu?
(Berke)-Hmm. Benim evden 3 sokak uzaktasın. Peki yalnız mısın?
-Değilim. Önemli bir şey mi?
(Berke)-Önemli. Yani, sanırım. Sayılır.
-Telefonda anlatabilir misin yoksa yüz yüze mi?
(Berke)-Şey, yüz yüze anlatsam daha iyi.
-Anladım. Yarım saate Kapı Park'ın orada buluşalım.
(Berke)-Tamam. Görüşü...
Azat cümlenin devamını beklemeden telefonu kapatmıştı. Berke buna sinirlenmek yerine boş vermişti. Sonuçta Azat'ın yanında birisi olmasına rağmen arayıp rahatsız eden kişi kendisiydi.
(Berke)-Gidelim bakalım. Yürüyerek anca giderim Kapı Park'a.
Diye söylenen Berke elleri cebinde yürümeye başladı. Yarım saat sonra parka vardığında Azat'ı yanında "cennet" gibi güzel bir kadınla gördü ve neden telefonun suratına kapandığını çok iyi anladı. Bu kadar güzel bir kadından uzun süre ayrı kalmak istenecek bir şey değildi. Tüm vaktinizi ayırıp yanından hiç ayrılmak istemeyeceğiniz türden bir kadındı o.
Azat Berke'yi görünce kadının yanında ayrıldı ve yanına geldi.
(Azat)-Anlat bakalım ne oldu?
Berke'den hızlıca olanları anlatmaya başladı. İlk günü, Gözde'ye açılacağını söylemesi ve Göktuğ'un kendisiyle dalga geçmesi, sonra reddedilmesi, Göktuğ'un haklı çıkması, Gözde'yi unutamaması ve mastürbasyon yapmasına kadar her şeyi tek tek anlattı.
Bu birkaç dakikanın ardından ise Azat konuyu iyice değerlendirdi.
(Azat)-Anlıyorum. Ağır bir ret yemiş olsan da onu unutamıyorsun. Onu düşünerek mastürbasyon bile yaptın. Açıkçası işlerin böyle olacağı zaten belliydi. Göktuğ en başından beri haklıydı.
(Berke)-Ha?
Berke beklediği cevabı alamadığı için biraz şaşırmıştı. Nedense Azat'ın kendisine hak vereceğini düşünmüştü. Ama işler düşündüğü gibi gitmeyince şaşırmadan edememişti.
(Azat)-En başından beri Göktuğ'un tarafındaydım. Sadece bazı şeyleri yaşayıp öğrenmen gerektiği için sesimi çıkartmadım. Kadınları okumakta Göktuğ ya da benim kadar iyi değilsin. O yüzden o kızdan hoşlanman gayet doğal. Gözde'yi gördüğüm ilk andan o kızın işe yaramaz bir sürtük olduğunu anlamıştım. Ama dediğim gibi, bunu anlamak için senin yaşaman gerekiyordu. Gerçi biraz aptalca şeyler yapmışsın. Seni aşağılayan birini sevmeye devam etmek mi? Nereden geliyor bu genişliğin ve yüzsüzlüğün?
Azat sanki kişiliği değişmiş gibi davranıyordu. Her zamanki sakin ve arkadaşlarının iyiliğini düşünen Azat gitmişte sanki Göktuğ'un kopyası gelmiş gibiydi.
(Berke)-Ama, insanları sevmek doğru olan şey değil mi? Daha doğrusu tek bir kişiyi sevip ona sadık olmak?
(Azat)-Ha? Aptal mısın sen? Doğru olan şey tabii ki de o. Ben ya da Göktuğ'un yaptığı gibi değil. Ama değer verip sadık olacağın kişi orospu olmamalı. Seni seven birine sadık olmalısın. Parayı seven bir aptala değil.
(Berke)-İyi de siz...
(Azat)-Bizim yaptığımız şeyle kendini karşılaştırma. Aynı ya da benzer hayatları yaşamadık. Ben 7 yaşından beri tek başımayım. Her şeyle nasıl baş edeceğimi biliyorum. Ve en iyi bildiğim şey aptal insanlar yüzünden kendi hayatımı değersizleştirmemem gerektiği. Bunu sende kendine motto edinsen iyi edersin. Yoksa daha çok sikini tutarsın. Her neyse. Umarım anlamışsındır. O aptaldan vazgeçip kendine odaklansan iyi edersin. Yoksa hayatını sikip atacaksın.
Azat daha fazla uzatmadı ve arkasını dönüp yürümeye başladı. Berke ise yumruklarını sıkmıştı. Azat'ın haklı olduğunu ve ona bir şey yapamayacağını iyi biliyordu. Ama yine de sinirlenmişti.
(Berke)-Sanki sizin yanınızdakiler orospu değil. Senin yanındakiler seninle olmak için para ödüyorlar amına koyayım.
Dedi Berke sadece kendisinin duyabileceği bir ses tonuyla. Azat bu sözleri duysaydı bile umursamayacaktı gerçi. Sonuçta yaptığı iş buydu ve bununla bir sorunu yoktu. Dediği gibi, "aptal" insanların sözlerini umursamayı uzun zaman önce bırakmıştı.
Azat Berke'nin yanından ayrıldıktan sonra yeniden Cennet'in yanına gitti ve...
(Azat)-Gidelim hadi.
(Cennet)-Kısa sürdü.
(Azat)-Amaan. Boş bir mevzu. Yolda anlatırım.
(Cennet)-Tamam bebeğim.
***
(Cennet)-Şey, ne diyebilirim ki? Her türden insan var dünyada.
(Azat)-Yine de aptalca. İnsanların seni kırmasına izin verip köpek gibi peşinden gitmeye devam etmek aşağılık birisi olmak demek. Berke'yi severim. İyi çocuk. Ama bu tür konularda aptalca davranıyor. Göktuğ en başından beri haklıydı. Berke'de onun haklı olduğunu biliyordur. Sadece onun dalga geçmesini kaldıramayıp kendisini kanıtlamak istemiştir. Tabii Göktuğ'u haklı çıkartmak dışında bir şey yapmadı ama. Neyse. Artık işin gerisi Berke'de. Kendini o aptal düşüncelerden kurtarabilirse rahatlar. Kurtaramazsa daha çok üzülür. Off. Canımı sıktı ya. İnsanların kendilerini böyle durumlara sokmalarını sevmiyorum.
(Cennet)-Üzülme güzelim. Eve geçelim bütün sıkıntını alacağım ben.
(Azat)-Şanslıyım desene.
(Cennet)-Hem de nasıl şanslısın. Anal denemek için çok heyecanlıyım.
(Azat)-Sen mi ben mi? Şimdiye dek her yerde her şeyi yaptım. Ama anal isteyen ilk kişi sensin.
***
Günün ilerleyen saatlerinde bütün hazırlıkları tamamladıktan sonra sonunda ikisi de ilişki için hazırlardı. Cennet farklı bir şey deneyeceği için çok heyecanlıydı. Azat'ta heyecanlıydı ama Cennet kadar değildi. Sadece farklı pozisyonlara girmeyi düşünüyordu. Çünkü şimdiye kadar yaptığı seksler ona artık yavan gelmeye başlamıştı. Kendisini yükseltecek farklı şeyler istiyordu ve şimdi bulmuştu.
Sanırım Cennet sayesinde biraz daha aktif olabilecekti.
İkisi de çıplak şekilde dikiliyorken Azat yavaşça Cennet'i belinden tutarak yatağa yasladı. Cennet'in inlemeleri odayı doldurup Azat'ın tüylerini şaha kaldırırken Azat sıkıca kavranmanın verdiği şevkle kendinden geçiyordu. İnlemeleri Cennet'in sesine karışıyordu.
Daha önceki sekslerinin tamamından daha fazla zevk alıyordu şu an. Bu onun için bambaşka bir tattı. Cennet'in kalça hareketleri ise bu tadın baharatları gibiydi. Azat tamamen Cennet'e kapılmış ve zevkten çıldırırken farkında bile olmadan Cennet'in belini kavramıştı.
Önce belini güzelce elden geçirdikten sonra saçından tutup başını geri çekmiş ve Cennet'i öpmüştü. Bedeni ateş gibi yanıyordu. Aklı karman çormandı. İlk defa bir birleşme sırasında ne yapacağını bilemiyordu. Cennet'i yönetse miydi yoksa kendini tamamen ona mı bıraksaydı emin olamıyordu. İkisinin de ilk seferi olmasına rağmen Cennet büyük bir ustalıkla Azat'ı azdırıyor ve ateşini harlıyordu.
Azat zaten parlamaya hazır bir yıldız gibiydi. Gittikçe ısınıyor ve daha parlak hale geliyordu. Şu anda öyle bir haldeydi ki Cennet'in aldığı nefes bile Azat'ın azmasına sebep oluyordu. Çıkardığı sesler ve bedeninin kıvrımları Azat'ı hiç uyanmak istemeyeceği bir rüyaya sokmuş gibiydi.
Azat bu şekilde hissetmeyeli çok uzun zaman olmuştu. Bu işe başlamasının ilk zamanları böyle hissediyordu. Ama artık seks yapmak onun için öyle basit bir durum haline gelmişti ki adam gibi zevk alamamaya başlamıştı.
Ama şimdi Cennet ona eskileri hatırlatıyordu. Unutmaya başladığı zevkleri yeniden gün yüzüne çıkıyor ve Azat'ın hayvani içgüdüleri kabarıyordu. Hayvani içgüdülerine yenik düşse bile Cennet'in sorun etmeyeceğini bildiğinden kendini tamamen saldı.
Sert bir hareketle avını boynundan tuttu ve sıkıca kendine çekerek dudaklarına yapıştı. Sonra da iyice üstüne çökerek avını hareket edemeyecek hale getirdi. Ayaz'ın vahşiliğini hiç çekinmeden kabul eden Cennet ise bu vahşiliğe bir karşılık vermesi gerektiğini düşündü ve kendisini avlayan vahşi hayvandan biraz uzaklaştı ve kendisini avlamak için orada bekleyen şehvet dolu canavara önünü döndü.
Azat bir kez daha keskin pençesini avının kalçasına saplarken avı zevkle inledi ve şehvetle dudaklarına yapıştı. Ama artık sıra Cennet'teydi. Azat'ı avlama sırası ondaydı. Azat'ın dudaklarına yapışmışken ellerini sırtına yaklaştırdı ve keskin tırnaklarıyla sırtını çizmeye başladı. Bu durum Azat'ı daha da azdırdı ve işleri biraz daha vahşi bir hale getirdi.
***
(Göktuğ)-Tamam lafını ne zaman cevap olarak kabul edeceksin acaba? Sana daha kötü durumlarda da kaldığımı söylemiştim.
Melek Göktuğ'a çok fazla ilgi gösterdiği için Göktuğ'u bunaltıyordu. Göktuğ gerçekten de daha önce şu andan daha kötü durumlarda kaldığı için mevcut durumunu umursamıyordu.
(Melek)-Olmaz. Kabul etmeyeceğim. İyi değilsin işte.
(Göktuğ)-Çattık amına koyayım.
(Melek)-Sonra koyarsın. Şimdi dinlenmen lazım.
(Göktuğ)-Gerek yok dedim. Üzerime bu kadar düşme. Can sıkıcı.
Göktuğ her zamanki gibi lafını sakınmıyordu. Ama hislerini söylediği için Melek umursamıyordu. Göktuğ'un hoşnutsuz bir insan olduğunu biliyordu. O yüzden tıpkı diğer insanlar gibi onun sözlerini takmıyordu. Sadece canının istediği şeyleri duyuyor, geri kalan can sıkıcı şeyleri umursamıyordu.
(Melek)-Evet evet ondan. Sadece bacağımda yatmaya devam et.
(Göktuğ)-Aman be. Sikerler.
Göktuğ söylenerek Melek'in bacağından kalktı ve ayaklandı. Melek anlık bir endişeyle...
(Melek)-Nereye gidiyorsun?
Diye sordu. Göktuğ'un şu an gitmesini istemiyordu.
(Göktuğ)-Balkona. Sigara içmek istiyorum. O da yasak mı?
Göktuğ yine karşısındakini düşünmeden konuşuyordu. Gerçekten insanların duygu ve düşüncelerini umursamıyordu. İnsanlar onu düşünüyor olsalar bile hem de.
(Göktuğ)-Gel buraya. Bakma arkamdan boş boş.
"Sokayım. Sadece dediğimi yapsana amına koyayım!"
Göktuğ balkona çıktı ve sigarasını çıkartıp yaktı. Melek ise yavaşça yanına geldi ve Göktuğ bir sigara daha çıkartıp kendi sigarasının ucuyla yakıp Melek'e verdi.
(Göktuğ)-Bugünü pas geçiyorsak yarın yapacağız tamam mı? Beni bekletmek yararına olmaz.
Melek da vahşi bir hayvan olan Göktuğ'u daha fazla tutamayacağını biliyordu. Kendisiyle yapmasa bile gidip başkalarıyla yapabilirdi. Göktuğ'un inatçılığı vücudundaki yaralarından daha tehlikeliydi.
(Melek)-Sen öyle diyorsan.
Melek sigarasını içine çekti ve balkondan gökyüzüne bakmaya başladı. Muhtemelen bir daha bunu yapamazdı ama en azından bir kereliğine ona sözünü dinletmeyi başarmıştı.
(Göktuğ)-Aç mısın?
(Melek)-Biraz.
Göktuğ sigarasının yarısını tek seferde içine çekti ve söndürmeden balkondan aşağı attı. Sonra da içeri gidip telefonunu aldı. Normalde yemek yapabilirdi ama şu anda gerçekten yemek yapmakla uğraşmak istemiyordu. Melek'in de yemek yapmakla uğraşmasını istemediğinden yemek söylemek daha cazipti.
(Göktuğ)-Ne yemek istiyorsun?
(Melek)-Kafana göre takıl. Her şeye okeyim şu an. Hatta dur. Sen söyle yemeği. Mutfakta eksiğim var. Sonra onları söyleriz.
Melek o anda mutfakta birkaç eksiği olduğunu hatırladı ve onları da internetten söylemeyi akıl etti. En azından bu şekilde alışverişi kolayca aradan çıkartmış olacaktı.
(Göktuğ)-Tamam. Ne lazımsa alırız.
Göktuğ Melek'in mutfak alışverişini de aradan çıkartma konusuna anında tamam olmuştu çünkü evden çıkmak gibi bir niyeti yoktu. Muhtemelen 2-3 gün daha Melek'in yanında takılırdı. Sonra da Hayal'in yanına gidip biraz onda takılırdı.
"Hayal'den sonra tatile falan mı gitsem?"
Diye düşündü. Son zamanlarda insanlar çok fazla canını sıkmaya başlamıştı. O yüzden küçük bir tatil sakinleşmesi için iyi olabilirdi.
***
Azat ve Cennet ne kadar süre seks yaptıklarını bilmiyorlardı bile ve şu anda hareketsizce yatakta yatıyorlardı. Birbirlerini o kadar fazla yormuşlardı ki ikisinin de hiçbir şey için enerjisi kalmamıştı.
(Azat)-An itibariyle hayatımın en güzel gününü yaşamış bulunmaktayım. Her anlamda hem de. Sanırım nirvanam bu olacak.
(Cennet)-Cennet'in iki kapısını da araladın bebeğim. Elbette en güzel günün bu olacak. Ama ne yalan söyleyeyim, benimde hayatımın en iyi günü bugün. Ve değişeceğini hiç sanmıyorum.
İkisi de bundan daha fazla zevk alacakları bir şey yaşayacaklarını düşünmüyorlardı. Şayet yaşasalar bile o günü, bugünün üstüne koyarlar mıydı emin değillerdi.
(Azat)-Hahaha. Hayatım boyunca bunu söyleyeceğimi hiç düşünmemiştim. Özellikle de etrafımda bu kadar kadın varken. Hayat bazen gerçekten garip.
(Cennet)-Ne o bebeğim?
(Azat)-Verdiğin 1 aylık paranın zamanı dolduğunda uzun bir süre görüşmeyeceğimizi söylemiştin. Sanırım bunu ilk ve son defa sana yapacağım. 1 aylık süre bittikten sonra biraz daha benimle kalmanı istiyorum.
Azat gerçekten hayatının başka hiçbir noktasında söylemeyeceği bir şeyi söyledi ve Cennet'in verdiği paranın miladı dolduktan sonra bir süre daha yanında kalmasını istiyordu.
(Azat)-Önden belirteyim senden hoşlanmıyorum. Sevgi ya da hoşlanmak gibi şeylere sahip değilim. En azından insanlara karşı. Ama seninle sevişmek beni gerçekten rahatlatıyor. O yüzden bir süre daha benimle kalmanı istiyorum.
(Cennet)-Ama, böyle söylersen...
Cennet yavaşça ayaklandı ve Azat'ın kucağına oturdu. Aşk ve şehvet dolu gözlerle ona bakıyordu.
(Cennet)-... beni deliler gibi azdırırsın.
Diyerek Azat'ı dudaklarına yapıştı.
(Azat)-Pekâlâ. Bunu evet olarak kabul ediyorum. Ama şu anda gerçekten enerjim yok.
Azat öylesine yorulmuştu ki şu anda sevişebilecek bir durumda değildi. Cennet ise bu duruma hiç takılmadan...
(Cennet)-Gel hadi. Duş alalım. Enerjini tamamen dolduracağım.
Diyerek Azat'ı kolundan çekti ve zorla yataktan çıkarttı. Cennet'in isteklerine karşı gelemeyen Azat yataktan çıktı ve zorla duş almaya götürüldü.
(Azat)-Sanırım bana biraz izin vermeni isteyeceğim.
(Cennet)-Ne için?
(Azat)-Soğuk duş alacağım. 2 dakika yeterli. Maksat bedenimi uyarıp kendime gelmek. Sonrasında beraber küvetteyiz.
(Cennet)-Amaaa, bende istiyorum.
Cennet yanaklarını şişirerek Azat'tan ayrılmak istemediğini belirtti. Ancak Ayaz gayet sakin bir şekilde...
(Azat)-Daha önce hiç soğuk duş aldın mı?
(Cennet)-Hayır.
(Azat)-O zaman olmaz.
Cennet şu anda Azat'ın gözünde küçük bir kız çocuğu gibiydi. İstediği olmadığı için somurtan tatlı bir kız. O yüzden de elini Cennet'in başına koydu ve onu reddetti.
(Azat)-Sadece 2 dakika zaten. Uzun sürmeyecek.
(Cennet)-Ooof. Tamam.
(Azat)-Ben küveti hazırlayana kadar git uzan biraz. Ve iç çamaşırını giy. Hasta olma.
Tüm bu konuşma gerçekleşirken ikisi de tamamen çıplaklardı ve Azat Cennet'in hasta olmasını istemiyordu. Ona bakmakla bir sorunu yoktu ama ikisi de seks yapmadan duramazlardı. Ve seks sonrası Azat'ın da hasta olma ihtimali kesindi. Bunu bir döngü haline sokup sürekli hasta olmak istemeyeceklerinden içlerinden birisinin kesinlikle hasta olmaması gerekiyordu.
(Cennet)-Tamaam. Ama çabuk ol sende. Yoksa duşta beklenmedik birini görebilirsin.
Cennet kendini kastederek Azat'ın çabucak duştan çıkmasını istedi. Onu çok istediği belliydi. Ki zaten daha en başından Azat'a 1 haftalık para verdiği anda işlerin bu raddeye geleceği kesinleşmişti. Çünkü bugüne kadar Azat'a haftalık para veren kadın sayısı çok azdı. Aylık veren ilk kişi zaten Cennet'ti.
Cennet'in gerçekten garip bir aurası vardı. Azat çok fazla kadınla birlikte olduğu için artık onların auraları onu fazla etkilememeye başlamışken Cennet bir anda ortaya çıkmış ve Azat'ı bu işe ilk girdiği zamanlara götürmüştü.
(Azat)-Hahahah. Tamam tamam. Çabuk olurum.