Kapı çalmıştı. İşte kıyamet başlamıştı. Babam gelmemi ve kapıyı açmamı söylemişti. Yüzüme çakma bir gülücük yerleştirdim. Derin bir nefes aldım ve kapıyı açtım. Karşımda 55 yaşlarında bir adam duruyordu… Bu olamazdı değil mi? Beni bu adamla evlendiremezlerdi değil mi? Babam dediğim bu adam bu kadar kötü olamazdı değil mi?
“Misafirimizi içeri almayacak mısın kızım?” aniden gelen babamın sesinden irkildim. “B-buyurun efendim” … Adam içeri girerken emin olmak için arkasında baktım ama adamlarından başka kimse yoktu. Adam sert ama bir o kadar da tatlı duruyordu ama babam yaşındaydı! Babamın bakışlarıyla hafif düşen yüzüme yeni bir sahta gülücük yerleşti. “ Teşekkürler kızım. Efendim demene gerek yok baba diyebilirsin hem ağızın alışır.” Şaşırdım ama bu sefer gerçekten sevinmiştim. Evleneceğim adam en fazla 30 yaşlarında olabilirdi. En azından daha iyiydi. İyi de bu adamla evlenmeyeceksem kimle evlenecektim? Adam sözüne devam etti “Oğlum arabasını park etmeye gitti gelir yakında” dedi sevecen bir sesle. Biz salona geçmiştik. Babamlar kendi aralarında bir şeyler zırvalıyordu ama ne dediklerinden tek bir kelime bile anlamamıştım. Çokta beni ilgilendirmediğini düşündüğüm için sadece dinliyormuş gibi yapıyordum. Yaklaşık bir 10 dakika sonra tekrar kapı çaldı. Ayağı kalktım “İzninizle” dedim nazikçe adam da başını olumlu anlamda aşağı indirdi. Kapıya doğru giderken korkuyordum. Karşımda nasıl biri belireceği hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Derin bir nefes aldım ve yavaşça kapıyı açtım. Karşımda yaklaşık 1.90 boylarında ve aramızda 1 yaş olan bir çocuk vardı. Oldukça iri bir yapıya sahipti. Kapıyı açtığım gibi çocuk beni baştan aşağı süzdü. Kapıyı bir az daha açınca babamın ismini sordu ve doğru ev olup olmadığını kontrol etti. Olumlu anlamda başımı salladım ve kapıyı sonuna kadar açıp içeri girmesini bekledim.” Teşekkürler ama içeri girmeyeceğim sanırım sen o kız olmalısın.” Yüzüm düştü yere baktım ve evet dedim. Daha sonra babamın bu geceyi bozmamamı istediği geldi aklıma tekrar sahte hafif bir gülümsemeyle yüzüne baktım. O da gülümsedi ama o gerçekten gülümsedi. “Birbirimizi gördüğümüze göre babama söyleyebilir misin arabada bekliyor olacağım.” Aynı hafif ama hüzünlü gülücükle “Tabii ki”
O arkasını dönüp babasının arabasına doğru ilerlerken ben de arkasından kapıyı kapattım. Yüzü nedense çok tanıdık geliyordu. Ama öyle biriyle arkadaş olduğum gelmiyordu aklıma. Senenin başında ek ders görenlerden biri olabilirdi okulumda ama düşünmüyordum. Koskoca şehirde gelip benim okulumda mı okuyacaktı? Zaten okusa bile beni tanımazdı 1 yıl geçti aradan ve oldukça değişmiştim. Yüz hatlarım neredeyse oturmuştu. Tamam gözlerim ve saçlarım hala aynı olsa da burnum bir az küçülmüş, yüzüm de oldukça değişmişti. Bu yüzden beni tanıması da pek mümkün değildi. Kendi kendime düşünürken içeri varmıştım bile “Efendim, yanılmıyorsam oğlunuz gelmişti. Kapıda konuştuk ve arabada bekleyeceğini söyledi” Adam oldukça sinirlenmişti. İzin istedi ve hemen yanımızdaki mutfakta birini aradı. Geldiğinde bir az gergindi. “Kusuruma bakma kızım, oğlum bir az meşgul de bu günlerde” dedi. Gülümsedim adam da bana. Tam sorun değil diyecektim ki babam bir anda araya girdi. Hep böyle olup benim güzel kızımla ilgilenemeyecekse vermeyeli-“ Adamla beraber sert bir şekilde baktık babama. İkimiz de apayrı şeyler için kin besliyorduk. Onu bilemem ama bu eziyeti bana çektirip üstüne dalga geçmesiydi. Babam susmuştu. Bir anda kapı çaldı. Sırıtıyordu hafif korkuyla “Heh bak kızım damadımız gelmiştir git aç kapıyı”. Yüzüne bile bakmadım ve oradan uzaklaşmak amacıyla kapıya doğru hızlı ama küçük adımlar attım. Kapıyı açtım. Aynı çocuk sadece canı daha sıkkın şekilde tekrar gelmişti. Bu da demek oluyordu ki o da benim gibi zorla evlendiriliyordu. Beni görünce sahte de olsa küçük bir gülümsemeyle selam verdi. Aynı şekilde ben de gülümsedim. “ İçeri almayacak mısın?” güldüm “Yine reddedeceğini düşünmüştüm” o da güldü “ O bir kere olur hem bundan sonra bütün kapılarımı sen açmayacak mısın?” dedi ukala bir sesle. Konuyu nereye getirmeye çalıştığını anlamıştım “Bütün kapılarını açacağımı kim söyledi? Belki sıkılırsam o gün açma-“ bir anda kapıdan içeri girdi ve beni kapıyla arasına aldı “Yavaş bir şekilde yüzünü boynuma doğru eğdi “Yapabilirsen yaparsın ama sonuçları olacağını da bilmelisin” boynuma küçük ve nazik bir öpücük bıraktı ve geri çekildi. Olduğum yerde kala kaldım. İlk defa bir erkekle bu kadar yakın durmuştum. Haliyle nasıl tepki vermem gerektiğini de bilmiyordum. İçerden gelen ses ikimizi de ayırdı ama ona rağmen burunlarımız dip dibeydi belki de daha iyi olmuştu. “Çocuklar içeri gelmeyi düşünmüyorsunuz herhalde” tek gözünü kırptı ve içeri doğru giderken “Gelmiyor musun?” dedi “A doğru geliyorum…”
İçeride babalarımızla oturuyorduk. Onlar kendi aralarında konuşurken karşımdaki genç çocuk da telefonda birileriyle mesajlaşıyor olmalıydı. Bende oturmuş babamları dinliyormuş gibi yapıyordum. Daha sonra bir şeyler ikram etmeli olduğum geldi aklıma. Bir anda ayağı kalktım ve “Kahve yapmamı ister misiniz?” diye bir teklifte bulundum. Çocuğun babası da “Aslında fena olmazdı” dedi gülümseyerek. “Nasıl içersiniz?” Babam “Sade” yanında oturan adam “Şekeri olsun lütfen” dedi kibar bir tonla. Kendini mesajlaşmalara kaptırmış olan çocuğa baktım “Sen?” “Her zamankinden” şaşırmıştım bana hizmetçileri gibi davranıyordu. Sakin ol sera. “Efendim?” “Her zamankinden dedim ya?!” babası “Sen boş ver onu kızım o yine kendini kaybetmiş” dedi. Yüzümde sinsi bir gülüş oluştu “Sorun değil efendim ben ne yapacağımı biliyorum” dudağım ir yana doğru kaymıştı. Sanırım demeye çalıştığımı anlamışlardı. Onun babası gülüyordu benim babamsa yapma dercesine sert bakıyordu. Pek de umurumda değildi açıkçası. Hızlıca mutfağa gittim ilk kendime ve babama sade babamın yanındaki adama da şekerli birer kahve yaptım. Son olarak da beni evlendirecekleri çocuğun kahvesini hazırladım. İçeri girdim. Telefonu bırakmıştı. Babam ve yanındaki adamın kahvelerini verdim. Daha sonra kendi kahvemi aldım ve kalan son kahveyi ona uzattım. Yüzünde pis bir sırıtış vardı. Aynı sırıtış benimde yüzümde vardı. Onunkinin sebebi ne kadar kötü bir kafa yapısına sahip olduğundandı. Benimki ise kahvesine kattığım 5 yemek kaşığı tuzdandı. Babalarımız ilk içti “Çok güzel olmuş sağ ol” dediler ve onun babası dikkatlice onu izliyordu. Kahveden bir yudum aldı. Ama yüzündeki bir mimik bile oynamadı. Korktum yanlışlıkla tuzlu kahveyi kendime mi almıştım yoksa? Sakince küçük bir yudum aldım kahvemden. Ama tadı normaldi. Yavaş yavaş tüm kahveyi içti ve bitirdi. Başarılı bir oyuncu olmalıydı. Tüm kahveler bitince bardakları topladım. Anlamsız gözlerle baktım ama o sırıtmaya devam ediyordu. Eeeh banane be ne hali varsa görsün. Bardakları aldım ve mutfağa gittim. Diğer bulaşıklarla yıkamayı bitirdim. Güzelce ellerimi yıkadım ve yemek hazırlamaya başladım. Önceden sarıp hazır koyduğum sarmaları çıkarıp kapağını da kapatıp pişirmeye bıraktım. Salata hazırlamaya başlamıştım. Malzemeleri doğrarken arkamdan bir baskı hissettim. Tam arkamı dönecektim ki arkadan bir çift kol belime ve kollarıma sarıldı. Hareket edemiyordum. Kafamı çevirdiğimde arkamdaydı. “Ne yapmaya çalışıyorsun” dedim “Seni etkilemeye çalışıyorum belli olmuyor mu?” dedi sırıtarak. Başımı tekrar doğradığım malzemelere döndürdüm “Sana sahip olmayı her şeyden çok arzuluyorum. Ve biliyor musun bilemem ama ben istediğim her şeyi elde ederim.” Nefesi boynumda dolaşıyordu. Hareket edemedim. Son anda tekrar düşününce ne demeye çalıştığını anladım. Ani bir hareketle kollarının arasından kaçtım ve yüzümü ona döndüm. “Ben o elde ettiğin basit şeylerden değilim. Özellikle sürtüklerden!” Tek kaşını havaya kaldırdı ve “Emin misin?” elbisemin dekoltesine kaydı gözü “pek de öyle gözükmüyor” dedi pis pis sırıtarak. Üzerime doğru geldi. Beni tezgah ile arasında tamamen arasına alarak tekrar boynuma doğru eğildi. Belimi zariflikle tutan ellerden biri baldırlarıma doğru inip yukarı doğru çıkmaya başladı. ”Benden kurtulman için tuzlu kahveden fazlasını yapmalısın” dedi çok rahatsız olmuştum. Onu ittirdim ama ne fayda o iri cüssesi için uyguladığım kuvvet onun için kuş tüyü gibiydi. “U-uzak dur” fayda etmedi “Sana diyorum” yine fayda etmedi. Bu sefer bütün kuvvetimi uygulayarak “RAHATSIZ OLUYORUM YAPMA!” dedim. Çok şaşırmıştı. Benim yerimde olmak isteyen binlerce kız vardı. Onun için bedenini 5 paralık edebilecek birçok kadın vardı. Ki bu yüzden verdiğim tepkiye oldukça şaşırmıştı. “Üzgünüm” diyebildi sadece “ Olmalısın da!” yüzü düşmüştü ve mutfaktan çıktı


